Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Cmt May 26, 2012 1:54 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: KENDİ DOĞRULARININ ESİRİ OLMAK
İletiTarih: Pzr Arl 07, 2008 5:52 pm 
Çevrimdışı
Yönetici
Yönetici
Bramkhan

Kayıt: Pzr Ağu 19, 2007 8:54 pm
İleti: 3528
Konum: Çürüksu-TIW
Mükremin ÖNER


onermukremin@gmail.com


“Doğru” sözcüğü matematiksel ifadesiyle; “Bir düzlem üzerindeki iki nokta arasını en kısa yoldan birleştiren çizgi” ve “2x2=4” gibi aksi mümkün olmayan gerçekler anlamına gelir. Bundan başka da bireysel ve toplumsal hayatımızda kendimize karşı, başkalarına karşı davranış ve ilişkilerimizde, kısaca yaşamımızın her alanında ve sahip olduğumuz bilgilerimizde iyi, güzel, faydalı, olumlu olan düşünce ve davranışları ifade ederken kullanırız. Bu anlamına binaen de “Doğru” sözcüğünün hayatımızın her alanında önemli bir yeri vardır.



Dolayısıyla, “Doğru” sözcüğünü hepimiz çok sever ve ona değer veririz. “Bilgilerimizin doğruluğu, işimizi doğru yapmamız, davranışlarımızın doğru olması hayatta başarılı ve mutlu olmamız için en önemli amillerdendir,” der isek herhalde abartmış olmayız.



Matematiksel doğruya kimsenin itiraz etmesi mümkün olmasa da bilgilerimizin ve buna bağlı olarak davranışlarımızın doğruluğu her zaman tartışıla gelmiştir. Çünkü insanların sahip olduğu bilgiler ve sergiledikleri davranışlar matematiksel ve bilimsel doğrular gibi müşahhas olarak ölçülememektedir.



Geçmişte ve günümüzde insanların pek çoğu kendi doğrularını gerçek doğru olarak kabul etme yanlışlığına düşmelerinin bir sonucu olarak, hem kendi iç dünyalarıyla hem de çevreleriyle gerçek manada barışık bir yaşam sürememişler ve kendi doğrularının esiri olmuşlardır. Bu inatlarından dolayı âhiret hayatlarını da tehlikeye atmışlardır. Oysa insanoğlu her zaman doğruyu arama ve bulmaya açık bir fıtrat üzere yaratılmıştır. Bu manada pek çok insanın, toplumun kabullendiği doğrulara saygılı olma erdemliliğini gösterdiği de bir gerçektir. Kişiyi makul düşünmeye sevk eden husus ise kendi doğrularının yanlış, yanlış diye nitelendirdiklerinin de doğru olabileceğini göz ardı etmemesidir. Gelişen zamana bağlı olarak, tespit edilen yeni bilgi ve bulgular doğrultusunda; dün doğru dediklerimizin yanlış, yanlış bildiklerimizin de doğru olduğunu her gün müşahede etmekte olduğumuz bir vakıadır. Zira, doğruların ve yanlışların sık sık yer değiştirdiğinin şahididir insanlık tarihi. Bu gerçeği asla göz ardı etmeden doğru olanı bulmak ve yanlışlardan kurtulmak için akıl ve gönül kapımızı her zaman açık tutmamızın daha akıllıca bir yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz.



Üzülerek belirtmek gerekirse pek çoğumuz günlük yaşamımızda kendi doğrularından başka bir doğru olabileceğini asla kabul etmeyen, edemeyen insanlarla sık sık karşılaşmaktayız. Bunlar kardeşimiz, eşimiz, dostumuz, oğlumuz, kızımız olabileceği gibi belki iş arkadaşımız, akrabamız, komşumuz veya sevdiğimiz arkadaşlarımızdır. Belki, biz de onlara göre kendi “yanlış doğrularımıza” saplanmış kimselerizdir. İşte bu noktada “gerçek doğruların” tespitinde bir ölçünün olması ve bu ölçüye baş başvurmanın gerekliliği ortaya çıkmaktadır.



İnanıyorum ki ölçüler doğru konulabilir ise yanlışlarımızı düzeltmede fazla zorlanmayız ve doğru bildiğimiz pek çok yanlışımızdan kolayca kurtularak kendimizle, ailemizle, hısım ve akrabalarımızla ve çevremizle uyum içerisinde mutlu bir yaşam sürebiliriz.



İşte burada “Doğru olanları belirlememizi sağlayacak ölçüler nelerdir?” sorusu akla gelecektir.



Bir kere en başta “Bana göre doğru, sana göre doğru!” saplantısından kendimizi kurtarıp samimi olarak doğruları arama gayreti içerisinde olmalıyız. Bunun yanı sıra hemen kendimize şöyle bir bakıp; sahip olduğumuz akıl, fikir, düşünce melekelerimizi kendi gayretimizle elde etmediğimizin, bu ve benzeri pek çok nimetlerin Cenab-ı Allah tarafından bize bahşedildiği gerçeğini görebilmeli ve dünyaya gelişimizden itibaren tıkır tıkır çalışan kalbimizin, kan dolaşımı, sindirim ve boşaltım sistemlerimizin çalışmasında, nefes alıp vermemizde bizim herhangi bir müdahalemizin olmadığının bilincinde olarak; görme, öğrenme, konuşma, yürüme, gülebilme, ağlayabilme vb. tüm yeteneklerimizi kazanmamızda da hazır bir altyapıyla donatılmış olarak yaratıldığımızın şuuruna varmalıyız.



Güneşin doğmasına-batmasına, gece ve gündüzün oluşuna, mevsimlerin sırasıyla gelişine, yağmura, buluta, rüzgâra… itiraz edemediğimiz gerçeğini görüp ilahi kuralların hayatımızın olmazsa olmazları olduğunu kabullenebilmek gerçek doğrulara yönelebilmenin ilk şartı olsa gerektir. Zira, geçmişte “İlahi doğrulara” inatla direnen Nemrut, Firavun, Ebrehe, Karun vb. kişilerle Nuh Kavmi, Ad ve Semud kavimleri gibi toplumların akıbetleri hepimizin malumudur. Yakın tarihte ise Hitler, Mussolini, Lenin, Stalin, Saddam gibi diktatörlerin ve günümüzde de kendi doğrularını dayatmaya kalkışan şahısların yakın çevresine ve bazı güçlü devletlerin insanlıktan yoksun zalim liderlerinin dünya insanlığına ve kendi halklarına çektirdikleri sıkıntıları hepimiz yakînen bilmekteyiz.



İkinci olarak da insanlığın ortak aklıyla belirlenmiş olan evrensel değerlerin, içerisinde yaşadığımız toplumun ekseriyetinin buluştuğu dini, hukuki, ahlaki, insani ve sosyal değerlerin kendi doğrularımızdan daha doğru olabileceğini düşünerek “ortak akıl” çizgisine kendimizi çekme gayreti içerisinde olabilmeliyiz.



İnanıyorum ki işte o zaman; “Kendi doğrularımızın esiri olarak” hayatı kendimize zindan etmekten kurtularak; akıl ve idrak sahibi, “yaratılmışların en şereflisi” unvanını hak etmiş sosyal bir varlık olarak dünyamızı ve ahiretimizi daha mutlu kılma olanağını elde etmiş, içerisinde yaşadığımız topluma da pek çok alanda katkı sağlama fırsatını yakalamış oluruz.



Doğru zannettiğimiz yanlışlarımızdan sıyrılarak gerçek doğrularda buluşmak ve güzellikleri hep birlikte paylaşmak dilek ve temennilerimle.


_________________
Resim

cerkez çerkes kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz adiga abaza kuzey müzik music mp3 wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim ad köyleri düğün mahalli video kitap savaş haber güncel yeni dil sözlük çeviri kiril dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok bkd imam şeyh şamil adigey abhazya oset çeçen karaçay rusya siteleri indir dinle tarih türk


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.095s | 12 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.