Enver Paşa'dan Günümüze Bir Türk(çe)leştirme Pratiği "Yerleşim Birimlerinin Adlarının Değiştirilmesi"Türkiye’deki coğrafi yer adlarını etimolojik kökeni
Türkçe olanlar ve olmayanlar şeklinde iki gruba ayırmak mümkündür. Bu isimlerin önemli bir kısmı 1940 yılından günümüze geçen süreçte değiştirilmiş, yeni isimler verilmiştir.
Bu değiştirme işlemleri hem Türkçe yer adlarında hem de Türkçe olmayanlarda uygulanmıştır. Ancak yer isimlerinin devlet tarafından tek taraflı olarak değiştirilmesi pratiğinin Karadeniz ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde belirgin bir şekilde yoğunlaştığı söylenebilir. Köylerin yeni isimleri henüz halk tarafından tümüyle benimsenmemiştir. Özellikle yaşlılar hâlen eski isimleri kullanmayı tercih etmektedirler.
Coğrafi yer adlarının değiştirilmesi konusunun tarihi 1910 yılına kadar gitse de , bu konudaki ilk resmi girişim 13 Mayıs 1913 tarihli İskân-ı Muhacirin Nizamnamesi’nin yürürlüğe girmesidir. 5 Ocak 1915’te
Enver Paşa tarafından askeri birliklere gönderilen yazılı emirle savaş şartları kullanılarak Osmanlı topraklarında Ermenice, Rumca ve Bulgarca dillerinden coğrafi yer adlarının Türkçe isimlerle değiştirilmesi istenmiştir.
Bahse konu yazılı emrin yürürlükten kaldırıldığı 15 Haziran 1916 tarihine kadar çok sayıda köy ve kasaba ismi Türkçeleştirilmiştir. Dersim’deki Kızılkilise’nin Nazimiye, Muğla’daki Megri’nin Fethiye, Hüdavendigâr’daki (1918’de Bursa oldu) Atranos’un Orhanili, yine Bursa’daki Mihaliç’in Karacabey, İzmir’deki Ayasluğ’un Selçuk olması bu dönemin ürünüdür.
“
Milliyetçilik sorununun” Osmanlı açısından baş ağrıtıcı olduğu bu dönemde devlet eliyle coğrafi yerlerin isimlerinin değiştirilmesi girişimini, giderek sona yaklaşan imparatorluktan geriye kalan bakiyeyi “
saf bir Türk ülkesi” yapmaya dönük iradenin tezahürlerinden biri olarak değerlendirebiliriz. (
Cumhuriyet dönemi uygulamalarından soyadlarının Türkçeleştirilmesi konusu da bu bağlamda düşünülebilir.)
Milli Mücadele’yi yürüten kadrolar da gerek ideolojik formasyon gerekse de kadroların bileşimi açısından İttihatçıların devamı olduğundan aynı uygulama milli mücadele ve müteakiben cumhuriyet döneminde de kesintisiz devam etmiştir.
20 Aralık 1920 tarihli 117 sayılı yasa teklifiyle ülkedeki yer isimlerinin ‘
millileştirilmesi’ ile ilgili yeni bir yasal düzenleme yapılmıştır. 1922’de bir dizi yerleşim yerinin adı ‘Türkçeleştirilmiştir.
Örnekse ; Van’a bağlı Müküs Bahçesaray, Ankara’daki İstanos (Zîr) Yenikent, Makriköy Bakırköy, Ayastefanos Yeşilköy, Sinasos Mustafapaşa, İmroz Gökçeada olarak değiştirilmiştir. 1923’te İzmit ilinin adı Kocaeli’ne, 1924’te Kırkkilise’nin adı Kırklareli’ne, 1927’de Bozok’un adı Yozgat’a çevrilmiştir. Artvin ilinde büyük kısmı Gürcüce olan yerleşim yeri adları “Meclis-i Umûmiyye-i Vilâyet” (İl Genel Meclisi) kararıyla 1925 yılında tümüyle değiştirilmiştir
1934-36 arasında Halkevleri yurt çapında 834 köye Türkçe isimler vermiştir. 1935’te binlerce yıllık ‘Dersim’ Tunceli yapılmıştır. 1937’de Mamuretülaziz’e bizzat Mustafa Kemal tarafından ‘bereket-bolluk’ anlamına ‘El’azık’ denilmiş, sonra Elazığ’a çevrilmiştir. 1939’da Sancak’ın adı ‘Hattai’ ve ‘Karay’ adlarının karışımından oluşan Hatay’a çevrilmiştir.
Ad değiştirme işlemleri İçişleri Bakanlığı’nın 1940 yılı sonlarında hazırladığı 8589 sayılı genelge ile yeniden gündeme gelmiş , yabancı dil ve köklerden gelen ve kullanılmasında büyük karışıklığa yol açtığı iddia edilen yerleşim yerleri ile coğrafi yer adlarının Türkçe adlarla değiştirilmesi uygulaması yeniden başlatılmış , bahse konu genelgenin yürürlüğünü müteakip valilikler tarafından yabancı dil ve köklerden gelen yer adlarına ilişkin dosyalar hazırlanarak bakanlığa gönderilmiştir.
