Dün gece bu konuyu okuduğumda tam yorum yazacakken vazgeçmiştim. Konu küllenmiş mesaj atarak canlandırmıyım dedim ama konu gayet canlıymış...
Öncelikle eskimezarlık (tuğba) yı anlından öperim gayet güzel çıkmış hepinize karşı savunmuş davasını. Kendisine destek olmak istedim ama geç kalmışım üye olmak için

Bende konuya annem ve babamdan örnek vereyim o zaman.
Babam gençlik yıllarında tam da dediğinizin aksine bir Türk kızı olan anneme görücü göndermiş. Dayımlar önce araştırmışlar, tembel mizaçlı bir delikanlı olan babam meğer kendi köyünden kız istemiş ama alamamış ve yan köydeki anneme görücü yollamış.
Annem de Köy Ağasının kızı ki sanırım detay burda gizli. Tarlaların ve koyunların haddi hesabı yok.
Velhasıl kelam dayımların ısrarlı karşı çıkışlarına rağmen annem gece rüyasında babamla evleneceğini gördüğü için kabul etmiş. ve nikah masasında dahi babamın yüzüne bakmadan bir evlilik gerçekleşmiş. Hep söyler "Ben babanızın yüzünü eve geldiğimizde gördüm" diye. 50 yıllık çok mutlu bir evlilikleri var, Çerkesle evlenen çiftlerden belki de tek eksikleri çocukları adige xhabzeye uygun yetişemedi belki ama doğru düzgün yetişti.
Gelelim sonuca, pşaşeler yabancılarla evleniyorsa dönün önce kendinize bir bakın, ruhunuz tembel...
Babam; gençliğinde tembelliği yüzünden kendi köyünden kimseyle evlenememiş. Annem gibi dominant bir kadınla evlenmeseydi ve biz yine onun çocuğu olarak doğsaydık, şimdiden tek farkımız sadece adigece konuşamamak olmazdı.
Abim; Çalıştığı şirkette Genel Müdür Yardımcısı ama farketmez ruhu tembel, o da bir Türk Kızıyla evli onu da çekip çeviren yengem.
Ben mi? Hayatımda bir tane çerkes delikanlısı oldu onunla da Delikanlılığı bırakın "Adamlık" lafından bile sıtkım sıyrıldı.
Gidene mi gitmek zorunda bırakana mı ????