Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Cmt May 26, 2012 7:43 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 73 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 4, 5, 6, 7, 8
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: ÇERKES'iM DEME
İletiTarih: Per May 20, 2010 2:02 pm 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye
kabardeyoguz

Kayıt: Cmt Mar 27, 2010 10:26 am
İleti: 649
Çakmak (1438)

Çakmak tam ismiyle Melik Zahir Sayfeddin Çakmak (d. Yak. 1372 - ö. 1453, Kahire), 1438 ile 1453 döneminde saltanat süren Çerkes kökenli Burci Hanedanı'ndan Memluk hükümdarı.

Sultanlıktan önceki yaşamı

Memlûklu Sultanı Berkuk (1382 - 1389)(1390 - 1399)'un kölesi idi. Memlûklu saray bürokrasisi içinde yavaş bir şekilde ilerleyip Sultan Barsbay (1422 - 1438) saltanat döneminde (sivil idarenin başı olan davadar) Tablhane emirliğine sonra (askerî başkomutanlık olan) Atabeylik (atabeg el-asakir veya emir-ul-kebir) görevlerine yükseldi. Sultan Barsbay'ın 7 Haziran1438'de ölümünden sonra Memlûk Sultanı olarak başa getirilen oğlu Yusuf daha yetişkin olmadığı için onun taht naipliğini yapmaya başladı. Fakat hemen eski sultanlar olan Berkuk, Farac, Muavyed Şeyh ve Barsbay'a bağlı olarak yetişmiş kölemenlerden kurulu değişik saray klikleri aralarında iktidara yakın olma ve hatta iktidarı ele geçirme mücadelesine giriştiler. Bu yıkıcı klik mücadelelerini onlemek 7 Ağustos1438de Çakmak genç Yusuf'u tahttan indirerek Sultanlık ünvanını alıp Memluklu Sultanı oldu.

Sultanlık dönemi

Sultan Çakmak Yusuf'u önce Kahire kalesinde tutuklattı ama Yusuf buradan kaçtı. Çok geçmeden tekrar ele geçirilen Yusuf İskenderiyeye tutuklu sürgün olarak gonderildi. Suriye'de bulunun Şam ve Halep emirleri Yusuf'un hukumdarlıgını desteklemekteydiler. Bunlar üzerine gönderilen bir Memlûklu ordusu bunlarla yapılan çarpışmalarda galip geldi ve bu iki emir yakalanıp idam edildiler. 1439dan sonra Sultan Çakmak açıkca muhalefet yapan ve hükümdarlık iddia eden bir rakip olmadan hayatının sonuna kadar Sultanlık yaptı.

Rodos'taki Hristiyan Senjan Şövalyeleri ve Kıbrıs'ta bazı korsanlıkla geçinen bazı Hristiyanlar Akdeniz'deki müslüman ticaret gemilerine karşı korsan hücumları yapmakta ve Akdeniz'deki ticaret bağlantılarını ve hatta bazı Doğu Akdeniz sahillerini taciz etmekteydiler. Çakmak Memlûklu donanmasını bu korsanlar üzerine gönderdi. Fakat bu donanma Rodos'taki Senjan Şövalyelerine karşı fazla başarı sağlayamadı. 1442 ve 1443de de Memluklu donanması tekrar Rodos'a hücum etti ve sonunda Senjan Şövalyeleri ile bir barış anlaşması imzalandı.

Mekke ve Medine'nin savunucusu olan ve Abbasi halifelerinin yaşadığı ülke olan Memluklu Sultanlığı Sultan Çakmak döneminde müslüman ülkelerle barışcıl ilişkileri korumaya devam etti. Hatta Timur'un oğlu olan Sultan Şahruh'a Kabe'nin örtülerini hazırlatıp değiştirmesine izin verdi. Halbuki bu görev bu iki şehrin koruyucusu olan Memluklu Devleti'nindi. Mısır halkı Timurlu Moğolları hic sevmemekteydi ve Timur'un eski zevcelerinin birinin Kahire'de yaşadığı ve diplomatik imtiyazı olan bir saraya halk hücum etti. Fakat Çakmak güçleri halkı yatıştırmayı ve Memlûklu elçileri de Timurluları buna karşı tepki göstermemelerini sağladı.

