Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Per May 24, 2012 5:13 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 12 ileti ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: İSLAM DÜNYASINDA HADİS İNKARCILARI VE GÖRÜŞLERİ
İletiTarih: Çar Nis 28, 2010 9:19 am 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye

Kayıt: Sal Oca 26, 2010 1:52 pm
İleti: 566
İslâm Dünyasında Hadis İnkârcıları ve Görüşleri
Sünneti inkar fitnesinin ilk hicri üçüncü asırda ölmesine rağmen aradan yaklaşık on asır geçtikten sonra hicri on üçüncü asırda oryantalistlerin gayelerine uygun olarak bu konuyu gündeme getirmeleri üzerine, İslâm dünyasında yeniden alevlendi Bu defa ilk olarak İngilizlerin işgali altında bulunan Hindistan’da kendini gösterdi Burada sünnet/hadis inkarcılığın öncülüğünü oryantalist Sprenger’in arkadaşı ve Kadyani’nin öncülerinden Seyyid Ahmed Han (1817-1898 yaptı
Ahmed Han’ın İddiaları:
1 Hz Peygamberin sözlerinin tamamı vahiy değildir
2 Hz Peygamber hayatındaki birçok olayı Peygamber olarak değil, devlet adamı sıfatıyla yapmıştır
3 Yaptığı işler ve sözleri Peygamberlik fonksiyonu ile ilgili değildir
4 Kütübi-Sitte’de birçok uydurma hadis vardır Hadis kitaplarındaki sözler ravilere ait olup bunlar daha fazla, Müslümanların ilk birkaç kuşağın tarihi yaşantı ve düşüncelerin kaynağını içermektedir
5 İlk devir hadis alimleri, hadis kaynaklarına giren uydurma rivayetleri fark edememişlerdir
6 Vahye değil, akla bağlı bir hukukun kabul edilmesi, akla uygun olmadığı görülen hadislerin reddedilmesi ve aklı esas alarak bir hadis tenkid ölçüsünün geliştirilmesi gerekir
7 Keramet ve mucizelerden bahseden hadisler inkar edilmelidir
8 Kur'an’a, tecrübeye ve akla ters olan bütün hadislerin atılması gerekir
9 Kur'an’da diğer Peygamberlere nispetle anlatılan mucizeler tevil edilmelidir
10 Hadislerde Buhari’dekiler dahil, İslâm’ı ve Peygamberi lekeleyen yönler bulunmaktadır
11 Zaman ve şartlar değişince Kur'an’ın yeniden yorumlanması gerekir
- Ahmed Han hadis ehliyle mücadele etmek için ehli Kur'an ekolünü kurmuştur
Mevlevi Cerağ Ali (1844-1898:
İddiaları:
1 Hz Peygamberin emir ve öğütleri gelip geçici bir özelliğe sahiptir
2 Kütübi-Sitte’de Hz Peygambere istinad edilen sözler genellikle uydurmadır Bu hadislerle amel etmek, akla ve vicdana ters hareket etmektir
3 Hz Peygamber bir hukuk sistemi bırakmamış ve telkinde de bulunmamıştır Medeni yada dinin herhangi bir esasını zamana bağlı olarak, müslümanların kendilerinin koymasını istemiştir 4 Hz Peygamber zamanında uygulanan hukuk, arapların hukuk kurallarını ihtiva eder Buna bağlı olarak Hz Peygambere atfedilen hukuki hadisler genelde uydurmadır
5 Cihat hakkındaki ayetleri ya tevil yada inkar edilmelidir Hz Peygamberin cihatları, hücuma değil savunmaya yöneliktir Cihat savaşmak değil gayret göstermektir
- Hadislerin neredeyse tamamını veya çoğunu uydurma kabul eden Cerağ Ali, Seyyid Ahmed Han gibi işine gelen yerde hadisleri nakletmekten çekinmemiştir
- Hindistan’da hadis inkar fitnesini körükleyenler: Nevvab Muhsinül-Mülk (1907), Eltaf Hüseyin Hali (1914), Seyyid Emir Ali (1920) ve Şibli Numani gibilerdir
Ehli Kur'an Okulu:
