Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Pzr Şub 12, 2012 5:00 am


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: RUSYA'NIN KAFKASLARDA GÜÇLENEN ASKERİ VARLIĞI
İletiTarih: Cmt Ağu 21, 2010 9:52 pm 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 19670
Konum: MUDAREY-Гъубжь
Rusya’nın Karadeniz ve Kafkaslarda Güçlenen Askeri Varlığı

Rusya son dönemde Karadeniz ve Kafkasya’da oldukça proaktif bir politika izleyerek, bu bölgelerdeki askeri varlığını, kendi sınırı dışındaki üslerini güçlendirerek arttırmaya çalışıyor.
Sovyetler Birliği’nin çökmesinin ardından geçen yaklaşık 20 senelik süreçte Rusya’nın Sovyet sonrası coğrafyada bir süreliğine yalpaladığı ama sonrasında bu bölgede varlığını sürdürmenin kendi egemenliği için hayati öneme sahip olduğunu düşündüğü bir stratejik doktrin çerçevesinde hareket ettiği görülmektedir. Bu yönüyle kendi etrafında bir koruma kalkanı oluşturan Rusya’nın, tehdit kendisine ulaşmadan caydırıcı önlemler almanın yanı sıra dengeleyici bir unsur olarak da ön plana çıktığı söylenebilir.

NATO genişlemesiyle Karadeniz’in batı ve güney kıyılarında Kuzey Atlantik ittifakıyla komşu olan Rusya, son dönemde özellikle Karadeniz’in kuzeyinde ve doğu kıyılarında adeta yeniden pozisyon almaya başladı. Sovyetler çökerken ortaya çıkan çatışmalar veya sahip olduğu psikolojik üstünlükle Ukrayna, Gürcistan ve Ermenistan’da belli imtiyazlar elde eden Rusya, bu imtiyazlar sona ermeden önümüzdeki 25 yılı şekillendirecek adımları 2010 yılında kararlı bir şekilde attı.

Özellikle Ukrayna’da bulunan Rus donanmasına ait filo, Rusya’nın Akdeniz’e inmesi ve Karadeniz’deki üstünlüğünü sağlaması adına stratejik bir öneme sahip. Ancak buradaki donanmanın varlığı, belki de Rusya’nın bölgede saldırgan refleksler göstermesine neden olan önemli faktörlerden biri olarak da tanımlanabilir. Öyle ki, 1997 yılında imzalanan anlaşma uyarınca 2017 yılına kadar Kırım’da kalacak olan Rus donanmasının varlığı hususunda başlayan tartışma, Rusya’da ciddi endişelere yol açarak Yuşçenko’nun da sonunu hazırlayan bir süreçte katalizör etkisi yarattı. Hatırlanacağı üzere Ukrayna’nın NATO üyeliği konusunda aktif siyaset izleyen Viktor Yuşçenko, Gürcistan’da patlak veren savaş sonrasında “Rusya’nın Kırım’daki üssünü irredentist politikaları için kullanamayacağı” ve “Kırım’daki donanmanın artık ülkeden ayrılması gerektiği” gibi söylemler ortaya koymaya başlamıştı. Böylelikle Ukrayna’yı ülkenin doğal bir uzantısı olarak gören Rusya, Baltıklarda Litvanya, Estonya ve Letonya’nın NATO üyelikleriyle birlikte stratejik anlamda sıkışmasının ardından Karadeniz’de benzer bir senaryoyla karşılaşabileceği gerçeği ile bir bakıma yüzleşmiş oldu. Bundan sonraki süreçte Moskova, Yuşçenko’nun yıpratılması için enerji silahını etkin bir şekilde kullanırken, Batı yanlısı liderin muhalifleriyle ilişkisini de geliştirmeye başladı. Bu sayede, 2010’da yapılan seçimlerde Yanukoviç’e de başkanlık yolu açılmış oldu. Neticede, Kiev’de NATO söylemleri rafa kaldırılırken, Rusya Nisan ayında yeni yönetimle imzaladığı anlaşmayla 2042 yılına kadar Kırım’daki donanmasının mevcudiyetini garanti altına almış oldu.