Sultan Çakmak Anadolu'da Osmanlı Devleti ve diğer Anadolu beylikleri ile iyi ilişkileri devam ettirdi. Sultan Çakmak döneminde Memluklulara bağlı olan Ramazanogulları beyi Eylük Bey Memlûklu desteğine rağmen Varsaklara karşı yenildi ve kendi içine çekildi.[1] Memluklu'lar ve Osmanlı Devleti arasında bir tampon devlet olan Dulkadirogulları beyi Süleyman Bey ise her iki devletle dostane ilişkileri devam etmek için bir kızını da Memlûk Sultanı Çakmak'a, diğer kızını II. Mehmed'e verdi. [2]

İçişlerine gelince, Mısır'da bulunan imtiyazlı devlet tekelleri hakkında halktan şikayetler gelmeye başladığı için bu tekel imtiyazlarını kontrol etmek için birkaç tanzim yönetmeliği yayınladı. Fakat bu sefer bu tekel imtiyazlarını ellerinde bulunduran Kopt ve ortododoks Hristiyanlar ve Yahudiler hoşnutsuz oldular. Sultan Çakmak sıkı bir kontrolle devlet harcamalarının yükselmesini önledi. Fakat Çakmak'ın, o döneme göre, çok sayıda yeni yazma kitaplara harcama yaptığı bildirilmektedir.

Ölümü

1453de 80 yaşında iken oğlu Osman'ı kendine valiaht olarak tayin etti ve bu Mısır'da bulunan Abbasi Halifesi tarafından da onaylandı. Bundan çok kısa zaman sonra Sultan Çakmak öldü. Cenazesi büyük bir törenle yapıldı. Yerine Memluklu Sultanı olan oglu Osman ise ancak çok kısa bir Sultanlıktan sonra İnal Acrud tarafından tahttan indirildi
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87akmak_(1438)

_________________
Resim
Resim cc buyuruyor:
"Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Resim, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.” (Fetih, 18)
Rasûlullah (sav) buyuruyor:
"Cihad amellerin zirvesidir; kubbesidir" (Tirmizî, Fezâilu'l-cihâd 22)


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: ÇERKES'iM DEME
İletiTarih: Per May 20, 2010 2:05 pm 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye
kabardeyoguz

Kayıt: Cmt Mar 27, 2010 10:26 am
İleti: 649
İnal (1453)

Sultan İnal, tam ismiyle Melik Eşref Seydeddin Ebu Nasr-el-Alai el-Zahiri el-Nasır İnal el-Acrud (d. 1380 - ö. 1461, Kahire), 1453 ile 1461 döneminde saltanat süren Çerkes kökenli Burci Hanedanı'ndan Memluk hükümdarı. El-Acrud lakabını sakalının şeklinden almıştır.

Sultanlıktan önceki yaşamı

Kafkasya'da yaklasik 1380 yılında Çerkez doğumludur. 1397de Alaeddin adlı bir esir tüccarı tarafından satın alınıp Mısır'a getirildi. Sultan Zahir Berkuk tarafından satın alınıp onun kölemenleri arasında Memlûklu sarayına girdi. 1399da Sultan Nasıreldin Farac Memlûklu Sultanı olnuca onun kölemeni oldu. 1421de Sayfeddin Tatar'dan sonra Sultan Muzaffar Ahmed Sultan olduğu zaman saray muhafızları arasında Onlar Başı olarak atandı. Sultan Eşref Sayfeldin Barsbay (1422-1437) sultanlık döneminde Memlûklu bürokrasisi içinde ilerledi (tablahane emiri; reis-i nevba 1427de erbain emiri ve reis nevba sani). 1428de Gaza'ya vali (naip) tayin edildi.

1433de Akkoyunlular Sultanı Kara Yülük Osman Bey'e karşı açılan seferde Diyarbakır'a gidip o kaleyi kuşatan Memluklu ordusuna katıldı. Bu kale Kara Yülük Osman'ın oğlu Murad Bey tarafından savunulmakta idi ve Memlûklu kuşatması başarısız kaldı. Bundan sonra Emir İnal o zaman Ruha olarak anılan Urfa'ya vali (naip) olarak gönderildi. Bu görevde iken 1436'ya kadar Memlûkluların Akkoyunlular üzerine yaptıkları sefer ve hücumlara katıldı. 1437de Filistin de Safad valisi (naibi) olarak tayin edildi.

1439da Memlûklu Sultanı Zahir Sayfeldin Çakmak (1438-1453) tarafndan Kahire'ye çağrılarak önce mukaddem ve sonra Memlûklu sivil idaresinin en yüksek mevki olan divittar olarak görev verildi. 1442 ve 1444de bu Sultan tarafından açılan Memlûklu donanmasının Rodos seferlerine katıldı ve bu seferler başarısız kaldı. 1450 de Atabeg (ordu başkomutanı) olan Emir Yaş-beg öldüğünde Emir İnal, Atabeg olarak onun yerine tayin edildi.

