KAFKASYA’DA Kİ SON GÜNLERİM Kafkasya da kaldığım diğer günlerde beni bir gün Uashamahua (Elbrus),bir gün gual shuanta (mavi göller) gibi çeşitli güzellikleri olan yerlere götürdüler. Orada tabiatın güzelliği ise anlatılamayacak kadar mükemmeldi. Hemen hemen her akşam bir akrabamızın evine davetli idim. O davetlerde bazen Kafkasya da yaşayan diğer hemşerilerimizi de benimle beraber oturması, tanıması için davet ediyorlardı. Ben gerçekten güzel insanlarla tanışıyordum. Bunu en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyordum.
Nalçik’de her yıl 21 Mayıs yas günlerinin kutlandığı meydana ilk gittiğimde düşüncelerim allak bullak olmuştu. Bizimkiler çok görkemli olarak andıkları o yas gününü, Ruslar zafer günü olarak mı kutlamalıydı? Öyle ya onlar Kafkas savaşlarını kazanmamışlar mıydı? Zira Kafkasya cumhuriyetlerinde çok fazla Rus nüfus yaşıyor hala. O cennet vatanı biz iki üç kuşak geride olduğumuz halde o kadar seviyoruz, peki orayı isteyerek hangi dedemiz terk etti? Bu mümkün değil. Oradaki ince çizgiyi anlamak sanırım gençlerimize düşüyor.
Cenaze adetleri ilginçtir nerdeyse beş vakit namaz kılınan bir ülkedeymiş gibi ciddi katılımların olduğunu gördüm. Gerçekten yas tutma adetleri de mükemmeldi. Cenazesine bu kadar değer veren bizden başka bir millet sanırım yoktur.
Bana cenaze ile ilgili akrabam yemuz volodya ilginç bir anı yaşattı. Akşamleyin neden geç geldiğini sorduğumda bir taziyeye gittiğini ama benden ders alacağını söyledi. Kendisinin benden 15 yaş büyük olduğunu hatırlattıysam da aldırmadı,”Bu yaşıma geldim, saçlarım ak, hala Fatiha suresini ve Allahumma rabbenayı bilmiyorum, ben thamade oluyorum çok yerde ama mahcubum, bana bu ikisini yaz, ne yaparsan yap öğret” dedi. Peki dedim, siz cenaze evine gittiğinizde önce ne yapıyorsunuz? “Valla imam –Âmin jıfa.(Âmin deyin) diyor, bizde Âmin Âmin Âmin deyip duruyoruz. Fatihabj deyince de Fatiha Fatiha Fatiha’ diyoruz” dedi.
Nihayet volodya abiye o iki dua ve sureyi öğrettim. Zaten kril ile Arapçayı yazmak okumak latinden çok daha iyiymiş. Çünkü Arap alfabesindeki sesler adıgecede olduğu için kolayca ezberledi.
Üniversite gençliği ise her şeye rağmen gurur vericiydi. Nalçik şehri başkent ve çok milletin uğrak yeri olmasına rağmen çarşıda o gencecik insanların orijinal adigece konuştuklarını, şakalaştıklarını duyunca insan, eyvah ben nasıl yapmalıyım diye birçok soru işareti ile kafası karışıyor doğrusu.
Bu yazı dizisinde anlatılanların çoğunluğu özlem ve güzellikler olmasına rağmen o yıl Çeçenistan’ın işgal edildiği yıldı maalesef. Benim oraya ilk gidişime de rastlamıştı. Hemen herkes Çeçenistan’ı konuşuyor, azda olsa endişelendiklerini hissediyordum. Nihayet Türkiye ye döneceğim son günlerde Çeçenistan’a ilk uçak müdahalesi yapılmış ve TV’ler yayınlarını keserek o haberi veriyorlardı. İnsanlara sürprizdi, kimse direk müdahale beklemiyordu. Farklı görüşler olmasına rağmen genelde Çeçen kardeşlerimize destek vardı.
Çeçenistan’ın işgali hızlandıkça benim gibi orada kalanlar çabucak dönmemiz gerekliydi. Rusya bu, hiç belli olmaz hava alanlarını kapatır kalırdık. Ben mücadele edeceğim, işte vatanı korumak bana da düştü diyesim olmasına rağmen o düşüncelere ancak gülünürdü. Dünyanın çekindiği Sovyet Rusya’nın kızıl ordusu Çeçenistan’a girerken biz Minvodi havaalanına geliyorduk. ”Bakın bütün bunlar Çeçenistan’a gidiyor.” dedikleri dünyanın en gelişmiş zırhlı birliklerinin geçmesini belki iki saat beklemiştik. Bende sadece Çeçen kardeşlerimiz için kalben dua etmiştim.
Nihayet ilk Kafkasya gidişimi noktalıyordum. Kafamda bin bir düşünce olmasına rağmen çok mutluydum. Çok sayıda kitap, dergi, alfabe, resimler videolarla dönüyordum. Akrabalarımın ayrı ayrı bana verdikleri hediyeler ise baş döndürücü değerlerde idi. Bir akrabamda içki içmediğimi bildiği halde bana en modern içkilerden 4 şişe içki hediye etmişti “Bayazıt yefe zıguaram tığa huapshınsh” (Bayazıt içen birine hediye edersin) demişti.
Bu günlerde ise Kafkasya da çok şeyin değiştiğini, olumlu anlamda güzel gelişmelerin yaşandığına şahit oluyoruz.
Temennimiz gençlerimizin güzelim dilimize sahip çıkıp, gerçekten Çerkezce düşünerek bu davaya samimi katılımlarını beklemektir.
Kafkasya yazı dizimi sabırla okuyanlara tekrar teşekkür ediyor, bugünkü kafkasyayı birilerinin daha akıcı, daha güzel bir dil ile anlatmalarını diliyorum.
Yemuz Bayazıtwww.muslumancerkes.com