decenqua yazdı:
Bizler ibadette neye önem verdik.Bir sürü ritueller edindik,zamanımızı bunlara adayarak yaşamımızı kitledik.Eğtimi,İlmi,sosyal nizam kurmayı ihmal ettik v.s bir sürü ihmallerimiz oldu,bu aradada bir sürü hurafelere gömüldük.Elimizdeki ilmi de geliştiremedih,fetret hallere girdik.Ve sonuç onlar bizi geçtiler.Her şeyimizle onlara teslimiyet gerçekleşti.Yer altı veya yer üstü zenginliklerimizi bile onların ilmi ve onlardan ithal ettiğimiz teknolojiyle çıkartır işler olduk.Onlardan gelen ilmin ve teknolojinin mühendislerine dahi oluk oluk paralar öder hale de geldik.
Alıntı:
İbadet:
“ عبادة İbadet” sözcüğü ve kavramı, Arapça olarak dilimizde kalmış ve Türkçe anlamı iyi bilinmediğinden, “عبادة ibadet” deyince sadece üç-beş tane, anlamı ve mahiyeti bilinmeyen davranış anlaşılır olmuştur.
Arapça bir sözcük olan “ibadet”, mastardır. Anlamı, “kulluk yapmak, kölelik etmek”tir. Yani kayıtsız şartsız teslim olmak, itaat etmek, boyun eğmektir.
“İbadet”in dinî terim olarak anlamı ise; “kulun sahibine/ yaratanına karşı, sahibi/ yaratanı tarafından verilen görevleri kayıtsız şartsız kabullenip yerine getirmesi” demektir.
Her şeyin yaratıcısı olan Allah, yarattığı kulları için belirlediği davranış ve yaşam tarzını, kullarına çeşitli şekillerde bildirmiş ve en son olarak bütün bu bildirileri Kur`an`da toplamıştır.
Bu gerçekler ışığı altında “ibadet”; Allah tarafından, bir talimatname (Kur`an) ile kullara bildirilen görevlerin, kullar tarafından kayıtsız şartsız itaat edilerek ve teslimiyet gösterilerek (boyun eğilerek) dünyada yapılmasıdır.
Öyleyse “ibadet”, halk arasında yaygınlaştığı gibi sadece üç-beş ameli yapmaktan ibaret değildir. “İbadet”, Allah`ın kulluk talimatnamesinde (Kur`an`da) vermiş olduğu görevlerin tümünü yapmaktır, hepsini uygulamaktır. Bu durumda kulların ilk görevleri arasında; okumak, yazmak, temiz olmak, çevredekileri uyarmak, yetimleri himaye etmek, yetimlerin mallarını yememek, daima helal kazanıp-yemek, marufu emredip münkerden nehyetmek (toplumda aktif olup, iyi ve güzeli emretmek kötülüklere de engel olmak), doğru, dürüst ve güvenilir olmak, ölçü ve tartıda hile yapmamak, rüşvet almamak-vermemek, zina ve fuhuştan uzak durmak gibi görevler sayılabilir.
Hâl böyleyken, Allah`ın vermiş olduğu görevlerin yüzlercesini arka plâna atıp, halk arasında sloganlaşan şekliyle “İslâm`ın şartı beştir” gibi kabuller, İslâm dinine ihanettir. Çünkü kulluk talimatnamesinde (Kur`an`da) yer alan her emir, her yasak, her öneri, birinci derecede önemli ve birbirleriyle eş değerde olan görevlerdir. İslâm dininde sloganlaşmış herhangi bir şart ve kabul olmayıp, İslâm`ın tek şartı; Allah`a teslim olmaktır. Yani, Allah`ın kulluk talimatnamesinde (Kur`an`da) verdiği görevlerin tümünü, emirlerini, yasaklarını, önerilerini aynen kabul edip uygulamaktır.
İbadet (kulluk) yapmanın amacı, bir sosyal varlık olan insanı olgunlaştırmaktır. Ve böylece bilgilendirilmiş, eğitilmiş, olgunlaşmış, zararlı uçları törpülenmiş insanlarla toplumda huzur ve barışı temin etmektir. İnsan yaratılışında “zalim, cahil, nankör, zayıf, cimri, âciz, hırslı, huysuz, şehvet ve mal düşkünü, egoist, tembel, vahşî, sadist, ...” özelliklerle yaratılmıştır (İbrahim; 34, Hud; 9,10, İsra; 67, 100, Nahl; 4, Rum; 54, Fussılet; 49, Mearic; 19, Adiyat; 6, Âl-i Imran; 14). Bu özellikler onun başkalarının hak ve hukukuna tecavüz etmesine, toplumda zulmün, fesadın, kavganın oluşmasına, dolayısıyla da barışın bozulmasına neden olmaktadır. İşte insanın bu olumsuz özelliklerini ortadan kaldırıp onun “âlim, adil, vefakâr, güçlü, cömert, erdemli, iffetli, paylaşımcı, barış sever, ...” birisi olmasını sağlamak, insanı kendine, ailesine ve toplumuna yararlı bir birey haline getirmek için Allah ibadet/ kulluk görevi vermiştir. Bu görevlerin Allah`a herhangi bir yararı ve zararı yoktur. Allah’ın kulların yapacağı kulluğa ihtiyacı da yoktur. Verilmiş görevler insanların kendi iyiliklerine ve mutluluklarına yöneliktir.