|
Biidğim birkaç atasözü ve hikayesini anlatmaya çalışacağım;
OĞLUN VARSA GELİNİNDE VAR. ( QHO WİİMA NISEY WİİS)
Bua atasözü kırıma komşu ve kırıma her sene öşür veren bir adige köyünde olan bir olay sonucu ortaya çıkmış,
bu köy her sene mahsulün yarısı ve en güzel kızlarından 5 tanesini savaşta mağlup oldukları için kırıma öşür olarak verirlermiş, bu durum thamadelerin çok zoruna gidermiş, karar almışlar kırım beyi ile, birer güreşçi çıkarıp güreştirilecek, kırımın pehlivanı üstün gelirse öşür ikiye katlanacak, adige pehlivan yenerse öşür kalkacak, durum böyle iken yaşlı bir adamın yeni evli oğlu ava gitmiş, gelin ile adam yalnızlarmış. gelin camızın sütümü sağarken camız süt kovasını devirince gelin sinirlenip camızın arka bacağından tuttuğu gibi çitin dışına fırlatıvermiş, bunu gören ihtiyar adam korku ile "bu gelini kızdırırsak ne ne oğlum ne ben kalırım " diyerek oğlunun geldiği ana denk getirerek "oğlun varsa gelinin de var" demiş, avdan gelen genç, " bu kadın babamı üzmese böyle söylemezdi" diyerek karısını kırbaçlamaya başlar, kadıncağız hiç karşılık vermeden sadece yalvarır, yaşlı adam ise gizlenmiş bir vaziyette ve namluyu geline doğrultmuş durumda beklemektedir, en ufak bir harekette gelini vuracak. fakat adam yorulana kadar hanımını kırbaçladığı halde gelin hiç karşılık vermemiş, sadece kusurum, kabahatim nedir diye yalvarmış..
bu durum yaşlı adamı rahatlatmış ve "oğlumda var gelinimde" diyerek huzura kavuşmuş. fakat bu öşür için güreştirilecek pehlivan hala aranmakta,kimse bu yükün altına girmemekte, yaşlı adam bu gelinin gücünü ve gördüklerini köyün ileri gelenlerine ve thamadelere anlatıp bu gelini güreş arenasına çıkarmalarını teklif eder. Başka aday olmadığı için thamadeler bu teklifi kabul ederek musabaka tarihine kadar bu gelinin güneş altında durdurarak simsiyah karartırlar. Musabaka günü gelir ve gelin erkek elbiseleri ile giyindirilir, musabakaya çıkarlar; kırım güreşçisini tuttuğu gibi havada bir savurup fırlattığı gibi kırımlı seyircilerin arkasına atar; bunu fırsat bilen bizimkilerden biri sahaya girerek kadının kafasındaki başlığı çıkartır ve “bakın, bizim güreşçimiz bir kadındı, kadınımıza baş gelemediniz; erkeğimizi nasıl yenecektiniz”Kırımlılar yenik bir şekilde ayrılırlar, bizimkilerde de bayram havası, bütün öşürler kalkmış, nasıl bayram etmesinler.. Adige thamadesi gelini ve kayın babasının yanına giderek “dileyin benden ne dilerseniz özgürlüğümüzü kazandırdınız..” Bunun üzerine kadın, “kendim için bişey istemiyorum, sadece istediğim iki şey var, birincisi bu köyün adı sülalemizin (kocasının sülalesi) ismi olsun; ikilcisi, köyümüzün hemen yanına kazma kürek ile büyük bir tepe yapılacak, elle yapıldığı belli olmayacak şekilde, sanki tabii bir tepe gibi görünecek bu tepede aynı köyümüzün yeni ismi ile anılacak”.. (Bu sülale hala kafkasyada varmış ve bu tepe imside, köyün imside sülale ismi ile aynıymış, fakat ben hatırlayamadım şimdi. Bu hikayeleri yıllar önce bir büyüğümden dinlemiştim.)
En son sskp tarafından, Çar Şub 17, 2010 5:17 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
|