|
AYHABI /EYZBII (THAMATE) BÜYÜK KÜÇÜK İLİŞKİLERİ:
Büyüklerimiz; kadın erkek ayırmadan toplumun en değerli kişileri konumundadır.
Büyüklerimizin hayat tecrübeleri ve birikimleri, küçükleri için en önemli kılavuz kabul edilir.
Büyüklere saygısızlık en önemli onursuzluklardan biri kabul edilir
Toplumsal konu ve sorunların konuşulduğu mahkeme ve benzeri yerlerde büyükler en yetkili ve en önemli kişiler konumundadır.
Büyük ve küçük, uyumlu bir şekilde birbirlerini tamamlarlar.
Büyükler gittikleri yerlere kendilerini veya gruplarını temsilen, görevli olarak küçüklerini de götürürler.
Toplumsal değerlerin yazılı olduğu bir kaynak olmadığından hemen, hemen her şey, direk yaşayarak öğreniliyor.Bu durumda büyükler tüm davranışlarıyla kendilerinden sonra gelen küçüklerine örnek kişiler olmak durumundalar.
Büyüklerimiz; toplumda baş tacı konumunda, saygıya laik kişilerdir. Ancak; toplumsal kararların alındığı merci ve makamlarda, yaşlarının yanında; birikimleri, toplumsal motivasyonları, adaletleri ve objektiflikleri aranan kriterlerdir.
Küçüklük yapmadan büyüklük öğrenilmez sözüne uygun olarak büyükler, gittikleri bir çok yere, küçüklerini de götürürler.Bir çok olayı büyüklerini izleyerek, yaşayarak, yaşatarak öğrenmelerini sağlarlar.
Çok eskiden barış için oluşturulan mahkemelerde, davet edilen görevli büyükler konseyinin sayısına denk, ikinci bir küçükler konseyi oluşturulurdu.Bu konsey, büyükler konseyine yardım ve hizmete hazır beklerdi.
Büyüğüne küçüklük yapmayan gün gelir büyüklük yapamaz.
Büyükler, küçüklerine onların bir gün aynı yaşa ve konuma geleceklerini anlatır, sorumluluk almalarına vesile olurlardı.
Eskiden ulaşımın zor olduğu dönemlerde büyükler, küçüklerine; köyün giriş noktalarına dikkat etmelerini anlatır, köye bir misafir veya haberci geldiğinde sıkıntı ile karşılaşmamalarını öğütlerlerdi.
Söz kesmeye giden grubun içersinde kesinlikle bir görevli küçük belirlenir, belli görevler doğrultusunda büyüklerini tamamlardı.
Aşta sofrasında büyük, kulağı keser ve sofraya koyar ise, anlamı küçüğü için; gözün bende, kulağın dışarıda olsun idi.
Kafkas-Rus savaşlarının olduğu zamanlarda Aşta sofrasında kulağın kesilip, küçüğünün önüne konulmasının amacı; dışarıdan gelecek tehlikelere ve baskınlara karşı küçüklerini uyarmak, dikkatli olmalarını sağlamaktı.
Yolda yürürken büyük, muhakkak küçüğün sağında ve birkaç cm önünde olurdu, bu saygıdan ileri gelirdi.
Çok eskiden savaşların, baskınların çok olduğu dönemlerde, evin içindeki oda’da büyük yeri; genelde odaya en hakim olan ve kapıdan girildiğinde ilk görülen yer olurdu.Bu yerin belirlenmesinde amaç; kapıdan gelebilecek saldırıya ilk büyüğün karşılık vermesi veya muhatap olmasıydı, mantığı da küçüklerini korumaktan ileri gelirdi.Abazalar’da yaşlı evi, bakım evi gibi kavramlar yoktur. Bilinmemekte, uygulanmamaktadır.
Yaşı ilerlemiş büyüklerimize hizmet ve bakım en büyük onurlardan biri kabul edilirdi.
Abaza gençleri, gün gelir kendileri de yaşlanacağını bilir, kendilerine yapılmasını istemedikleri durumları başkaları içinde düşünmezlerdi.
Günümüzde, büyükler ve küçükler kalabalık ortamlarda bir arada oturmaz birbirlerine saygı yaparlar.
_________________ ApSuVa'OÇAMÇiRA  a 'αçgι ∂υиυяυçğσ мαçкι ∂ıνıяנαяαzιнöиü αtıρ уυиıנяσρ!..
Ben Bir Sürgünle Doğdum Kendimi Yalnız Bir Dağın Yamacında Buldum Başta Küçücüktüm Şimdi İse Kocaman Bir ABHAZYA'LI OLDUM ...
DİLİM BENİM SES BAYRAĞIM !
|