Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Çerkes Kültürü Hakkında Bilgiler ve Haberler
Sistem saati: Sal Şub 21, 2017 2:25 pm


Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: BEN GELDİM - MÜNTEHA JAN GÜLSU
İletiTarih: Pts Ekm 25, 2010 5:23 pm 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 20498
Konum: MUDAREY-Гъубжь
Ben Geldim!

Kişilerin beden dili olduğu gibi, halkların da beden dilleri vardır. Çoğu halk, hüzünlendiği zaman başını öne eğer, bunu gizlemek istercesine...

Çerkesler ise, acılara cesur bir meydan okuyuşla mıdır, yoksa kanıksamışlıkla mı onları bilinmez; hüzünlendiklerinde başlarını yukarı kaldırırlar. Anavatana işte bu nedenle hep başı dik varırız biz sürgün çocukları. Alnımızın tarih ve vatan huzurundaki süt aklığından değil...

"Vatanda kalıp ölmek miydi, sürgünde yaşamak mı?" derseniz...Şüphesiz ölümü seçerdim. Bir an düşünmeden... Ama seçme hakkımız olmadı.

Atalarımız bir dizi hata işlemiş olabilir, bu kaçınılmaz hatta. Hiçbir kusurları yokken bugünlere varmış da olabiliriz, bir ihtimal... Önemli olan, sonraki nesle "vatan" bilincini aşılayabilmekti.

Başaramadık.

Başarmamıza izin vermediler.

Her neyse...

Ama şanslılardansanız... Vatan özlemini ve sevgisini içinde büyütebilmişlerdenseniz... Bunca yıl sonra vuslatı yaşamışsanız... Anavatana ilk kez giden bir sürgün torunu iseniz...

Vatansızlığınızı en çok, atalarınızın mezarlarını dolaşırken anlar ve fark edersiniz. "Benim ceddim!" diyebildiğinizde... "İşte burada, benim atalarım şimdi yanıbaşımda; tarihim, köklerim, beni ben yapan herşey... İşte, yanımda..." diyebildiğinizde... Kendinize hiç bu kadar yakın olmadığınızı anladığınızda. En derin köklerinize kavuştuğunuzda ve dokunduğunuzda atalarınızın ruhlarına parmak uçlarınızla...

Köyünüzün çıkışında anadilinizle "Ghuegu Maxue!" (İyi yolculuklar!) yazdığını gördüğünüzde... Evlerin duvarlarında ya da bahçe kapılarında aile armalarını gördüğünüzde... İçinizi sızlatan bir şarkı eşliğinde dolaştığınızda vatan topraklarını...

Dolaşırken düşündüğünüzde tüm tarihinizi ve Nart'ların ruhunun işte o an o topraklarda, yanıbaşınızda olduğunu farkettiğinizde... Sosrıqua'yı hayal ettiğinizde, elinde alev topuyla dönerken vatana... Yüzünüzü yine gökyüzüne döndüğünüzde, ıslak gözler ve gururla...

Vatansızlığı iliklerinize kadar hissedersiniz, doğumgününüzü henüz yeni bulduğunuz akrabalarınızla, atalarınızın toprakların da kutladığınızda. Ve sımsıkı sarıldıklarında size, bir daha asla bırakmamacasına... "Gitme! Biraz daha kal!" dediklerinde ışıl ışıl gözlerle... Siz anlattıkça ağladıklarında ve ağladığınızda onlar anlattıkça, birbirinizden ayrı geçen 150 yılı ve ikiye bölünmüş hayatlarınızı...

Anadilinizi sokakta, minicik çocukların ağzında belki bir küfür, belki bir bağırış, belki bir sevinç nidası ile duyduğunuzda...

Savaş meydanlarını dolaştığınızda ve atalarınızın kanının uğruna ılık ılık aktığı o toprağın ayaklarınızın altında olduğunun farkına vardığınızda... "Yeter ki sen iste kanımı! Vermezsem son damlasına kadar, hakkını helal etme!" dediğinizde haykırarak... Sürgünden ve savaştan kalma toplu mezarları gördüğünüzde...

150 yıllık bir mezar taşındaki sülale armanıza dokunduğunuzda, hiç tanımadığınız ve adını dahi bilmediğiniz birinin mezarında... Elleriniz titrediğinde... Ve fısıldadığınızda: "Benim! Ben geldim!"

İki damla yağmuruyla ıslandığınızda vatanın... Bir atlı gördüğünüzde köyün kıyısında, yamçısını giymiş yolun kenarında bekleyen... Bir mızıka sesi duyduğunuzda rastgele ve köyün birinde sizin geleneklerinizle defnedilen bir cenazeye rastladığınızda... Ağlayarak "Dönün!" dediğinde bir ihtiyar size...

Hiç tanımadığınız bir kadın sizi evine davet ettiğinde çay ikram etmek için... Hiç tanımadığınız insanlar sizin için seferber olduğunda ve günlerce sonsuz bir güleryüzle misafir ettiklerinde sizi... Daha önce hiç gitmediğiniz evlerde kaldığınızda ve yüreğinizin ucundan minicik bir ürküntü dahi geçmediğinde... Güvendiğinizde... Sonuna kadar güvenebildiğinizde, ilk kez...

Sımsıkı sarıldığında çevreniz anadilinizle...

Bir okulun dağılışı sırasında yüzlerce çocuğun ortasında durup gözlerinizi yumarak dinlediğinizde Adıgece'yi... Ve gözyaşlarınız yağmura karıştığında...

Kimseye hesap vermeden ve kimsenin kınayan bakışlarıyla karşılaşmadan anadilinizi konuştuğunuzda sokaklarda...

Vatansızlığınızı en çok, aslında herkes için sıradan olması, insanın temel haklarından sayılması gereken bir çok şeyin, sizin için olağanüstü olduğunu ve o güne kadar eksikliğini hissetmediğiniz bazı şeylerin aslında hayatınızda büyük boşluklar yarattığını gördüğünüzde, temel haklardan dahi bu denli yoksun olduğunuz gerçeği bir balyoz gibi kafanıza indiğinde anlarsınız. Meslea ekmek alabildiğinizde bakkaldan, "Zı ş'aqhue qızetıt qhı'a!" diyerek...

Bindiğiniz takside o çok sevdiğiniz woredin çaldığını duyduğunuzda ve şoföre "Wi pşıh'aşh'a f'ıwe!" diyerek indiğinizde arabadan...

Rastgele bir lokantada psıhalıve yiyebildiğinizde...

Herhangi birini çevirip yol sorduğunuzda anadilinizde...

Vatansızlığı en çok, bastığınız toprağa her adımınızda "Benim! Benim! Benim!" diyebildiğiniz an farkedersiniz, bunca yıl eksik bir yürekle yaşadığınızı anlarsınız o an. Aldığınız her nefes daha kıymetlidir orada. Bitmesin istersiniz soluklarınız. Ölümün dahi sizi ayırmaya gücü yetmesin, koyun koyuna yatın istersiniz topraklarınızla...

İçtiğiniz su sanki daha bir helaldir size.Yediğiniz ekmek daha helaldir...

Şanssızlığınıza mı, tembelliğinize mi, umursamazlığınıza mı yanacağınızı bilemez hale gelir ve her an tekrarlarsınız içinizden: Döneceğim! En kısa sürede! Yapabildiğim ilk zaman! Döneceğim! Bu yarım yürek artık tam atsın diye... Atalarımın ruhlarının yanında olmak için... Huzurla uyumak, "Benim!" diyebildiğim bir toprakta kimseye hesap vermeden anadilimi konuşabilmek için!

Başkalarına hizmet edip karşılığında yok edilmek yerine, vatanıma hizmet edip iç huzuruyla yaşayabilmek için! Savaşacaksam, çile çekeceksem, sıkıntıya düşeceksem bunları anavatanımda ve onun uğruna yapmak - yaşamak için...

Döneceğim! Toprağın altındaki ceddimin huzuruna yüz akıyla çıkabilmek için! "Neredeydin?" diye sorduklarında "Vatanımdaydım!" diyebilmek için...

Döneceğim! 26 yıldır yarım atan yüreğimin tam'lanması için...Ve dokunacağım o mezar taşına tekrar. "Benim! Ben geldim!"

Münteha Jan GÜLSU
muntehajan


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: BEN GELDİM - MÜNTEHA JAN GÜLSU
İletiTarih: Sal Ekm 26, 2010 10:40 am 
Çevrimdışı
Azimli Üye
Azimli Üye

Kayıt: Pzr Eyl 09, 2007 11:57 am
İleti: 253
Konum: DENİZLİ HAYRİYE / Ankara
ne yorum yapılabilirki ...

_________________
'' ХЭХЭСЫМ И ХЭКУР И АНЭДЭЛЪХЪУБЗЭ ''
THAWŞEÇALE


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 2 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  



Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.053s | 14 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.



Facebook Sayfamizi Begenin

Yeni Yazilar E-Posta Adresinize Gelsin: