[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/session.php on line 2167: Array to string conversion
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/session.php on line 2167: Array to string conversion
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/session.php on line 2167: Array to string conversion
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/session.php on line 2167: Array to string conversion
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/functions.php on line 4370: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /includes/functions.php:3542)
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/functions.php on line 4372: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /includes/functions.php:3542)
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/functions.php on line 4373: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /includes/functions.php:3542)
[phpBB Debug] PHP Notice: in file /includes/functions.php on line 4374: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /includes/functions.php:3542)
 KAOS ORTAMINDA SURİYE ÇERKESLERİ MESELESİ




ANASAYFA  |   KAYIT OL  |   SOHBET  |   ÇERKES MÜZİKLERİ  |   ÇERKESBUL  |   SÖZLÜK  |   LİNKLER  |   KİRİL KLAVYE  |   BASINDA ÇERKESLER  |   SİTENE EKLE  |   İLETİŞİM

KAOS ORTAMINDA SURİYE ÇERKESLERİ MESELESİ

KAOS ORTAMINDA SURİYE ÇERKESLERİ MESELESİ

İleti PauKaF » Çar Arl 05, 2012 9:20 pm

Kaos Ortamında Suriye Çerkesleri Meselesi

Suriye’de yaşanan dramatik olaylar artarak devam ediyor. Bu kaos ortamının iki tarafın anlaşmaya varmadığı takdirde uzun bir süre devam edeceğini tahmin etmek zor değil.

6 Ocak 2012 tarihinde 4 farklı Çerkes STK mensubu yaklaşık 300 kişi anavatana geri dönüşlerinde yardım edilmesi talebi ile RF Devlet başkanı ve Adigey-KÇR-KBR Cumhuriyet Başkanlarına mektup yazmaları ardından Çerkesya Yurtseverleri hızla reaksiyon göstererek kararlı bir duruş sergilerken farklı gruplar sessiz kalmayı tercih ederek , bizleri her şeyin yolunda olduğuna inandırmaya çalışmışlar paranoya olduğumuzu ima etmişlerdi.

Bu gelişmeler yaşanırken, KAFFED birtakım bürokratik girişimlerde bulundu.Konu Rusya Büyükelçisi ve T.C. Dış İşleri Bakanlığı yetkilileri ile görüşüldü.Kosova Çerkesleri örneğinde olduğu gibi Suriye Çerkesleri’nin taşınması için RF’nin aktif rol oynaması talep edildi.

Süreç işlemeye devam ederken bir sitede kendisini Suriye Çerkesleri’nin temsilcisiymiş gibi gören eski Halep Adige Xase yöneticisinin bir iddiası yayınlandı. Bu iddiaya göre devlet dairesinde çalışmayan Çerkeslerin hepsi muhalefeti destekliyor idi. (bkz. ozgurcerkes.com)

Öte yandan yukarıda bahsedilen site ile aynı oluşum içerisinde yer alan ancak ismi farklı olan bir sitede ise Suriye Çerkesleri'nin yarısının tarafsız, diğer yarısı muhalifler ile Esad taraftarı olduğu servis ediliyordu.(bkz. kafkasevi.com)

Benzer çelişkili haberler bilgi kirliliğine neden olurken bu sefer de sosyal medyada muhaliflerin tarafına geçtiği iddia edilen Çerkesler’in videoları dolaşmaya başladı. Oysa Çerkesleri taraf olmaya zorlayan devlet ve muhalif baskılarına rağmen soydaşlarımız taraf olmayı reddettiler. Münferit katılımlar olmuş olabilir ancak bunu halkın geneline yansıtarak haberleştirmek doğru olmadığı gibi bu tür iddialarla halk arasında kutuplaşma yaratmak isteyenlerin kasıtlı attıkları adımlar olarak değerlendirmenin doğru olduğunu düşünüyorum.

Suriye Çerkesleri’nin çağrılarına anavatanda yaşayan Çerkesler cevap verdiler ve hem kapılarını hem yüreklerini kendi soydaşlarına açtılar. Anavatana göç başladığı anda Türkiye’de ilginç tartışmalar yaşandı. Kısaca değinmek gerekirse, Suriye Çerkesleri’nin savaştan kaçmalarının doğru olmadığı doğdukları toprakları savunmaları gerektiği ve bu gibi durumlarda gemiyi ilk terk edenlerin farelerin olduğu gibi yakışıksız tartışmalar başlatıldı. Suriye Çerkesleri’nin emperyalizm ile mücadele etmeleri gerektiği, Esad tarafında olmaları ve emperyalist güçlerin oyuncağı haline gelen muhaliflere karşı çıkmaları gerektiği de dillendirildi bu tartışmalarda.

