axakuyt aştıbj yazdı:
şura suresi 42/20 açıklarmısınız..
insanlar bu dünyadanda bir şey isteyebilirler..istedikleri zaman öte dünyadan hiç pay alma hakkı olmayacak mı..
(Abdullah Parlıyan isimli birinin yıllar önce aldığım he an yanımda taşıyıp okuyabileceğim ebatında ki Kuran mealinden okuduğum)
Şura 20: Her kim ahiret ekinini isterse, Biz onun ekininde, onun için arttırırız. Ve her kim dünya tarlasını isterse ona da ondan veririz. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur.
Şura 20. Âyetteki
Her kim ahiret ekinini isterse ifadesindeki
ekin, amel ve kazançtır. Burada verilen mesaj şudur:
"Bizim kendisine verdiğimiz rızkı kullanarak ahireti için yatırım yapanlara, bu yaptığı işin mükâfatını kat kat vereceğiz."
Bu karşılık, bire on, bire yedi yüz, hatta daha da fazla olmak üzere verilecektir.
En'âm: 160 Kim iyilik getirirse, artık ona onun [getirdiğinin] on misli vardır. Kim de kötülük getirirse, artık o, sadece onun misliyle cezalandırılır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Bakara: 261 Mallarını Allah yolunda harcayan kimselerin örneği, yedi başak bitiren ve her başağında yüz adet tane bulunan tane örneği gibidir. Allah dilediğine katlar. Ve Allah Vâsi'dir, Alîm'dir.
Şura 20. Âyetin ikinci cümlesi olan
Ve her kim dünya tarlasını isterse, ona da ondan veririz. Ve onun için ahirette hiçbir nasip yoktur ifadesiyle de, haram-helal demeden sadece dünya için çalışanların da bu çalışmalarının karşılığını alacakları; ancak böyle yapanların ahirette mahrumiyetle karşı karşıya kalacakları bildirilmektedir.
İsrâ: 18–19 Her kim aceleciyi [çarçabuk geçen dünyayı] isterse, istediğimiz kimseye, dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için cehennemi kılarız [hazırlarız]; kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer. Kim de ahireti isterse ve Mü'min olarak ona [ahirete] yaraşır bir çaba ile onun [ahiret] için çalışırsa, işte öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.
Bakara: 200-202 Sonra da ibâdetlerinizi bitirdiğinizde yine Allah'ı anın, tıpkı babalarınızı andığınız gibi, hatta daha kuvvetli bir anışla anın! İnsanlardan bazısı, "Ey Rabbimiz bize dünyada ver!" diyen kimselerdir. Onun için de ahirette bir nasip yoktur. Yine onlardan: "Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ve ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateşin azabından koru!" diyenler vardır. İşte onlar, kendileri için kazandıklarından bir nasib olanlardır. Ve Allah, hesabı çok çabuk görendir.
Nahl: 106–107 Kim imanından sonra Allah'a (karşı) inkâra sapıp da, –kalbi imanla tatmin bulmuş olduğu halde baskı altında zorlanan hariç–inkâra göğüs açarsa, işte onların üstünde Allah'tan bir gazap vardır ve onlar içindir büyük azap. Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah'ın da inkâr eden bir topluluğu hidâyette erdirmemesi nedeniyledir.
Âl-i Imrân: 145 Ve herkes sadece Allah'ın izniyle vakitlendirilmiş bir yazgı olarak ölür. Ve kim dünya karşılığını dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret karşılığını isterse ona da ondan veririz. Ve Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.
Fatır: 29–30 Hiç şüphesiz şu, Allah'ın kitabını okuyan, salatı ikâme eden ve kendilerini rızklandırdığımız şeylerden gizli ve açık olarak veren kimseler, O [Allah], mükâfatlarını kendilerine tastamam versin ve lütfundan kendilerine artırsın diye, kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticareti umarlar. Hiç şüphesiz O, çok bağışlayıcı ve karşılık vericidir.