1453de Sultan Çakmak ölmeden önce oğlu Fahri Mansur-el-sin Osman'ı valiaht olarak ilan etmiş ve hemen sonra ölünce Osman Memluklu Sultanı olarak Çakmak kölemenleri tarafından ilan edilmişti. Fakat Atabeg İnal ve diğer bir grup kölemen bu yeni sultanı kabul etmediler. İki grup ve askerleri arasında Kahire'de sokak savaşı başladı. Emir İnal ve askeleri Kahire Kalesi'ni (Kalat el-Cebel)'i isgal ettiler. Orada toplanan ve aralarında Abbasi Halifesi ve 4 tane en büyük rütbeli kadılar da bulunan bir komite Melik Eşref-el-din el Sayda adı ile Emir İnal'ı Memluklu Sultanı ilan etti.

Sultanlık dönemi

Memlûklu Sultanlığı'nı eline geçiren Sultan İnal'ın ilk politika tedbiri daha önceki Memlûklu Sultanlarının etrafındaki kliklerde bulunan kölemenleri idarî görevlerden uzaklaştırarak ve bazı saray komite ve divanlarını ortadan kaldırarak bunların birer muhalefet odağı olmalarını önledi. Sonra etrafında kendinin inandığı kölemenlerden bir klik kurdu ve bunun için kendisi gibi esir taciri Allaeddin tarafından Mısır'a getirilmiş ve Alai grubu olarak bilinen kölemenleri etrafına topladı.

Tahta geçergeçmez 1453de Osmanlı Devleti'nin gönderdiği İstanbul Fethi fetihnamesi gelince hemen Emir Akar Baybars adlı bir Memlûklu ilerigelenini bu zaferi kutlamak için hediyelerle elçi olarak İstanbul'a gönderdi.

1454'de Dülkadiroğulları Beyi Süleyman Bey ölünce Sultan İnal yeni bey olarak Süleyman Bey'in oğlu Melik Arslan Bey'in bey olmasını sağladı. Onun rakibi olan Fayyad Bey'in beyliği eline geçirmesini önlemek için tebdirler aldırdı.

1455de Kahire'de iki rakip kölemen grup arasında bir anlaşmazlık çıkıp bu bir silahlı kavgaya dönüştü. Sultan İnal bunu hemen bastırdı. Kahire'de Abbasi halifesi olan El-Kaim'in bu karışıklığın çıkmasında parmağı olduğu anlaşıldı. Sultan İnal Halife II. El-Kaim'i indirerek onun kayın-biraderi olan II. El-Mustancid'i halife olarak ilan etti.

1456da Karamanlıoğlu II. İbrahim'in Osmanlı Devleti'nin kötü niyeti olduğuna dair göndermiş olduğu muhtırayı kabul etmedi. Karamanoğlu'nun Klikya'da Osmanlılarla Memluklulara arasını açmak için yaptığı girişimleri önlemek icin Klikya'ya bir kölemen ordusu gönderdi ve Osmanlı Devleti'ne bir elçi gönderip bu durumu açıkladı. Sultan İnal'ın bu politikası bazı Mısırlı ilerigelenleri tarafından tenkite uğradı.

Klikya'da kampanya yapan Memlûklu ordusunu 1457de (sonra sultan olacak) Emir Hoşkadem komutası altında Memlukluların elinde bulunan Malatya'ya göz dikmiş olarak görülen Akkoyunlu Sultan'ı Uzun Hasan'a karşı doğuya o kaleyi korumaya gönderdi.

Hristiyan Kıbrıs Luzinyan Krallığı Memluklulara yıllık tazminat veren bir bağımlı ülke durumundaydı. 1458de Luzinyan Kralı II. John öldü ve onun yerine hükümdar olarak 14 yaşındaki kızı Luziyan'lı Şarlot kraliçe olarak tahta geçti ve kocası Savoylu Louis de ortak devlet naibi oldu. Bunu II. John'un gayrimeşru oğlu ve Lefkoşa Piskoposu olan James kabul etmedi. Kendini tehlikede olduğunu düşünerek Mısır'a kaçtı. Adada bulunan soyluların çoğu Kraliçe Şarlot taraftarı olmakla beraber James Kahire'de kendini destekleyen bazı ilerigelen Memluklu emirleri buldu. Her iki taraf da elçileri vasıtasıyla Sultan İnal'a başvurdular. Sultan İnal James'i Kıbrıs Luzinyan Kralı kabul ettiğini bildirdi. Bir Memlûklu Mısır deniz filosu desteğinde James adaya giderek karaya çıkan Memlûklu birlikleri ile Lefkoşa'yi eline geçirdi. Kraliçe Şarlot içkaleye çekilerek savunmaya geçti. Adaya çıkan Memluklu birlikleri bu kaleyi kuşatmakla ve birçok hücumda bulunmakla beraber önce kaleyi ellerine geçiremediler ve büyükçe zayiata verdiler. Bu ilk başarısızlığa rağmen ancak 1463de (Sultan İnal'ın ölümünden sonra) Memluklu birlikleri Kraliçe Şarlot'u Kıbrıs'tan kaçmaya zorladılar ve James Luzinyan Kralı olarak taç giydi.