Özellikle bu tarz provokatif açıklamalara yönelik KAFFED’in en başından beri takındığı tavır doğrudur. Suriye Çerkesleri’ni bir taraflara çekiştirmeye çalışan açıklamaları reddeden KAFFED, soydaşlarımızı savaş ortamında zora sokacak her türlü eylem ve söylemden uzak durulması gerektiği kamuoyuna duyuruldu.

‘’BU SAVAŞ BİZİM SAVAŞIMIZ DEĞİL’’
Çerkesya Yurtseverleri olarak bizler dünyada gelişen tüm olaylara öncelikli olarak kendi penceremizden bakıyoruz. Çerkesleri direk veya dolaylı yoldan etki edebilecek tüm gelişmeleri ulusal çıkarlarımız çerçevesi dahilinde değerlendiriyor tüm düşüncelerimizi açık ve net bir şekilde çerkes halkıyla paylaşıyoruz.

Suriye’de savaş başladığı andan itibaren söylemlerimizde ve eylemlerimizde her zaman ‘Bu savaş bizim savaşımız değil’ düşüncesini ön plana çıkarttık. Aslında bu söylemimizin haklılığının temeli tarihte yaşanan elzem olaylara dayanıyor. Çarlık Rusya’sının soykırım ve sürgününe maruz kalan diaspora Çerkeslerinin torunları olan bizler Çerkes milletinin parçası olmak istiyorsak nerede yaşıyor olursak olalım tüm olayları Çerkes çıkarları penceresinden değerlendirmek zorundayız.

Geçmişte bu başarılamadığı gibi farklı coğrafyalarda ‘bizim olmayan savaşlara’ aktif ve toplu olarak katılım sağlanmış , çok büyük başarılar elde edilmiş olunmasına rağmen savaşların sona ermesiyle Çerkesler bir kenara fırlatılarak sonraki nesillerin bu faydalı hizmetleri hatırlamamaları için yapılan girişimleri kahredici bir sessizlikle izlemeye mecbur bırakılmışlardır.

Türkiye’den örnek vermek gerekirse ben İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı İlkkurşun Köyündenim. İlkkurşun Köyü kurulduğu günden bu yana sadece Çerkeslerin yaşadığı bir köydür. İsminden de anlaşılacağı üzere Kurtuluş Savaşında düşmana sıkılan ilk kurşun bu köyde bizzat köy halkı Çerkesler tarafından atılmıştır. Bunun anısına köyümüze bir anıt dikildi.Mayıs ayının son pazar günü köyümüzde resmi İlkkurşun Bayramı kutlanıyor , bu kutlamalara devleti temsilen yetkililer de katılıyorlar.

Ancak resmi tarihin ürünü olan hiçbir kitapta köyümüzün ismi geçmez.Aksine o dönemde düşmana kör bir kurşun dahi sıkmamış sözde efe olan ancak nam-ı değer eşkıyalar sanki düşman ile mücadele etmiş gibi gösterilir. Buna da örnek vermek gerekirse köyümüzü iki kez basarak camide namaz kılan insanlarımızı ateşe vermek suretiyle katleden Çakırcalı Mehmet Efe bugün resmi tarihte kahramandır. Sadece kitaplarda kahraman değil aynı zamanda en sevilen ege türkülerinden birisinde de anılır..

‘’İzmir’in kavakları , dökülür yaprakları.. Bize de derler çakıcı yar fidan boylum, yakarız konakları..’’

Bu eşkıyayı def edebilmek için yardıma koşan Çerkes Ançok Anzavur(Daha sonra vatan haini ilan edilmiştir) ve ona katılan Düzce yöresi Çerkes , Abaza gönüllüleri ile köyümüz halkının güç birliği yapması sonucunda Aydın dağlarında kıstırılarak, öldürülmesi suretiyle bu beladan tüm yöre halkının kurtarıldığını da belirtmek isterim.

