Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Per May 24, 2012 5:53 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 34 ileti ]  Sayfaya git 1, 2, 3, 4  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: NAMAZLA DİRİLİŞ
İletiTarih: Sal Şub 16, 2010 5:47 pm 
NAMAZ BİR TEVHİD EYLEMİDİR.
Abdullah YILDIZ

Allah’tan başka ilâh yoktur esasına dayanan tevhîd inancı namazla eyleme
dönüşür. islâm’ın ilk farzı tevhîd’e îman, ikincisi namazdır. Yani, islâm’da
ilk farz kılınan ibâdet namazdır.

Namaz en faziletli, en kapsamlı ibadettir: Allah’ı tesbih ve tekbir etme,
O’na hamd, şükür, tevbe ve istiğfar, O’ndan yardım dileme, duâ, niyaz ve zikirdir.

Peygamberimizin “Dinin direği”, “Müminin miracı”, “Cennetin anahtarı”,
“Gözümün nuru” olarak tanımladığı namaz, islâm’ın olmazsa olmazıdır.
Onu terk eden cehenneme sürüklenir: “Sizi cehenneme sevk eden nedir? Derler
ki: Namaz kılanlardan değildik!”(Müddessir/42-43)

Namaz beş vakit farzdır. Hayatın hızlı koşusu içinde Allah’ı, ahireti, ölümü,
görev ve sorumluluklarını unutan insan günde beş kez namazla kulluğunu
hatırlar ve yeniden dirilir. Her namaz bir inkılâptır, diriliştir; kul onunla
şirk batağından tevhid atmosferine, geçici dünya zevklerinden ebedî ahiret
lezzetlerine, şeytanın etki alanından ilâhî huzur iklimine geçer.

Bu değişim süreci ezan ve abdestle başlar: Tevhid akîdesini en özlü
cümlelerle haykıran ezanla namaza ve kurtulufla çağrılan mümin, abdest alarak
etrafını kuşatan şeytânî çemberi yarmaya ve arınmaya yönelir; maddîmanevî
kirlerden temizlenir: “Allah sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak
ister.”(Maide/6) Abdest sadece vücudu kir, pis ve pastan temizlemekle
kalmaz, aynı zamanda iç dünyayı da arındırır. Mümin, her âzâsını yı-
karken eliyle, ağzıyla, diliyle, gözüyle, kulağıyla, ayaklarıyla bilerek-bilmeyerek
yaptığı tüm günahlara tövbe edip vazgeçmeye karar verir.

Tertemiz bir kalp, tertemiz bir beden
ve elbise ile Allah’ın huzuruna çıkan kul, yönünü kıbleye yani Kâbe’ye döner. Allah’ın evi olan
Kâbe’ye yönelen mümin, kalbini ve düşüncelerini Allah’a
odaklar; diğer kıblelerden yüzçevirir. Herkesin bir
kıblesi vardır. Yüzünü Kâbe’ye döndüğü halde özünde başka
varlık ve değerleri kıble edinenler, gerçekte istikbâl-i kıble yapmış
olmazlar.

Niyeti kalple yapmak esastır; dilde kalan sözler gerçek niyet olamaz. Zira
namaza Allah rızası için durulur.

Ellerini kaldırıp “Allâhu ekber” diyen mümin, artık dünyayı, dünyevî düşünce
ve kaygıları elinin tersi ile geriye atıp kalbini yüce Allah’a bağlar. Sübhaneke
duâsını okuyup Allah’ı hamd ile tesbih eder, ismini yüceltir ve
O’ndan başka ilâh olmadığını ikrar eder.

“Kur’ân okumak istediğinde kovulmuş şeytandan Allah’a sığın!” (Nahl/98)
şeytanın vesvesesinden Allah’a sığınan kul, E‘ûzü bi’llâhi min’eş-şeytân’ir-racîm
der ve besmele ile önce Fatiha’yı, sonra Kur’ân’dan kolayına geleni okur.
Namazın her rekâtında Fâtiha’yı okuyan kul, Yaratan’ıyla “kulluk sözleşmesi”
ni yeniler. Âlemlerin Rabbi, Rahmân ve Rahîm olan Allah’a Ahiret Günü’nde
hesap vereceğinin bilinci içinde, hem kendisi hem de müminler adına söz verir:
“Yalnız Sana kulluk eder, yalnız Senden yardım dileriz.” Sonra, doğru yolda
olmak, nimete kavuşmak ve azaptan kurtulmak için Allah’tan yardım diler:
“Yâ Rab! Bizi, Dosdoğru yola hidayet eyle! O yol, kendilerine nimet verdiğin kimselerin
yoludur; gazaba uğrayanların, sapıkların, dalâlette olanların değil.” Âmin!

Hz. Ali(r.a), “Kendisinde anlayış ve idrakin bulunmadığı hiçbir ibadette ve
kendisinde düşünmenin bulunmadığı hiçbir kıraatte hayır yoktur” der. O halde,
namazda okunan âyet, sûre ve duâlar anlaşılmalı, hissedilmeli ve düşünülmelidir.
Yoksa o kutlu ifadeler birer tekrardan ibaret kalır.

Mümin, sadece namazda okuduğu âyet ve duâlarla değil beden diliyle de
kulluğunu ifade eder:

Rabbinin huzurunda huşû ile el-pençe divan duran kul, bu kıyâmın
aynı zamanda sahte tanrılara karşı bir başkaldırı anlamına geldiğini
bilmelidir.

Allah’a boyun eğip teslim olmayı ifade eden rükû
ile kul, sadece O’nun karşısında eğildiğini;
O’ndan başka hiçbir otoriteye boyun
eğmeyeceğini ilân eder: “Sübhâne
Rabbiy’el-Azîm: Azamet sahibi Rabbimi yüceltir, O’nu noksan sıfatlardan uzak bilirim.”

Secde ise, ibadetin, itaatin ve de özgürlüğün zirvesidir:
“Secde et ve (Rabbine) yaklaş”(Alak/19). Secde
eden kul, Rabbini sonsuz yüceltip tesbîh ederken,
kendi acizliğini, hiçliğini itiraf eder. O’ndan başka
hiçbir varlığın karşısında yere kapanmayacağını
îlân eder: “Sübhâne Rabbiy’el-A‘lâ: Yüceler yücesi
Rabbimi tesbîh ederim.” iki kez secde ise, topraktan
gelip tekrar toprağa dönüşü ifade eder.

Kıyâm, rükû ve secde basamaklarını geçen mümin
teşehhüdde, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) mirâçta
Rabbi ile aracısız sohbet etmesi gibi, doğrudan
Yaratan’ına kalbini açıp kulluğunu arz eder: Tahiyye,
tayyibe ve salevâtı Allah’a; selâmı, rahmeti ve bereketi
de Nebî’ye ve O’nun adına salihlere sunar.
Tevhid inancını bir kez daha tekrarlar. Rasûl’e ve
âline salât u selâmdan sonra annesine, babasına ve
tüm müminlere hayırlar ve esenlikler diler; cehennemden
korunmayı diler, kendisinin ve zürriyetinin
dosdoğru ve sürekli namaz kılanlardan olmasını diler,
diler de diler...

Nihâyet “es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah” diyerek
sağında ve solundakilere, tüm inananlara, salihlere,
meleklere selâm verir; böylece namaz biter
ama duâ, niyâz, hamd, tekbîr, tesbîh, zikir, fikir…
bitmez; zira bu müminin hayat tarzıdır.

Günde beş vakit böyle dosdoğru, özenle ve düzenli
kılınan namaz, müminleri dosdoğru yoldan
ayırmaz; onları Allah’tan başka varlıklara kulluktan
korur, kötülük ve çirkinliklerden uzak tutar; böylece
ebedi kurtulufllarına vesile olur.

Bir tevhid eylemi olan namaz, müminleri pasif
nesneler değil, aktif özneler kılar. Hz.Şuayb’ın kıldı-
ğı gibi bir namaz(Hûd/87), müminleri dünyadan eletek
çektirmez, aksine onları zulme, şirke ve küfre
karşı mücadeleye sevk eden bir dinamizm, bir direniş
ve bir diriliş kaynağı olur.

NAMAZLA DİRİLİŞ...'ten alıntı


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: NAMAZLA DİRİLİŞ
İletiTarih: Çar Şub 17, 2010 4:06 pm 
NAMAZ İÇİN AĞLANIR MI?

