[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/session.php on line 2167: Array to string conversion
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/session.php on line 2167: Array to string conversion
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/session.php on line 2167: Array to string conversion
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/session.php on line 2167: Array to string conversion
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/functions.php on line 4370: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /includes/functions.php:3542)
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/functions.php on line 4372: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /includes/functions.php:3542)
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/functions.php on line 4373: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /includes/functions.php:3542)
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/functions.php on line 4374: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /includes/functions.php:3542)
 ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN




ANASAYFA  |   KAYIT OL  |   SOHBET  |   ÇERKES MÜZİKLERİ  |   ÇERKESBUL  |   SÖZLÜK  |   LİNKLER  |   KİRİL KLAVYE  |   BASINDA ÇERKESLER  |   SİTENE EKLE  |   İLETİŞİM

ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN

ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN

İleti PauKaF » Çar Kas 28, 2012 9:16 pm

Üçüncü Sürgün
27/11/2012

1860’lı yıllardaki birinci sürgünde Çerkeslerin bir kısmı da Balkanlara iskan edilmişti. Ancak Çerkesler, Osmanlı Devleti’nin “93 Harbi” olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı kaybetmesinin ardından imzaladığı Berlin Anlaşması uyarınca Balkanlardan çıkarılmış ve ikinci bir sürgüne daha uğramışlardı. Balkanlardan çıkarılan Çerkesler Anadolu’nun muhtelif yerleri ile o zamanki ismiyle “Vilayet-i Şam”ın bugünkü Golan, Halep ve Ürdün bölgelerine iskan edilmişlerdi.
Ancak çileleri hala bitmemiş olacak ki, bugün Suriye sınırlarında kalan soydaşlarımız için üçüncü bir sürgün dalgası daha başlamış durumda.
Peki, neden?
Irak’taki ve Libya’daki Çerkesler sürgüne uğramadı da, neden Suriye Çerkesleri böyle bir sürgünle karşı karşıya kaldılar?
Bu sorunun cevabını 25 Kasım 2012’de Türkiye’ye gelen 10 kişilik kafilenin başında bulunan guaşe thamate Tsey Sipse ile yaptığım uzun sohbette öğrendim.
Tsey Sipse, orta yaşta, tecrübeli bir öğretmen. Politika ile ilgilenen ve çok gerçekçi görüşleri olan birisi. O, Suriye’yi terk etmelerine başlıca sebep olarak, yıllarca beraber yaşadıkları, komşuları ve bir kısmı akrabaları haline gelen Arapların birden bire yağmacı, talan edici, saldırgan ve gözlerini kan bürümüş insanlar haline gelmiş olmalarını gösterdi. Geceleri, hiç beklemedikleri bir anda en yakın komşularının saldırılarına uğradıklarını, mallarının gasp edilerek canlarına kıyıldığını anlatan Sipse, böyle bir durum karşısında evlerini-barklarını terk edip Suriye’den ayrılmaya mecbur kalışlarını üzüntüyle anlattı.
Başka çareleri kalmayan soydaşlarımız böylece kendilerini üçüncü bir sürgünün içinde bulmuşlar. Çok zor durumda olan soydaşlarımıza en üst seviyede yardımcı olmak elbette hepimizin görevidir. Çeşit kurumlarımız ve yardımsever hemşerilerimiz ellerinden geleni yapıyorlar ve yapacaklardır da.
***
Konuyu bir sonuca bağlamadan önce bir gözlemimi buraya not düşmek istiyorum. Suriye’de yerleşip çeşitli zamanlarda Türkiye’ye gelenler ile şimdi de zaruret nedeniyle gelenlerle çeşitli görüşmelerim oldu. Gördüğüm kadarıyla genç yaştakilerin çoğu artık anadillerini konuşamıyor. Ama bu gençlerin çoğu İngilizce biliyor ve kültür düzeyleri de oldukça yüksek.
Anadillerinin yanında kaybettikleri bir şey daha var: Onlar Çerkes ırkının bilinen klasik fiziki yapısını da kaybetmiş durumdalar. Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Çerkesleri şöyle tanımlıyor: “Bedenen kavi, fikren zayıf bir ırk...”
Görünen o ki Suriyeli soydaşlarımız bu tanımlamayı tersine çevirip, “Fikren çok ileri, bedenen zayıf…” hale gelmiş durumdalar.
Bu klasik Çerkes fiziğini kaybetmelerinin en büyük sebebinin, 150 yıldır yaşadıkları yerlerdeki iklimin Kafkasya iklimine göre değişik olması, beslenme şartları ve sürekli harp ve kargaşa ortamında yaşamalarının yarattığı stres olduğunu zannediyorum.
***
Gelelim yardımlaşma konusuna…
Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi benim de katıldığım kuruluşunu deklare ettiği ilk kitlesel toplantısında yardım konusunda çok aktif bir girişimde bulunmuş ancak çeşitli tenkitlere de maruz kalmıştı. Ben de o gün mükerrerliğin önlenmesi için yardımların tek merkezden yapılmasını önermiştim. Ancak, Suriye’den ayrılabilenlerin çeşitli yerlerden giriş yaptıklarını ve çoğunun da İstanbul havalimanlarına geldiğini müşahede edince, yöresel yardım çalışmalarının daha çabuk ve daha etkili olabileceği fikrine varmış bulunuyorum.
Yine gördüğüm kadarıyla Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi etkili bir iletişim ağı kurmuş ve olaya dirayetle sahipleniyor. Sığınmacıların açıkta kalmaması için bütün imkânları kullanarak yerleştirilecek yerleri önceden belirliyor ve yerleştirmede de başarılı oluyor. Bu çok güzel bir şey.
DÇDK Başkanı Nusret Baş koordinasyonunda maddi ve manevi imkanlarını seferber ederek fedakarca bir çalışma sürdüren ve evlerini sığınmacıların konaklamasına açan komite üyeleri ile bu çalışmalara aktif destek veren ve imkanlarını sunan tüm katılımcıları canı gönülden kutluyorum.
Son söz olarak sürgünlerin ve çekilen acıların Çerkeslere söylettiği bir atasözünü hatırlatmak istiyorum:
VIZŞIMIŞIM VIŞITIĞUJ ( SENDEN OLMAYANLARIN İÇİNDE KURTSUN).

Mustafa Saadet
mustafa.saadet@yahoo.com
PauKaF
PauKaF
Site Admin
Site Admin
 
İleti: 20494
Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
Konum: MUDAREY-Гъубжь

MAKALELER

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir