Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Cmt May 26, 2012 2:02 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: NASIL BİR ÇAĞDA YAŞIYORUZ DİLİMİZ VE KİMLİĞİMİZ NE DURUMDA
İletiTarih: Per Eyl 01, 2011 12:39 pm 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 20090
Konum: MUDAREY-Гъубжь
Nasıl Bir Çağda Yaşıyoruz, Dilimiz ve Kimliğimiz Ne durumda? -1


Çok değil, yaklaşık 1 ay sonra, 5 Ekimde Adıge Cumhuriyeti 20'nci kuruluş yılını kutlayacak

Soralım, RF'nun (Rusya Federasyonu) üç cumhuriyetinde (Adıge,Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar) ve Krasnodar Kray’da (Soçi,Tuapse,Uspensk) yaşayan Adıge/Çerkesler ne durumdalar? Anayurt dışında, yani diasporada yaşayan Adıgelerin durumu nedir?

Bu gibi sorulara, kişiye göre değişmek üzere farklı yanıtlar verilebilir. Kimileri mevcut durum için ‘kötü değil’, kimileri ‘eh’, kimileri de kötü diyebilirler. Dönüşçülerimiz de, çoğunlukla "kötü değil" diyor olmalılar. Çünkü, onların birçoğundan ciddi bir yakınma ya da eleştiri gelmiyor. “Sükût ikrardan gelir”...Çetave İbrahim ve Çetave Denef gibi olaylara eleştirel ve gerçekçi yaklaşanlar da var, ancak o gibiler ve yurtsever yazarlar birer istisna...

Tabloda, DÇB ve KAFFED'in görüntüleri ise pek parlak değil. Bu iki kuruluş , anayurttaki durumu iyi imiş gibi gösterme işini öncesinden benimsemiş. Bunu kendileri söylüyorlar.

Aynanın bir yüzü ‘evet’ ise, öteki yüzü neyi yansıtıyor?

DÇB ile KAFFED’i tümden olumsuzlayamayız, söz konusu olanı yönetimleri, edilgenlikleri. Başarıları da var kuşkusuz: Örneğin, KAFFED kongrelerine Ankara'daki RF Büyükelçiliğinden kutlama mesajları ya da temsilciler gelebiliyor. Ayrıca, Ürdün başkenti Amman'da RF hükümetinin desteğiyle Adıge dili konulu bir toplantı da yapılabilmiş. Kosova'dan 200 kadar soydaşın (bir köydeki Adıgelerin çoğunluğunun) RF’ye, Maykop'a nakli ve yerleştirilmelerinde rolleri var.

Ne yazık ki, bu yerleşim beklenen sonucu vermedi. Sözgelişi Kosovalı soydaşların bir bölümüne konut verilmedi, okullarda, yurt köşelerinde sığıntı yaşadılar. Oysa federal hükümetin iskân için taahhüdü ve tahsisatı vardı. İlk hata, federal hükümetin, yerleştirme ve para işini AC yönetimine bırakmış olmasıydı (1998). Yerel hükümet, işi “Adıgeleştirmiş” olmalı. Paralar iyi kullanılmamış.

Dahası iş, çığırından çıkıp utanma duvarını da aşmış. O dönemdeki internet haberlerine göre, iki kızı olan bir anneye bir konut verilmiş, ‘Kız çocuğu evde misafirdir’ demişler ya, kızın büyüğü evlenip ayrılmış. Bizimkiler de hemen atlamışlar, “Bu ev iki kişi için fazla”, boşalt evi demişler kadına kış ortasında; evin elektrik ve doğal gazını da kesmişler. Maykop'un kışı da kış. Kimseden tıs yok tabii. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ deniyor ya da ‘Korku dağları sarmış’ olmalıydı…Sonuç, soydaşların bir bölümü, Adıgey’i terk etti ve çalkantılı Kosova'ya geri döndü…

Adıgey’de ya da RF’de Türkiye’deki gibi kesin bir mülkiyet anlayışı yok. Rusya’da elektrik, su, doğal gaz ve diğer ev ya da apartman giderlerini ödemeyen kişilerin evlerine devlet tarafından el konabiliyor ve geri alınabiliyor. Toprak da öyle. Satın almış olsan bile, üç yıl boş bıraktığın toprak elinden alınabiliyor.

Başka bir olumlu örnek de sunabiliriz: Nalçik ve Maykop'taki devlet üniversiteleri diasporadan öğrencileri (belli bir kota ya da kontenjan dâhilinde) kabul edebiliyorlar. Bu işin kotarılmasında, kitle desteği yanında, her iki örgütün, DÇB ve KAFFED’in de olumlu çabaları olmuştur.

Moskova, belli koşulları yerine getiren Adıgelere, Adıgey’de ikamet etme (oturma) izni tanıyor (Kota 2009'da 1,500 idi).

RF yurttaşı olmak da olanaklı. Bunun için 5 yıl süreyle RF’de oturmak (ikamet), Rusça öğrenmek ve TC yurttaşlığını bırakıp RF yurttaşı olmak gerekiyor . Bu da, “Sakın gelme” demeye gelmez mi?

Oturma izni alan kişiler ne kadardır? Bilemiyorum, varsa bile çok olmamalı.

Tablo, genel görünüşüyle böyle.

Tabloyu yeterli bulan için sorun yok.

Sorunlar çok

Ama, bize göre sorunlar sürüyor, yukarıdaki tablodan olumsuzluk yansıyor. Yurtseverlere düşen görev, olumsuzlukları olumluya çevirmenin bir yolunu bulmak olmalı. Adıgey'de olanaklar çok, tükenmiş değil, toprak çok verimli, dağları güzel...

O halde, soralım: Ne oluyor, Adıgeler ata yurduna sırt mı çevirdiler yoksa? Anayurda bir hevesle giden, ne diye geri dönüyor? Niye dönüyor? Onları anayurttan ‘kaçırtan’ nedenler neler olabilir?

Bu gibi konularda DÇB, KAFFED ya da başka bir kuruluşun ciddi bir araştırması var mıdır, bilemiyorum…

Ancak, “Çerkes Dünyası” dergisinde konuya, dönüşün başarısızlığının nedenlerine ya da sorunun kendisine ilişkin akademik yazılar yazılmaya başlanmıştı, ama dergi ömürlü olamadı. Her güzel şey gibi, birkaç sayıda onun da sonu geldi.

Sovyetlerin dağıldığı 20 yıldan beri sağlanan olanak ve oluşumları (oluşumların bazılarını) böyle özetleyebiliriz.

Anayurda niçin dönülmüyor? Utandırıcı tavırlar

Diasporadan anayurda kesin yerleşenlerin sayısı nedir? Bilemiyorum. Bin kişi, daha çok ya da daha az diyenler var. Bunların bazıları evlenip orada kaldılar. Kuşkusuz bunları, bu yürekli insanları selamlamak gerekir.

Anayurda dönen Adıge sayısı az.

Oysa, Soçi’de ya da başka bir büyük Rus kentinde, toplam dönüşçü Adıge sayısında, belki de daha fazla TC yurttaşı bir Karadenizli girişimci (fırıncı,işçi ya da esnaf) grubunu bulmak olanaklı. Adıge yerel yönetimleri için ‘edilgenler’ derken, anlaşılan biz de onlara benzemişiz. Özveriden mi kaçıyoruz? Elimizi taşın altına koymak gerekirken, bakın, nelere tenezzül etmeye başlamışız.

Bir tanıdığım anlatmıştı: Nalçik’teydim, Maykop’a gitmek için 125 dolara bir taksici ile anlaştım. O sırada, Maykop’tan tanıdığım Türkiyeli bir taksici yanıma geldi. “Taksi tutmana gerek yok, Maykop’tan Nalçik'e müşteri getirdim, boş dönüyorum, seni götüreyim” dedi. Birkaç yere uğradı. Gecikmeli de olsa, sonunda Maykop’a, otele vardık. Benzin parasına bir katkım olur diyerek, “Ne vereyim?” diye sordum. “Ver bir şey” dedi. “Nalçik’teki taksiciyle 125 dolara anlaşmıştım, sana ne vereyim?” dedim. “Bana da o kadar verirsen yeter!” dedi.

Hey gidinin ‘Asalet ve nezaket timsali Çerkesleri’,Türkiye’de ‘asil idiysen’ bile, anayurdunda ne hallere düşmüşsün…

Yazık...

Tataristan, Başkırdistan ve İsviçre örnekleri, bizdeki durum

Başarılar gibi başarısızlıkların sorumluluğunu salt DÇB ve KAFFED'e yüklemek de insafsızlık olur. Bu iki örgütün gücü, “RF ve Abhazya politikalarına angaje ” olma nedeniyle düşmüş, daralmış durumda. Çok olumsuz bir pozisyondur bu tabii. Ancak mafya bağlantılı olan ya da uyuşturucu döndüren örgütler olmamalarına da yine şükür. Bu iki örgütün edilgen ve doğruları gizleyen örgütler oldukları da iddia ediliyor, sanırım bunları mercek altına almak gerekir.

Aslında başarısızlık birçok bileşenin, sorunu gerçekçi biçimde ele alamamanın bir sonucu. Başarısızlığın ana sorumluluğu, kuşkusuz RF hükümetine ve ona bağlı olan yerel yönetimlerin olumsuz tutumlarına ait. Örneğin, RF dâhil, tüm ilgili bilim çevreleri Adıge/Çerkeslere 18 ve 19.yüzyıllarda, Çarlık Rusyası tarafından soykırım uygulandığını biliyor ve kabul ediyorlar. Bunu artık yadsımak olanaksız. Gerçekler belgeleriyle ortada, “Güneş balçıkla sıvanmaz” demişler.

Bu çıplak gerçeğe rağmen RF, Çerkes Soykırımını yadsımakta diretiyor. Küçük düşüyor.

RF ve onun yerel (alt ) birimleri çifte standart uyguluyor, ikili oyunlar tezgâhlıyorlar. Örneğin yatırımcı korunuyor ve önü açılıyor. Ama sıradan dönüşçü, bin pişman edilebiliyor. Kaçışın asıl nedeni de bu olmalı. ‘Kafkasya yoksul, o koşullarda yaşayamam’ diyen birine henüz rastlamadım. Anayurt sevgisi diasporaya dönenlerde de aynen sürüyor. Ama ‘Paran varsa gel, yoksa sen bilirsin’ mantığı ayıp, yakışmıyor...

Gorbaçov ve kısmen de Yeltsin’den sonra durum ve her şey yoksullar ve küçük uluslar açısından giderek kötüleşti. Bu bir gerçek. Moskova, bir koruyor gibi yapıyor, bir rahat vermiyor. Kimine iyi. Bu, değişmeyen bir politika, Rusçu bir politika bu. Bakınız, Tataristan ( 3 milyon 786 bin nüfusun,2002’de 2 milyonu Tatar,1 milyon 492 bini Rus idi) ve Başkırdistan (4 milyon 72 bin nüfusun 1 milyon 490 bini Rus,1 milyon 221 bini Başkırt,990 bini Tatar) gibi büyük ve petrol zengini cumhuriyetler kendi dillerini zorunlu birer ders dili olarak tüm okullarda, tüm öğrencilere öğretiyorlar. Bundan kaçış sözkonusu değil. Rus öğrenci de Tatarca öğrenmek zorunda (İsviçre benzeri bir uygulama. İsviçre’de öğrenci ikinci bir İsviçre dilini öğrenmek zorunda). Ancak bu iki cumhuriyet dışındaki 19 cumhuriyetin öyle olmadığı biliniyor. Bu bir çifte standart ya da ‘At sahibine (binicisine) göre kişniyor’. Bizde ise, eğer velisi istemiyorsa, Adıge Cumhuriyeti yönetimi, Adıge kökenli öğrenciye bile [url=httpİ://www.cerkes.net/sozluk]Adıgece[/url] dersini aldıramıyor, o türden bir yetkisi kalmamış. Ama Tataristan’ın elinde, İsviçre’ninki ‘gibi’ bir yetki var...

Adıgey'in de 'yarım' bir yetkisi vardı: 2006 tarihli ‘Adıgece’nin Adıge öğrenciler için zorunlu bir ders dili olması’ konulu bir Adıge Cumhuriyeti yasası vardı, ama yargı yoluyla iptal edildi (2007). RF üst mahkemesine de itiraz edilmediğinden, resmi bir dil olan Adıgece, seçmeli ders düzeyine düştü.

Şimdi öğretmenler ve okul idareleri, Adıgece tek sözcük bilmeyen öğrenciyi bile, Adıgece derslerden otomatik başarılı sayıyorlarmış...Adıgece öyle bir ders...

Sonuç: Adıge çocukları artık aşağılanan ve ‘değersiz sayılan’ Adıge dilinde konuşmamaya ve Rusça küfürler savurmaya öncelik vermişler olmalı...

Bulgar ırkçısı Todor Jivkov Türk adlarını Bulgarlaştırma kampanyasını uzun bir süre dünyadan gizlemişti. Bütün ırkçılar hasta ve sinsidirler. Jivkov da öyleydi. Sonunda bomba elinde patlamıştı. Bizim yalakalar da Brejnev döneminin Ruslaştırma politikalarını gizlemeye çalışıyor, yalanlar uyduruyorlardı. Başaramamışlardı. Şimdilerde de başaramayacaklar.

Bu gibi canalıcı konular üzerinde yeterince durulmuyor, aksine üzerlerine ‘şal çekiliyor' ...Soyut tartışmalardan, gündemin acil olmayan noktalarına takılı kalmaktan kurtulamıyor, bu gibi somut durumlara yoğunlaşamıyoruz.

En başta şu nokta hiç unutulmamalı: Milyonları bulan bir Adıge/Çerkes diasporası var, henüz ölmemiş, yaşıyor, yıllar boyu da yaşayacak...

Diaspora yavaş yavaş, ama büyük boyutlu kitleler halinde kendine geliyor. On binlerce yetişmiş ve okuyan insanımız var…

Hafife alınamayacak bir olgudur bu.

Yine de, genel anlamda, RF gibi ‘yarı karanlık’ bir ülkede, 21 RF cumhuriyetinin 20 yıldan beri ayakta kalmış olması da güzel bir şey. Putin, birçok konuda eleştirilebilir, ama anayasanın temel kurallarına bağlı kaldığı da ortada. Bunu Putin’in artı hanesine yazmak gerekir. 2000'lerde Adıge, Karaçay-Çerkes ve Hakas gibi “zayıf ve devlete yük olan” cumhuriyetlerin dağıtılmaları yönünde bir kampanya açılmıştı, ama Putin’in anayasada bir değişiklik düşünmediğini söylemesi üzerine sona ermişti (2006).

2000’lerin “zayıf” Adıgey’i, şimdi, işsizlik, yoksulluk ve çalkantı içinde çırpınan 2000'lerin " güçlü sayılan" birçok cumhuriyet ve iline göre, şimdilerde çok daha iyi bir konumda.

Madalyonun öteki yüzü, Batı ve durum

Dış dünya ya da Batı, petrol, doğal gaz, değerli madenler ve modern teknoloji ürünleri ile ilgileniyor. Bunun dışında, Rusya’nın petrolsüz ve gazsız kenar bölgeleri ve o bölgelerin yerli halkları ya da nüfusu Batı’nın umurunda bile değil. Batı derken büyük şirketleri ve onların güdümünde olan hükümetleri kastediyorum. Demokratları ve insan hakları savunucularını kastetmiyorum . Batı, yoksul Gürcistan’a ‘önem’ veriyorsa, bu, o ülkeden geçirilen ve Ermenistan’ı bypas eden enerji hatları ve bir üs, bir atlama tahtası olması nedeniyledir. Batı çıkarını, parayı bilir.

Ancak, Gürcistan, Çerkes Soykırımı'nı tanıyan, yaramıza merhem olmaya çalışan tek ülke. Bunu unutmamalıyız.

Rusya, Soçi'de yapılacak ve üç yıl sürecek olan 2014 Soçi Kış Olimpiyatlarına katılacak olan “az nüfuslu yerli halkları/toplulukları” belirlemek için, Soçi'de bir forum düzenledi. Krasnodar Kray'ın yerli Adıge topluluğunun ya da Soçi'nin aborojinleri (yerli halkı) olan Adıge-Şapsığlar foruma alınmamışlar (1). Adıgeler yoklamada ‘bulunamamış’ olmalılar.

Kafkasya'da ekonomik durum

RF'nin “Güney” ve “Kuzey Kafkasya” federal okrugları (bölgeleri) Rusya’nın en geri, en yoksul ve en tehlikeli yöreleri. İşsizlik ve yoksulluk , buralarda, öteki okruglara (bölgelere) göre daha yoğun, ikincisinde diz boyu. Suç oranında da patlama yaşanıyor (Uyuşturucu,fuhuş,rüşvet,cinayet, gasp, hırsızlık,vb) .

Utanma duygusunun da hayli zayıfladığı söyleniyor, en kötü şey de bu. Güney Federal Okrugu'nun en iyi yörelerinden biri sayılan Adıgey’de işsizlik oranı yüzde 4,4’ten yüzde 1,9’a düşmüş deniyor (2). Ancak bu da tartışılabilir: Adıgey'de (ve diğer yörelerde) tam, yarım ve çeyrek gün çalışmaları bulunduğu unutulmamalı. Yani işçiye günde 8 saat yerine, çaresiz 2 saatlik iş veriliyor ve günlük ücretin dörtte biri ödeniyor. Bu kişi, çalışıyor (istihdam edilmiş) sayılıyor. Ancak, bu yolla yoksullaşma yok edilebilir mi? Bu gibi durumlar da göz ardı edilmemeli.

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde işsizlik daha büyük bir boyutta. Bu nedenle, yöreden dışarıya doğru mevsimlik ya da temelli bir göç süreci yaşanıyor. Köylüye toprak verilmedi, toprak birilerine (paralı kişilere?) kiralandı. Bu yüzden köylü/çiftçi nüfus işsiz, erkekler boşta geziyor. Kadınlar, dükkan, mağaza ve atölyelerde çalışıyor, küçük bahçelerinde (çoğunca 2 dönüm) sebze, meyve ve kümes hayvanı üretiyor, bunları yol boylarındaki küçük pazarlarda satıyor ve evlerini geçindirmeye çalışıyorlar. Daha önceleri Kabardey kadınları Türkiye’ye gelip bavul ticareti de yapıyorlardı. Şimdi yok.

Eğitim ve dil sorunu

Gelelim eğitim konusuna. Bu da tam bir açıklığa kavuşmuş değil. Adıgece’nin okullarda okutulma derecesi nedir? Belli değil, okuluna göre değişebiliyormuş bu. Kimi haftada sadece bir ders saati Adıgece okutuluyor diyor. Öyle okullar da varmış, kimi de daha fazla diyor. Rusça bilmeyen Kabardey çocukları, ilk sınıflarda, Rusça öğrenene değin matematik dersini bile Adıgece işleyebiliyorlarmış. Ancak geçici bir durumdur bu. Adıgey'de haftalık Adıgece derslerin toplam süresi 3 ile 5 ders saati arasında değişiyormuş. Şaşırmamak elde değil.

Maykop’tan Huade Adnan kardeşimiz, bu yıl ilkokul birinci sınıflarda Adıgece dersleri tutarının (anadili,edebiyat,gelenek/xabze), geçtiğimiz yıla göre 1 saat artırıldığını bildirdi. Yine Adnan kardeşimizin gönderdiği ders saati çizelgesine göre, geçtiğimiz yıl Adıgece dersleri toplam süreleri, birinci sınıflarda 4, ikinci ve üçüncü sınıflarda 5, dört, beş, altı ve yedinci sınıflarda 4, sekiz ve dokuzuncu sınıflarda 3, on ve onbirinci sınıflarda da 5'er ders saati idi. Birinci sınıflarda süre bir saat artırıldığına göre, birinci sınıflarda ders saati toplamı 5'e çıkmış olmalı, dedi Huade Adnan. Bana göre, 5 ders saati bile yetmez. Dilci Prof.Bırsır Batırbıy’, haftada 1-2 saatlik Adıgece dersi için, "İyi değerlendirirsek, bu da bize yeter" diyor (3). Ancak bunu sırf Adıgece dersi anlamında mı söylemiş, tam bilemiyorum. Prof.Bırsır matematik dersinin de Adıgece okutulmasının gerekeceğini söylemişti.

Maykop'tan Açumıj Hilmi kardeşimizin söylediğine göre, daha fazla dersin Adıgece işlenmesi yasal anlamda olanaklı. 'Ama Adıge yöneticiler bunu gerekli görmüyor olmalılar' imiş...

Okul öncesi eğitim ,işin en berbatı: Kabardey-Balkar’da “Anaokullarında, 3-4 yaş grubu çocukları için ders saatleri 20 dakika, 5-6 yaş grubu için 25 dakika, 6-7 yaşlar grubu için de 30 dakika imiş. Bu ölçüler içinde çocuklara haftada 2 ders saati tutarında Adıgece (Kabartayca konuşma) dersi veriliyormuş. Ama herhangi bir dilin bir çocuğa öğretilmesi için haftada en az üç ders saati gerekiyor, bu bir bilimsel saptama. Dahası var, Adıgece gibi 60'tan çok sesi bulunan (çoğu dillerin iki katı ya da üzeri tutarında sesi olan) bir dil için 3 saat de yeterli değil, daha fazla ders saati, ayrıca çocukla hergün anadilinde konuşmak gerekir, deniyor. Ama, gereken zorunlu sürenin yarısına bile ulaşılmamış. Dolayısıyla anadili lodos yemiş sulu kar gibi eridikçe eriyor...” (4).

Yukarıdaki dizeler uzunca bir yazımdan alıntı, Kabardeyce anadilinin kullanıldığı anaokullarına ilişkin. Altını çizersek, 3-4 yaş grubu çocuğa haftada toplam 40 dakika Çerkesçe (Kabardeyce) ders veriliyor, o kadarı yeterli görülüyor olmalı. Oysa, özel durum (Rusça'ya göre iki kat üzeri ses gibi) gereği, haftada en az 120 dakika Adıgece ders verilmesi, ayrıca çocukla hergün Adıgece konuşulması gerekiyor. Şu durumda gerekli olan sürenin üçte biri tutarında bir anadili dersi veriliyor. Çocuk Rusça küfür savurmayıp da ne yapsın? Anadilini konuşamıyor ki...

Bir fıkra:

İyiliksever ve dindar bir karıkoca varmış. İkisi de Cennet'e gitmeyi umuyormuş. Erkek önce, kadın ardından ölmüş. Kadın Cennet'e gitmiş, eşini aramış, yok. 'Araftadır' demişler, orada da yok. 'O zaman Cehennem'de olmalı, oraya git' demişler. 'Olamaz, benim kocam Cehennemlik olamaz' demişse de kadın, çaresiz Cehennem'in yolunu tutmuş. Kocasını bir kuyuda, başı dışarıda, ayakta durur halde bulmuş. 'Nedir bu başına gelen?' diye sormuş. 'Üzülme, o kadar kötü durumda sayılmam, altımda Kadıköy müftüsü var, onun omuzları üzerindeyim" demiş kocası.

O hesap, bu azacık dil eğitiminin de beteri var: Anadilinde hiç eğitim verilmeyen çocuk yuvası ya da anaokulları var. Oralarda sadece Rusça öğretiliyor. Bu gibi nedenlerle koca Şapsığ'da (Soçi ve Tuapse rayonları) çocuklar Rusça konuşmaya başlamışlar. Çünkü 21 Şapsığ yerleşiminden sadece üçünde haftada 1-2 saat Adıgece 'okutuluyor'.

Biz 40 yıl önce aynı olayı yaşamış ve Adıgece'yi toptan bırakmıştık. Şimdi, yavaş yavaş Kafkasya da onu tekrarlıyor olmalı. Dünyadan siliniyor muyuz? 40 yıl önce Adıgece yok oluyor dediğimizde, 'aptal', 'bölücü' ve 'komünist' olmakla suçlanıyorduk. Artık zil takıp oynayabilirler. Bir de başlarına kına yaksınlar. O zamanlar köylü kızlarımız da iyi Türkçe konuşurlarsa memur ya da zengin, şehirli koca bulacaklarını umuyorlardı.

Bu gibi nedenlerle Adıge çocukları, anasından öğrenmiş gibi Rusça küfürler savurarak anayurtta, Maykop sokaklarında dolaşıyorlarmış (5).

Maykop’tan tanıdığım bir kız kardeşimiz de şöyle yakınıyor: ‘Adıgey'de 3. sınıfa giden kızım haftada sadece 1 ders saati olarak okutulan ve Rusça işlenen, genelde de kaynayan Adıge edebiyatı dersini alıyor. Sınıfın yarısı Adıge, ama Adıgece’yi konuşabilen tek bir çocuk bile yok. Yani dilimizin kaybolma süreci, maalesef, tahmin edildiğinden de daha hızlı ilerliyor’ (6).

Vah zavallı Adıge Cumhuriyeti vah, anayasandaki 'egemen devlet' yazısına ne oldu? Kuş olup uçmuş mu yoksa ...

İsrail'in iki Adıge köyü kadar olsun anadiline sahip çıkamıyorsun. Sadece Adıgey'e değil, diğer cumhuriyetlere ve İsrail dışı diasporaya da vah vah...

Ataların kemikleri yattıkları yerlerde sızlıyordur...

Koca Adıge Cumhuriyeti'nin sadece birkaç anaokulunda Adıgece öğretilebiliyormuş. O da ne düzeyde, belli değil. 'Mal meydanda'. Şapsığ'da Adıgece öğretilen anaokulu kalmış mıdır, bilemiyorum. Anadili öğretmeni ve anaokulu için para 'yok', ama şatafat ve ziyafet için var. Nedenini sormayın sakın, 'bir dokunan bin ah işitir'. Sanırsınız bakanlık sanki bir ağlama duvarı. AC Eğitim Bakanı Bedanıko Ramazan konuşmuyor, yardımcısını konuşturuyor. Niye ? İşi başından aşkın da ondan mı?..

İnternete yoğunlaşalım

İnternet çağını yaşıyoruz. Çocuklar televizyondan uzaklaşmış durumdalar. Bu nedenle kısa metrajlı çocuk filmleri, özellikle çizgi filmler ve diziler hazırlanmalı ve internete verilmeli. Hani, bir zamanlar gündemdeydi, Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri ortak bir film stüdyosu kuracaklardı. Ne oldu? O da mı fos çıktı? Hâlâ bir “Kuzey Kafkasya Ekonomik Okrugu” (bölgesi) var, Adıgey de oraya, o okruga dâhil. Süs olsun diye mi oluşturulmuş o okrug?

En iyisi cumhuriyetlerin her birinin birer film stüdyosunun olması, aralarında da bir koordinasyon kurulması bir çıkış yolu olabilir. Yerel dillerde filmler çevrilmeli, başka dillerden de Adıgece’ye çeviriler yapılmalı. Kafkasya'da bu işi yapacak yeterli eleman vardır. Yeter ki yetki ve para verilsin. Ancak, Adıgece olarak seslendirilecek filmler, hemen Rusça’ya ya da Türkçe'ye çevrilmemeli. Böylece, Rusça ya da Türkçe film bombardımanı, kısmen de olsa dengelenebilecektir. Adıge geçmişinden ve yaşamından alınma iyi ve kaliteli filmler hazırlanırsa Türkiye, Ortadoğu ve dış ülkelere de pazarlanabilir.

Kalite, marka para getirir.

Atanmış yöneticiler ve parlamento sorunu

Rusya’da yerel cumhuriyet ve illerin yöneticileri (başkan ve valiler) Moskova’dan atanıyor. Yani seçilmiyorlar. Türkiye'deki vali ve kaymakamlar gibi atanıyorlar, tek fark başkanın (lışha/л1ышъхьа) parlamentodan onay alması. Hükümetler ve alt kademe yönetimler (bürokrasi) de, o tür atanmış kişiler tarafından yine atama yoluyla oluşturuluyor. Parlamentolar ve hükümetler sanki birer 'İl Komisyonu' gibiler, vali ne derse, genel olarak ona uyulur. Demek ki, RF demokrasisi gelişmemiş. Atanmış görevliler halkı değil, Moskova'yı ya da üst yönetimi memnun etmeye bakarlar. Ancak, şu sıralar atanmışlara karşı derin muhalefet ve tepki gelişiyor. İyi ki gelişiyor. Gorbaçov ve Adıgey Adıge Xase örgütü önderi Hapaye Arambiy de seçimli döneme dönülmesini isteyenlerden. RF'nin seçimli demokrasiye gereksinimi var. Demokrasi, demokratik seçim yoluyla oluşur. Arap ülkeleri, kanları pahasına işte bunun mücadelesini veriyorlar. Geleceğe yönelik bir ışık, insanlığın karanlıktan çıkışının bir muştusudur bu. Bu rüzgarın önünde kimse duramaz. Çin bile. Çünkü Arap ülkelerinde petrol ve doğal gaz, zenginlik var, ama halk yoksul. Bizim de demokrasi mücadelelerine omuz vermemiz gerekiyor. Vahabi ve Selefilerinki gibi kanlı ve demokrasi karşıtı değil, barışçı bir mücadele verilmeli. Yığınlar Tunus ve Mısır’da yıllanmış diktatörlükleri yıktılar, Libya’da da yıkıldı, diktatör(Kaddafi) kaçacak delik arıyor. Suriye'de diktatörlük çatırdıyor. Macun tüpten çıktı, dönüşü yok bunun.

RF’deki cumhuriyetler parlamenterlerinin yarısı yerel yönetimler (rayonlar,okruglar) tarafından ve her bir okrug (seçim çevresi,rayon) adına eşit sayıda milletvekili esası üzerinden seçiliyor. Biçimsel düzeyde güzel bir olay bu. Çünkü adayları partiler gösteriyorlar. Örneğin, Adıgey’in 9 seçim çevresi (rayonu,okrugu) var,9 çevre 3’erden 27 vekil seçiyor (9x3=27). Öteki 27 üye de rayonların nüfuslarına ve partilerin baraj üstü aldıkları oylara göre dağıtılıyor. Şu durumda yerel etnik halkın parlamento baskısı altına alınması, görünüşte olanaksız.

