USEYN Bilinmez kaç günlük sakal yanaklarını ağartan.
Useyn (Hüseyin) sızlar, Useyn kanar.
Useyn çaldırır zillerini, bozkırın koynuna sinmiş hayasızca ayazın memelerini emip duran ıssızlıkların ve yumar dudaklarını kara peçeli baykuşlar...
Useyn durmaz,
Useyn yanar.
Daha dün kaçırdığı kız atının terkisindeyken ve daha dün mızıkalar yosun bağlamışken... Daha dün kapkara gözleri göğe ayak direrken ve daha dün... Dün iki taze yaprak daha açmışken bahçedeki selvi fidanı...
Useyn susar ve yılkıyı takar peşine...
Useyn ana sütünü emer doru kısraktan...
İki gece belki, belki beş gece... Belki ölesiye ve belki hala doymadan... Belki her damlasıyla kanının ve belki de okyanustan da büyük... Sever ve...
Belki iki kurşun ağırlığında ve belki bir tabut kadar hafif... Yüreği bu, cam kırgınlığında ve cam kırıklığıyla... Yüreği bu. açıp bakılmaz içine, sırf bu yüzden insanlar dokunur gözleriyle Belki hala onun saçlarına. hala bu yüzden belki, sırf bu nedenle adını anarlar o ölesi, o ölesi... O ölesi talihin.
Useyn söylemez.
Yanar.
Yanar.
Bir kıyı ve bir yamaç.
İki alnı yaralı tay.
Ve bir kama izi, yürekten sol yana.
Toy bir gençlik, iki damla mızıka sesi... Kahrolası bir nedamet belki de kollarında. kim bilir kaç günlük sakal yanaklarını ağartan... Kimin kurşunu yüreğinde tıkar damarlarını...
Daha dün kaçırdığı kız,
Atının terkisinde.
Useyn bilmez zamanı; kırk yıl öncesiyse de daha dün belki, belki de bugün... Çünkü her gün aynı adeta
Tek farklı olan
Kucağında kıvranan mızıkanın feryadı...
Bembeyaz gelinliğin altın göğüs sırmasına saplanan iki mermi.
Şuktan'ın bir kama darbesiyle boydan boya yırtılışı...
Ah sana nasip olmayan Useyn, mermiye kısmet o kama...
Ve bir ecel,
Bir kuş uçuşu ‘cegu’un yapıldığı o daracık avludan...
Atın solundan aşağı yuvarlanan peri kızı.
Useyn susar.
Useyn kanar yine.
Daha dün kaçırdığı kız...
Daha dün belki...
ŞTIM Münteha Jan Gülsumjg@circassiancanada.comcircassiancenter