Ölümü

Sultan İnal 26 Şubat1461de 80 veya 81 yaşındayken eceliyle öldü. İki oğlu ve iki kızı bulunmaktaydı. Büyük oğlu Melik Müeyyed Sihabaddin Ahmed adı ile Memlûklu Sultanı olarak tahta geçti. Fakat tahtta 4 ay kaldıktan sonra Atabeg olan Zahir Seyfaldin Hoşkadem tarafından tahttan uzaklaştırıldı.

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nal_(1453)

_________________
Resim
Resim cc buyuruyor:
"Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Resim, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.” (Fetih, 18)
Rasûlullah (sav) buyuruyor:
"Cihad amellerin zirvesidir; kubbesidir" (Tirmizî, Fezâilu'l-cihâd 22)


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: ÇERKES'iM DEME
İletiTarih: Per May 20, 2010 2:40 pm 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye
kabardeyoguz

Kayıt: Cmt Mar 27, 2010 10:26 am
İleti: 649
Mısırda Çerkes Memlük Devleti


Mısır'da sürmüş olan Çerkes sultanları dönemi hakkında ne yazık ki Adige tarihinde pek bir bilgiye karşılaşılmıyor. Bu konuda elimizde bulunan en önemli bilgi Tsağo Nuri tarafından yazılmış bulunan "Müslüman Tarihi" adlı kitabın sonunda yer alan kısa değinmeleridir. Bu konuya Ortadoğu tarihinde ve Mısır'ın tarihi üzerine yazılmış kitaplarda çok ayrıntılı olarak karşılaşmaktayız. Ancak bu konu Mısır Tarihi adı ile ele alınıp, bizi ilgilendiren yönü ile pek fazla irdelenmemektedir.

Batı Avrupalı yazarlardan Sör William'da (The Mameluke Of Slave Dynaste Of Egypt-London 1896) yapıtında Mısır'daki Çerkes sultanlarından uzun uzun sözeder.

Met Çunatıko İzzet Paşa'nın "Kafkasya Tarihi" kitabını çeviren ve Kahire'nin en bilinen adlarından olan Xahustıko Abdülhamit, bu çevirisinde yer alan kendi ek yazısında şöyle der: "Ben ümit ediyorum ki Mısır'da ve diğer Müslüman kavimlerinde çok büyük yararlıklar göstermiş, çok yüksek kademelerde bulunmuş Çerkeslerin hepsini içerisine alan ve bu gün bile hala varolan yapıtlarıyla bu insanları hakkıyla araştırıp inceleyerek ayrıntılı araştırmalar yapacak tarihçiler bir gün çıkacaktır. "Elbette Mısır'da Çerkes sultanları dönemi aynı zamanda Çerkes tarihinin de bir parçasıdır. Mutlaka bu dönem gereği gibi ele alınıp ayrıntılı bir biçimde incelenerek Çerkes tarihindeki yerini almalıdır. Mısır'daki Çerkesler ve onların dönemleri tarihte Memluk (Çerkes Memluklar, Burcu Memluklar) adı altında yer alır.

Ayrıca yine Memluk adı altında Türk ve Türkmenlerin egemenlik sürdürdüğü bir dönem de vardır ve Arapça'da hizmetli, özgür olmayan anlamına gelen bu sözcük gerçek anlamı ile o dönemde kullanılmışsa da Çerkesler daha çok asker ve koruma olarak getirildikleri için bu tanım Çerkes Memlukları için pek geçerli sayılamaz. Memluklar, Mısır'da yönetimi ele almadan çok önceleri Müslüman ülkelerde söz ettiğimiz biçimde (köle ya da hizmetli) görülmüşler ve ilk ortaya çıkışları bu şekilde olmuştur.

İlk olarak Abbasi halifesi Me-mun (813-833) döneminde görülmüşlerdir, daha sonra yine Abbasi halifesi Muhteşim (833-843) Türkmenlerden bir grubu ülkesine getirerek daha çok askeri işlerde görevlendirmiştir. Doktor Ali İbrahim Hasan "Türk Memlukların Tarihine Dair Bilgiler" adlı kitabında Memlukların ülkeye getirilmesinin ve görevlendirilmesinin Tulunilerden başlayıp Fatımilere dek uzanan oldukça uzun bir dönemi kapsadığını söyler.

Memlukların Ortadoğu'da ilk ortaya çıkışı Tuluniler Krallığı'nın kuruluşu döneminde çok büyük sayılarda köle ve ücretli gönüllünün ülkeye getirilişi ile başlar.Yeni krallık ordusunu Türk ve Karadeniz kıyısındaki halklar ile Berberilerden oluşturur. Daha sonraları ise Fatımiler aynı yöntemlerle ordularını büyütüp egemenlik alanlarını geliştirmeye çalışmışlardır. Mısır toprakları Fatımilerden sonra Kürt kökenli Selahaddin Eyyubi'nin yönetimine geçmiş ve Eyyubi Devleti kurulmuştur.

Çerkesleri İlk Olarak Mısır'a Getiren; Türk, Türkmen ve Berberilere Güvenemeyen Eyyubilerdir.

"El Mazeratül el İslama el Asarül el Arabia" adlı kitabın 4. bölümünde bu konu için şöyle der: Eyyubiler köken olarak Tiflis yakınlarından ve Kafkasya çıkışlı olduklarına göre ve üst düzey komutanlarının çok büyük bölümü Abaza kökenli kişiler olduğuna göre Kafkas halklarının Mısır'a gelişinin bu döneme denk gelmesi rastlantı değildir. Daha sonraları Eyyubi Devleti'de yıkılarak Memluk Devleti kurulmuş ve Türk sultanları dönemi başlamıştır. Ancak Eyyubiler döneminde başlayan Kafkas halklarının Mısır'a gelişi daha sonraki dönemlerde de devam etmiştir.

Çerkesler, Memluk adı ile anılıyor olsalar da ve bir bölümü kendiliğinden, bir bölümü esir edilerek ya da köle olarak getirilmiş olsalar da hiç bir zaman sözcüğün anlattığı anlamda Mısır'da bulunmamışlardır. Savaşçı ve gözü pek özellikleri nedeni ile daha çok askeri görevlerde bulunmuşlar üst düzey görevlere yükselmişlerdir. Ayrıca o dönem Mısır ile Ortadoğu'daki varlık ve zenginlik nedeni ile gerek Türkmenlerden ve Çerkeslerden gerekse diğer halklardan pek çok insan da gönüllü kendiliğinden gelmiştir. Biz burada Türk Memluklar dönemine değinmeyeceğiz .

Türklerde sultanlık babadan oğla geçtiği için en son tahta geçen sultan, Kalavun ailesinden Sultan Sabah'ın oğlu hacıdır. Seçildiği zaman daha 11 yaşında olan bu sultanın Atabek'i (vekil ve vezir) olarak Burcukale Çerkeslerinden Berkuk seçildi. Yönetim bu biçimde 1,5 yıl devam ettikten sonra ülkede durumun kötüye gitmesi ve bazı bölgelerin bağımsız hareket etmeye başlaması üzerine ileri gelenler, halife ve emirlerin isteği ile, sultanı tahttan indirilip yerine Berokue oğlu Seyfuddin Berkuk'u sultan olarak seçti. Böylece sultanlık Türk Memluklarda sona ermiş yönetim Çerkes Memluklara geçmiş oldu.

Çerkesler de sultanlık hiç bir zaman babadan oğla geçmemiş, yönetim savaşlarda gösterilen başarı ve toplumda gördükleri saygı ile bu göreve değer olana geçmek biçiminde el değiştirmiştir.

Mısır'da Çerkes sultanları dönemi 1390-1517 yılları arasında geçen dönemdir.

Bu dönemde tahta çıkan sultanların sayısı 23 kişi olarak geçmektedir ve bu dönemden Memluk yönetiminin en parlak dönemi olarak söz edilmektedir. Ömer İskender'in "Mısır Tarihi" kitabında belirttiğine göre Mısır'da bu gün bile bu dönemden kalma izler, camiler, yollar, okullar ve kervansaraylar vardır.

Çerkeslerden yönetime gelen ilk sultan Seyfuddin Berkuk döneminde Kahire'de yapılan büyük medrese bu gün hala okul olarak kullanılmaktadır. Onun döneminde ülkedeki karışıklıklar bastırılmış düzen yeniden sağlanmıştır. Temerlan (Timur) ordusunun Suriye ve Mısır üzerine yürüyüşü durdurmuş ve orduları bozguna uğratılmıştır. Bu sultan, çeşitli biçimlerde esir ya da köle olarak Türk ülkelerine ve diğer Müslüman ülkelere götürülen Çerkesleri geri getirtmek ve özgürlüklerine kavuşturmak için çok büyük çaba göstermiştir.

