|
22:78 Ve cahidu fillahi hakka cihadil hüvectebüküm ve ma ceale aleyküm fid dini min harac millete ebiküm ibrahim hüve semmakümül müslimine min kablü ve fi haza li yekuner rasulü şehiden aleyküm ve ketunu şühedae alen nas fe ekiymüs salate ve atüz zekate va'tesimu billah hüve mevlaküm fe ni'mel mevla ve ni'men nesiyr
22:78 Allah uğrunda O'na yaraşır bir gayretle didinin(cihad edin). O sizi seçmiş ve yükümlülükte size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in öğretisini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap'ta da "barışseverler-huzurlular"(el-müslümin) diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde salatı ısrarla sürdürün, düzelme sağlayın ve Allah'a sarılın. O'dur sizin koruyucunuz. Ne güzel koruyucudur O, ne güzel yardımcıdır O!
Özel isimler tercüme edilmezler. İbrahim/Abraham, İsmail, İshak, Meryem/Mary gibi isimler Arapçada, İngilizcede, Türkçede, İbranicede çok az fonetik farklılıklara rağmen aynıdır. Mesala İbrahim Arapça bir kelime olmadığı halde Kuranda Arapçaya tercüme edilmeden İbrahimin konuştuğu Eski Akadca’da olduğu gibi İbrahim olarak yazılır.
Diğer traftan 22:78 ayetindeki “el-müslümin” kelimesini ele alacak olursak: Nasıl olur da İbrahimin yandaşları o zaman henüz konuşulmayan mustakbel bir dilldeki (Arapça) bir kelime ile adlandırılıyorlar. Doğaldır ki böyle bir şey olamaz.
Kesin olarak “el-müslümin” kelimesi özel bir isim değildir ve bu kelimenin meallerde de tercüme edilmesi gerekir. Öyleyse bu kelimenin Türkçedeki anlamı nedir?
Doru anlamı bulabilmek için bu kelimenin kökü olan (Se-Le-Me) kök kelimesi ve bunun türevlerinin geçtiği ayetlere bakmaktır. Mesela şu ayetlerde BARIŞ bu kelimenin genel anlamıdır: 47:35, 8:61, 4:90-91, 4:92, 4:94, 5:16, 6:54, 6:127, 7:46, 8:61, 10:10, 10:25, 11:48, 11:69, 13:24, 14:23, 15:46, 15:52, 16:28, 16:32, 16:87, 19:15, 19:33, 19:47, 19:62, 20:47, 21:69, 25:63, 25:75, 27:59, 28:55, 36:58, 37:79, 37:109, 37:120, 37:130, 37:181, 39:73, 43:89, 50:34, 51:25, 56:26, 56:91, 59:23, 97:5.
islam = barış, huzur müslüm = barışsever, huzursever, barıştırıcı
6:165 Sizi yeryüzünde liderler yapan O'dur. Verdiği nimetlerle sizi denemek için kiminizi kiminiz üzerine derecelerle yükseltmiştir. Rabbin ceza verdiğinde çok süratli verir. Ama O, gerçekten çok affedici, çok merhametlidir.
35:39 Sizi yeryüzünde liderler yapan O'dur. Nankörlük edenin nankörlüğü kendi aleyhinedir. Nankörlük edenin nankörlüğü, Rableri katında öfkeden başka bir şey artırmaz. Nankörlük edenin nankörlüğü hüsran ve yıkımdan başka bir şey artırmaz.
2:30 Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben, yeryüzünde bir lider atayacağım." demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz." Allah şöyle dedi: "Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim."
Meleklerin insanın yeryüzünde lider (halife) olmasına itirazları insanlarda barışın ve huzurun eksik olmasındandır.
Şimdi 22:78 ayetine tekrar bakalım:
22:78 Allah uğrunda O'na yaraşır bir gayretle didinin (cihad edin). O sizi seçmiş ve yükümlülükte size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in öğretisini esas alın. Allah sizi, önceden de şu Kitap'ta da "barışseverler-huzurlular"(el-müslümin) diye adlandırdı ki, resul sizin üzerinize bir tanık olsun, siz de insanlar üzerine tanıklar olasınız. O halde salatı ısrarla sürdürün, düzelme sağlayın ve Allah'a sarılın. O'dur sizin koruyucunuz. Ne güzel koruyucudur O, ne güzel yardımcıdır O!