Yıllar önce bir otobüsle yolculuk ederken sabah namazının vakti
girmişti. Her yolculukta yaşadığım“namaz sancısı” her yanımı öylesine
kaplamıştı ki, uyuyamıyordum. şoför bir türlü mola vermiyor, vakit gittikçe
daralıyordu.Birlikte yolculuk ettiğimiz arkadaşıma yöneldim:
- Namaz geçmek üzere. Ben şoföre namaz için ricada bulunacağım.
Durmazsa ineceğim, dedim. Kaşlarını çattı, alaycı bir ifadeyle:
- Ya sen aklını mı kaçırdın, dedi. şaşırdım, üzüldüm, kırıldım. Namazları
nı kılan bir kimseydi o. Gerçekten ben aklımı mı kaçırmıitım? Otobüste
mışıl mışıl uyuyup, Rabbimi düşünmeden oturmalı mıydım?
Kendimi sorguladım. Sabah namazını bu kadar düşünmekte haksız mıydım?
Oysa bir gece dayısına misafir olan babam, sabah hıçkırık sesleriyle uyanı-
yor. Dayısının oğlu çocuk gibi gözyaşı döküyor. Sebebini sorduğunda aldığı
cevap ilginç:
- Sabah namazına kalkamadık. Baksana, güneş doğmuş; onun için ağlıyorum.
Evet, namaz için aılanır, namaz için akıl kaçırılır, ona can ve canan feda
edilir. Ne yazık ki, şimdi bu gerçek tam anlaşılmıyor.
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, sabah namazını düşünmek “delilik”, kalkamayınca ağlamak “gariplik” olabiliyor!
Gerçekten sabah namazını kaçırınca üzülmemiz gerekmez mi?
“imandan sonra en büyük ve en mühim mesele olan namaz”ın bir vakti
geçirilince hiçbir şey olmamış gibi normal mi karşılamalıyız?
Sabaha kadar dünya kupası maçlarını izlemek mantıklı, ama Kur’an’da en
fazla emredilen ibadet olan namazı düşünmek gereksiz mi? Oysa sabah uyanamadığı
için üniversite sınavını kaçıran bir genç, üzüntüsünden, kahrından, yeri göğü yıkabiliyor.
Peki, Peygamberimizin (s.a.v.), iki ayrı hadiste, “Dünya ve içindekilerden
hayırlıdır” dediği sabah namazının sünneti ve farzı, bir maç kadar önemli değil mi? Dünya ve içindeki tüm hazinelerden
daha değerli olan sabah namazı,bir üniversite imtihanı kadar ehemmiyet
taşımıyor mu? Bir ankete göre, ülkemizde namaz
kılanların oranı yüzde 25, kılmayanlar ise yüzde 75. Beş vakit namaz kılan
mü’minler içinde, haftada, ayda veya birkaç ayda bir namazını kaçıranların
sayısı oldukça fazla. Oysa sabah namazı ve tüm farz namazlar,
başta Peygamberimiz (s.a.v.) ve onun güzide ashabının üzerinde titrediğ
i muhteşem bir ibadettir. Bir mü’min namazını kaçırdığında “aklını
kaçırmış gibi” deli divane olmalı, dünyası kararmalı, yemek yiyecek bir iştah
bulamamalı, kendini cezalandırmalıdır. Ve hepsinden önemlisi, namazı kaçı
rmayı kesinlikle “sıradan” bir olay gibi görmemeli, “olabilir” kabul etmemeli;
nefsine, gafletine, uykusuna isyan etmelidir. Hemen, “Nerede hata ettim?
Hangi tedbiri almalıyım ki, bir daha bu acıklı azaba düşmeyeyim?” diyerek
çözüm arayışına girmeli, çözümü bulmalı ve derhal uygulamalıdır.
Çünkü söz konusu olan çocuk oyuncağı değil, basit bir hadise değil,
üç günlük dünya hayatını ilgilendiren bir mesele değil. Sözünü ettiğimiz; bizim,
kâinatın ve her şeyin Sahibi, Sultanı, Yaratıcısı olan Allah’ın huzuruna
girme; Onun dergâhında secdeye kapanma; canımız, cananımız, biricik varlığı
mız, sevenimiz, sevgilimiz olan Zât-ı Zülcelâle ibadet etme meselesidir.
Dünyada hiçbir şey bundan daha mühim, daha lüzumlu, daha sevimli,
daha vazgeçilmez olamaz. Eğer burada bir eksiğimiz varsa, hata bizdedir. Kulu
olmakla iftihar ettiğimiz Rabbimiz bizden namaza karşı umursamazlık, vurdumduymazlık istemiyor.
Ümmeti olmakla şereflendiğimiz sevgili Peygamberimiz
(s.a.v.), bize ihmalkârlığı değil, aksine hassasiyeti emrediyor.
Namaz konusunda nasıl bir durumda olursak olalım, ister onu haftada
bir, ister yılda bir, hatta birkaç yılda bir kaçırıyor olalım; yeni bir ubudiyet şuuruyla
donanmak, yeni bir cehd ve gayret kılıcını kuşanmak, yeni bir tebliğ ve
ikaz harekâtı başlatmak durumundayız.

