50nci Yılında Ankara Derneği Ankara Kafkas Kültür Derneği (Yeni adıyla Çerkes Derneği) 2011 yılında ellinci yılını dolduruyor. Derneğin Türkiye Çerkeslerinin tarihinde önemli bir yeri olduğunu çoğunlukla kabul edeceğimizi düşünüyorum.
Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte ülkede yaşayan tüm halkların bir kazanda eritilip tek bir ulus yaratılması politikaları uzun yıllar hız kesmeden uygulanmış bu politikalar diğer Türkiye halkları gibi Çerkeslere de çok pahallıya mal olmuştur. Halkımızın asırlar boyunca oluşturmuş olduğu folklor ürünlerimiz dahi devlet tarafından derlenip kayıt altına alınmamıştır. Halkımız dilsiz, edebiyatsız, müziksiz yaşamaya mahkum edilmiştir.
1961 anayasası ile birlikte daha özgür ve demokratik bir ortam oluşmuş daha önce 1908 anayasasından sonra olduğu gibi bu ortam
Çerkes halkının sosyo- kültürel ve politik yaşamında olumlu gelişmelerin başlangıcı olmuştur. Bu bağlamda adı ilk akla gelen kurumlarımızın başında 1961 yılında kurulmuş olan
Ankara Kafkas Kültür Derneği gelmektedir. Türkiye Çerkeslerinin tarihinde önemli bir yeri olan bu kurumun tarihinin yazılması zorunludur. Kuruluş yıllarından beri Ankara’da oturan ve bu dernekte önemli hizmetler vermiş kişiler henüz hayatta iken bu iş mutlaka başarılmalıdır.
Derneğin doğup gelişme safhalarının yaşandığı ilk yıllarda büyük emek ve fedakarlıkları geçen ve şu anda bir kısmı ebediyete göçmüş olanların hizmetleri ortaya konulmalı, bu değerli kişilerin isimleri unutturulmamalıdır.
Ankara Derneği kuruluşundan itibaren salt bir dernek olarak kalmamış,
Çerkesler için bir okul ve akademi rolünü de üstlenmiştir. Halkımız kendisi hakkındaki ilk bilgileri orada bulmuş ilk okuma yazmalar orada öğrenilmiş, Çerkeslik bilincinin ilk temelleri orada atılmıştır.
Soğuk savaş yıllarına rağmen Kafkasya’nın vatanımız, orada yaşayanların soydaşımız olduğu
ilk orada dile getirilmiştir. Çerkes halkının vatanı ve ulusu hakkındaki tabuları ilk orada kırılmış ezberler ilk orada bozulmuştur. Çerkeslerin geleceği ile ilgili en hararetli tartışmalar orada yapılmış vatana dönüş düşüncesi orada doğmuş ve gelişmiştir. Ne soğuk savaş döneminin baskı ve propogandaları ne dernek çevresindeki ülkücü kuşatma ne de 12 Eylül rejimi onu yolundan alıkoyamamıştır.Bugün Türkiyede Çerkeslik bilinci sahibi her kişinin mayasında doğrudan veya dolaylı,az veya çok Ankara Derneğinin bir katkısının olduğu
inkar edilemez bir gerçektir.
Bunları söylerken elli yılın aynı derecede başarılı olduğunu da iddia edemeyiz. Son yirmi yılda başarı grafiği aşağılara doğru düşüş göstermiş yukarıda dile getirdiğim özelliklerinden uzaklaşmiştır. Bunda 12 Eylül rejiminin toplumu politikasızlaştırma politikalarının önemli payı vardır. Gençlik yıllarında dernek çalışmalarında yüksek aktivite gösterip orta ve ileri yaşlarda sınıf ve statü değiştirmeleri nedeniyle ulusal soruna bakış açıları da değişen kadroların da payının olduğunu düşünüyorum.
Çerkeslik çalışmalarında bir çok ilki gerçekleştirmiş olan bu derneğin
Çerkes adını almada en sonlara kalmasını da
öncü rolünü kaybettiğinin bir işareti olarak değerlendiriyorum. Çerkesin dünya alemce bilinen anlamını kendince değiştirmeye çalışmiş olmasını da yadırgıyorum. Tüzüğe konmuş olan Çerkes tanımı öncelikle bilime aykırıdır.
Adiğelerin Çerkesliği ezeli ve ebedidir.Diğer halklarin bir kesimine kimi yerlerde ve belirli dönemlerde bilmeyerek Çerkes denmiş olması onların Çerkes oldukları anlamına gelmez. Eğer K.Kafkasya halklarının tamamı (
Adiğeler,Abazalar,Vubuhlar,Asetinler ve Çeçenler) Çerkes ise Çerkeslerin en yakin komsulari olan Karaçay ve Balkarlar neden Çerkes tanımına sokulmamıştır. Bu tanım Çerkeslerin(Adiğelerin) uluslaşma süreçlerine zarar vermektedir.
Ankara Derneği’nin son olarak Sıhhıye, Kadıköy ve Taksim meydanlarında Çerkes halkının yükselen feryadına gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamış olmasını da tarihindeki ilerici ve devrimci geleneği ile bağdaştıramadığımı belirtmek istiyorum.
Yönetime gelen
genç kadroyu kutluyorum. Ankara Derneği’ni sıradan bir dernek olmaktan çıkarıp Çerkes halkının umudu olan bir kurum haline getirmek istiyorlarsa derneğin tarihini iyi okmumalarını öneririm.Kendilerine yol gösterecek deneyimleri orada bulabileceklerine kuşkuları olmasın.
Çetao İbrahimcherkessia.net