SINIR ÖTESİ OPERASYON ÇIKMAZIŞu günlerde sınır ötesi operasyonlarla ilgili kamuoyu bilgi ve propaganda kirliliği ile baş başa kalmış durumda. Hakkari’deki mayın saldırısı öncesi sanki olacaklardan haberdarmış gibi operasyonlara atmosferi hazır etmek için yazarlar, aydınlar ve basın-yayın tarafından yapılan yorumlar ve tahrik edici üslup, operasyon sırasında ortaya çıkan bölge halkının huzursuzluğu, ayrıca
Türkiye Cumhuriyeti’nin dış siyaseti ile bağlantılı olarak operasyonlar bahanesiyle bölge ülkelerinin PKK’ya yönelik değişen tutumları sonucu oluşan/oluşacak olan ciddi sıkıntılar göz ardı edilerek vaziyeti zafere ilerleyen bir süreç olarak yorumlayan şekliyle aynen devam ediyor.
Uçaklar tarafından vurulan barınak, sığınak, kerpiç evler, öldürülen birkaç terörist sayısal olarak ele alındığında şayet bu başarının derecesini gösteriyorsa maliyeti de hesaba dahil etmek gerekir düşüncesindeyim. Bir PKK’lı kellesi için çuvallarla para döküyorsak, “
bir terörist o kadar eder mi?” sorusunu da sormamız gerekir.
Operasyonla ilgili önlemlerini çok önceden almış ve bu konuda 30 yıllık gerilla tecrübesiyle hareket eden PKK militanları hava operasyonu gerçekleştirildiğinde
KDP denetimindeki güvenli bölgelere çekilerek kendilerini sağlama alıyorlar. Bu şekilde kayıpları minimize ediyorlar. Bu tarafta ise sınıra yerleşen ve sınıra hareketlenen birlikler için hemen hergün silahlı, bombalı, mayınlı saldırılar sonucunda kayıpların olduğu bilgisi medyaya yansıyor. Medya tarafından bölge ilgili yansıtılmayan haberleri saymasak bile yine de operasyon şu haliyle arzulanan sonuç alınacak ümidini bizlere vermiyor.
Irak’ta Kürt Bölgesel Yönetimi Lider Mes’ud Barzani iki tarafı da idare eder tarzda açıklamalar yaparken yönünü PKK tarafına kesin olarak çevirme eğiliminde. Bunun en önemli sebebi ise PKK’dan bir kanadın artık Türkiye Cumhuriyeti tarafından kullanıldığını itiraf eden Apo’dan kurtularak daha güçlü destekler bulma arayışıyla
İran ve Suriye ile yakınlaşarak yapılan ittifak görüşmelerinin sonuç vermesi ihtimalinin kuvvetlenmesidir.
Suriye’de muhalefet gösterileri başlamazdan evvel rejim Kürtlere vatandaşlık dahi vermezken Türkiye’nin muhaliflere açık desteğini göstermesi, Suriye yönetimine karşı kesin tavır alması ve bunu yaparken de muhalifler içerisindeki Kürtleri dışlaması neticesinde Es’ed’in de bu hatadan istifade ile Kürtlere imtiyazlar vererek birçoğunu yanına çekmesi, muhalefete karşı girişilen operasyonlar için Es’ed’in elini güçlendirmiştir. Ramazan ayıyla birlikte muhalefete karşı başlatılan büyük operasyonların arkasında bu Kürt gruplarının önem arzeden desteği vardır.
İran ise bir nevi ileri karakolu olan ve mezhep temelinde ortaklığı bulunan Es’ed yönetiminin başına bir hal gelmemesi adına Türkiye ile ilgili politik olandan başka ilerisi için herhangi bir Uluslararası müdahale ihtimaline karşın pozisyonunu güçlendirmek ve kendi başına da bela PKK-PJAK ile sorununu anlaşma yoluyla Suriye’deki durum rejim lehine belli bir noktaya taşınana dek ertelemek niyetinde görünüyor.
Şam ve Tahran daha önce yaptıkları gibi tekrar PKK’ya açık destek verme yoluna gidebilirler. Bu durumda bakıldığında Türkiye’nin Suriye politikası ile sınır ötesi operasyonların zamanlaması çok olumsuz bir şekilde çakıştı.
PKK, kurtarılmış bölge oluşturmak için uğraştığı sınır illerde de kendine sıkı sıkıya bağlı bir PKK halkı yarattı. Devlete destek neredeyse hiç düzeyinde. Irak’taki Kürt bölgesinde yönetim gibi halk da operasyonlara karşı. Sivil kayıpların olduğu iddiası operasyona karşı tepkinin büyüyerek devam etmesine neden oluyor.
Tüm faktörlerin Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde işlediği şu halde operasyonların varılan noktadan çok fazla ileri gidemeyeceği, genişleyemeyeceği ve sonuç vermeyeceği aksine vaziyetin çok boyutlu bir sorun halini alacağı açık.
Akef YASSINCERKES.net