Grubun ünlüleri şunlardır: Abdullah Çakralevi (1914), Ahmed Din (1936), Hafız Muhammed Eslem Ceracpuri (1955) ve Gulam Ahmed Perviz (1985)
İddiaları:
1 Hz Peygambere Kur'an’dan başka vahiy gelmemiştir Onun görevi sadece Kur'an’ı tebliğdir
2 Kur'an yeterlidir Peygamberin tefsirine ihtiyaç yoktur Dolayısıyla ona uymak gerekmez
3 Sünnet ve hadisle amel etmek şirktir
4 Hadisler Müslümanların birliğini yok etmektedir Hadisler din değil, dinin tarihidir Sahih hadis sadece Kur'an’a uygun olanıdır Hadislerin Hz Peygambere nispeti şüphelidir Zan ifade eder din ise, zan üzere bina edilmez
5 Kur’anda geçen Resul’e itaattan maksat idarecilere itaattir
6O'nun açıklamaları sadece kendi devri için geçerlidir Bunlarla sadece o devirde amel edilebilir Sonraki asırlarda bu uygulama son bulmuştur
- Kur’an ehlinde bir birlik olması mümkün olmadığı için namazı iki, üç, dört, beş vakit olduğunu savunanlar vardır Aynı şekilde zekat mallarının miktarı ve zekat şartları konusunda farklı görüşlere sahiptirler
- İçlerinden bazıları, sahih hadisleri, bazıları da mütevatir hadislerin dışında kalanları inkar ederler İçlerinden marjinal bir grup tamamını inkar eder
Ehl-i Kur’an Hareketine Karşı Yazılan Eserler:
1 İftihar Ahmet Belhi: Fitne-i İnkar-ı Hadis Ke Manzar ve Pes Manzar (Karaçi, 1954)
2 Muhamnmed İdris Kandehlevi: Hücciyet-i Hadis
2 Muhammed Davud Razi: İslâm
3 Muhtemim Muhammed Tayyib: Ek Kur’an
4 Musa Carullah Bigiyef (1874-1949): Kitabü’s-Sünne (Ankara, 1999)
Pakistan’da Hadis İnkarcılığı:
Ahmet Perviz: Eserinin adı Makam-ı Hadis (Lahor, 1953)
İddiaları:
1 Hz Peygamberin görevi sadece Kur’an’ı tebliğ etmektir
2 Hz Peygamber Kur’an dışında bir hüküm ortaya koyamaz
3 Hukuki hadisler Kur’an’ın hükmü ile tezat halindedir
4 Hz Peygamberin söz ve fiillerini ihtiva eden hadis kitapları dinden bir parça değildir
5 Hz Peygamberin vefatından sonra bazı kimseler kendi özel istekleriyle bu hadisleri, yazılı vesikalardan değil şifahi olarak toplamışlardır
6 Beş vakit namaz ve kılınış şekli gibi mütevatir hadisler reddedilmelidir Kur’anda sadece namazı dosdoğru kılınması emredilmektedir Bunun şekli ise, devlet idaresine bırakılmıştır
7 Kur’anda geçen salat kelimesi, Allah’ın emirlerine uymak anl----- gelir Sadece belirli vakitlerde yapılan bir şekil olmayıp bütün hayat için geçerlidir
8 Sünnet hukuk kaynağı değildir (Pakistan Yüksek Mahkemesi Yüksek Hakimi Muhammed Şafii’nin iddiası)
- Ahmet Perviz ve Ehl-i Kur’an, Tulu İslâm dergisini çıkararak, orada sadece Kur’an’la yetinme fikirlerini işlemişlerdir
Pakistan’lı Sünnet Karşıtlarının Önde Gelenleri:
Abdullah Çakralvi (1870-1914), Mevlevi Ahmeddüddin Emratseri (1861-1936)
Mücadele: Mevdudi bu harekete karşı çıkmış ve bu konuda makale ve kitaplar neşretmiştir Örneğin, ‘Sünnetin Anayasal Niteliği’ (İstanbul 199 Ancak onun da Sünnet ve hadisle ilgili bazı menfi düşünceleri vardır
Fazlür Rahman (1919-198
İddiaları:
1 Hz Peygambere atfedilen hadisler azdır Ancak genelde ibadetlere ilişkin hadisler, Hz Peygambere aittir
2 İlk dönemlerde hadislerin büyük bir kısmı, Hz Peygambere ait olmayıp bu ilk nesillere aittir
