Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Pzr Şub 12, 2012 3:47 am


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: GELİŞMELER NEYİ GÖSTERİYOR? - CEVDET YILDIZ
İletiTarih: Pzr Ağu 22, 2010 12:09 pm 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 19670
Konum: MUDAREY-Гъубжь
Gelişmeler Neyi Gösteriyor?


Son dönemde, diasporada, düşünsel düzeyde bir tartışma ortamının oluşmakta,giderek de gelişmekte olduğunu görüyoruz. Bir yönüyle sevindirici.

Örneğin Habraço Murat Çerkeslerin geleceğine ve yapılması gerekenler üzerine görüşlerini açıkladı ve açıklamalarını sürdüreceğini de belirtiyor. Habraço ile dönüşçü Dr. Meşfeşşu Necdet Hatam arasında bir atışma, bir “bilek güreşi” de yaşandı.

Habraço, politik bir hedef doğrultusunda örgütlenmeyi zorunlu görüyor, Hatam da onu bir “eski yeniyetme” kişisi olmakla ve gerçeklerden kopmuş olmakla karşılıyor.

Derken Kip İmdat'ın dönüş, DÇB ve diğer sorunlar üzerine politik değerlendirmeleri de geldi. Hatko Schamis ve Hapae Erhan'ın, dahası Mıshe Berslan 'ın gelişmelere değin yazdıkları da var tabii (Bkz.'Cherkessia.net' ve 'Circassiancenter'). Kip İmdat ile Meşfeşşu Necdet arasında da, beklendiği gibi, oldukça sert bir tartışma yaşandı.

İşin olumlu yanı, karşılıklı suçlama ve eleştirilerde terbiye sınırları dışına fazla taşılmamış olmasıdır.

Her üç arkadaşı da tanırım, üçü de Adıge/Çerkes davasının erleri. Bundan kuşkum yok. Örneğin, Dr.Necdet Hatam, bir röntgen uzmanı olarak, Bandırma gibi olukla para kazandığı, daha da kazanabileceği bir yerden Maykop'a, zor koşullara gönüllü taşınmış,1991'de ayda 15 Dolar (22,5 TL) ücretle bir hastanede işbaşı yapmış biri,şimdiki aylığı da 100 Dolar imiş, kendi yazdı.

Bütün bunlara değer miydi? Ortalıkta bir kurtuluş savaşı ortamı olsaydı anlardım. Neyse kendi seçimi ...

Hatam işini bilir…

Kip İmdat'a gelince,o da aynı ülkücü/ idealist dönüş grubundandı. 'Davulun sesi uzaktan kulağa hoş gelir' demişler ya, o da, herhalde pembe umutlar peşinde, Yaşar Kemal'in 'Beyaz Atlıları' arayan adamı gibi, kapılar aralanınca anayurda koşmuş olan ilklerden biri.

Adamın birinin yolu bir diyara/bir ülkeye düşer, orada beyaz atlara binen,cana yakın ve konuksever iyi adamlarla karşılaşır, evine döner, işini yoluna koyar, dengini bağlar, kalan ömrünü, son yıllarını geçirmek üzere, o güzel ülkeye geri döner,ama beyaz atları da, o atlara binen iyi adamları da bulamaz. Sorduğunda da, ”O iyi adamları mı soruyorsun, o iyi adamlar beyaz atlarına binip buralardan gittiler” yanıtını alır.

Demirkırı (brul/брул) atlara binen yiğitler ülkesi Çerkesya da, 1864'te o iyi insanlar tarafından terk edilmişti. ”Sahibi başında olmayan kişinin atını köpekler yer” misali, o yiğitler ülkesi birilerine, Rus saldırganlara yem olmuştu. Geride 4 öbeklik kalıntısı kalmıştı eski Çerkesya'nın-Şapsığya, Adıgey, Karaçay-Çerkesya, Kabardey-Balkarya.

Yeri gelmişken belirtelim: Özgür Çerkesya'da demirkırı atlara binen o iyi, o yiğit insanlar da o ülkeden gitmişler, sürgüne, sonu ölüm olan dönüşsüz bir yolculuğa çıkmışlardı. Çerkesler uğursuz saydıklarından olmalı, beyaz ya da kırata binmezlerdi. 'Baykan'ın uğursuz kıratı' Adıge deyimi de boşuna söylenmiş olmamalı (Bkz.Şhalaho Abu,'Uzaktaki Yıldızların Işıltıları-4',Cherkesia.net,tarih bölümü).

