Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Cmt May 26, 2012 6:39 am


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: ADİGELERDE HASTALIKLARIN TEDAVİSİ
İletiTarih: Cum May 14, 2010 9:50 pm 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 20090
Konum: MUDAREY-Гъубжь
Hastalıkların tedavisi
Adıge azakue şıaxer
Адыгэ 1эзак1уэ щы1ахэр


Гъауызи гъахъуж.

Ğavızi ğakhuj.

Acıtta iyileştir.



Сымаджэмк1э къауыцыри гъурщ.

Sımacemke kavıtsıri ğurş.

Hasta için kav tüyü de serttir.



Щхьар мыузу боз йoмышэк1.

Şıhar mıvuzu boz yomışek.

Baş ağrımadan sargı sarma.



Уызыр фэм йoуэри гуэуэр гум йуэ.

Vızır fem yoveri guaver gum yove.

Hastalık yüze, acı söz kalbe vurur.



Зи дзэ мыузым уз хуомы1уатэ.

Zi dze mıvuza vuz xomıuate.

Dişi ağrımayana hastalıktan bahsetme.



Ажэл мухъмэ 1эзэгъуэ зимы1э щы1экъым.

Ajal mukhme azağue zimıa şıakım.

Ecelden başka çaresi olmayan yoktur.



Дунейм и ф1ыгъэр узынщагъэщ.

Duneym yi fığar vızınşağaş.

Dünyada en iyi şey sağlıktır.



Ул1эу уыпсоу нахърэ, утхъау уырел1э.

Vılev vıpsov nakhre, vıtkhav vırele.

Zorluk içinde yaşayacağına varlık içinde öl.



Уызыр бжэмк1э къуохьари, мастэнэмк1э йок1ыж.

Vızır bjemke kohari , mastenemke yokij.

Hastalık kapıdan girer, iğne deliğinden çıkar.



Ömrü savaşlarda geçen Adıge milletinin eskiden okumuş doktorları, tıpla ilgilenen okulları olmadı. Ama kırık, yaralanmalarda, bulaşıcı hastalıklarda, çiçek, yanık gibi ve benzer rahatsızlıklarda maharetli, tedavi eden, otlardan ilaçlar yapan hastalıkları iyileştiren azeleri (ortopedi, intaniye doktorları gibi) vardı.

Şu da bir gerçek, ben bu işten anlıyorum diye dolaşan herkes aynı derecede usta değildi. Doğuştan kabiliyetli, maharetli hastaları iyi edenler olduğu gibi beceriksizleri de vardı.

Bilhassa kırık üzerine çok ünlü ustalar (aze) vardı. Bunlardan erkek kadın her köyde, bazı bölgelerde bir iki tane bulunurdu.

Kırık olduğu zaman bu azeler hemen hastayla buluşturulurdu. Kırık yerler kol ve bacaklarda ise iş kolay oluyordu. Elleriyle kırılan kemikler eski haline getirilir, kendi yöntemleriyle sabunla, yumurta sıvısı ile sertleştirilmiş bezler sarılırdı. Kırılan kemik zor bir yerde olup, bir kişiyle eski haline getirilemiyorsa gençlerden iki kişi getirilir, uygun şekilde karşılıklı çekilerek azenin kontrolünde yerine getirilir sonra sarılırdı. Herhalde bunun için dediler ğavızi ğakhuj ! *acıtta iyileştir !*. Vücut içinde kalan kurşunlar çıkarılırken (kendilerinin yaptıkları özel ağaçtan ve demirden çubuklarla) azenin onu çıkarttığında yaralının çektiği acı az değildi ancak başka çaresinin olmadığı da bilindiği için tahammül ediliyordu. O zamanlar uyuşturmak (zığavıdıraşkhue) için kullanılan bir ilaçta yoktu. Herkes bu acıyı dayanabildiği kadar çekiyordu.

Yaralanmalarda çok acı çekecek olanların dişlerinin arasına yumuşak bir şey koyarlardı, dişlerini sıktığında dilini ısırmaması ve dişlerine zarar vermemesi için. Kemikler yerli yerine gelince yumurta suyunda kaynatılan bezlerle sarılırdı. Bu günkü alçı vazifesini yapmış olurdu. Aynı zamanda alçıdan daha yumuşak ve hafif olurdu.