İleri görüşlü sultan diye anılan sultan Berkuk ile başlayan Çerkes Memluklar dönemi aşağıdaki sıralama ile devam etmiştir.


1) Sultan Seyfuddin Berkuk 1390
2) Berkuk'un oğlu Sultan Ferej 1398
3) El müçtehid el halife bilal 1412
4) Şeyh Mahmud 1412
5) Muayyed oğlu Sultan Ahmet 1221
6) Ebul Feth tatar 1421
7) Sultan Barasbiy 1422
8 ) Barasbiy oğlu Seyfuddin 1422
9) Barasbiy oğlu Yusuf 1438
10) Naue Çakmak 1438
11) Çakmak oğlu Osman 1453
12) Sultan İnal 1453
13) İnal oğlu Ahmet 1461
14) Sultan hoşkadem 1461
15) Sultan Balabay 1467
16) Temariğe 1467
17) Eşref Kaytbay 1467
18) Kaytbay oğlu Muhammet 1495
19) Kanşaue Eşref 1498
20) Eşref Janbulat 1499
21) Kanşaue Eşref oğlu Tumanbay 1500
22) Kanşaue Ğur 1500
23) Tumanbay 2. 1516 - 17

Hasan Ali İbrahim, "Ortaçağda Mısır" Kitabından sayfa 231


Tarihçi İbn-ü İyas dört ciltlik "Bedaiguzzuhur fi vekaidü-d duhur" adlı kitabında bu sultanların hepsinden kökenlerini de belirterek tek tek söz etmekte ve dönemlerini geniş bir biçimde anlatmaktadır. Onun anlatımına göre bu sultanlardan Hoşkadem ve Temariğe adlı ikisi Rum kökenli, diğerleri hepsi Çerkes ya da Çerkes kökenlidir diye sözeder. Kaytbay için Abaza ve babasının adı Balbay'dır diye ayrıntıyla sözeden, Rum sultanlarını Bizans kökenleri ile anlatan bu tarihçi herhalde diğerlerinin hepsi Çerkes'dir diyorsa bunu Adige olarak anlamak gerekir. Ancak bir başka tez ise Çerkes adının tüm Kafkas kavimlerini kapsar biçimde kullanıldığı ve bu tanımdan, daha çok Gürcülerin anlaşılması gerektiği ileri sürmektedir. Ancak bu pek tutarlı değildir bence. Çünkü Kafkas kavimlerinin hepsinin Çerkes olarak adlandırıldığı dönem çok eskiye (Kartvel'den önce) dayanır. Oysa bu sözünü ettiğimiz dönem 1382 ile 1517 yılları arasında çok daha sonraki dönemdir. Zaten o döneme kadar Ortadoğu ve batı tarihçilerinin Çerkes, Çeçen, Gürcü, Dağıstan kavimlerini tanımadığını ve ayırt edemediğini söylemekte pek mantıklı bir şey değildir.


Tarihlerde Memlukların Çerkes, Ermeni, Gürcü, Türkmenlerden oluştuğu, bu halkların adları verilerek söz ediliyor. Demek ki bu halklar o zaman biliniyormuş. Sovyet ansiklopedilerinde de bu yanlış yapılmış ve Memluk denildiğinde önce Gürcülerin daha sonra Türkmen ve Çerkeslerin anlaşılması gerektiği bunların sayılarının 9.000 ile 12.000 arasında olduğu biçiminde yanlış bilgiler verilmiştir. Oysa o dönem yalnız Türk ve Türkmen Memlukların sayısı 400.000'e ulaşmaktadır.


Yine bu sözünü ettiğimiz dönemlerde Kafkasya'da Adige halklar ile Kırım Tatarları arasında Türk sultanlarının da kışkırtmaları ve üstelik bizzat askeri destekleri ile bir kaç kez savaşlar çıkmış. Esir edilen pek çok Çerkes, Türk yurduna götürülerek köle olarak satılmışlardır. Mısır'daki Çerkes sultanları bu iş için görevlendirdikleri adamları aracılığıyla bu esirleri satın alıp Mısır'a getirerek özgürlüklerine kavuşturmuş, yetiştirip eğittikleri bu insanlara orduda ve pek çok kritik alanlarda görevler vermişlerdir. Bazı tarihçiler bunu Mısır sultanlarının köle ve hizmetkar satın almaları şeklinde yorumlasalar da Çerkesler için durum bu anlattığımız gibiydi.