Suriye’ye tekrar dönecek olursak, bizim köy halkımız ile hemen, hemen aynı kaderi paylaşmış Golan Çerkeslerinden bahsetmek istiyorum. Arap-Yahudi savaşında Golan’ı işgal eden İsrail’e karşı Suriye’nin müdahale edememesi ve korkması üzerine gene bir Çerkes halk hareketi oluşarak Cevad Anzor liderliğinde seçkin savaşçılardan oluşan bir birlik kurulur. Bu birlik canla başla Golan tepelerini savunur ve Yahudi birliklerini geri püskürtür. Bu çatışmalarda Cevad Anzor’a bağlı Çerkes askerlerden 200’ün üzerinde şehit verilir. Çatışmanın zaferle sonuçlanmasından sonra Golan tepelerinin sevk ve idaresini Araplara bırakan Çerkesler aradan çekilirler. Ancak Araplar Golan’ı koruyamaz ve İsrail ordusuna karşı arkalarına bakmadan kaçarak terk ederler..

Daha dün, Cevad Anzor ve Golan tepeleri için can veren Çerkesler’in anısına Arap yetkililerinin de katıldığı anma törenlerinin gerçekleştirildiği Bir-Ajem köyünde geçtiğimiz ay bir kıyım ve terör yaşandı. Suriye toprakları için kendi canlarını hiçe sayan Çerkesler bugün gene aynı topraklarda uğrunda savaştıkları devlet tarafından katledildiler.

Biz tarihimizi bilmediğimiz gibi maalesef ondan ders çıkarmasını da bilmiyoruz. Kanımız akıyor,canlarımız toprağa düşüyor ancak maalesef akıllanamıyoruz…

‘’SURİYE ÇERKESLERİ’NİN VATANI ÇERKESYA’DIR’’

Savaştan kaçmaya çalışanların sığınmaları gereken tek vatanın anavatanımız olduğu görüşünü ilk günden beri ısrarla savunuyoruz. Kosova’da yaşanan savaş sonrası anavatana getirilen Çerkesler bugün anavatanda güven içerisinde yaşıyorlar. Aynı şekilde Suriye Çerkesleri’nin de güvende yaşayabilecekleri tek yerin anavatan olduğunu düşünüyoruz. Anavatan’da yaşayan soydaşlarımız da üstlerine düşen görevleri ellerinden geldiği kadarıyla yapmaya çalışıyorlar. Gelen soydaşlarımızı mağdur etmeyeceğiz diyorlar.

Ancak yabancı ülke vatandaşı için uygulanan kota uygulaması Suriye Çerkesleri için de uygulanınca çok büyük sıkıntılar yaşandı. Anavatana dönüp orada yaşamak isteyen birçok Çerkes ortada kaldı. Rusya Federasyon yönetimine başta KAFFED,DÇB ve diğer STK’ların başvurularına ne olumlu nede olumsuz cevap verilmedi.

Bunun üzerine başta Çerkesya Yurtseverleri başta olmak üzere anavatanda ki birçok STK’nın da destek verdiği ‘’Suriye Çerkesleri Yalnız Değildir ‘’ etkinlikleri tertip edildi. Kitlesel eylemlere dönüşen bu etkinliklerin hedefi Suriye Çerkesleri’nin yaşadığı dramı kamuoyuna anlatmak , RF’nun Suriye Çerkesleri’ne sırt çevirdiği gerçeğini dünyaya duyurarak kota uygulamasının hiç olmazsa Suriye Çerkesleri için kaldırılması ve Suriye’de kalanların anavatana tahliye edilmesi taleplerini kabul ettirebilmekti.

Bu kapsamda başta İstanbul-Ankara-Antalya-Tokat-Konya-Hatay,Almanya’da Bonn ve Berlin , Rusya’da Moskova ve anavatanda Maykop-Çerkessk ve Nalçikte gerek miting gerek tek kişilik eylemler tertip edildi.

Ancak tüm bürokratik girişimlere ve onca protesto eylemine rağmen RF yönetiminden bu duruma ilişkin olumlu veyahut olumsuz herhangi bir beyanı henüz olmadı.

KAFFED’in Suriye Çerkesleri için Tek Yürek kampanyasına destek vererek böyle acı bir durumda anlaşmazlıkları bir kenara bırakarak dayanışma ruhunun ön plana çıkartılması gerektiğini savunarak kendilerine destek olduk. KAFFED’in düzenlemiş olduğu ve hala devam etmekte olan yardım kampanyası dahilinde toplanan paraların öncelikle anavatana dönmek isteyen Çerkesler için harcanacağını açıklamalarını memnuniyetle karşılayarak, Çerkeslerin yerinin anavatanımız olduğu düşüncelerine ilk günden beri destek verdik.