Kırığı olan hastalarda bazen parçalanmış kemiklerde olurdu. O zaman daha uz azeler çağrılırdı. Onlar her çeşit kırığı yerli yerine getirebiliyordu. Tamamen kopmuş kemikleri yerli yerine getirdikten sonra özel olarak oynamaması için kalıp içine alınırdı. Bunlardan başka kırığı olan hastanın yatak içinde rahat etmesi ve kendi kendine dönebilmesi için, içine darı (xu) doldurulmuş özel döşek yapılırdı. Bu döşek içinde hasta başkasının yardımı olmadan istediği tarafa dönebilirdi.

Eğer kırılan yer adamın kaburga kemikleri (dzajenal’e) ise böyle durumlarda içten müdahale edilemediği için daha zor oluyordu, ama Adıgelerin azeleri onunda kolayını bulmuşlardı. Kaburga kemiği kırılana çokça hagulıfe veya hantkhups (çorba) içirirlerdi. Karnı şişip yukarıya, kaburga kemiklerine içten baskı yaparak yerine getirmesi için. Daha sonra üstten bilinen sargılar yapılarak hasta iyileştirilirdi. Hastada hantkhups nıbe (çorba karınlı) olmaktan kurtulurdu.

O zamanlarda yaralanmaları, kesikleri iyileştirmek daha zordu bu gibi tedavileri yapan azeler daha azdı (zaten iç organlarla ilgili hastalıklara müdahalelerden bahsetmiyoruz). Bu günle karşılaştırıldığında o zaman tedavileri kolaylaştıran geliştirilmiş ilaçlar da yoktu.

Savaşta yaralanan insanlardan kurşun çıkartma işi çok uğraştırıyordu. Tüfeğin olmadığı dönemlerde oku (şabzeşe), tüfek icat edildikten sora kurşunu (şe) çıkarmak çok zordu. Mermiler ne kadar derinlikte olursa olsun kendilerinin yaptıkları (ağaç ve demirden) aletlerle mermiyi arayıp bulup çıkarırlardı. Bu operasyon yapılırken uyuşturmada yoktu. Ruslar yaralıyı içki ile sarhoş ederler ondan sonra müdahale ederlerdi, bizde oda yoktu. Kurşun çıkarmanın verdiği ağrılardan olmalı özel olarak kurşun çıkarma türkülerinin bestelenmesi.

Yaralara genel olarak otlarla müdahale edilirdi. Savaşlarda etinden ciddi yara alan savaşçı yolu da uzaksa yaranın üstüne bir miktar barut döker ateşlerdi. Yanan barut yaranın görünen kısımlarını pişireceğinden gideceği yere kadar etin çürümesini bakteri üremesini engellemiş olurdu. Yalnız o kadar acıya dayanmak için kişide güçlü bir irade olması gerekirdi.

Yaraları iyileştiren azelere halk çok değer verir, onlara ayrı bir saygı gösterirdi. Azeye ücret olarak gınşıhalek *гынщыхьалъэк1* , xuşha vase *хущхьауасэ* ücret verilirdi. Hasta sahibi azeyi getirince ücretin bir kısmı peşin verir, bir kısmını da hastanın iyileşmesi sonunda verirdi. Hepsinin verilmemesinin nedeni: eğer hasta iyileşmezse kalan para verilmez, iyileşirse kalan parada azeye ödenirdi.

Hastaların tedavisinde şu ücret ödenecek diye belirlenmiş bir rakam yoktu ancak hasta iyileşirse, sahipleri tarafından fazlasıyla memnum edilirdi.

Deri yüzeyinde olan hastalıklardan gueref-yara, bdzane, şın-irin in her çeşidi, dzemixe-demra, faşxe, şıfe kitetetxem-deri üzerinde akıntılı yaralar, fadce gibi hastalıklardan çok iyi anlayan tedavi eden azeler vardı. Tedavilerde kullandıkları ilaçların hepsi otlardı. O dönemlerde şın’ı dudağıyla emerek boşaltan insanlarda olurdu.

Eski dönemlerde kadınlar için çocuk doğurmak ve büyütmek büyük bir işti. Adıgelerde çok gerilere gittiğimizde doğum için ayrılmış özel yerler yoktu her bayana kendi evinde doğum yaptırılırdı. Ancak her köyde doğum (fızğalxue) yaptıracak kadınlar olurdu. Bu işi hem çocuk hem de anne için tertemiz bir ortam içinde yapan kadınlar vardı, bazen tek tükte olsa az becerikli kadınlarda rastlanırdı. Kadına doğum yaptırıp çocuğun göbek bağın kesen ebe ikinci anne kabul edilirdi.