3 Hadisler aslında Nebevi Sünnetin yorumlanması sonucu oluşturulan canlı ve dinamik bir yapı arzeden yaşayan sünnetin önüne senet zinciri eklenmek suretiyle Hz Peygamber’e istinat edilmiş formülasyondan başka bir şey değildir Hadis, genellikle çok kısa olan ve Hz Peygamberin söyledikleri, yaptıkları, tasvip yada reddettikleri veya sahabelerin özellikle yaşlı olanları ve daha özel olarak ilk dört halife hakkında bilgi vermeyi amaçlayan bir haberdir
4 Hadis, yaşayan sünnetin sözlü bir şekilde yansımasıdır Veya hadis, Nebevi öğretimin yorumlanmış ruhunu yaşayan sünnet temsil etmektedir
5 Yaşayan sünnet ise, ilk Müslüman cemaatinin Hz Peygamber modelinin ruhuna uygun olarak ortaya koyduğu tatbikattır Ya söze dayanan takriri, yada yaşayan gelenektir ki, bu da Hz Peygamber’e dayanır
6 Sahabe ve tabiinin davranışları da sünnet kapsamındadır
7 Gayb hadisleri, belli bir gün ve yere işaret eden hadisler uydurmadır
8 Kelami, siyasi grup ve hizipleşmeyle ilgili ortaya çıkacak haberler uydurmadır
9 Gelecekte ortaya çıkacak fitneleri bildiren hadisler uydurmadır
10 Mucizelerden haber veren hadisler de uydurmadır
11 Mehdi ve mesih’den haber veren, irade hürriyeti ve kaderden bahseden, faizle ribayi aynı gören siyasetle ilgili olan bütün hadisleri ve kıyamet alametlerini haber veren fiten hadisleri uydurmadır
12 Dinden dönenin öldürüleceği, kelime-i tevhidi getirenin cennete gideceğini bildiren hadisler uydurmadır
13 Sünnetin Kur'an gibi bağlayıcılığı yoktur
- Fazlurrahman, hadislerin oluşan süreci diye bir gelişme varlığı tezini ortaya atmıştır
Fazzurahman’a Göre İslâm Dünyasının Çıkış Yolu:
“Kur'an öğretisi ve nebevi sünnet, İslâm toplumunun karşılaştığı yeni faktörlerin ve etkileri karşılamak için cemaatin yaşayan sünneti doğrultusunda yaratıcı bir biçimde alınıp yorumlandığı zaman, cemaatin ilk dönemiyle ilgili tarihinde bizler için güçlü yol gösterici ilkeler mevcuttur”
Mısır’da Sünnet İnkarcılığı Hareketi:
Mısır’da ilk olarak sünnetsiz İslâm sloganını ortaya atan Mirza Bakir’dir Ondan etkilenen Tevfik Sıdkı (1929) adındaki bir tıp doktoru ‘İslâm Kur'an’dan ibarettir’ diye bir makaleyi yazdı Bunu el-Menar dergisinde yayınlatınca Mısır’da büyük tartışmalara sebep oldu Makalesinde kendisi gibi düşünenleri ‘Kur'ancılar’ diye isimlendirdi
Tevfik Sıdkı’nın İddiaları:
1 Hz Peygamberin bütün yaptıkları ve söylediklerinin hiçbir bağlılığı yoktur veya sadece yaşadığı asırdaki insanları bağlar Diğer insanlar ise, Kur'an’dan hüküm çıkararak ihtiyaçlarını giderirler
2 Hz Peygamberin yerleştirdiği hukuk sistemi, belli bir zamana mahsus hazırlık dönemi şeriatıdır
- Hadis inkarcılarından biride, hicri 1350 yılında Mısır’da sünnetin tarihi ile ilgili bir kitap yayınlayan İsmail Ethem’dir Buna göre, hadisin temelde varlığı kesin değildir
- Mısır müftüsü Muhammed Abduh’ta sadece Müslümanların üzerinde ittifak ettikleri hadislerin kabul edilmesi, sünnet ve hadisin büyük bir kısmının reddedilmesinin gerekli olduğunu savunur
- Mısır’da ilk olarak, sünnet etrafında ortaya konulmaya çalışılan şüpheleri derleyip toparlayarak bir kitap halinde neşreden ilk şahıs Mahmud Ebu Reyye’dir Kitabını1958’de Edvaun ale’s-Sünneti’l-Muhammediye ismiyle yayınladı

Mustafa Siba’i, Ebu Reyye’nin bu eserindeki kaynaklarını şöyle sıralar:
1 Mutezile imamlarından yapılmış nakilleri içeren bazı kitaplar
2 Şii bağnazların kendi düşüncelerine yer vermiş oldukları kitaplar
3 Müsteşiklerin kendi kitapları yanı sıra, İslâm ansiklopedisine yerleştirdikleri görüşler
4 Bazı edebiyat kitaplarında yer alan asılsız hikayeler
5 Uzun yıllar boyunca, yazarın zihninde dolaşan kimi gizli düşünce ve gayeler

Ebu Reyye’nin İddiaları:
1 Hadis külliyatında sahih diye isimlendirilen hadisler azdır
2 Hz Peygamberin ağzından çıktığı şekliyle nakledilip bize ulaşan hadislerin sayısı da azlıktadır
3 Sadece kısa hadislerin bazılarında nadiren aslına bağlı olarak kalmış, bir takım lafızlar bulunabilmektedir
4 Sahih diye tanımladıkları nakledilen hadislerin sıhhatı, aslında ravilerin nazarında olup, söz konusu nakillerin kendilerinde (metinlerinde) değildir
5 Sünnet, Hz Peygamber ve sahabe zamanında yazılmamıştır
6 Ebu Hureyre hadis uyduran birisidir
7 Hadislerin istenileni alma veya bırakma konusunda herhangi bir zorluğu veya günahı yoktur
8 Mütevatir sünnet, ameli olan sünnetlerdir Hadislerin tamamını içine alacak derecede sünneti onlara şamil kılmak, muhdes bir istilahtır
9 Sahabiler birbirlerini tenkid ettikleri halde, cerh ve tadil alimleri onları tenkid ameliyesine tabi tutmamışlardır Halbuki onlar masum değildirler
10 Buhari ve Müslim’de iki yüzü aşkın garib ve fert hadisler vardır
Ebu Reyye’nin Hileleri:
- Bilgi naklederken tek taraflı davranmış lehte ve aleyhte olan bilgilerden sadece fikri istikametinde olanlarını tercih etmiştir Örneğin hadislerin kitabeti ve nehyi ile ilgili rivayetlerde sadece nehyeden hadisleri delil getirmesi gibi
- Raviler hakkında bilgi veren ve biyografilerinin gerçek biçimde araştırıldığı kitaplar yerine, genellikle halk oturumlarında, eğlenmek için yazılmış hayal mahsulü kitaplara başvurmaktadır - Sünnet gibi önemli bir konunun aleyhine bu kitaplardaki hikayelerden delil çıkarmaktadır
- İslâm düşmanlarının yolundan giden batılıların uydurma araştırmalarının dış görünüşlerine kanar
- İşine geldiği zaman uydurma dediği hadisleri delil olarak kullanır
Ebu Reyye’ye yazılan Cevaplar:
El-Muallimi:
Abdurrezzak Hamza:
Muhammed Ebu Şehbe:
Mustafa Siba’i:
Siba’i, Nedevi ve Muhibuddin el-Hatib:
Muhammed Gazzali ve Hadis İnkârcılığı:
İddiaları:
1 Kur'an’a ters düştüğü iddia edilen hadisler reddedilmeli
2 Ahad haberler zan ifade ettiği için istidlalde delil değildir
3Şarkı ve türkü dinlemeyi haram kılan hadisler,
4 Hz Peygambere sihir yapıldığını iddia eden hadisler,
5 Hz Musa’nın ruhunu almaya gelen melekle ilgili hadis,
6 Ölü, ailesinin ağlaması üzerine azap olunur hadisi reddedilmelidirler
7 Buhari ve Müslim’in bazı hadisleri illetlidir
8 Hadislerin sadece isnadlarının değil, metinlerinin de nazarı itibare alınarak yeniden yorumlanması gerekir
9 Şarkıyla ilgili bütün hadisler sahih değildir
10 Hadis, kesin ilmi, ya da tarihi hakikat ile çelişirse reddedilir Çünkü bu çeşit hadisler zan ifade ederler Kesin bilgi ise, zanni bilgiden önce gelir
Muhammed Gazzali’ye Karşı Yazılan Eserler:
Cemal Sultan:
Abdurrahman Zuayter:
Selman Avde:
Rabi el-Methali:
Ebu İshak el-Huveyni:

Ahmed Emin’in Hadis İnkârcılığı:
İddiaları:
1 Mütevatir hadisler yedi sayısını geçmez
2 Hadisler, hafızalarda kalıp uzun müddet yazıya geçirilmediği için güven duyulmaz
3 Hadisler, Hz Peygamberin sağlığında bile uydurulmaya başlanmıştır
4 Hz Peygamberin döneminden sonraki dönemlerde hadislerin artma sebebi uydurma hareketinden kaynaklanmaktadır
5 Şahıs, yer, kabile faziletleri ile ilgili bütün hadisler uydurmadır
6 Muhaddisler, hadislerin metin tenkidini yapmamışlar Hadislerin vakaya uyup uymadığı üzerinde durmamışlardır
7 Hadisçiler cerh ve tadil kaidelerinde çok ihtilaf etmişler, dolayısıyla hadislere hüküm bina etmede ihtilaf edilmiştir
- Ahmed Emin eserlerinde, Goldziher’in fikirlerini tamamen kabul edip kendi görüşleriymiş gibi takdim eder

Mahmud M Taha’nın İddiaları:
1 Hz Peygamberin söz ve tasvipleri sünnet olmayıp şeriattır Geçerliliği zamanla sınırlıdır
2 Şeriat sadece onun yaşadığı döneme hastır
Türkiye’de Hadis İnkârcılığı:
Yaşar Nuri Öztürk’ün Hadis İnkârcılığı:
İddiaları:
1 Otuz veya elli hadis dışında kalan hadisler uydurmadır
2 Sahabe ve alimlerde dahil olmak üzere Kur'an’a sahip çıkmadıkları için suçludurlar
3 Hz Peygamberin vefatından sonra Kur'an devre dışı bırakılmıştır
4 Kur'an’dan uzaklaşma hicri dördüncü yüzyılda meydana gelmiştir
5 Kur'an’dan başka kaynak kabul etmek şirktir Çünkü Kur'an dışında hiçbir kaynağın korunma garantisi yoktur
6 Mirac hadisi çelişkilerle doludur
7 Yazıyı emreden rivayetler uydurmadır
8 Hadis diye yazılanlar Resulullah’ın sözleri diye ona isnad edilmiştir
9 Hadisler hicri iki yüz yılından sonra yazıya geçirilmiştir
10 Hadisler bağlayıcı değildir Hüküm kaynağı da olamaz çünkü çelişkilerle doludur
11 İki türlü sahabi vardır; a) Hz Muhammed’in Sahabisi yani, inanmış olarak Peygamberi gören kimsedir b) Allah Resulü Hz Peygamberin Sahabisi yani, ruhani sevgiyle Peygamberimizin gerçek kişiliğine dost olanlardır İkinci tür sahabi birincisinden daha büyüktür
12 Size iki emanet bırakıyorum hadisinde sünni çevreler, Allah’ın kitabı yanına sünnet kelimesini eklemişlerdir
13 Orta namaz sabah namazıdır
14 Adetli olan kadınlar namaz kılıp oruç tutabilirler
15 Kadının sesinin haramlığı konusunda Kur'an ve sünnette delil yoktur
16 İnsanlara sadece Kur'an ve mütevatir hadisler nakledilmelidir
- Sünnete mişna tabirini kullanmaktan çekinmiyor
- Görüşlerinde, genelde Ebu Reyye’yi taklit ediyor
- Şimdiye kadar pek çok hadis aliminin uydurma dediği hadisleri işine geldiği zaman delil olarak kullanıyor Ayrıca itibar edilmeyen kitaplardan nakiller yapıyor
- Hadisleri inkâr ettiği halde esbab-ı nuzül’le ilgili rivayetleri nakletmekten çekinmiyor
- Nakilde tahrif, sözlerinde çarpıtma görülmektedir