Tüm enerjimizle bu konu üzerine yoğunlaşmış iken birtakım çevrelerin Suriye Çerkesleri üzerinden değişik hesaplar peşinde olduklarını gördük.

Bazı çevreler Suriye’de öldürülen Çerkeslerin Rusya destekçileri tarafından öldürüldüğü ve dolayısıyla Çerkesleri öldürtenin Rusya olduğu sonucuna varan ilginç demeçler ile gündem yaratma çabası içerisine girdiler.

Burada bahsedilen olayı da yaşandığı şekliyle aktarmak gerekirse , Yanal Islam (Varoqa sülalesinden) isimli genç bir Çerkes , Suriye-İsrail sınırında konuşlu BM askerlerinin bulunduğu kontrol noktasında Suriye Ordusuna bağlı askerler tarafından dürbünlü tüfek ile ateş edilmek suretiyle uzaktan öldürülmüştü.

Bu elzem olayı anti-rus politikalar için kullanmak gerçekten ne Çerkesliğe nede insanlığa yakışır. Yanal’ın katledilmesi olayı üzerinden, Çerkeslerin Rusya tarafından destek gören ve Çerkesleri bu yüzden öldürdüğü iddia edilen Esad’a karşı olmaları gerektiği mesajı servis ediliyordu..
Bununla bitmiyor elbette. Bu çevreler Suriye Çerkesleri’nin anavatana götürülmeleri için çalışan ve çabalayanların tüm emeklerini tek cümleyle şu şekilde özetliyorlardı : ‘’Rus güdümlü geri dönüş projesi’’

Bu söylemler daha sonra eylem haline getirildi. Öncelikle ‘dünya’ örgütü olduğu ilan edilen bir komite kuruldu. İnsanlarımızın duygularını sömürecek söylemler ve açıklamalarla son derece ‘insani’ gibi görünen ancak maksatlı politik bir tutum sergileyerek, Suriye Çerkesleri’nin Türkiye’ye getirilmeleri gerektiğini savunan bu komite faaliyetlere başladı.

Komitenin verdiği demeçlerde ‘’Rusya Suriye Çerkesleri’ni almıyor, hatta sınır dışı edilen Çerkesler oldu, soydaşlarımız ortada mı kalacak Türkiye’ye gelsinler’’ benzeri ve içeriğinde yoğun ajitasyon ve popülist birçok söylemlere şahit olduk.

Amerika’da BM merkezi önünde Suriye Çerkesleri’ne destek amacıyla toplandığı açıklanan grubun Çerkes bayrağı ile ÖSO bayrağını birlikte açmaları anti-rus politika izleyen okyanus ötesi temsilcilerinin ilk eylemi oldu. Artık Suriye Çerkesleri üzerinden farklı politik hesapları olanlar çekinmeden açık bir şekilde sokağa çıkıyorlardı. Belki de bu Türkiye’de yaşayan sempatizanlarına açık bir mesajdı.

Geçtiğimiz günlerde ise Kudüs ve Şam’a destek amaçlı İstanbulda düzenlenen bir eylemde içlerinde terör örgütleriyle mali ilişkisi gündeme gelmiş kişilerinde bulunduğu kalabalık bir grup, RF konsolosluğu önünden geçerken ‘Katil Rusya Kafkasya’dan Defol’ sloganları atarak konsolosluk kapısına ÖSO bayrağı asarak Rusya’ya tepki göstermişlerdi.

Biz bu atılan slogana yabancı değildik elbette bazı çevrelerin gerek slogan gerek pankart olarak öne sürdüğü bir tepkiydi .Bu tepkiyi gösteren çevreler ile yukarıda bahsetmiş olduğum eylem arasında organik bir bağ olduğunu düşünmemiştim elbette, ancak şuanda düşünmüyor değilim.

Zira 2 Aralık günü RF Konsolosluğu önünde gerçekleştirilen bir eylemde ‘Katil Rusya Kafkasya’dan Defol’ sloganıyla beraber ellerde ki Çerkes bayrağının yanında ÖSO (özgür Suriye ordusu) bayraklarının da açıldığını gördük.