Demirkırı atlara binen korkusuz ve soylu Çerkeslerden hayatta kalanlar, 1864 yılı sonrasında başkalarına kul/köle olmuş olmalıydılar. Bunu da anlamak gerekir.

Çerkesya'ya diye gidenler, iyi dönüşçüler,' demirkırı atlara binen o iyi adamları' bulamadılar, artık yeller esiyordu onların yerinde.

Özgür Çerkesya tarih olmuş, onun yerinde ve 7 milyon toplam nüfus içinde topu topu 700 bin dağınık Adıge/Çerkes kalmıştı. Kalanlar da 4 yöreye dağılmıştı: Krasnodar Kray/Şapsığ, Adıgey, Karaçay-Çerkesya ve Kabardey-Balkarya, bu sınırlar içinde yüzde 10 gibi bir azınlıktı artık Çerkesler.

Unutmayalım Krsnodar Kray'ın Uspensk rayonunda da 3 Çerkes köyü kalmış durumda. 'İsteyenin bir yüzü kara vermeyenin iki yüzü kara' diyerek, bazıları 'çok şeyler' , tek bir cumhuriyet bile istiyorlar ama karşı taraf bir koyundan çift pösteki çıkar mı, der pozisyonunda.

Bilgili ve gerçekçi olmak en büyük eksiğimiz. Bilgili ve bilinçli olmalıyız…

Dönüş işi

1970'lerde Ankara'da Huvaj Fahri ve çevresinde toplanmış bir ülkücü grup vardı.

Huvaj'a göre anayurt motifleri iyi işlendiğinde kitleler etkilenecek ve anayurda döneceklerdi. Sovyetler de sosyalist idiler? Rus-Çerkes gibi ayırımlar sosyalizme aykırı şeylerdi, Sovyetlerde herkes,tüm halklar eşitti. Yani endişeye mahal yoktu, Çerkesleri kabul edecekti Sovyetler.

Kendileri de sık sık anayurda çağrılıyor ve uzun Kabardey sofralarında ağırlanıyorlardı. Sofralardan bal bereket akıyordu, eti, sebzesi ve votkası boldu. Köylü giyecek pabuç bulamıyormuş, o ayrı, dönüş dışı birşeydi. Dönecekler için bir cennetti orası.

Müzik ve dans grupları desen Padişah sarayı gibiydi, Maşallahı var, kolhoz başkanının bir parmak şıkırdatması yeterliydi. Artık bir Mehdi (kurtarıcı) beklemeye de gerek yoktu, Mehdi Sovyetlerdi artık.

Geçmişte Yahudiler arasında da bir Mehdi'nin zuhur edeceği/ortaya çıkacağı, bu Mehdi'nin gecenin bir karanlığında inanmış bütün Yahudileri topluca Kudüs'e uçurup bal diyarına götüreceği inancı vardı. Acı denemeler de yaşanmış, birçok Yahudi, uçacağım derken uçurum aşağı düşüp telef olmuştu.

Bereketli sofralardan doymuş ve büyülenmiş olarak kalkmış olan bir dönüşçüye gerçeği kabul ettirmek artık olanaksızdı, bizler, gerçeklere dikkati çekmek isteyenler ise, 'pişmiş aşa su katanlar' ve 'İblis'in taifesinden' olanlar olmalıydık. Bizler sırf milliyetçi görüşlerle, soyut düşüncelerle kitlelerin harekete geçmeyeceklerini söyledik durduk, ama işe yaramadı.

Demagoji de hazırdı:'Türkiye'de devrim olana dek bizler yok olup gideriz, bize düşmez devrim benzeri şeyler. Toplanma yerimiz anayurt olmalı,istikamet orası' diyorlardı.

Dönüş gerçekleşmeyince, takke yuvarlanıp kel başlar ortaya çıkınca da, 'Hani devrim olacaktı,dönüş olmadı da devrim mi oldu sanki?'. Böyle diyorlardı bu arkadaşlar, demokrasi diye de bir dertleri yoktu tabii.

Kurtuluş faşist Uruguay'da olsa bile, oraya da koşa koşa gideceklerdi, ama çoğu yerinden kımıldamadı bile. Bu arada dönüş dönüş diyerek, dönüş sözünü sakız ederek kitleleri pasifize ediyor, lümpenlere geyik muhabbeti yaptırıyorlardı.

