Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Per May 24, 2012 6:20 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 5 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: ŞURA AYET 20
İletiTarih: Çar May 26, 2010 4:17 pm 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2234
axakuyt aştıbj yazdı:
şura suresi 42/20 açıklarmısınız..
insanlar bu dünyadanda bir şey isteyebilirler..istedikleri zaman öte dünyadan hiç pay alma hakkı olmayacak mı..
(Abdullah Parlıyan isimli birinin yıllar önce aldığım he an yanımda taşıyıp okuyabileceğim ebatında ki Kuran mealinden okuduğum)


Şura 20: Her kim ahiret ekinini isterse, Biz onun ekininde, onun için arttırırız. Ve her kim dünya tarlasını isterse ona da ondan veririz. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.

Şura 20. Âyetteki Her kim ahiret ekinini isterse ifadesindeki ekin, amel ve kazançtır. Burada verilen mesaj şudur:
"Bizim kendisine verdiğimiz rızkı kullanarak ahireti için yatırım yapanlara, bu yaptığı işin mükâfatını kat kat vereceğiz."

Bu karşılık, bire on, bire yedi yüz, hatta daha da fazla olmak üzere verilecektir.

En'âm: 160 Kim iyilik getirirse, artık ona onun [getirdiğinin] on misli vardır. Kim de kötülük getirirse, artık o, sadece onun misliyle cezalandırılır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Bakara: 261 Mallarını Allah yolunda harcayan kimselerin örneği, yedi başak bitiren ve her başağında yüz adet tane bulunan tane örneği gibidir. Allah dilediğine katlar. Ve Allah Vâsi'dir, Alîm'dir.

Şura 20. Âyetin ikinci cümlesi olan Ve her kim dünya tarlasını isterse, ona da ondan veririz. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur ifadesiyle de, haram-helal demeden sadece dünya için çalışanların da bu çalışmalarının karşılığını alacakları; ancak böyle yapanların ahirette mahrumiyetle karşı karşıya kalacakları bildirilmektedir.

İsrâ: 18–19 Her kim aceleciyi [çarçabuk geçen dünyayı] isterse, istediğimiz kimseye, dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için cehennemi kılarız [hazırlarız]; kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer. Kim de ahireti isterse ve Mü'min olarak ona [ahirete] yaraşır bir çaba ile onun [ahiret] için çalışırsa, işte öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.

Bakara: 200-202 Sonra da ibâdetlerinizi bitirdiğinizde yine Allah'ı anın, tıpkı babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla anın! İnsanlardan bazısı, "Ey Rabbimiz bize dünyada ver!" diyen kimselerdir. Onun için de ahirette bir nasip yoktur. Yine onlardan: "Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateşin azabından koru!" diyenler vardır. İşte onlar, kendileri için kazandıklarından bir nasib olanlardır. Ve Allah, hesabı çok çabuk görendir.

Nahl: 106–107 Kim imanından sonra Allah'a (karşı) inkâra sapıp da, –kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç–inkâra göğüs açarsa, işte onların üstünde Allah'tan bir gazap vardır ve onlar içindir büyük azap. Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah'ın da inkâr eden bir topluluğu hidâyette erdirmemesi nedeniyledir.

Âl-i Imrân: 145 Ve herkes sadece Allah'ın izniyle vakitlendirilmiş bir yazgı olarak ölür. Ve kim dünya karşılığını dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret karşılığını isterse ona da ondan veririz. Ve Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.

Fatır: 29–30 Hiç şüphesiz şu, Allah'ın kitabını okuyan, salatı ikâme eden ve kendilerini rızklandırdığımız şeylerden gizli ve açık olarak veren kimseler, O [Allah], mükâfatlarını kendilerine tastamam versin ve lütfundan kendilerine artırsın diye, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticareti umarlar. Hiç şüphesiz O, çok bağışlayıcı ve karşılık vericidir.

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: ŞURA AYET 20
İletiTarih: Çar May 26, 2010 4:59 pm 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2234
axakuyt aştıbj yazdı:
42/30 açıklarmısınız..tüm başımıza gelen müsibetler sizin kendi suçunuzdur derken
(bunların içinde Allah tarafından gelen yok mu..örneğin hastalıklar?)
42/31 de Allahın bize vereceği bela ve musibetlere engel olamazsınız yazıyor

Alıntı:
41:30. Ve size musibetten isabet eden şeyler, işte kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. O da çoğunu affediyor.
42:31. Ve siz yeryüzünde âciz bırakıcılar değilsiniz. Ve sizin, Allah'ın astlarından bir Yakınınız yoktur, yardımcınız da yoktur.


Bu Âyetlerde, insanın lehinde veya aleyhinde tecelli eden tüm olayların onun bizzat kendi fiillerinin birer sonucu olduğu; bunlardan bir kısmının Rabbimiz tarafından bertaraf edildiği, affedildiği vurgulanmaktadır.

Daha sonra kimsenin Allah'a karşı duramayacağı, Allah'tan başka gerçek veli'nin [yardım eden, yol, gösteren, aydınlatan ve koruyan bir yakının] olmadığı bir kez daha hatırlatılmaktadır.

MUSİBET SÖZCÜĞÜYLE KASTEDİLEN NEDİR:

Âyette geçen musibet sözcüğünü dünya ve ahiretteki musibetlerin tümü olarak anlamak mümkündür. Ağrılar, acılar, hastalıklar, kıtlıklar, boğulmalar, yıldırım çarpması, kısaca hoşa gitmeyen her şey dünyadaki musibetlerdendir. Bu musibetlerin insana amellerinin tam karşılığı olarak verilmiş cezalar olduğu düşünülmemelidir. Bunlar uyarı amaçlı olarak tattırılmış nahoş durumlardır.

Âyetteki kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzünden ifadesi, her musibetin işlenen kötü bir davranışa karşılık tattırılmış bir ceza olduğu şeklinde değerlendirilebileceği gibi, insan edimlerinin fiziksel, biyolojik ve toplumsal yasaları harekete geçirdiği; insana acı veren olayların arkasında da yine bu yasaları harekete geçiren insan edimlerinin olduğu şeklinde de değerlendirilebilir. Çünkü Rabbimiz bizi fiziksel, biyolojik ve toplumsal yasalarla çevrelediği bir dünyada yaşatmaktadır. Bu yasalar, kendilerini harekete geçiren insan edimlerine anında veya belirli bir süre içinde cevap verecek şekilde düzenlenmiştir. Mesela hastalık denen musibet, ille de kula verilmiş bir ceza olarak değil, kulun biyolojik yasaları harekete geçiren kusurlu yaşam tarzının bir sonucu olarak da değerlendirilebilir. Böyle değerlendirildiği takdirde, Rabbimizin insanları musibetlerle sınaması, insanların Rabbimiz tarafından bu musibet türlerini üreten fiziksel, biyolojik ve toplumsal yasalarla çevrelenmiş olduğu anlamına gelir. Çünkü insana acı veren musibet nitelikli olay ve olgular Allah'ın yaratışındaki kusurlar değildir. Allah dileseydi bütün bu acı veren musibetlerin gerçekleşmeyeceği bir evrensel düzen de kurabilirdi. Bu nedenle, "Allah'ın sınaması" olgusunu, O'nun insanı musibetlerle denemeye elverişli bir dünyada yaşatması olarak da anlayabiliriz. Dolayısıyla, insan bir iş yapar, bu işin karşılığında da evrensel etki-tepki yasası yürürlüğe girer. Buna şöyle bir örnek verilebilir: Bir toplum, kendi içindeki yoksulları koruyup gözetmezse, buna tepki olarak toplumsal yasalar tetiklenir, insanlar arasında kıskançlık, gerginlik, huzursuzluk başlar. Fuhuş, hırsızlık, derbederlik gibi olaylar yaygınlaşarak toplumu tehdit eden bir musibete dönüşür. Böylece bir toplum, kendi elleriyle işlediği bir kusurun karşılığını bir ölçüde tatmış olur.

(Rûm: 41) Dönmeleri için; insanların elleriyle kazandıkları yüzünden, yaptıklarının bir kısmını onlara tattırmak için karada ve denizde fesat/kargaşa çıktı.
Esas musibet ise amele bire bir denk olacak olan ahiret musibetleridir:

(Âl-i Imrân: 25) Eğer sabrederseniz ve takvalı davranırsanız, evet [sizi Rabbiniz destekler]. Ve eğer onlar, ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size işaretlenmiş/eğiten/gönderilmiş beş bin melekle yardım eder.

(Nisâ: 123) O [Bu iş], Sizin kuruntularınızla ve Ehlikitabın kuruntularıyla değildir. Kim kötülük yapan onunla cezalandırılır. Ve o kendisi için Allah'ın astlarından bir yakın kimse ve bir yardımcı bulamaz.

(Tûr: 21) Ve iman edenler, zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar; işte Biz, onların zürriyetlerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden bir şey eksiltmedik. Herkes kendi kazandığıyla rehindir.

(Nisâ: 160–161) Sonra da Yahudileşen kimselerden olan zulüm, onların birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle kendilerine helâl kılınmış temiz şeyleri haram kıldık. Ve onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.

(Şûrâ: 32–35) Denizde dağlar gibi akıp gidenler de O'nun Âyetlerindendir. Eğer O dilerse rüzgârı durdurur da giden gemiler denizin sırtında duruverirler. Şüphesiz bunda tüm çok sabreden ve çok şükreden kimseler için nice Âyetler vardır. Yahut O [Allah], onların kazandıkları şeyler sebebiyle onları [gemileri] helâk eder. Birçoğunu da bağışlar. Ve Âyetlerimiz hakkında mücadele edenler kendileri için kaçacak bir yer olmadığını bilirler.
Âyetteki O da çoğunu affediyor ifadesinden anlıyoruz ki, Rabbimiz insanların birçok kusurunu da rahmeti gereği dikkate almamakta, yürürlüğe koymamaktadır.

(Fâtır: 45) Ve eğer Allah, kazanmakta oldukları şeyler dolayısıyla insanları sorgulayıp cezalandıracak olsaydı, onun sırtında [yeryüzünde] hiç bir dâbbehi [canlıyı] bırakmazdı. Velâkin onları, adı konmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Sonunda ecelleri geldiği zaman da artık şüphesiz Allah kendi kullarını en iyi görendir.

(Ahzâb: 72) Şüphesiz Biz, emaneti [güvenliği, düzeni, dengeyi] göklere, yere ve dağlara yaydık da, onlar, onu taşımaya yanaşmadılar, ondan [güvenliğin, düzenin, dengenin alıp götürülmesinden] korktular. Ve onu insan taşıdı. Şüphesiz o [insan], çok zâlim ve çok cahildir.
HAKKI YILMAZ

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: ŞURA AYET 20
İletiTarih: Çar May 26, 2010 5:12 pm 
Çevrimdışı
Onursal Üye
Onursal Üye
axakuyt aştıbj

Kayıt: Cum Ağu 01, 2008 8:09 am
İleti: 4520
Tlepsh yazdı:
insana acı veren olayların arkasında da yine bu yasaları harekete geçiren insan edimlerinin olduğu şeklinde de değerlendirilebilir.


sosyal yönü..içtimai hayat içinde bizi yönetenlerin.aile bireylerinden tutun devlet yöneticilerine kadar almış oldukları karalar.bizim seçimlerimiz.kullandıklarımız oylar dahil içinde olmak şartıyla çok daha geniş yelpazede düşünürsek kendi seçimlerimiz ve bu kendi seçimlerimizin cezaları ve mükafatlarını yaşıyoruz.

_________________
SOYLU SEVDAM....
CAPA CAпсуоуп
cerkez çerkes kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz adiga abaza kuzey müzik music mp3 wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim ad köyleri düğün mahalli video kitap savaş haber güncel yeni dil sözlük çeviri kiril dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok bkd imam şeyh şamil adigey abhazya oset çeçen karaçay rusya siteleri indir dinle tarih türk makale link sohbet chat izle uzunyayla download kimdir nedir nasıl kabardey besleney şağsığ abzeh abzex hatukoy ubıh elbruz mit


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: ŞURA AYET 20
İletiTarih: Çar May 26, 2010 5:34 pm 
Çevrimdışı
Onursal Üye
Onursal Üye
axakuyt aştıbj

Kayıt: Cum Ağu 01, 2008 8:09 am
İleti: 4520
15/55-56
geçenlerde tartıştığımız mücize konusuyla ilgili çağrışım yaptı.toplumda mücizeyi yanlış mı anlıyor insanlar.yoksa Allahın iradesini büyüklüğünü mü anlıyamıyoruz.
mücize=gerceklesmesi imkansiza yakin.yada imkansız.evet sözlük manasına göre islama ters .İslama aykırı bana göre.mücize diye bir şey yoktur Allaha göre herşey ol derse olur.imkansız değildir

_________________
SOYLU SEVDAM....
CAPA CAпсуоуп
cerkez çerkes kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz adiga abaza kuzey müzik music mp3 wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim ad köyleri düğün mahalli video kitap savaş haber güncel yeni dil sözlük çeviri kiril dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok bkd imam şeyh şamil adigey abhazya oset çeçen karaçay rusya siteleri indir dinle tarih türk makale link sohbet chat izle uzunyayla download kimdir nedir nasıl kabardey besleney şağsığ abzeh abzex hatukoy ubıh elbruz mit


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: ŞURA AYET 20
İletiTarih: Çar May 26, 2010 8:10 pm 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2234
(عجز) a-ce-ze = aciz kalmak, gücü yetersiz olmak
(معجيزة) mucize = aciz bırakan şey, gücün yetmediği şey.

Allahı aciz bırakabilecek hiç bir şey yoktur. Ama biz insanları aciz bırakabilecek çok çok şey vardır.

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 5 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.222s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.