Adıgelerin çok anlamadıkları ve çoğu insanlarında öldüğü iç hastalıklardı. Apandisit, bağırsak düğümlenmesi, bağırsak tıkanması, bağırsak kopması, mide hastalıkları, gibi hastalıkların hepsi iç hastalıklardı nıbe vız (karın ağrısı) diye adlandırılırdı. O hastalıklardan az çok anlayan kişiler de İslam dininden sonra, hocaların muskaları (duve-duveps) ortaya çıkınca, kayboldu gitti- (harakuake dahajaş).Bu gün çok basit anlaşılıp tedavi edilen iç hastalıkları eski yıllarda on binlerce adamı canından etti. O yıllarda hastalıklardan ölenlerin hepsinin hastalığının adı tekti nıbe vızım yıhaş (karın ağrısı götürdü) denirdi. Hastalıkların adı “nıbe vız”dı.

O zamanlarda bu hastalıklardan anlayan hiç kimse yoktu demek yanlış olur. Geçmiş yıllarda azda olsa vardı. Ancak anlamayan kişilerde ben tedavi ederim diyerek çoğu insanları canından eden azemukh ler (anlamayan azeler) vardı. Hastalığın adını bile bilmeden o hastalıkları yapan siyah cinler, bu hastalıkların hepsi şeytan işi diyerek çoğu hastaları kandırırlardı. Sonunda da her zaman kendileri için bir çıkış yolu bulurlardı.

Mesela adam herhangi bir hastalıktan hastalanır: bağırsak düğümlenmesi veya tıkanmasına yakalansa, derhal gidin molayı (hoca) çağırın derlerdi. Hoca için bütün hastalıklar aynı idi, tedavide tekti. Hoca muskayı yazar, muska suyunu (duveps) hastaya içirir muskayı da boynuna asarlardı. Duveps (şakar) gibisi bulunur mu hastalık için? İçi yanan hastaya içirilen o suda (duveps-şakar) belki yardımcı oluyordu, kör bağırsak veya düğümlenmiş bağırsağın patlamasına. Bağırsak patlayınca hastada bir an önce giderdi! Zaten ondan kurtulan yoktu büyük küçük hepsi toprağı tırnağıyla kazıyarak hayatı son bulurdu. Sonuç “nıbe vızım yihaş” (karın ağrısı götürdü).

Burada bir gerçekten bahsedecek olursak muska tedavi etmiyordu ancak o gün için hastayı iyileştirecek bir çare de yoktu. Bu hastalığın karın yarılarak tedavisi başlayalı çok olmadı.

Hastayı tedaviye kalkışan anlamayan cinciler hastanın başında dövüşen iki cinden bahsederlerdi. Biri beyaz cin, diğeri siyah cin. Eğer hasta iyileşirse beyaz cin galip gelmiştir maharet i kendinde bilir. Eğer hasta iyileşmeyip ölmüşse siyah cin galip gelmiştir, o zaman suç hastada. Böylece her iki durumda da kendine bir çıkış yolu bulurdu. Cinci kendine verilen ala tavukla siyah tavuğu çoktan götürmüştür. Hasta iyileşirse sonradan yine davet edilecektir.

İç hastalık olmadan bulaşıcı hastalıkları da tedavi etme yoları onlarla ilgili otlarla tedavi yolları bulmuşlardı.

1711’li yıllarda Adıge topraklarının içlerine kadar gelen lort, gezgin, diplomat Fransız Abri dö la Mort insanların yüzlerinin tertemiz çiçek, çıban gibi hastalıklardan hiç zarar görmediklerini hayretle ifade etmektedir. Abri sormuş bunun nedenlerini. Adıgeler bunlardan kendilerini koruyabildiklerini, yaptıkları bazı tedavilerin olduğunu anlatınca, diplomat yalvarır mümkünse bu tedavinin nasıl yapıldığının kendisine gösterilmesi için. Yapılan soruşturmada Degliyad köyünde küçük bir çocuğa aşı (ferek) yapılacağını öğreniyorlar ve izlemeye o köye gidiyorlar. Küçük kız 4-5 yaşlarında idi. Önce çocuğa ishal edecek xuşkhue-ilaç verip bağırsaklarını boşaltırlar. Bu küçük kızı tedavi etmek için o anda hastalıklı olan 3 yaşındaki başka bir çocuğun yanına götürürler. Tedaviyi yürütecek kadın birbirine bağlanmış üç tane iğne alır, kız çocuğun sol göğüs altı, göbeğe yakın yere, sağ avucunun içine ve sol topuğuna iğneyi sokarak kanatır. Sonra kadın aynı iğnelerle hastalıklı olan çocuğun yarasını delerek oradan iğnelerle aldığı sıvıları diğer çocuğun kanattığı yarlerine sürer, bulaştırır. Kısaca kendi metotlarına göre aşı yapmış olur. Bundan sonra aşı olan çocuğu o anda kesilmiş bir kuzunun postuna sıkıca sarar. Çocuğun annesi de aşı yapan kadının dediklerini dikkatli dinledikten sonra çocuğunu alır evine götürür.

Küçük kızın beslenmesine ve yaşama şartlarına dikkat edildiğinde bir hafta içinde iyileşecektir. Vücudunda çıkacak yaraları kaşımaması gerekiyor. Yarayı kaşıyamaması için çocuğa uzun kollu gömlek (sozereş yi cane) giydirilirdi.

Adıgeler ferek (çiçek) ve feğazenin (sarılık) isimlerini söylemezlerdi. Ferek için sozereş, feğaze olana da haşe yiaş-misafiri var derlerdi. İsimlerini söylememeleri bir inançtan kaynaklanıyordu. İsmi söylenen gelir anlayışıyla. İsmini söylersek hastalıkta gelir inancı olduğundan, hatalıkların adları o anda söylenmezdi. Ferek veya feğaze olan hastaların yattığı odada ateş yakılmaz, çamaşır yıkanmaz kapı kilitlenmezdi. Kapının kilitlenmemesinin sebebi de misafirinin (hastalığı) istediği zaman çıkıp gitmesi içindir.

Hastalığı geçinceye kadar her akşam mısır çöreği (halame) yapılır mahalledeki arkadaşlarına, evlere dağıtılırdı. Hastalık tam iyileşmeye başlayınca üzerinde üç parmak izi olan halame (вэрывэж- созэрэш и 1эпищ- cozereş yi apiş dedikleri), dağıtılmaya başlanırdı. Mısır çöreği her eve verilirken üzerinde üç parmak izi olan çörekten de birer tane verilirdi. Bunun anlamı artık çocuğun hastalığı geçti diğer çocuklara bulaşma tehlikesi kalmadı demektir. Çörek üzerine baş parmak, işaret parmağı ve orta parmak birlikte basılırdı. Cozereş yi apiş-sozereş in üç parmağı demektir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, Fransız Abri dö la Motre bu tedavi şeklini 1711 yılında görüyor. Oysa bu hastalıkların aşıları 1796 yılında yapılmaya başlanıyor. İlk defa bu aşıları bulan adamda İngiliz doktor Cenner A.dır.

1711’li yıllarda Adıge bayanlarının yaptığı basit aşılama yöntemiyle hastalık mikrobunu başkasına taşıyarak diğerinin vücuduna bir bağışıklık kazandırıp hastalığı iz bırakmadan çok hafif atlatıyor yada hiç yakalanmıyordu. O dönemlerde başka insanların yüzlerinde çirkin izler kalıyor, hatta hastalıktan gözlerini bile kaybedenler oluyordu.

O yıllarda Adıge bayanlarının yaptıkları bu tedaviyi takdir etmemek elde değildir. Sağlık açısından insanlar için çok önemli bir şeydi. İnsanlar yüzlerinde o çirkin izleri taşırken Adıge halkının yüzleri tertemizdi. Fransız gezgin insanların yüzlerinde hiçbir iz görmeyince dikkatini çekiyor. Belli ki kendi ülkesinde o hastalıkların izlerini yüzlerinde taşıyan insanlarla sıkça karşılaşıyordu.

Avrupa’da hastalıklarla ilgili ilaçlar bulunur bulunmaz Adıgelerin eline geçmiyordu, başka ülkelerde olduğu gibi, yine çoğu kez kendi bildikleri yöntemlerle tedavi ediyorlardı. Tabi her zamanda ellerindeki imkanlar yeterli olmuyordu. İnsanları bayıltma teknikleri olmadığı için kurşun çıkarmalarda o büyük acıya dayanamayıp bazen kurşun çıkartıldığında, hastanın nasıl olduğunu bilmedikleri (şok-koma) bir şekilde öldüğünü görüyorlardı. Arkasından sadece her şeyde bitmişti iyileşecekti (psori yavxat khujunut) sözü kalıyordu.

Okuma yazması olmayan diğer milletler gibi Adıgelerde çok zor durumlarla karşılaştılar. Olmayacak (gerçek dışı) çok şeylere inanıyorlardı. Halkın cehaletinden istifade eden yalancı, beceriksiz azelerle din adamları da alet oluyordu. İki yüzlü azelerle, din adamları o karanlık dönemlerin sahte doktorlar olup işin ticaretini yapıyorlardı.

Adıgelerin içinde otlardan çok iyi anlayan çeşitli hastalıkları tedavi eden insanlar vardı. Günümüzde de Adıge, Abaza köylerinde doktorların iyileştiremedikleri bazı hastalıkları tedavi eden insanlar bulunmaktadır.

Yaşlıların anlattıklarına göre, üzerinde et parçası kalmış kemik parçası, şu anda bilemediğimiz bir ot üzerine düştüğünde, üzerinden uzun zaman geçtiği halde etin bozulmayıp yenilendiği görülürmüş. Anlatıldığına göre o ot dağların üst kısımlarında yükseklerde ve çok az olarak yetişirdi. Biz otu bilen birini bulamadık, nasıl bir ot olduğunu öğrenemedik. Belki, kim bilir o otun adına “Adıgeler lışe vıdz” (yeni et otu) derlerdi.

Halk arasında iç hastalıkların dışında kırık, deri hastalıkları, çocuk hastalıkları, doğum işler gibi sağlık işlerini başarılı bir şekilde yapan gerçek azeler vardı. Bunlar kadın ve erkeklerden olabiliyorlardı. Ancak Sovyetler birliğinin ilk dönemlerinde bunlara baskı yapıldığı için yavaş, yavaş kayboldu yeni dünyada bunlardan istifade edilerek ellerindeki maharet, kafalarındaki bilgilerden istifade edilemedi ve geliştirilemedi. Bildiklerinin çoğu gerilerde kaldı, bilinmez oldu.

Habez rayonundan doktor aze, (göz hastanesinin üst yöneticilerinden) Karaçay Çerkesk’ten ünlü Yesen Cafer, çalışmalarının sonucunda Adıge ve Abaza köylerinde bilenlerden de istifade ederek yıllarca çalışıp hastalıklarda kullanılan otların isimlerini bir kitapta toplayıp üç dilde hazırladılar. Ne yazık ki bu güne kadar bu eser piyasaya çıkmamıştır. Şimdide onların basılması o kişilerin maddi gücüne bağlı kalıyor, imkanları da yetersiz oluyor.

Adıgelerin bildikleri, anladıkları hastalıklar:

Yemıne (çuma), talo (kolera), sermeliç (sibirskaya yazva), haşharıue (kuduz), uey (yaşura), ferek (çiçek), feğaze (sarılık), hakupe (vetryanka), şın, gueref, bdzane (formı narıvov), gueref şıhabj (furunkulez), kitet (ekzama), faşxe (çesotka), kui-kel (parşa), dzemıxe (lişay), fadce vız (tip prokazı), nıbe vızxer –karın ağrıları, jevız (tüberküloz), temakıdze- anjin, pıux sıux-grip, plırjer (opz), ne vızxer-göz hastalıkları, gu vızxer (bolezni serdtsa), jenıpe kik (gemorroy), nıbaje-ishal, nıbajemıjakue-dizanteri, markue vız-bağırsak solucanı, tehağue (sıtma), degu-sağır, bzague-ahraz, hafiz (slepota), xuabe vız-tifo, ve başkaları da.

Bu hastalıklara bir şeyler yapıyorlardı ancak hiçbir şey yapamadıkları iç hastalılardı. Bu hastalıklarla uğraşıp tedavi yolları geliştiren o azeler çok insanı sağlığına kavuşturmuş hastalıklı yaşamaktan kurtarmıştır. Tahsilleri olmadan o tedavileri yapan o insanları takdir etmek gerekir.

Adıge Xabzeleri
Çeviren: Atalık Rafet
kafkasfederasyonu.org

_________________
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: ADİGELERDE HASTALIKLARIN TEDAVİSİ
İletiTarih: Cmt May 15, 2010 9:50 am 
Çevrimdışı
Onursal Üye
Onursal Üye
axakuyt aştıbj

Kayıt: Cum Ağu 01, 2008 8:09 am
İleti: 4520
PauKaF yazdı:
Dişi ağrımayana hastalıktan bahsetme.


kesinlikle doğru bir söz Surprised

_________________
SOYLU SEVDAM....
CAPA CAпсуоуп
cerkez çerkes kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz adiga abaza kuzey müzik music mp3 wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim ad köyleri düğün mahalli video kitap savaş haber güncel yeni dil sözlük çeviri kiril dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok bkd imam şeyh şamil adigey abhazya oset çeçen karaçay rusya siteleri indir dinle tarih türk makale link sohbet chat izle uzunyayla download kimdir nedir nasıl kabardey besleney şağsığ abzeh abzex hatukoy ubıh elbruz mit


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.584s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.