|
Tesadüf: Rast gelme, Bir şey kendiliğinden olma, Tedbirsiz meydana gelme. Tevafuk: Bir birine uygunluk, muvafık oluş, Nizamlanmış biçimde bir birine uygun olmak.
Her iki kelime zıtlıkları ile birbirlerini tarif eder. Günlük hayatta tesadüf kelimesini çok kullanmamıza rağmen, gerçekte tesadüf yoktur, tevafuk vardır. Yaratılışta ve devam eden hadiselerdeki pek çok noktadaki benzerlikler tesadüf değil, tevafuktur.
Risâle-i Nur’da, Kur’ân-ı Kerim’deki, kâinattaki ve manevî hizmetlerdeki bir çok tevafuktan bahsedilir. Tevafuk bir tevhid mührü olduğu gibi, kâinatın ve insanların başıboş olmadığını gösteren işaretlerdir.
Cenâb-ı Hak şu muazzam kâinatı yaratırken, hem yaratıcının tek olduğunu göstermek, hem de kâinattan daha iyi istifade edilmesini sağlamak için bir çok tevafuklarla yaratmıştır.
Meselâ, atom ile güneş sisteminin birbirine bir tevafuku ve benzerliği vardır. Modelleri birbirine benzer. Atomun ortasında çekirdek etrafında da elektronlar döner. Güneş sistemi de aynı şekildedir. Ortada güneş, etrafında da gezegenler döner. Misaller çoğaltılabilir.
Âlemlerin Rabbi ibda ve ihtira sanatını yani icadını göstermek için her iki sistemde de detayda pek çok harika farklılıklar yaratmıştır. Fakat ilminde sonsuz modeller olmasına rağmen ikisinde de, aynı modeli kullanmıştır. Bunun birinci sebebi elbette tevhid mührüdür. Bu tevafuk zerreyi ve güneş sistemini yaratanın ALLAH olduğunun ve şirkin müdahalesinin imkânsız olduğunun ilânıdır.
İkinci bir husus ise bu tevafuk biz insanlara bir kolaylıktır. Güneş sistemini bilen bir ilim adamı, atomu incelerken, ister inançlı olsun ister olmasın, peşinen zihnindeki model ile atomu ve elektronları inceleyecektir. Model ve tevafuktan istifade ile yapılan bu tarz çalışmalar bilim dünyasına çok şeyler kazandırmıştır.
Yine Risâle-i Nur’da bahsedilen el ve ayak parmaklarının ve diğer uzuvlarının birbirine tevafuku da kâinattaki tevafuklardan birisidir.
Aslında Cenâb-ı Hak, Hz. Âdem’i on parmaklı yaratarak, matematiği de yaratmıştır. On sahifelik de bir talimat vermiştir.
Parmak sayısı sayesinde tüm medeniyetler birbirinden haberli habersiz onlu sayı sistemini kullanmıştır.
Yine insan vücudunun veya çiçeklerin ve meyvelerin ve diğer mahlûkatın simetrik olması da, güzellik ve estetikteki Cenâb-ı Hakkın hakimiyetinin ve isimlerinin tecellisinin bir göstergesidir.
Yine heykeltıraşların ve ressamların sanatlarının icrasında asırlardır kullandığı altın oranlar, Cenâb-ı Hakkın adl ve hakem isminin birer tecellileridir.
Bu tevafuklar eski çağların ilim adamları ve filozofları tarafından da biliniyordu.
Bunu fark eden geometrinin kurucularından biri “ALLAH daima geometri kullanır” demiştir.
Gerçekten kâinata bu gözle bakılırsa, yüzümüzde, gözümüzde; ağaçta, meyvede; atomda, güneşte; ve yörüngelerinde velhasıl kâinatın tamamında gizli bir pergel ve cetvelin ve diğer geometri aletlerinin sürekli çalıştığını fark ederiz.
Zaten Kur’ân-ı Kerim’deki bir çok ayette de, Cenâb-ı Hak “Biz her şeyi ölçüyle yarattık” demektedir.
Zerreleri ve güneşleri başıboş ve ölçüsüz bırakmayan âlemlerin Rabbi, elbette insanların tüm fiillerini de kontrol etmekte ve amelleri, zerrelerde gösterdiği aynı hassas ölçülerle, hesap gününde değerlendirecektir. Yani dünyadaki matematik, ahiretteki matematiğin bir göstergesidir. -alıntı-
_________________
İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Hazreti Ömer (r.a)
|