Yani, Adıgey ve Kuzey Kafkasya’dakiler de dâhil tüm RF parlamentoları halkı temsil ediyorlar 'denebilir'. O anlamda sorun yok. Ama,parlamentonun, atanmış görevlilere karşı halkın çıkarlarını koruma ve denge kurma, anadili ve etnik kültürü savunma gibi bir gücü, siyasal ve tarihsel anlamda bir sorumluluğu da olmalı. Güç ve sorumluluk yeterince yerine getirilebiliyor mu? Sanmıyorum. Adıge Parlamentosu-Xase'de bir kez olsun Adıgece konuşulabilmiş değil. Adıgece 'vebalı dil' sanki. Yani, cumhuriyetlerin dilleri ve kültürleri can çekişiyor ve ölüyor. İşte öylesine bir mekanizma kurulmuş ki,şeytana taş çıkarır. Rus'un devlet,imparatorluk yönetme geleneği var. Bizimkiler hâlâ aşiret olmalılar...

Tataristan ve Başkırdistan'daki uygulamalar ve 'güçsüz' cumhuriyetler

Tataristan ve Başkırdistan cumhuriyetlerinde yerel diller okul öncesinde, ilk ve orta dereceli okullarda (1-11.sınıflarda) zorunlu diller olarak, Rusça ile birlikte okutuluyor ve kamusal alanda da kullanılabiliyorlar. Adıge öğrenciye ise, ne öğretiliyor, Rusça küfürler mi 'öğretiliyor' ne? ‘Ne güzel bir eğitim anlayışı' , değil mi? ‘Balık baştan kokar’ dememişler boşuna. Yönetimi, parlamentosu ve her şeyi öylesine Rusçu ve 'uysal kuzu' olursa, üstelik ‘Yiğit bir parça ekmeğe muhtaç’ kılınmışsa(çeyrek işe,günde iki saatlik işe iş dieniyorsa) , Çerkes çocuğu da hayda hay, 'anasından öğrenmiş' gibi, Rusça da konuşur, Rusça küfürler de savurur…

Parlamentolar anayasada yazılı olan, Tataristan ve Başkırdistan'da uygulanan haklara sahip çıkmayacaklar mı? Buna engel olan mı var? Parlamentonun üstünde bir yönetim erki mi var? Tıs yok. Demokratik yolda Adıgey, Kuzey Osetya-Alanya, İnguşetya, Çeçenya, Kalmık, Hakas, Altay, Tuva, Saha, Buryat, Mari, Udmurt ve Çuvaş gibi iki dilli cumhuriyetlerin parlamentoları öncü görevler üstlenebilirler, Rusça ile, sözde değil, özde bir eşitliği savunabilirler. Tabii üstlerindeki ölü toprağını atmış ve korku duvarlarını aşmış iseler…

Gorbaçov öncesinde, yani Kruşçev ve Brejnev dönemlerinde küçük dillerin Rusça’nın içinde eritilmeleri gibi bir devlet politikası benimsenip uygulamaya konmuştu. Anadili, haftada bir saatlik yardımcı ( göstermelik) ders konumuna düşürülmüştü. Anlaşılan ‘sosyalizm’ bile, tepedeki Rus’un ırkçı damarını yok edememişti. Bizimkilerse ürkmüş ‘uysal kuzular’ olmalıydılar. 'Halkın gelişmesi için öyle karar aldık' diyor, üstelik hava basıyorlardı bu yerel yöneticiler. Rusça küfrün de kökü oralardan geliyor olmalı. Şimdi, fırsat bu fırsat diye, o eski ırkçı damar yeniden depreşmiş olmalı.

Bu bakımdan Adıge Xase’ler, Çerkes Kongre’leri, diaspora ve ayrımsız tüm yurtseverler çözüm üretmeye, asimilasyona karşı etkili önlemler almaya, durumu kamuoyuna açıklamaya bakmalılar, derim.

(Devam edecek)

Dip notları:
(1)- Nıbe Anzor,"Тилъэпкъэгъухэр ахэтыгъэхэп" (Aralarında soydaşlarımız yok),Adıge maq,31.08.2011.
(2)-“Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev Adıgey'i Ziyaret Etti”,Cherkessia.net,20.08.2011.
(3)-"Ağustos Sıcağında Durum" başlıklı makalemiz,Cherkessia.net,14.08.2011.
(4)-‘Adıgece eğitim,asimilasyon durumu ve geleceğimize ilişkin bir değinme-1’,Kafkas Diasporası,08.12.2007.
(5)-Derbe Timur, “NEF-3: Adıgece'yi Coşturuyoruz”,Cherkessia.net”,24.08.2011.
(6)-“Ağustos Sıcağında Durum”,Çetao Denef’in yorumu.



Hapi Cevdet Yıldız
cherkessia.net

_________________
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.807s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.