Bizlerin barışseverler olarak adlandırılmamızın iki sebebi var: 1- Resul bizim özerimize tanık olacak 2- Bizler de insanlar üzerine tanık olacağız.
Tanık bir anlaşmazlık anında doğruyu teyit eden kişidir. Kurandan biliyoruz ki Resul kelimesi mesaj için yani Kuran için de kullanılır. Kuranın bize tanık olacağı anlaşmazlık konusu hangi konudur?
Bu konu ayetin ilk cümlesinde veriliyor “Allah uğrunda O'na yaraşır bir gayretle cihat etmek” Bize ima edilmek istenen Allah yolunda Ona yaraşmayan, ve doğru olayan bir cihadın da olduğudur.
Ayetin mesajı Allahın bizleri “barışseverler= müslümanlar” olarak adlandırmasıdır. Bu mesaj, Allah yolunda doğru olan cihad ve yanlış olan cihad konusundaki anlaşmazlığımıza bizim üzerimize tanıklık edecektir. Bu yüzden, meleklerin önceden gördükleri üzere Allah yolunda cihad ediyoruz bahanesiyle yeryüzüde bozgunculuk edip, kan dökemeyiz. Bizleri barışsever olarak tanıtan kuran mesajı bizim üzerimize tanık olacağı gibi, bizlerde barışseverler olarak Allah yolunda doğru cihad etmeyipte yeryüzünde bozgunculuk yapan ve kan dökenlerin üzerine tanık olacağız.
Şimdi de 37:103 ayetine bakalım:
37:103 Felemma eslema ve tellehu lil cebin
Yaşar Nuri Öztürk: Böylece ikisi de teslim olup İbrahim onu şakağı üzerine yatırınca,
Ali bulaç: Sonunda ikisi de (Allah'ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası, İsmail'i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı.
Diyanet: Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca
Oysa bu ayetin doğru tercümesi şöyledir: Böylece ikisi de huzurlu hale (sakin hale) gelince İbrahim oğlunu alnına doğru çekti.
Elde bıçak birini boğazlamak için yere yatırmak barışsever olmak, huzurlu olmak, sakin olmak mıdır? Yukarıdaki ayetten elde bıçak birilerini boğazlamak isteyen birinin imajı nasıl çıkartılabiliyor?
Aslında ayet oğlunu kendine çekerek huzur ve sevgiyle kucaklayan İbrahimin imajını veriyor bize. Bu ayet bize İbrahim’in Allahın kendisine oğlunu kurban etmesini emreden rüyayı gürdükten bile sonra nasıl barışsever bir şekilde, doğru bir şekilde Allah yolunda cihat ettiğini gösteriyor.
Yeryüzünde birçok savaş, tahribat ve kötülük Allah yolunda cihad adına yapılmıştır. Bu bizim yeryüzündeki temel amaç olan yeryüzünde bozgunculuk yapmamak ve kan dökmemek ve iyi liderler olarak Allaha kulluk etmek amacına ters bir olgudur. Kuran bir tek kelime ile Allah yolunda cihat ettikleri bahanesi ile yeryüzünde bozgunculuk yapıp kan dökenlerin aleyhine tanıklık yapkmaktatır.
İşte bu yüzden Kuran’da savaşa ancak ve ancak meşru mudafada izin verilir. Savaş hiç bir zaman dini yaymak veya toprak fethetmek için yapılamaz. Allahın nezdinde bizim dinimiz=yükümlülüğümüz islamdır=barışseverliktir, huzuru sağlamaktır. Bu bize 2:193 ve 8:39 ayetlerinde söylenir.
2:193 Fitne kalmayıncaya ve yükümlülük (din) yalnız Allah'a karşı oluncaya kadar onlarla çarpışın. Eğer çarpışmaktan vazgeçerlerse artık zulme sapanlardan başkasına düşmanlık edilmez.
Herşey barış ve huzur içindir:
2:132 İbrahim de oğullarına şunu vasiyet etti, Yakub da: "Oğullarım! Allah sizin için bu yükümlülüğü (dini) seçmiştir. O halde ancak barışseverler=müslümanlar olarak can verin."
Kuran’a uyan herkese barış ve huzur dileğiyle
_________________ ... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…
|