Bu arkadaşlar bir demokrasi mücadelesi vermenin gereğini bir türlü kavrayamıyorlardı, politik dünyaları çok dar ve çok sığdı. Demokrasi mücadelesinin ulusal ve uluslarüstü bir mücadele olduğunu bilmiyorlardı, bilmek de istemiyorlardı.

Dönüş denen şey dururken onlara ne gerek vardı? Dönüş diye diye, sanki geçmişin kör Yahudileri gibi efsunlanmış olmalıydılar. Bilmedikleri, demokrat olmadan devrimci ya da tutarlı bir dönüşçü de olunamayacağı gerçeğiydi.

Rusya'da da yeterli bir bilinç yoktu, bürokratik bir tahakküm, bir tür faşizm vardı orada. Rusya'da geçmişin bir başarısı varsa, bu, Lenin gibi yerinde hareket etmesini, yorum yapmasını ve düşünce üretmesini bilen bir önderin varlığına, onun liderliğine bağlanabilir.

Ne yazık ki, Lenin'in ömrü, Stalin gibi kaba ve gaddar birini safdışı bırakmaya yetmedi. Vasiyeti de Stalin'in eline geçti ve gizlendi.

Başarı için demokrasi inancını sağlam tutmak, kişisel çıkar yerine toplum yararını esas almak, evrensele doğru evrilmek gerekiyordu. Dönüşçüler arasında maalesef bu tür özellikler gelişmiş ve olgunlaşmış olan şeyler değildi. Onlar o türden düşüncelere hepten yabancıydılar.

'Ket tlebışejts'ık'un', Kabardey içki sofralarının tadı damaklarında kalmıştı ve o yeterdi. 'Ket tlebışejts'ık'u' birazdan anlatacağım.

Şimdi olgunlaşmış mıdırlar? Sanmıyorum, birçok kıdemli dönüşçü, ırkçı/Balkanlı CHP'nin safında ve sekter gerekçelerle demokratik değişime,anayasa değişikliğine karşı çıkıyor, hayır, diyor, utanmadan faşizme destek veriyor. Bunu yerinde bir davranış olarak kabul edebilir miyiz?.. Ne denli apolitik kişiler oldukları belli olmuyor mu böylece?..

Kip İmdat, anayurda dönenlerin adam yerine konulmadıklarını da söylüyor. Şunu bilmeliyiz: Önce sen adam olacaksın, başkalarını, iyi insanları adam yerine koyacaksın, o zaman o iyi insanlar da seni adam yerine koyarlar. Herşey karşılıklı. Ama domuz da domuzu batakta bulur, derler, o da var…

Denge gerekir, hep istemeyeceksin,aldığının bir biçimde karşılığını mutlaka vereceksin. Ц1элъэк1уалъэ (başkalarının sırtından geçinen,oraya buraya yıkılan insan) dönemi kapandı artık.

Üste çıkmayacak, ama altta da kalmayacaksın. Rahmetli küçük amcam, Hafız Kemal çocukluğunda hastalanmış, bahçedeki topal pilici kesip ona yedirmişler, tadı damağında kalmış olmalı, “Ket tlebışejts'ık'or qısfeşuwk'i sejuğeşğ/ Kэт лъэбыщэжъц1ык1ор къысфэшъуук1и сэжъугъэщх' (Topal pilici kesip bana yedirin) demeye başlamış her acıktıkça.

O hesap, çocukluk çağını aşmamız, hem kendimizi,hem toplumu ve hem de dünya barışını savunmamız, büyük küresel değişime ayak uydurmamız gerekiyor. Yoksa söz sahibi olamayız, ayakta kalamayız. Asla 'Önce ben' dememeliyiz. O zaman belki mal mülk edinebiliriz, ama öncü insan, toplumun aradığı örnek insan olamayız.

Kip İmdat, dönüşçü adı altında bir sürü yaramaz kişinin Nalçik ya da Maykop'a üşüştüğünü de söylüyor. Doğrudur. Böylelerine dönüşçüdür diyerek yüz vermemek gerekirdi. Rahmeti İzzet Aydemir ile eşi Nalçik'e yerleşmişlerdi.