Ukrayna, bölgede son dönemde değişen dengeler açısından, büyük resmin sadece bir bölümünü temsil etmekte. Bu açıdan, Karadeniz’in Rusya için ne kadar stratejik öneme sahip olduğunu anlamak adına Ağustos 2008 sonrasında ortaya çıkan tablo da yakından incelenebilir. Ukrayna’daki varlığının geleceğinden endişelenen Rusya, kimi uzmanlara göre Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını, federal ve kırılgan bir yapıya sahip olmasına rağmen tanımaktan çekinmedi. Böylelikle Kırım’dan çıkmak zorunda kalırsa Abhazya’nın Oçamçıra limanını etkin bir şekilde kullanabilecek olan Rusya’nın “B planı” da şekillendirilmiş olacaktı. Bu sayede Karadeniz’deki kontrolü altındaki sahil şeridini genişleten Rusya, deniz gücünün varlığı açısından kendisini de garanti altına almış olacaktı. Ancak, 2008 sonrasında ABD’nin bölgede gittikçe zayıflayan varlığı ve Rusya ile kutuplaşan bir ilişkiden çok işbirliği arayışında olan bir ülke profili çizmesi, Rusya’nın bölgedeki statükoyu rahatlıkla kendi lehine inşa etmesine de yardımcı oldu.
Karadeniz’de Genişleyen Sahil Şeridi: Abhazya

Bu bağlamda özellikle Rusya Federasyonu Ağustos 2008 savaşından sonra Abhazya ve Güney Osetya’daki etkinliğini her geçen gün arttırmaktan ve bu çerçevede Gürcistan ile arasındaki ateşkes anlaşmasını ihlal etmekten çekinmemektedir. Rusya, son dönemde Abhazya ve Osetya ile imzaladığı anlaşmalar uyarınca 49 yıllığına bu bölgelerde askeri üs varlığını garanti altına almıştır. Abhazya’nın Gudauta kasabasında 1700 olan Rus askeri sayısının orta ve uzun vadede 3000’e çıkarılması hedeflenirken aynı zamanda Oçamçıra’da da mevcut limanın şartları iyileştirerek Rus donanmasının faydalanabileceği bir alt yapı oluşturulmasına yönelik çalışmalara da başlamış durumdadır. Aynı zamanda bölgeye S-300 hava savunma sistemleri de yerleştiren Rusya, Gürcistan yetkililerine göre ateşkes anlaşmasını da ihlal etmektedir. Ancak, bu tür güçlü sistemlerin bölgeye konuşlandırılması, doğrudan Gürcistan’a yönelik bir pozisyon almaktan çok NATO’ya ve ABD’ye yönelik bir mesaj olarak da değerlendirilmektedir.
Ariel Cohen Rusya’nın bundan sonraki adımının, Güney Kafkasya’daki en büyük hava üssü olan Bombora’yı restore ederek burayı kullanmak olacağını savunmaktadır. Gudauta’nın yakınlarında yer alan bu üs her türlü hava aracının iniş-kalkış yapabileceği bir kapasiteye sahip ve denize 100 metre uzaklıkta bulunan pistiyle uçakların alçak irtifadan kalkış yaparak radarlardan kaçmasına da olanak sağlamaktadır. Tüm bu altyapı çalışmaları ve askeri sevkiyatlar tamamlandığında Abhazya’da 4000-5000 civarında Rus askeri olacaktır. Bu sayede Karadeniz’de varlığını güçlendirmeyi hedefleyen Rusya özellikle Kafkaslardaki askeri sayısında da önemli bir artışa gitmektedir.