Son olarak Amerika’da ÖSO bayrağı ile Çerkes bayrağını yan yana getirenler ‘dünya’ örgütü yetkilileri ile bir araya geldiler. Bu buluşmada ÖSO’ya yürekten bağlı Amerikan vatandaşlarının bulunduğunu belirtmem gerek.

Sanırım bu olayları üst üste koyduğumuzda en başında gösterilmesi gereken tepkiyi vermeyişimizin sebebi olarak yine iyi niyet kurbanı olduğumuz gerçeğidir.
İlk günden beri kademeli olarak özünde ‘anti-rus politika’ barındıran, Çerkesleri tarafmış gibi göstermeye çalışan eylemler yavaş, yavaş arttırılarak en son Çerkes bayrağı yanında ÖSO bayrağı taşımaya kadar getirildi.

Bizim için ne ÖSO nede Suriye Devleti, Çerkesler için bir gelecek vaad etmiyor. Zira Bir-Ajem’i bombalayarak Çerkesleri katleden Suriye Devletidir. Bombardımanın ardından köy halkı zor şartlar altında güvenli bölgelere kaçarak canlarını kurtardılar.

Ancak köy bugün ÖSO’nun bir üssü haline çevrilmiş, Çerkeslerin evleri yağmalanmış hatta köy meydanında diki olan ‘Seteney Guaşe’ heykeline sözde ‘KAFKAS KARTALLARI’ isimli bir grup tarafından otomatik silah ile ateş edilirken çekilen görüntüler birileri için muhtemelen ‘gurur’ teşkil ediyor.
Böyle bir durumda gerek Esad’ın gerek muhaliflerin ilk fırsatta taraf olmayı reddeden Çerkesler’den öç alacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.

‘’Ne yapılması gerekiyor? ‘’

Ekonomik yardımlaşma bağlamında KAFFED’in hala devam eden ‘Tek Yürek’ kampanyasına destek verilmesi özellikle Çerkeslerin yoğun yaşadığı mahalle ve köylerde durumun vehametini halka anlatarak destek verilmesi sağlanmalıdır.Pratik olarak uygulanacak bir önerim ise nüfusumuzun yoğun olduğu yörelerde Cuma günleri hutbelerde bu konunun üzerine durulması ve bağış toplanmasıdır.

Rusya Federasyonu’nun üç maymunu oynayan tutumunun protesto edilerek Suriye Çerkesleri’ne tüm imkanlarını ve sınırı açması gerektiği hatırlatılmalı , özünde nefret barındıran eylemlere değil barış ve huzurun tesisi için talep sunulan eylemlere destek verilmesi gerekir.

Çerkes toplumunun duygularını kabartarak sokağa döken grupların Çerkes ulusal çıkarlarına zarar veren eylem ve söylemlerden uzak durmalarını sağlayabilmek için bu yönde halka sağlıklı bilgi verilmelidir.

Çerkes toplumu içerisinde farklı düşünceleri olan birçok oluşum ve STK barındırmaktadır. Birçok konuda uzlaşı sağlayamayan bu gruplar savaşın ve ölümlerin yaşandığı çok ciddi bir konuda tüm anlaşmazlıkları bir kenara bırakarak ‘Tek yürek’ olmalı , Çerkes ulusal çıkarlarının gözetildiği plan ve program çerçevesinde Suriye Çerkeslerine sahip çıkılmalıdır.

Toplumumuzda barınan art niyetli kişi ve oluşumları engelleyebilmek ve Suriye Çerkesleri’ne sahip çıkabilmek için böyle bir birliktelik şarttır.

Tek yürek olunamadığı takdirde Suriye’de akan kandan hepimizin sorumlu olacağımızı da unutmamamız gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum.


(Çatışmalar yaşanmadan evvel Seteney Guaşe Heykeli – Bir Ajem köyü)

Bombardıman sonrasında köye konuşlanan ve kendilerine ‘KAFKAS KARTALLARI’ ismi veren bir grubun Bir-Ajem köyü meydanında ki ‘Seteney Guaşe’ heykeline ateş açtıkları an :

http://www.youtube.com/watch?v=-m5lMdVt ... e=youtu.be
PauKaF
PauKaF
Site Admin
Site Admin
 
İleti: 20494
Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
Konum: MUDAREY-Гъубжь

MAKALELER

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir