Hayatta insanoğlu her şeyle karşılaşabiliyor.Beklenmedik,istenmedik veya umulmadık durumlardır aslında bunlar.Tecrübeli olan büyüklerimiz veya Thamedelerimiz çocuklarını,cemiyetin evlatlarını,insanlarını kurula bilecek dialoglarla,tecrübe aktarımlarıyla,nashitlarla hayatın içinden örneklemeler vererek,işin rezaletinden,tehlikesinden,zarar ziyan olabilecek hallerinden,güven yitirilişlerinde,sarsılmalarından,beklenmedik hadiselerle karşılaşılabilip, kötü tehlikeli sonuçlar doğa bileceğinden v.s bahsetmelidirde.Dediğim gibi bunlar hoş tatlı sohbetler halindeyken cemiyette gençlerimize delikanlılarımıza çocuklarımıza anlatılmalı, onlara davranış donanımları edindirmeliyiz.Bu baba,dayı,amca veya toplumuna karşı,geleneksel olarak sorumluluk yaptırımı olan yaşlılarımız,thamedelerimiz falan dırda.
Çünkü insan tamamen kendine tezat,aykırı ve hiç istemediği ortamlarla da karşılaşa biliyor,hatta o ortamdan kaçarı olmayacak şekilde de saatleri geçiştirme idareciliğinede mecbur ola biliyor.
Hikayedeki esas sorun olan veya asaleti rezalete çeviren alkol de maalesef eylencelerin,bilhassa düğünlerin,özel günlere ithafen tertiplenen partilerin bir parçası oldu.Bu tür hoş cemiyetleşmelerin alkol tüketilen çeşnilerin içersinde olmaması bence çok iyi olur fakat gel gelelim olmamasıda mümkün değil gibi....Oluyorsada teklif var ısrar yok ölçüsünde olmalı diyelim...
Dediğim gibi hayatımızın en iğrenç,gereksiz,hele ölçüsüzce tüketiliyorsa en rezil hallere düşüren,cemiyetin her kurumunu tarumar eden bir şeyde....
Fakat bir dönem hayatımız içinde, geçmişteki bir karesinde,anı köşesinde yüzleştiğimiz lanet olasıda alkol.Bu vesile ile ölçüsünü ayarlama babında, bende yaşamışlığımdan bir hikaye anlatmak istiyorum.
Bir düğün vesilesiyle üç arkadaş olarak acizce ve şuursuzca alkole yumulduğumuzu hatırlıyor ve gözlerimi, Şişli ilk yardımda açtığımı bilirim.Tabi hatırlamadığım hafif hareketler,yıkılış,sürünüş,yerlerde sürükleniş ve o hallere düşüşümüzün dalgaya alınır,seserilikle özleştirilip ayyaşlıkla suçlanışım,herkesin tedirgin bakışları geçene kadar,bizlere ayrı tavırlarlar takınılması,hafızalardan silikleşene kadar ayrı bir acı ve aşağılanmaydı.
Alkol komasına girmişim ve üç gün kendime gelememişim.Gözlerimi açtığımda ayak ucumda annemi göz yaşlarıyla otururken gördüm.Ve bir sürü kablolarla vücuduma verilen serum şişeleri,sıvı gıda torbalarını fark ettim asılı çelik aparat direklerde.Vücudum bir gün devamlı su kaybı yaşamış,devamle her vücuda verilen gıdayı dışarı atmışım doğal yollarla.Yani kefeni yırtmışım.Diğer iki arkadaşımda aynı keza.Ağbim,eniştem ve ablam koşuşturuyorlardı birde onları fark ettim.Babam yoktu onu fark ettim ve anneme sordum.
_Babanı sorma hiç dedi,çok utandı ve kızdı.Ölür,oradan belediye kaldırır ve onu yinede bu rezil haliyle bu evin önüne getirip cenazesini uğurlamam dedi.
Rahmetli yapardıda.Öyle dediğim dedik,hele ayıp olan,Xabzelere ters düşen konularda taviz vermeyen biriydi.Taburcu oldum.Eve gittim.Sanki işten eve gitmiş gibi bir durum.Konu hakkında bir tek kelime konuşulmadı,normal hayata devam.Sadece anneme ''İnsan yediğiyle,içtiğiyle,yaptığı hareket ve davranışlarıyla, Rezil olmamaya dikkat etmeli ve hiç bir şeye bulaşmamalı'' demiş.Ve de ben ondan sonra her ortamda bana yakışmayana bulaşmamaya çok dikkat ettim.Alkol ya çok çok ölçüsünde tutulmalı yada hiç tenezzül edilmemeli.Bence en güzeli geleneksel hayatımıza hiç sokulmamalı.
Hikayedeki asil Kaberdeye, birisi rezil Kaberdey olmakta var bazı durumlara dikkat etmessen demedi herhalde zamanında,tıpkı benim gibi....