Güney Osetya ile de benzer bir anlaşma imzalayan Rusya Federasyonu, Tskhinvali’de 1700 asker, T-62 tankları, hafif zırhlı araçlar, savunma ve hava araçları konuşlandırmayı amaçlamaktadır. Bu sayede himayesi altına almış olduğu Güney Osetya veya Abhazya’ya muhtemel bir saldırıya karşı caydırıcı önlemler almış olan Rusya, adeta bir güç gösterisine girişmiş havası vermektedir.

Ermenistan Fotoğrafın Neresinde?

Ermenistan, Sovyetler dağılırken Azerbaycan ile arasında patlak veren savaş nedeniyle hızla yükselen milliyetçilik akımlarına rağmen Moskova’nın uydusu olmaktan kaçınamadığı bir süreçten geçmiştir. Ülkenin açık denizlere çıkışı olmaması, ekonomisinin dışarıdan gerçekleşen transferler olmadan ayakta kalamayacak nitelikte olması ve güvenlik açısından zafiyetleri ülkeyi Kafkaslarda Rusya’nın ileri karakolu haline getirmiştir.

Bugün Rusya, ülkenin enerji, madencilik ve petrokimya sektörlerinde adeta bir monopol haline gelmişken, aynı zamanda telekomünikasyon alanında da önemli bir payı elinde bulunduruyor. Gelişmişlik açısından dönüşümünü tam olarak gerçekleştirememiş Ermenistan ekonomisinde, Rusya’nın oldukça stratejik alanlarda yatırımlarının bulunması iki ülke arasında asimetrik bir ilişki ortaya koyarken, Ermenistan’ın Moskova’dan bağımsız bir dış politika izlemesini zorlaştırır hale getiriyor.

Ülkenin Rusya’ya yaslanmasını gerekli kılan bir diğer unsur ise karşı karşıya olduğu güvenlik riskleri olarak öne çıkıyor. Bunun temel nedeni de Azerbaycan ile arasında 1988’den beri çözümlenmemiş bir çatışma alanı olarak duran Karabağ sorunu. Azerbaycan’ın ateşkes anlaşmasından sonra hızlı bir şekilde paraya dönüştürdüğü enerji kaynakları, Bakü’nün silahlanması için gerekli kaynakları sunuyor. Ancak, Ermenistan ekonomik koşullarda askeri alanda eşit oranda yatırım yapmakta büyük zorluklar çekiyor. Son dönemde gittikçe güçlenen Azerbaycan ordusu, artık 1990’ların başındaki disiplinsiz, donanımsız ve dağınık yapısından daha uzak bir görüntü veriyor. Bakü yönetimi ise bir yandan hızlı bir silahlanma sürecini başlatmışken diğer yandan da Erivan’ı askeri bir çözümün masada durduğuna dair daha sık uyarır bir tavır içerisine girmiş durumda. Öyle ki, 2010 Haziranında kabul etmiş olduğu yeni askeri doktrininde Karabağ’da diplomatik çözüm yollarının tıkanması halinde tek opsiyonun askeri müdahale olacağını da ilan etmekten kaçınmıyor.

Bu durumda, muhtemel bir savaşta, Güney Kafkasya’da dengelerin alt üst olacağı ve Gürcistan Savaşı’na benzer bir tablodan daha karmaşık bir durum çıkacağı muhakkak. Ne Rusya ne de ABD böyle bir durumla karşı karşıya kalmak istemiyor. Tabi burada dengeleri tekrar sağlayan Rusya ise taraf tutmaktan çok Ermenistan üzerindeki kontrolünü devam ettirmenin, öte yandan da Azerbaycan ile yakalamış olduğu momentumu daha da geliştirmenin planlarını yapıyor. Ancak, burada oynayacağı dengeleyici rolü, hem kendisinin kuzeydeki istikrarı için hem de Kafkaslarda kurmaya başladığı hegemonya için hayati öneme sahip.
İşte Rusya, bölgedeki hassas dengelerin yerinden oynamaya başladığı bir anda 2020 yılına kadar kalacağı Gümrü Üssü için Ermenistan ile arasında 20 Ağustos’ta yeni bir anlaşma imzaladı. Rusya, anlaşma uyarınca 1995 yılında imzaladığı ve 25 yıllık olan üs kullanım hakkını 2044’e kadar uzattı.

Gümrü Üssü’nü, Rusya’nın sınır dışındaki diğer üslerden ayıran en önemli özellik ise Ermenistan’ın bu üsten hiçbir maddi gelir elde edememesi ve hatta bu üssün elektrik, su ısınma gibi maliyetlerini de üslenmesi. Muhalefet tarafından eleştirilen anlaşmanın bir boyutunu bu oluştururken bir diğer sorun da Ermenistan’ın Rusya ile göbeğini bu kadar uzun bir dönem için beraber bağlaması.

İşin aslına bakıldığında bir önceki anlaşmanın bitişine 10 sene varken böyle bir kararın şimdiden alınması, diplomatik bir mesaj olarak yorumlanmalı. Ermenistan, Ortak Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün (OGAÖ) bir üyesi ve muhtemel bir saldırıda zaten örgüt şemsiyesi altında koruma altına alınması gereken bir ülke. Yani Rusya’nın oradaki üssü sayesinde Ermenistan’ın dış tehditlere karşı korunması biraz da dolaylı olarak ortaya konan bir iddia. Pekala, Rusya ve OGAÖ üyesi devletler Ermenistan’ı korumakla yükümlü. Ancak üssün Azerbaycan’a karşı caydırıcı bir unsur olarak durduğu da göz ardı edilemeyecek bir gerçek.
Tabi, yapılan bu anlaşmanın Azerbaycan’ın askeri doktrini kabul etmesinin ve Karabağ’da geçtiğimiz aylarda 4 Ermeni ve bir Azeri askerin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan bir çatışmanın ardından gelmesi de tesadüf olmasa gerek. Rusya şu anda Güney Kafkasya’da pozisyonunu değiştirmeden dengeleyici bir rol oynamaya çalışıyor. Diğer bir deyişle ilişkisini hızla geliştirmeye başladığı Azerbaycan’a samimiyetlerinin Ermenistan’ı yalnız bırakmaya yetmeyeceği mesajını verirken, öte taraftan Ermenistan’ın da sırtını sıvazlamaktan geri durmuyor.

Her ne kadar Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan, yeni anlaşmayla Rusya’nın coğrafi ve stratejik sorumluklarını yerine getirdiğini ve üssün daha modern silahlarla donatılacağını söylese de Rusya’dan gelen haberler, Sarkisyan’ın söylediklerini hafifletici yönde. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov bir yandan üssün mahiyetinin değişmediğini söylerken öte yandan bölgede bir çatışmanın ihtimaller dahilinde görünmediğini söylemekten geri durmuyor.

Sonuç olarak, Rusya’nın Ermenistan ile imzalamış olduğu anlaşmayla bölgedeki tansiyonu düşürmeyi hedeflediği oldukça açık. Öte yandan, Ermenistan’da güvenlik algılamasında ortaya çıkan zafiyetten faydalanan Rusya, imzaladığı yeni anlaşmayla 2010 yılı boyunca, adeta bir satranç oyuncusu gibi, bulunduğu pozisyonları güçlendirmek için yapmış olduğu hamlelere bir yenisini daha eklemiş oldu. Bu sayede, Moskova bir yandan gelecek 20-30 yıllık süreçte başka devletlerin bölgeye girerken iki defa düşünecekleri bir yapılanmayı Karadeniz ve Kafkaslar boyunca güçlü bir şekilde inşa ederken, diğer taraftan da bölgede yumuşak karnı olan Kuzey Kafkasların önüne de adeta bir set kuran bir ülke profili çiziyor. (USAK - Avrasya Araştırmaları Merkezi (AVRAM))

http://kafkasevi.com/index.php/article/detail/344

_________________
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.400s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.