CEMİL TOKPINAR....namazla direniş'ten alıntı...


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: NAMAZLA DİRİLİŞ
İletiTarih: Çar Şub 17, 2010 4:46 pm 
Çevrimdışı
Çaylak Üye
Çaylak Üye
HAMZATBEY

Kayıt: Sal Arl 29, 2009 9:20 am
İleti: 40
Paylaşım için Teşekkürler...... Surprised Surprised Surprised

_________________
Resim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: NAMAZLA DİRİLİŞ
İletiTarih: Çar Şub 17, 2010 4:58 pm 
İnşallah işe yarar paylaşmak Smile


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: NAMAZLA DİRİLİŞ
İletiTarih: Çar Şub 17, 2010 6:40 pm 
Çevrimdışı
Çaylak Üye
Çaylak Üye

Kayıt: Cum Şub 05, 2010 12:14 pm
İleti: 42
coook tesekkürler.
bakis acimizi yeniden tazeledik. cok iyi geldi yaa.
ALLAH razi olsun.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: NAMAZLA DİRİLİŞ
İletiTarih: Çar Şub 17, 2010 10:28 pm 
işte bunu duymak yeter Smile Allah sizden de razı olsun Smile


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: NAMAZLA DİRİLİŞ
İletiTarih: Çar Şub 17, 2010 11:04 pm 
Çevrimiçi
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Çar Mar 25, 2009 10:05 am
İleti: 2395
Hz. Ali(r.a), “Kendisinde anlayış ve idrakin bulunmadığı hiçbir ibadette ve
kendisinde düşünmenin bulunmadığı hiçbir kıraatte hayır yoktur” der. O halde,
namazda okunan âyet, sûre ve duâlar anlaşılmalı, hissedilmeli ve düşünülmelidir.
Yoksa o kutlu ifadeler birer tekrardan ibaret kalır.
---------------------------------------------------------------------gözde batgiray

gözde batgiray kardeş inanın her iki yazıyıda okudum.Çok güzel yazı, paylaşımınız için teşekkürler.Namaz kılanların yanındayım,fakat ben kendimce daha farkı algılamış olamazmıyım.Benim duam veya benim Salat anlayışım,Kuranı nekadar anladığımla alakalı olamazmı?Yani bir Şii istediği gibi ibadet ediyor veya bir Şafi,Hanefi veya da Hanbeli..Benimde ibadet şeklim ayrı olamazmı yani.Zaten farklılıklar var.Bende farklıyım o zaman.Farklılıklar içersinde hangisi doğru o zaman?

Bana göre Kurani yürekli olup,Kurandan kopmamak.Şekil,şeklenlik teferruat.Hepsinin Yüreğindeki Allah'a bağlılık önemli.Allahın İstediği gibi Kullar olabilme yarışında olmak önemli.Önemli olan Kuranı anlamak,yukarıda yaptığım yazının bir parça alıntısı gibi mesela bu çok önemli.Ayetleri,Sureleri anlayarak okumak.

Teşekkürler gözde batgiray Surprised

_________________
Çerkes İsimleri Çerkes Kimdir

Çerkez Müzikleri - Kafkasya - Çerkez - Google - Çerkez İsimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Çerkes Sitesi - Circassain - Cerkes.Net - Çerkez Tavuğu - Adigece Sözlük - Sohbet


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: NAMAZLA DİRİLİŞ
İletiTarih: Çar Şub 17, 2010 11:23 pm 
decenqua yazdı:
gözde batgiray kardeş inanın her iki yazıyıda okudum.Çok güzel yazı, paylaşımınız için teşekkürler.Namaz kılanların yanındayım,fakat ben kendimce daha farkı algılamış olamazmıyım.Benim duam veya benim Salat anlayışım,Kuranı nekadar anladığımla alakalı olamazmı?Yani bir Şii istediği gibi ibadet ediyor veya bir Şafi,Hanefi veya da Hanbeli..Benimde ibadet şeklim ayrı olamazmı yani.Zaten farklılıklar var.Bende farklıyım o zaman.Farklılıklar içersinde hangisi doğru o zaman?