Ancak bu çalışmalar 2. Dünya Savaşı sebebiyle uzun süre aksamış ve 1947’de Hatay ilindeki Türkçe olmayan Arapça yerleşim birimlerinin isimlerinin değiştirilmesi dışında çok fazla isim değişikliği yapılamamıştır. 1949 yılında 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun yürürlüğe girmesini müteakip yer adlarının değiştirilmesi işlemleri güçlü bir yasal dayanağa kavuşmuş, ardından 1957 yılında da bir “Ad Değiştirme İhtisas Kurulu” kurulmuştur. Söz konusu kurulun çalışmaları çeşitli kesintiler olmakla birlikte 1978 yılında tarihi değeri olan yer adlarının da değiştirildiği gerekçesiyle kurulun faaliyetine son verilinceye kadar sürmüştür.
1956’da kurulan Ad Değiştirme İhtisas Komisyonu tarafından yaklaşık olarak 75 bin yerleşme yer adı incelenmiş ve bunlardan 28 bin kadarı değiştirilmiştir. Yine aynı kurul, 1965-1970 ve 1975-1976 yılları arasında tabii yer adlarını değiştirmeye dönük çalışmalar da yapmıştır. Bu çalışmalar sonucunda da 2000 kadar yer adı değiştirilmiştir. Kurul çalışmaları beş yıllık bir aranın ardından, 1983 yılında yayınlanan bir yönetmelik uyarınca yeniden başlamıştır ve 2000 yılına kadar 280 köyün ismi değiştirilmiştir.
Atkafası, Cadı, Çakal, Çürük, Deliler, Dönek, Haraççı, Hırsızpınar, Kaltaklı, Kansız, gibi anlamlarının “
güzel” çağrışımlar uyandırmadığı düşünülen kelimelerden oluşan isimler Türkçe dahi olsalar değiştirilmiştir ancak bunlar sayıca azdır.
Bazı isim değişiklikleri ise mevcut adın yazı diline dönüştürülme çabasıyla sadece bir-iki harf farklılığından ibarettir. Şıh kelimesi içerenler şeyh, viranlar ören, ağlar ak, yörükler yürük haline dönüştürülmüştür. İçinde ağıl, kom, oba, mezrea, çiftlik gibi ekler ve/veya kökler bulunan adların hemen tamamı değiştirilmiştir. Ayrıca içinde kızıl, çan, kilise kelimesi olan köylerin isimleri de değiştirilmiştir.
Kürt, Gürcü, Tatar, Çerkes, Laz, Arap, muhacir gibi kelimeler içeren köy isimleri “
bulundukları ortamda bölücülüğe meydan vermemek” gerekçesiyle değiştirilmiştir. Anadolu’da Arapça, Farsça, Kürtce, Lazca, Rumca, Ermenice, Gürcüce, Çerkesce vb. dillerde adlandırılan pek çok köyün ve yer adının olması tarihsel bir olgu olmasına rağmen , Türkçe bir anlam ifade etmeyen köy adları ile Arapça yahut Farsça kökü , eki olan isimler de değiştirilmiş , bunlara yeni adlar verilmiştir.
İsim değiştirme çalışmaları sırasında eski adı anımsatacak yenileştirmeler ile değiştirilecek ismin Türkçe anlamlarının verilmemesine dikkat edilmesi bakanlıkça kural haline getirilmiş olmasına rağmen bazı isim değiştirmelerde buna her zaman ve her yerde uyulmadığı dikkati çekmektedir. Örneğin Çinciva / Şenyuva (Rize), Sehrince / Serince (Urfa), Pervana / Pervane (Trabzon) örneklerinde olduğu gibi kimi köylere eski isimlerini unutturmayacak kadar benzeri isimler verilmiştir. Şemsi / Güneşli (Siirt), Telhınta / Buğdaytepe (Urfa), Telşair / Arpatepe (Mardin) örneklerinde olduğu gibi bazı köylerde ise eski adlar hemen tümüyle tercüme edilerek değiştirilmiştir.

Türkiye’de ismi değiştirilen köylerin sayısı 12 binden fazladır .Bir başka ifade ile ülkemizdeki köylerin kabaca % 35 kadarının ismi değiştirilmiş durumdadır. Aşağıdaki tabloda köy adı değişikliği uygulamasının illere göre dağılımı görülebilir.

20. yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü sırasında yaşanan olayların travmatik etkisinden bir türlü kurtulamayan devlet bürokrasisinin , yer adlarının değiştirilen versiyonu yerine çoğunluğu etimolojik olarak Türkçe olmayan orijinal/ tarihsel versiyonunun kullanılmasına dönük güncel taleplere gösterdiği sert tepki , tarihsel yer isimlerinin toplumun belleğinde çok ötelere itilmiş olan bazı bilgilerin yeniden bilinç üstüne çıkarılmasına katkıda bulunması ve özenle inşa edilen resmi devlet söylemini zayıflatması ihtimalinden besleniyor gibi . Bu durumun 90 yıldır bir türlü inşası bitmeyen ulus-devletin derin kendine güven sorunu olarak okunması da mümkün...
Cumhurbaşkanının “Norşin Açılımı” üzerinden popülerleşen ve “Çerkeshöyük” başlığıyla Çerkeslerin ilgi alanına da girmeye başlayan konuya ; köy isimlerinin değiştirilmesinin hukuki altyapısı , Hasip Kaplan imzasıyla meclis gündeminde olan yasa teklifi ve güncel siyasi gelişmeler üzerinden sonraki yazıda devam ederiz…
Hakaşe Erkan Batırcherkessia.net