Çerçeveleri Aşmak Türkiye’nin gündemine oturan “
Evet Mi? - Hayır Mı?” sorusu üzerine bir şeyler yazmak istemiyordum. Şimdi de yazmayacağım.
Ama sitemizde
Hatko Şamis’in son
makalesinde yer alan bir cümle çok dikkatimi çekti ve sonuna kadar bu düşüncesine katıldığımı söylemekten kendimi alamayacağım.
Hatko Şamis: “
Evet mi, hayır mı; yoksa boykot mu?” Hangisi en doğru tavır? Çerkeslerin alabileceği en doğru tavır, bence, “
Türkiye Çerkesleri Halk Kongresi“ni toplayıp sorunu enine boyuna tartışmak ve “
biz Çerkesler olarak Anayasada şu maddelerin değişmesini istiyoruz” demekti.” diyor.
Ben şahsım adına eğer oy kullanacak olsaydım “
Evet” diyerek oyumu kullanırdım. Sebepleri üzerine tüm Türkiye’nin tartıştığı bu konuda okuyucuya kendi fikirlerimden başka sunacağım şey de olmazdı. Tüm Türkiye’nin konuştuğu bu konu üzerine ekstra bir şeyler söylemeye çalışmayı kendi adıma çokta gerekli görmüyorum.
Ama Hatko Şamis’in olsaydı iyi olmazmıydı dediği “Türkiye Çerkesleri Halk Kongresi“ fikri ve böyle bir kongrenin Anayasa maddeleri üzerinde “biz Çerkesler olarak Anayasada şu maddelerin değişmesini istiyoruz” demesi
en güzeli olurdu.
Türkiye’de Çerkes(Adıge)lerin şimdiye kadarki en büyük problemlerinden birisi kendilerini temsil eden bir yapı oluşturamamış olmaları. Çerkes(Adıge)leri temsil ettiğini söyleyen dernek, vakıf, konsey, federasyon ve benzeri
tüm örgütler sadece üyelerini temsil etmekteler.
Şimdiye kadar yaklaşık 150 yıldır tüm bu yapıların siyasi ve ulusal sorunların çözümü için yaptıkları tek şey
durum tespiti yapmak. Var olan süreç ve zaman dilimindeki egemenlerin koydukları kuralların tespitini yapmak. Bu kuralların çizdiği çerçevenin dışına çıkmadan hareket etmek. Bu çizilen çerçevenin sonuna kadar, çerçeve değişene kadar sadık, bağımlı köleleri olarak hareket etmek.
Durum tespitleri, durumun değiştirilmesi durumun alabileceği mecralar üzerine değil. Durumu değiştirmek üzerine de değil.
Çerkes(Adıge)lerin Ulusal sorunlarının çözümü çok net ve belirginken; sadece Çerkes ulusunun Çerkesya’da kendi ulusal topraklarında biraraya gelip çağdaş ulusların sahip oldukları haklardan faydalanmalarını sağlayacak zeminin oluşturulması, bunun için gerekli ülke, uluslarası kuruluşlarla ilişkiler gerçekleştirmek ve diasporada geçen, geçirilecek süre içerisinde ulusun temel insanlık haklarından faydalanmasını sağlamak için çalışmaktır.
Bu herkesin kabul edip üzerinde hemfikir olduğu çözüm için mücadele
1864 yılından itibaren ne yazık ki verilmemekte.
Durum ve durumu oluşturan sınırları çizen yönetimlere itaat etmek ne yazık ki şimdiye kadar oluşturulan yapılarımızın ana çizgileri idi.
1950-1960’lardan itibaren başalayan Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde Çerkes(Adıge) yapılanmaları günden güne artan sayıda, her yerde kuruldu. Ama yine yapılan durum tespiti idi. Tespit edilen bu durum
Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü ve Sovyetlerin yıkılmazlığıdır.
Eee, Sovyetler de, Türkiye de yıkılmayacaksa, ya bu baki rejimlere uymalı ya da hiç bir şey yapılmamalıydı. Ya Türkiye’de (
tüm çerçevelere uyan bir şekilde)
kalınmalıydı ya da Sovyetlere (
oradaki her şeyi doğru ve iyi olarak kabul ederek)
dönmekti.
Kısaca diaspora geçmişimizde çizilen çerçevenin dışına bakma geleneği hemen hemen hiç oluşmamıştı. 1980-1985’li yıllarda Sovyetlerin çökeceğini anlayamayacak kadar gözü kapalı olan derneklerimiz Türkiye’deki Çerkes(Adıge)lerin olası böyle bir durum için herhangi bir politika üretmesine imkan vermediler.
Günümüzde de aynı grup insanlar yine durum tespitleri yapıyor. Artık
Kaffed’in hazırladığı durum tespiti raporları baş ağrısına yol açacak kadar
komikleşiyor.
Mesela Karaçay-Çerkes’te Çerkes(Adıge)lerle Karaçaylar arasında sorun mu var, hemen durum tespiti içeren bir rapor hazırlanır, Dombay dağı kaç metre yüksekliktedir Çerkesk’in eski ismi nedir falan dile getirilir.
Evet durum tespiti yapılmıştır. Var olan duruma müdahele etmemeli ve durumu kendi haline bırakmalıdır.
Çerkesya Yurtseverleri ses duyurmaya mı başlamıştır. O zaman bizde zaten Çerkes (Adıge)yiz demeli. Zaten Adıgey’i tanıtan yazılarda da, Karaçay-Çerkes’i tanıtan yazılarda da Çerkes Adıge isimleri kullanılmamışmıydı.
Hatko Şamis’in “
Türkiye Çerkesleri Halk Kongresi“nin toplanması üzerine söylediklerine katılıyorum.
“
Türkiye Çerkesleri Halk Kongresi“ sadece anayasa üzerine olacak Çerkes istemlerini belirtmek için değil diasporadaki Çerkesleri her zaman temsil etmek için kurulmalıdır da diyorum.
Oluşturulma şekilleri ve uydukları çerçeveden taşmamak adına kendi üyelerinden başka kimseyi temsil etmeme durumundaki derneklerle yetinmeden, Çerkesleri temsil edecek “
Türkiye Çerkesleri Halk Kongresi“nin kurulmasının, oluşturulmasının gerektiğine inanıyorum.
Durum tespiti yapmakla yetinmeyip duruma müdahele edecek, süreci Çerkes(Adıge) ulusunun lehine çevirecek, çevirmeYe çalışacak bir “
Türkiye Çerkesleri Halk Kongresi“nin kurulması dileğiyle...
Açumıj Hilmicherkessia.net