Recep abi bütün mezheplerin namazı kılış şekli haktır biliyorsun .çünkü mezhepler gerçektir haktır. o paragrafta anlatılmak istenen sanırım şekilcelikten daha ziyade ne yaptığını bilerek yapmak.

birde bir muhabbette söylenen bir sözü aktarmak istiyorum beni çok etkilemişti Smile

ALlah bizlere hergün 5 kere buluşma saati veriyor ve biz gidiyoruz yahut gitmiyoruz bu şekilde düşünmemiştim kalp atışlarını hızlandıran bir cümle Smile Allahla buluşmak Smile


Sayfa başı
  
 
 İleti başlığı: Re: NAMAZLA DİRİLİŞ
İletiTarih: Per Şub 18, 2010 12:39 am 
Çevrimiçi
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Çar Mar 25, 2009 10:05 am
İleti: 2395
kalp atışlarını hızlandıran bir cümle Allahla buluşmak
--------------------------------------------------------------gözde batgiray-----------

Evet işte bu teşekkürler Surprised

_________________
Çerkes İsimleri Çerkes Kimdir

Çerkez Müzikleri - Kafkasya - Çerkez - Google - Çerkez İsimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Çerkes Sitesi - Circassain - Cerkes.Net - Çerkez Tavuğu - Adigece Sözlük - Sohbet


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: NAMAZLA DİRİLİŞ
İletiTarih: Per Şub 18, 2010 1:11 am 
Çevrimdışı
Acemi Üye
Acemi Üye

Kayıt: Çar Arl 23, 2009 12:59 am
İleti: 180
Bakara 238. Hafizu ales salevati ves salatil vüsta ve kumu lillahi kanitın
Bakara
(238) namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun. (Diyanet meali)

Ales salevati ves salatil vüsta >>> Namazlar ve orta namaz ( ! )

Evet , namazlar var ve bu namazları ayıran bir de orta namaz var. Ama bu orta namazda neyin nesi acaba , ortayı nasıl tespit edebiliriz.

Bilinen 5 vakit namazı varsa , sabah , öğle , ikindi , akşam yatsı namaz vakitlerine göre ikindi namaz vakti orta namaz mıdır , acaba olabilir mi? Ya da ikindi namazı orta namaz değilse akla en yatkın olan öğle namazı , orta namaz olabilir mi ? Olursa kendisinden önce 1 namaz vakti var o da sabah ; kendisinden sonra 3 namaz vakti var , ikindi , akşam ve yatsı namaz vakitleri!
Eee , nasıl olur , kendisinden önce 1 , sonra 3 namaz vakti olan öğlen namazı nasıl orta namaz olabilir ?

Sakın meal hatası olmasın veya haşa Allah , kullarını şaşırtmak mı istemiş !

Meal hatası ? Olabilir!

Slatil vüsta'yı orta namaz olarak değil de orta direk olarak kabul edersek , çözümsüzlükten sıyrılmış oluruz. Nasıl mı?

Önce zamansal kavramlarımızı hatırlayalım. Gün , gündüz ve gece , gündüzün ortası.

Gün , 24 saat süren tam bir dönme süresi , dünyanın tekrar aynı dönüş noktasına gelmesi için geçmesi gereken süre.

Gündüz ; güneş ışığının ilk değdiği noktadan ayrılış anına kadar geçen süre. Gecenin karanlığından çıkış anı ile tekrar gecenin karanlığına giriş anı arasında kalan süre.

Gece , gündüzün tam tersi , aydınlıktan çıkıp , tekrar aydınlığa giriş anı arasında kalan süre.

Gündüzün ortası ise tespiti çok zor olan hatta saliselik bir zaman aralığına sahip olan bir an. Gölgenin tam tamına sıfır olduğu yani güneşin tam tepe noktasından saliselik geçiş anı.. Bu nokta anının tespiti için dikilen bir dikme var.

Ayette geçen salatil vusta!!! Gündüzü tam olarak ikiye ayıran nokta anı! Sıfır gölge yani gölgenin en az , en vasat olduğu an bu vasatlık dikmenin , güneşe göre her iki tarafı için geçerli ve eşit olması gereken an.