”En güzel Kabardey kızları, bunlar Türkiye'den gelme, Müslüman kişilerdir, içki içmezler, din iman bilirler denerek, dönüşçü gençlere verildi, ama içkicinin beteri, edepsizin daniskası çıktılar o gençler” demişlerdi bana.

Böylelerinin verdiği zarar, bazı itici kişileride eklerseniz, kuşkusuz kötü izlenimler bırakmış olmalı.

Kip İmdat Ne Diyor ve Durum Nedir?

Kip İmdat, özetlersem şöyle diyor: Anayurtta ve RF'de, 20 yıllık süreç içinde koşullar çok değişmiştir. Artık diasporada dönüşe karşı çıkan kimse kalmamış gibi. Doğrudur, toplumun aydınları bilinçlenmektedir.

Dönüş,propaganda ve ikna yoluyla gerçekleştirilemez, dönüş için alt yapıları da olan modern projeler üretmek, sosyal, ekonomik, hukuksal ve politik çalışmalar yapmak gerekir, diyor Kip İmdat.

Katılırım. Önce şunları da belirtmemiz gerekir:

Rusya, bize göre 140 milyonluk dev bir ülke. Nüfusun beşte dördü Rus. Federasyonu zorlaştırıcı yüksek düzeyde bir Rus oranıdır bu, denge kurmak kolay değil. Rus'un bir çok iti uğursuzu ve faşisti de var, bunu da bilmeliyiz.

Rus, Lenin dönemindeki gibi tolerans göstermek istemiyor, öye bir lider de yok, o zamanlar, kötüler Lenin'den ve onun önderliğinden korkuyorlardı. Ancak şimdilerde tolerans göstermezlerse, kopma ya da parçalanmalar kaçınılmaz olacak. Sovyetler döneminde Rus oranı yarıdan azdı.

Şimdiki Rusya çok geniş ve çok uluslu, hala 26 ulusal regionu var,ama bunların hepsi bir Ukrayna etmiyor. Bu nedenle ulusal denge küçük uluslar aleyhine iyice bozuldu, daha da bozulabilir.

Rus milliyetçiliği/gericiliği güç kazandı, ama bu Rus'a da zarar verir, aslında kof bir şey bu. Değindiğimiz gibi, milliyetçilik Türk'ü ve Sovyetleri vurdu, şimdi de Rus'u (RF'yi) vurabilir. Vurabilir değil, böyle giderse muhakkak vuracaktır. Rus'un Çerkes'in ve diğerlerinin dili ile diyelim ne gibi bir derdi, ne gibi bir sorunu olabilir ki?.. Modern dünyada öyle şeyler, dil kısıtlamaları kalmış mıdır?

Bizimkiler de, bizim ulusalcılar da 'Anadilinde eğitim sadece Türkçe yapılabilir, Kürtçe eğitim, anayasaya aykırıdır, yapılamaz, asla kabul edilemez' diyorlar. Bu beyler uzayda mı yaşıyorlar?

Bakın Irak Kürdistanı'nda Kürtçe eğitim veren üniversiteler bile var. Buna ne demeli? Böyle şeyler, dil yasaklamaları artık modern dünya koşullarında kabul edilebilir şeyler midir, Türkiye dünyaya kabul ettirilebilir mi bunu? En başta milyonlarca Türkiye Kürt'ü boyun eğer mi bu tür baskılara?..

Rusya tek bir ulusun devleti haline getirilemez. Buna konjontür de izin vermez. RF üst yöneticileri içinde ırkçı ve faşist eğilimli, yani gerici olanlar muhakkak vardır, sayıları da az olmamalı, Türkiye'de de çoktur öyleleri. Darbeci General Kenan Evren ve onca darbeci, Ergenekoncu,17,5 bin cinayetin katilleri gökten zembille inmedi ya.

Türkiye'deki ekonomik gelişme,yeni oluşan ve oluşmakta olan modern sınıflar faşizme nasıl geçit vermiyorlarsa, aynısı Rusya'da da olacaktır. Demokrasi gelişim ve zenginleşme demektir. Oysa faşizm sadece azınlıkları değil, Rus modern sınıflarını ve bölgeleri de vurur, özellikle emekçilerin yaşamını cehenneme çevirir.

1950 yılı öncesinin faşist iktidarları Türk emekçilerine, Türk köylülere de az mı çektirmişlerdi? Gelinini gece tahsildar yatağına göndereni az mıydı?..

Rusya'daki gelişmeler konusunda dikkatli olmaya evet, ama aşırı kuşkulanmalara da hayır, diyoruz.

Rusya mutlaka modernleşecektir.

Regionlar ne durumda?

Rusya'da 83 region bulunuyor: 21 cumhuriyet, 1 özerk oblast ve 4 özerk okrug, ulusal regionları oluşturuyor, bunların dışındaki 57 region ise Rus çoğunluk nüfuslu illeri (kray ve oblastları) oluşturuyor. Moskova illerin içişlerine daha fazla karışır.

83 regionun cumhuriyet başkanları ya da il valilerinin hepsi Moskova'dan atanır. Başkan ya da vali kendi regionunda her şey demektir, son sözü o söyler, ama atanmış bir bürokrattır da nihayetinde, ipin ucu daima Moskova'nın elindedir.

Örneğin Moskova, soruşturma açtırmadan ve yargı denetiminden geçirmeden seçilmiş bir belediye başkanını görevinden alamaz, ama kendi atadığı bir başkanı ya da valiyi kulağından tutup kapı önüne koyabilir.

Hükümet dediğin şey de atanmış başkanın (prezidentin) atadığı bir organdır. Görevden alır, değiştirir, yenisini görevlendirebilir. Hükümet, başkanın emrindedir.

Bizde bir başbakan, milletvekilinden fazla olarak 280 TL makam ücreti alır, RF'de ise herhangi bir müdür kendi personelinin üç katı tutarında maaş alır. Tam bir amirler, kodamanlar devleti. Bu da bilinmeli.

Şu sıralar tuhaf bir öneri havada uçuşuyor. Cumhuriyet başkanına 'prezident' (başkan;devlet başkanı) demeyelim de, başka bir ad bulalım,prezident deyimini sadece Medvedev'e bırakalım biçiminde.

Yeni ad bulsan, değiştirsen ne değişir ki? İş mi bu? Ha 'Kel Hasan' ha 'Hasan Kel', ne fark eder? Önemli olanı içerik değil midir?..Nedenlerden biri olarak da Çeçenya Başkanı Kadirov için 'öyle istiyor, bu onun fikri' diyorlar.

Putin'e yakın olmakla Kadirov belirleyici biri mi olmuş? Belki bir spekülasyondur ama Kadirov 'İmam' ünvanını almak da istiyormuş, öyle yorumlayanlar var. 'Çeçenya Cumhuriyeti' adını da 'Çeçenya İmamlığı' olarak değiştirmek mi istiyor? Eskiden bir 'Yemen İmamlığı' vardı, Şeyh Şamil ve Şeyh Uzun Hacı'nın kurduğu birer İmamet Devleti de vardı. Bilmiyorum, Kadirov da onlara mı öykünüyor yoksa?..

Kadirov işi o çizgiye götürülebilir mi? Sanmıyorum. Gözlediğim kadarıyla Ramzan Kadirov, sert ama temkinli ve toparlayıcı biri, akıllı bir stratejist. Boşuna desteklemiyor olmalı onu Putin. Çeçenya Başkanı olan babası Ahmed Kadirov, daha önceleri müftü idi.

Yani dindar bir aileden geliyor. Kendisinin de dindar bir kişi olduğu, içkiyi yasakladığı ve namaz kıldığı, en büyük camiyi yaptırdığı, uyuşturucu, kumar, fuhuş ve bunun gibi toplumsal hastalıkları bastırdığı, ezdiği söyleniyor.

Arkasında Putin var. Felaket yaşamış bir toplum adına, toparlanmak için, bütün bunlar, belki de kabul edilebilir şeylerdir. Böyle bir kişinin, halkın geleceğini köstekleyecek, imamlık denen bir işe kalkışacağını ve devleti çatırdatacağını hiç sanmam. Ayrıca üst, federal merkez de buna izin vermez. İpi Putin'in elinde.

Daha önceleri başıbozuk Çeçenler, Başkan Aslan Maşadov'u dinlemeyen o şımarmışlar çok uyarılmışlardı, biz de uyarmıştık. Kar etmemiş, Çeçenlere felaket getirmişlerdi. Şimdilerde gerekli ders çıkarılmış mıdır?Göreceğiz...

Cumhuriyetler birçok yönden sıradan illere benzetilmişler. Eski yetkileri kırpılmış. Örneğin, cumhuriyet dilini daha fazla alanda kullanma ya da Rusça ile eşitleme gibi yetkiler kaldırılmış, girişimlerin önü tıkanmış.

Bu bakımdan durum iyi değil. O yüzden Sovyetler dağılmıştı, şimdi de benzeri sorunlar belirmiş bulunuyor. Bölgeler arası dengesizlikler de işin cabası. Denge daha da bozuluyor. Rus, Rus'u da yoksulluğa itebiliyor. Milliyetçilik denen şeyin ırasında var bu.

İsviçre'de dilin kullanımı, müfredata konacak derslerin saptanması ve o derslerin hangi dil ya da dillerde okutulacağı gibisine şeyler, başkent Bern tarafından değil, her bir regionun (kantonun) kendisi, dahası her bir köy yönetim biriminin/bucağın (Gemeinde) kendi meclisi tarafından hazırlanır ve karara bağlanır, itiraz durumunda da yargıya gidilir ve son kararı yargı verir. İsviçre'de 3.000'e yakın Gemeinde birimi var.

İsviçre'de bir öğrenci bulunduğu regionun ya da Gemeinde'nin dilini, ayrıca ikinci bir İsviçre dilini okumak/öğrenmek zorundadır. İsviçre'de 4 resmi dil vardır. Eğitimde bu sistem uygulanır. İsrail'de de benzeri bir sistem yürürlüktedir. İsrail'de iki Çerkes köyü ve 4 bin üzeri bir Çerkes nüfusu vardır. Her iki köydeki okullarda, zorunlu ders dilleri olarak Çerkesçe, İbranice, Arapça ve İngilizce okutulur, en az dört dil öğretilir. İsrail bölünmüş mü oluyor?..

Türkiye Çerkesleri için de Gemeinde benzeri bir sistem benimsense iyi olur.

Sonuç olarak Rusya, Kip İmdat'ın işaret ettiği gibi, pek de gelişmiş, matah bir demokrasi sayılmaz.

Ancak ben RF'nin giderek demokratikleştiği, demokratikleşmek zorunda kalacağı görüşündeyim. Bunu daha önceki yazılarımda da birçok kez belirttim.

Demokratikleşecektir, çünkü Rusya'nın hızlanmış olan gelişim çizgisi/trendi onu demokratikleşmeye zorlayacaktır.

Cumhuriyetlerin ekonomi ve bütçeleri ise zayıf. Bu zayıf kalmada merkezin baskısı, yatırımların merkezi illerde yoğunlaştırılmış olması gibi etkenler belirleyici. Ben taşrada da ekonomik/sanayici grupların oluşmakta ve yönetime ağırlık koymaya hazırlanmakta oldukları düşüncesindeyim. Gelişim ve değişim, sonunda üstün gelecektir.

Çerkesya, örgütler ve DÇB konusu

Bizde birçok şey karmaşık sorunlar yumağına dönümüştür. Bilgi kirlenmeleri ve şovenizm etkenlerdendir. Bu gibi durumlara birçok yazımızda değinmiş bulunuyoruz. Yineleyelim:

'Çerkes' = 'Adıge'dir. Vıbhlar da Adıgedirler, aynı kökenden gelirler, aynı dili ve aynı ortak değerleri paylaşırlar, yüzlerce yıldan beri kendilerini Adıge olarak adlandırırlar.

Adıgelerin ülkesine,1864 yılına değin, dış ülkeler tarafından “Çerkesya” deniyordu.

Son dönem Çerkesya tarihi üzerine hayli sayıda yazı yazdım, çeviriler de yaptım,bunlar sağlam kaynaklara dayalı yazılar. Vikipedi-Özgür Ansiklopedi'de de geniş bilgiler var (Bkz. 'Adıge Cumhuriyeti' ve orayla bağlantılı çok sayıda madde). Ama bizde 'bıtı'/yamuk kişi sayısı az değil. Bu yazıları görmezler, okumazlar, giderler, çürük bohçalardan kirli çamaşırları toplarlar. Böylelerine ne ad vermeli?..

Bugün artık Çerkesya adında bir ülke yok. 'Çerkesya' adı, Karaçay-Çerkesya Cumhuriyeti adının ikinci etnik adı/eklentisi olarak kullanılır. Daha önceleri,1926-1957 yılları arasında 'Çerkesya' ya da 'Çerkes Özerk Oblastı' adı altında küçücük bir region da vardı. Ruslar onu da dağıttılar, onu şimdiki Karaçay-Çerkesya'ya yamadılar, monte ettiler.

Peki, tarihsel Çerkesya yeniden oluşur mu? Konumuz o değil, o ayrı bir konu.

Demek istediğim, olmayanı var imiş gibi göstermeye kalkışmanın doğru olmayacağıdır.

Tarihe, Tarihsel Çerkesya'ya, onun eşsiz ve şanlı anısına saygıya evet, ama gerçeklerden sapmaya ve maceraya da hayır, diyoruz.

RF'de devlet kurumları dışında politik partiler ve sivil toplum örgütleri de vardır. Çerkeslerin anayurtta bir ulusal politik partileri var mıdır? Bilemiyorum. Türkiye'de yok, onu biliyorum.

Çerkeslerin kendi cumhuriyetlerinde devlet kurumları var, okul, üniversite, tiyatro, müze, radyo-televizyon,yayınevi, basın, vb var. Bunlar çok değerli varlıklarımız. Değerlendirmelerde bunları, yazar, biliminsanı ve sanatçılarımızı, mücadele insanlarımızı, sporclarımızı da belirtmemiz, onları da hesaba katmamız gerekir.

Bütün yeryüzü Çerkeslerini temsil etme amacıyla 'Dünya Çerkes Birliği' (DÇB) kuruldu, ancak örgüt giderek devlet güdümüne girdi. Başka türlüsü de beklenemezdi. Parasal gücü ve kitle desteği sınırlı olan örgütler ya dağılırlar ya da sponsor ararlar. DÇB'nin başına geleni de budur. DÇB memur örgütü oldu.

4 regiona dağılmış Çerkeslerin ortak bir örgüt kurmaları ve onu aktif bir konumda tutmaları, Rusya gibi demokrasisi gelişmemiş bir ülkede sözkonusu bile olamaz. Milyarlarca Dolar sermayeli firmalara el koyan, muhalif diyerek sahiplerini hapse koyan Rusya, muhalif bir etnik örgüte hiç gelişme fırsatı tanır mı?

Bu nedenle Kip İmdat'ın DÇB üzerine söylediklerini biraz da haksız ve abartılı buluyorum. İngiliz'in İskoç ve Galliler ya da onların örgütleri ile bir sorunu, bir derdi yok, kalmamış.

Britanya Başbakanı Tony Blair'in desteğiyle onlara ulusal parlamentoları bile 'hediye kabilinden' verildi. Konuşanı kalmamış, Cornwall'da sönmüş olan ve şimdilerde 2,000 kişi tarafından konuşulmaya başlanan Cornish dili, ayrıca sönmüş Manx dili bile canlandırıldı, Britanya'daki resmi diller safına katıldı, atık o diller devlet tarafından okullarda okutuluyorlar.

Bir de bizdeki çürümüşlüğe, yozlaşmaya bir bakın.

Britanya ve ABD gibi ülkelerde etnik sorunlar artık çözülmüş bulunuyor, oralarda asimilasyon politikaları çoktandır terk edildi, ciddi yargı kurumları da var, bizdeki gibi darbecilere selam durmuyor yargıçlar, çünkü oraları demokrat ve ulus devlet anlayışını çoktan aşmış olan gelişmiş ülkeler.

Ama Rusya ve Türkiye'de ulus devlet anlayışı ve faşist odaklanmalar hala güçlü. İkisi de gelişmemiş ülke. Tuapse'deki bir Rus asimilasyon kampında ırkçı Ruslarca küçücük Çeçen çocuklarına yapılan saldırıları Jıneps Gazetesi sayfalarından okumuş olmalısınız (Temmuz 2010 sayısı). Bu, yalnızca bir örnek.

Bugün cumhuriyet ya da regionlar sınırları içinde sivil örgütlenmeye, belli bir düzeyde izin var. Kabardey-Balkarya'da “Xase” ve “Çerkes Kongresi”, Karaçay-Çerkesya'da ve Adıgey'de de “Adıge Xase” ve “Çerkes Kongresi” var, bunlar ulusun güçlü sivil örgütleri.

Bu örgütlere güç katılarak, yerel düzeylerde olmak üzere demokratik bir muhalefet konabilir ve yönetim üzerinde de bir ağırlık oluşturulabilir. Ayrıca örgütler arası dayanışmalar da güçlendirilebilir.

Böylece bir üst Adıge/Çerkes kimliği geliştirilebilir. Bu demokratik güç ve aktif politika sayesinde, her üç cumhuriyette de kısmi başarılar sağlanmış, bazı kazanımlar da elde edilmiştir. Örneğin, Kabardey köylülerce kullanılan otlakların Bakarların eline geçmemesi, Karaçayların Çerkesleri yönetimden dışlamaları üzerine ayrı bir Çerkes Cumhuriyeti kurma kararı alınması, Adıgey'de de 'Adıge Xase' sivil örgütü ile yönetim arasında demokratik bir diyalog, işbirliği ve dayanışma kurulmuş olması örnekleri gibi başarılar elde edilmiştir.

Onun ötesinde 4 ya da 5 regionu birleştirme gibi görüşlerle oyalanmanın bir yarar sağlayacağını sanmıyorum. Aksine zarar da verebilir.

RF'de ve Türkiye'de çağdışı mülk (ülke,tüm toprağı sahiplenme) anlayışı hala geçerlidir.

Yazımızı,terk edilmiş ve yitirilmiş Adıge/Natuhay toprağına yapılan bir bilimsel geziye katılmış olan bir Adıge biliminsanının yazısının son bölümünü aktararak bağlıyoruz:

Sonuç ve Değerlendirme

Yüklendiğimiz görev ile görmüş olduğumuz şeyleri düşünsel bir düzlemde nasıl orantılayabilir, bir araya getirebilir ve nasıl bir sonuca bağlayabiliriz?

İlkönce, bizden birçoğumuz, Hatramtuk'un o canım yeşil çayırlarında çıplak ayakla gezmeyi, ömrümüzde tek kez olsa bile yaşamış olduk, bunu çok şeye yeğleyecek değerde bulduk ve o doyumsuz tadı algıladık.

İkincisi, kısa bir süre -10 gün- içinde, eski Ata toprağında 300 km gibi uzunca sayılabilecek bir yolculuk yaptık. Bir dünya Cenneti olan eski Natuhay Ovasını, Ts'emez'in (Novorossiysk'in) dağ sırtlarından izleme olanağını elde ettik, o yerde çok kısa bir süre bulunmuş olsak bile, Ts'emez'in çarpıcı güzelliğini sonsuza değin içimize depolama, özümleme tadını yaşadık.

Üçüncüsü, ulusun silinmiş olduğu toprakların dert ve sorunlarının (игук1ае/kızgınlığının) neler olduğunun ayırtına/bilincine vardık. Bu da, önümüzdeki dönemde/önümüzde duran sorunun nüfusumuzu artırma, olanı koruma ve dayanışma ruhunu geliştirme gibi şeyler olduğunu kavradık, bunların ipuçlarını gördük.“Sahibi başında olmayan -kişinin- atını köpekler yer” (Zış'he şımı'em yış hame aşxı;Зышъхьэ щымыIэм иш хьамэ ашхы) diyen atasözümüzün anlamını biraz daha yakından kavramış olduk diyebilirim.

Dördüncüsü, Kuzeybatı Kafkasya'nın (-Çerkesya'nın-) Adıge ulusunun ve ulusal biçimlenişinin oluştuğu bir yer, ulusun bir direnme -toparlanma- alanı olduğunu, ulusun birlik bilincine eriştiği ata toprağı olduğunu, bu olgunun doğru bir biçimde tarihe yazılması gerektiğini ve bu gerçeği Adıge ulusal biliminin göz ardı etmemesi gerektiğini kavradık.

Beşincisi olarak, bilimsel alanda, ilk, orta ve yüksek öğretimde, kitle iletişim araçlarında, kültürel ve eğitsel kurumlarda, müze ve turizm firmalarında kullanılacak üst bilgilendirme çalışmalarının hemen başlatılmasının, kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu da anladık” (Vınereko Mir,Natuhayların İzinde,Cherkessia.net,tarih bölümü;Jıneps Gazetesi,Temmuz 2010).

Bu sözler, bilimi ve kaliteyi yansıtan sözlerdir. Kaliteyi örnek almalıyız.


Hapi Cevdet Yıldız
cherkessia.net

_________________
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 1 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 3.487s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.