Bu dönemde gelen sultanlardan bazılarından kısaca söz edecek olursak kitaplarda şu biçimde geçer: Sultan Barasbi, 1426 yılında Nil'in çıkış noktasında Bulak kentinde kurduğu güçlü donanma ve tersane ile Kıbrıs'ı kendine bağlamış Venedik konsülünün araya girmesi ve istenen tazminatı vermesi ile ancak bu seferden vazgeçmiştir. Onun döneminde Mısır toprakları küçük Asya'ya Fırat ve Irak sınırlarına dek yayılmıştır.


Sultan Kaytbay, 28 yıl yönetimde kalmış, döneminde ülkenin imarına yönelik çok büyük işler yapılmıştır. Üniversiteler, yollar, köprüler, imarethaneler ve benzer pek çok yapıt bırakmıştır.


Kahire'nin Bin Yılı adlı kitapta onunla ilgili şöyle yazar: Onun dönemi ülkenin en huzurlu ve refah içinde olduğu, eğitime en çok önem verildiği adı, yabancı ülkelerde duyulacak kadar önemli okulların kurulduğu sanata ve sanatçıya en çok değer verildiği dönemdir


1501 yılında yönetimde olan Kanşaue Ğur aynı Kaytbay gibi bilime ve imara büyük önem veren sanatı özelliklede müziği ve müzisyenleri sevip gözeten birisi olarak bilinir. Onun döneminde Mısır'da ilk kez yel değirmenleri kurulmuş, büyük parklar yapılmış, deniz bilimleri üzerine ilk okullar açılmış, kimsesiz çocuklar için yurtlar açılmış, yönetim yeniden ve disiplin içerisinde yapılandırılarak yönetim sağlam biçimde yeniden oluşturmuştur. Yoksullara ve düşkünlere karşı çok sevecen olarak bilinen ve zaman zaman halkın arasına girip kendi eliyle yardımlar dağıtan bu sultan aynı zamanda bilime çok önem verdiği, beş dil bildiği İbn-ü İyas'ın kitabında belirtilir. Ancak bu büyük sultan 1515 yılında Mısır üzerine yürüyen Türk ordusunu durdurmak üzere ordusunun başında Suriye'ye gelmiş burada Mercidabık Savaşı olarak anılan savaşta ölmüştür. Onun ölümü üzerine yerine Tumanbay sultan olarak seçilmiştir.


Yeni sultan, Suriye üzerinden ilerleyen Sultan Selim'in ordusunu durdurmak üzere göreve gelir gelmez yeniden savaşa tutuşmuş ancak güçlü Osmanlı Ordusu karşısında tutunamayarak Kahire'ye çekilmek zorunda kalmıştır. Ancak ilerleyen Sultan Selim'in ordusu Kahire içlerine girmiş, kıran kırana sokak savaşlarından sonra kent teslim olmuş ve ordunun geriye kalan bölümü de tümüyle dağılmıştır. Bu çatışmalarda esir düşen Sultan Tumanbay Kahire'de Züeyl Kapısı denilen yerde kafası kesilerek katledilmiştir (Nisan 1517). Kenti tümüyle işgal eden Sultan Selim'in, çocuklar dahil tüm Çerkeslerin öldürülmesi, hamile kadınların dahi çocukları erkek olması olasılığına karşı öldürülmesi yönünde ferman yayınlattığı İbn-ü İyas'ın kitabının 3.cildinde yer alır.


Mısır'daki Çerkes sultanları dönemi böyle acı bir şekilde sona ermiştir.


Bu konuda folklorumuzda da çeşitli bilgiler var. Bu bilgiler ve çeşitli kaynaklarda bu konuya ilişkin diğer bilgilerden devamında sözedeceğiz.


Aslında bu konuyu Çerkeslerin Mısır'a gelişi, Mısır'da egemenlik sürdükleri dönem, Mısır Devleti ile Türk Devleti arasındaki ilişkiler, Mercidabık Savaşı, sonrası ve Mısır'ın Osmanlının eline geçtikten sonraki dönem olmak üzere birkaç bölüm halinde çok daha ayrıntılı bir biçimde ele alınıp incelenmesi gereken çok uzun ve geniş bir konudur. Burada çok kısa olarak değinmeye çalıştığımız Mısır'da Çerkes sultanları dönemi ile ilgili daha toparlanması gereken pek çok kaynakta pek çok bilgi vardır. Ancak kısaca dikkat çekmeye çalıştığımız bu konuyu, olayla ilgili folklorumuzda en çok göze çarpan iki ağıtı aşağıda vererek şimdilik bitireceğiz.


Kahire'deki Savaş Müzesi müdürü Abdurrahman Zeki, "Kahire'nin Bin Yılı" adlı kitabının 98.sayfasında şöyle der: "Çerkes sultanlar döneminde, özelliklede Sultan Kaytbay döneminde mimari ve kentleşme konusunda pek çok yenilikler yapılmış büyük bir ilerleme sağlanmıştır. Büyük taş binaların yapımında yeni teknikler geliştirilmiş, bu yapılar yazıtlarla süslenmiştir. Özellikle bu dönemde yapılarda süsleme ve işlemecilik bir sanat haline gelmiş taş oymacılık yaygınlaşmıştır.


Mısır'daki Çerkeslerin arasından o dönemde pek çok yazar, tarihçi, bilim adamı yetişmiştir. Yine bunlardan biri olan Bibres, 11 ciltlik Mısır tarihini inceleyen kitabında (Zubdetül Fikre Fi Tarihil Hicre) Çerkes sultanlar döneminden uzun uzun sözetmektedir (bu kitap hala Kahire Üniversite Kütüphanesi'nde bulunmaktadır). Yine Yusuf oğlu, Halil oğlu Abdülhamit Kuddusi de bunlardan birisidir. Aynı şekilde bu kişinin de Mısır'ın o dönemi üzerine kitapları vardır. "El Muhteşer Fi Tarihil Misra" adlı, Mısır sultanlarının kısa tarihçesini anlatan kitabında ayrıntılı olarak Çerkes sultanlarından sözetmektedir. Yine Emir Eşbek'in hicri 8756 yılında Kafkasya'ya gidişi ve Kafkas halkları arasında bulunması ve ilişkilerini anlatan bir başka bir kitabı vardır.


Çerkes tarihçilerinden Muhammet İyas'ın oğlu (hicri 908 yılında 84 yaşında ölmüştür) İbnü İyas'ın "Bedaihuzzur Fi Vekaidil Huşur" adlı kitabı bütün diğer saydıklarımızdan çok daha o döneme ilişkin ayrıntılı bilgiler içermektedir. Bu yapıtlarda sultanlardan Kanşaue Ğur'un müzisyen olduğu ve müzik ile çok yakından ilgilendiği ve bestelerinin o dönemde yayınlanmış olduğundan , yine Sultan Janbolet'in savaş bilimi ve askeri eğitim üzerine yazılmış kitapları olduğundan sözedilir. Bu bölümü Sör William'ın "Memlukların Tarihi" adlı kitabının 212. sayfasındaki sözleri ile bitirelim. "Onlar savaş ve politika okullarında eğitilmişler, bilim, felsefe ve sanatla iç içe yetişmişlerdi. İşte bu şekilde önderliğe, değer mevki ve mertebelere geldiler ve sultanlığa da haklarıyla geldiler, layığı ile yönettiler. Onların yapıtlarından pek çoğu Mısır'ın uğradığı bunca felaketlere karşın hala günümüze kadar ulaşabilmiştir."


FOLKLORUMUZDA MISIR SULTANLARI


Aşağıda orijinal Adige'ce text'ini göreceğiniz Adige paştıxhem ya thıausıhıe (Adige sultanların yakınmaları) adlı eski Adige türküsünde bu dönemden sözedilir. Ayrıca Kıanşaue Ğur ve Tomanbay'ın, Sultan Selim ile savaşmaları , yenilmeleri ve Çerkes egemenliğinin sona ermesi ile ilgili aşağıdaki ağıt , o döneme ve Çerkeslerin Mısır'a özgür savaşçılar olarak indiklerine ilişkin bilgiler içermektedir. (Yazarın notu: Bu ağıt Kafkasya'dan Osmanlıya sürgün edilmiş kardeşlerimizden Eski Gubakuey köyünden Askale Udjukh tarafından arkadaşı Harun efendiye yazılmış bir mektupta yer almaktadır. Bu mektup bana Hadeğalıe Aker tarafından ulaştırılmıştır ve hala korumam altındadır.)


Yazar & Kaynak: Elbed Hasan, Gukhinej (hatıralar) adlı kitabından, Çeviri: Ergün Yıldız

http://www.genbilim.com/content/view/8011/88/

_________________
Resim
Resim cc buyuruyor:
"Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Resim, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.” (Fetih, 18)
Rasûlullah (sav) buyuruyor:
"Cihad amellerin zirvesidir; kubbesidir" (Tirmizî, Fezâilu'l-cihâd 22)


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 73 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 4, 5, 6, 7, 8

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 1.971s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.