Neden Allah indinde bu kadar önemli salatil vusta ? Çünkü bu ayeti kerime de Allah namaz vakitlerine dikkat edilmesini istiyor.

Güneşin ilk ışıkları , dünyanın bir noktasına deyip aydınlattığı ilk an fecr , tan vakti. Sabah namazının başladığı ilk an. Oruç imsak vakti.Henüz güneş doğmadığından , gölgenin limit sonsuza kadar uzanabildiği ilk an. Sonra , yaklaşık 40-45 dakika sonra güneşin ufuktan doğuşu ile gölgenin eksi sonsuzdan sıfıra doğru yaklaşmaya başladığı an. Sonra ortaya dikilen direkte gölgenin sıfır olduğu ana kadar gündüzün yarısı ve sabah namaz vakti için gereken ve geçerli süre. Gölge sıfır sabah namaz vakti bitti ve saliselik anda güneşin tepe noktamızdan geçişi ile gölgenin diğer tarafta belirmesi ile başlayan öğle namaz vaktinin başlaması.. Peki ne zamana kadar öğle namaz vakti sürecek ? Sabahtan başlayıp orta dikmeye kadar geçen sürenin tam asimetrik zamanında yani gölgenin sıfır olduğu anda başlayıp , gölgenin limit artı sonsuza uzandığı yani sabahleyin güneşin ışıklarının ilk değdiği yerden güneş ışıklarının kopma anına kadar. Güneşin battığı an değil gündüzün bittiği ana kadar. Sabahleyin ilk ışıklarla güneşin doğuşuna kadar geçen 40-45 dak. süre gündüzün bitiminde de asitmetrik olarak geçer ve güneşin batışından 40-45 dak. süre sonra son ışıklar , ilk değilen noktayı terk eder. Oruç iftar vakti ve akşam namazının başladığı ilk an. Akşam namazının süresi ne kadardır ? Sabah namazının başladığı ana kadardır.

Allah , dünyanın kendi ve güneşin etrafında dönüşü ile zamansal ayırımları yapmıştır. Önce günü 2 ye ayırmış gece ve gündüz olarak , güneşe bağladığından gece için ayırım yapmaksızın günü ortaya dikilen direk uygulaması ile sıfır gölgede tepe noktasında bulunan güneşe göre de gündüzü 2 ye ayırmıştır. Gündüzün bir tarafı sabah namaz vakti , sıfır gölge , güneşin tepe noktasına gelmesi anında sabah namaz vaktini sona erdirip ; gündüzün diğer tarafı için öğle namaz vaktini başlatmış olmasıdır.

Kur’an a göre farz olan 3 Vakit namaz vardır. Sabah , öğle ve akşam.. Nerede ikindi ve yatsı namazları , nerede kendini Allah’a şirk koşan 3 ü 5 yapan alimler , ulemalar...

Bu gerçeği bundan 8-10 yıl önce eski diyanet başkanlarından Prof.Dr. Süleyman Ateş her nasılsa dile getirip ; “ Evet , Kur’an da namaz 3 vakittir ..” diyebilme cesaretini göstermiştir. Ancak ve maalesef malum çevre ve basın adamı küfür ve kafirlikte suçladığı için ve neredeyse linç edilme korkusu ile sözünü yedirerek ve üstelik u dönüşü için Sevgili Peygamberimize iftira atarak ; “ Evet , Kur’an da namaz 3 vakittir ama Peygamberimiz 5 vakit namaz kılmıştır.” Diyebilmiştir.
Bu u dönüşüne ve Peygamberimize attığı iftiraya ititraz eden çıkmadığı gibi kimse gıkını bile çıkarmamıştır. Ben de o zamanlar ancak itirazımı bu forum gibi birkaç forumda dile getirmekten başka birşey yapamamıştım.

Bunları bu forumda yazmakla doğrumu yapıyorum. Hiç sanmıyorum , göreceksiniz ne tür ithamlara maruz kalacağım.

Şimdi namaz konusunda yazmam gerekenleri burada bitireyim , Kur’an dan göstereceğim başka kanıtlar itirazların karşısında kaynayıp gitmesin.

İtiraz edecek , aksine kanıtlar sunacak kardeşlerimizin yazacaklarını bir okuyalım , her halukarda nasılsa devam ederiz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 34 ileti ]  Sayfaya git 1, 2, 3, 4  Sonraki

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.132s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.