Hayri Kırbaşlıoğlu ve Sünnet/Hadis İnkârcılığı:
İddiaları:
1 Sünnet problemlerin asıl kaynağıdır
2 Yapılan sünnet tanımları; 1 Sadece akademik ihtiyaçlara göre yapılmıştır 2 Sünnetin toplumsal boyutundan çok ferdi boyutuna ağırlık verilmiştir 3 Bağlayıcılık yönünden sünnet sınıflandırılmamıştır 4 Kur'an, tanımların dışında bırakıldığı için bu tanımlar yetersizdir
3 Ona göre Sünnet, “Hz Peygamberin kendi döneminde İslâm toplumunu, akide, ibadet, tebliğ, eğitim, ahlak, hukuk, siyaset, ekonomi gibi çeşitli alanlarda; kısacası bireysel, toplumsal ve evrensel olmak üzere hayatın her alanında, yönlendirilip yönetmede Kur'an başta olmak üzere esas aldığı ilke ve prensipler bütününün oluşturduğu bir zihniyet ya da dünya görüşüdür”
4 Bize sadece, yaşayan sünnet sahih olarak ulaşmıştır Diğer hadislerin de tamamının uydurma olduğu söylenemez
5 Hadislerin aklanmasında sadece isnad değil, metninin de göz önünde bulunduran sağlıklı bir metot uygulamak suretiyle aklanır
6 Senet ve metin açısından sağlam olan hadislerin akaid dışında kullanmak mümkündür
- Kırbaşlıoğlu görüşlerini net olarak maddeler halinde toplamıştır Bunların bazılarını şöyle zikrediyor:
7 Hadisleri toptan kabule olduğu kadar, toptan redde de karşıyız
8 Dinde otoritelerin görüşlerine değer vermekle birlikte onları mutlak doğru kabul etmiyor, onların eleştirilebilir olduklarına inanıyoruz
9 Hadisleri eleştirmek, yada reddetmek, Hz Peygamberi eleştirmek yada reddetmek değil, bu hadislerin ona nispetini eleştirip reddetmek demektir
10Sünnetin sadece bireysel boyuta indirgenmesi yanlıştır Onun toplumsal ve evrensel boyutlarının bireysel boyutu tarafından gölgelendiğini bu sebeple bu iki boyutunu ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz
11 Sünnetin tamamının gayri metluv vahiy olduğuna dair görüşe katılmıyoruz Bilakis sünnetin büyük bir kısmının Hz Peygamberin Kur'an’a dayalı içtihatları olduğunu, vahiy tarafından zimnen tastikinin, onların vahyi ürünü olduğu anl----- gelmeyeceğini savunuyoruz
12 Sünneti – ve tabii Kur'an’ı – anlarken lafızcılığın aşılıp, lafzın altında yatan ilkelere inilmesi ve bunların günün şartları içerisinde yeniden yorumlanması taraftarıyız
13 Sonuç itibarıyla sünneti reddetmediğimizi, ancak sünneti anlamada başvurulan hadislere eleştirel ve seçmeci yaklaştığımızı açıkça vurguluyoruz
bu "doktirinler" tanıdık değilmi?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: İSLAM DÜNYASINDA HADİS İNKARCILARI VE GÖRÜŞLERİ
İletiTarih: Çar Nis 28, 2010 10:15 am 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2234
Yukarıdaki yazı:
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLAHIYAT FAKÜLTESİ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ HADİS ANABİLİM DALI'ından Mustafa Dönmezin 1999-2000 yıllarında hazırladığı bir yazıdır.

Sadece "bu "doktirinler" tanıdık değilmi?" ibaresi başkaları tarafından bir eklentidir.

Mustafa Dönmezin kendi görüşleridir. Bu yazıdaki görüşlerinin doğruluğu konusunda Kuran'dan hiç bir delil getirmemiştir.

Copy-paste usulu ve taklitçilik malesef insanların akıllarını kullanmalarını engellemektedir.

8:22 Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır-dilsizlerdir.

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: İSLAM DÜNYASINDA HADİS İNKARCILARI VE GÖRÜŞLERİ
İletiTarih: Çar Nis 28, 2010 10:30 am 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye

Kayıt: Sal Oca 26, 2010 1:52 pm
İleti: 566
Bilinen genel ve klasik tanıma göre sünnet: Peygamber (sav)'in söz, fiil ve takrirlerinin bütününü ifade eden terimdir Sözcük olarak da: Alışılmış yol, tutulan yol, izlenen örnek, adet gibi anlamlara gelmektedir

Bu genel çerçevenin içinde Peygamberin Kur'an'ı pratize etme şekline 'sünnet', söyledikleri sözlere de 'hadis' diye tanımlama yapabiliriz

Yukarıdaki tanımların geçerli ve doğru olduğunu kabullenirsek, o zaman sünneti de hadisi de yok saymak, inkar veya reddetmek demek Peygamberi devre dışı bırakmak demektir Ki bu da dinin bir kısmını yok saymayla eş değer bir cürümdür Zira, Peygamberin fonksiyonel gerçekliği Kuranla sabittir Kur'an varsa Peygamber de vardır;Peygamber varsa yaptıkları ve söyledikleri de vardır Bu bir hakikattir

Sünnet ve hadis konusu 1400 yıldır Müslümanlarcaüzerinde en çok tartışılan ve konuşulan bir konudur Ne yazık ki yapılan bütün çalışmalar, konunun açıklığa çıkmasına bir katkı sağlamamış, daha da tartışılır hale getirmiştir Herkes kendi yanındakini doğru, diğerlerininkini yanlış ve islam dışı olarak nitelemektedir Aslında bu fazla yadırganacak bir şey de değildir

Çünkü kaynak olarak sıralamada birinci, fakat başvuruda sıralamaya bile alınmayan Kur'an, doğru anlaşılmadıkça ve sıralamada olduğu gibi kaynak alınmada da birinci sıraya konulmadıkça doğru bir sonuç elde etmek mümkün olamaz Ne zaman ki Kur'an ölçü olarak alınır; doğru ve yanlış ona göre belirlenmeye başlanırsa, ancak o zaman sünnet ve hadis de gerçek anlamını bulur ve dindeki gerçek işlevine kavuşur

Sünnet ve hadis, İslam'ın ilk yıllarımanlar Kur'an'm öngördüğü bir bakış açısına kavuşmuşlardır

İsminden başka İslam'la hiçbir ilgisi olmayan, 'sözde İslami olan' anlayış ve düşünce sahipleri Mekkeli Müşriklerin benzeri bir tutumla, yeniden Kur'an'a dönen Müslümanları suçlamakta ve 'İslam adına' gerçek İslam'a ve taraftarlarına çok çirkin iftiralarda bulunmaktadırlar

Öyle anlaşılıyor ki, Sünnet ve Hadis konusu doğru anlaşılmadıkça, İslami anlayışın Kur'an'la bütünleşmesi mümkün olamayacaktır Ve 'Kur'an İslamı' ile 'sünnet ve hadis adına uydurulmuş İslam' olmak üzere, birbirinden farklı iki ayrı İslam varlığını sürdürmeye devam edecektir

Sünnet ve hadisi Kur'an açısından tanımlayıp gerçek anlamlarına göre değerlendirmeden "sahih bir inanca" sahip olmak mümkün değildirYapılan bu değerlendirmeden ve tespitlerden sonra sünnet ve hadisi Kur'an'i açıdan tanımlamaya çalışalım:
Sünnet:

Sünnet, Peygamber(sav)'in insan olma sıfatıyla şahsına ait yaptıkları şeyler değil; peygamber olarak, Allah'ın hükümlerini, yani Kur'an'ı pratize etmesi ile din adına yaptığı, uyguladığı ve yaşanarak bize ulaşan hal ve hareketlerdir Peygamberin kişisel olarak yaptığı şeyler bu tanımın kapsamı dışındadır

Peygamber, Allah'ın hükümlerini pratiğe geçirmede bizim için örneklik teşkil etmektedir Ve Peygamber, 'elçi Muhammed' olarak yaptıkları ile bizim için bağlayıcıdır, 'insan Muhammed' olarak yaptıklarını yapmak gibi bir sorumlulu-ğumuz yoktur Sünneti Kur'an'ın pratize edilmesi olarak görüyor ve bu pratiğin de yaşanarak bize ulaştığını kabul ediyoruz Bu anlamı ile hadis de sünnetin kapsamı dışındadır

Sünnetin tanımını şimdiye kadar yapılan tanımlardan ayırıyor ve İslami anlayışımıza uygun olarak sünnete: 'Peygamberin Kur'an hükümleri ve bu hükümler çerçevesinde dine dair kuralların uygulanış biçimidir' diyoruz Yani, hükmü Allah'a ait olup ta uygulaması da Peygamberce yapılandavranışa sünnet diyoruz Namazın rekat sayısı ve kılınma biçiminde olduğu gibi

Bu yönü ile Peygamber ve sünneti bizim için brtaya koymaktadır

İşin diğer bir boyutu da, sahih diye kitaplarda yer etmiş hadislere baktığımızda bir çoğunun Kur'an'a açıkça ters olduğu görülmektedir Peygamberin Kur'an'a ters bir şey söylemesinin mümkün olmadığı gerçeği göz önünde bulundurulursa, bu kitaplarda yer etmiş bir çok hadisin de uydurma oldukları rahatlıkla söylenilebilir

Hadisleri değerlendirirken şu gerçeği göz önünde bulundurmada yarar var Hadisleri 'gerçeğe yakınlığına' göre üç bölüme ayırmak gerekir:
1- Sahabenin kendisinin de Peygamberle birlikte yaptıkları şeylere ait rivayetler

2- Yapıldığına tanık olunan bir hareketin rivayet edilmesi

3- Herhangi bir şey ile ilgili Peygamberden duyulan veya duyanlardan aktarılan sözler

Bir kimse, yaptığı bir hareketi bir başkasına aktarırken daha az yanılır Bu gerçekten yola çıkarak diyoruz ki-Peygamberle birlikte yaptığı bir işi başkasına aktarmada dahaaz yanılma olduğundan, bir hareketi anlatan hadis, sadece duyduğunu aktaran hadis gibi değildir Keza, insan gördüğü bir şeyi de, duyduğu şeyden daha az yanılma payı ile ifadeeder O bakımdan hadis, yapılan veya görülen bir işi aktarıyorsa, bu hadis, sadece duyulan bir sözün rivayeti olan hadisten doğruluğu açısından daha güçlüdür

Şu da bir gerçektir ki hiçbir hadisin Peygamber(sav)'e ait olduğu konusunda kesinlik yoktur Bütün sözler rivayete dayanmaktadır Rivayete dayanan bir şeyde de zann(sanı) vardır Bu bakımdan gerek sünnet ve gerek hadis inançta (itikad'da) esas alınmaz Amelde ise yukarıda tanımlanan biçimiyle sünnet bağlayıcı özelliğe sahiptir Hadis ise, yöntem olarak herhangi bir konuda bilgi olarak değerlendirme amacıyla kendisine gidilmesi gereken bir kaynaktır

Zira iman etmek, kuşkusuz olmayı; yüzde yüz emin olmayı gerektirir Bu eminlik özelliğine ise yalnızca Kur'an sahiptir Çünkü, Kur'an Allah tarafından korunmuştur Hadis ise, ne Kur'an gibi korunmuş, ne de Peygamberimiz zamanında kayda geçiril-miştir Peygaaşıyanlar veya uymayanlar atılmalıdır

Tarihle tespit edilerek bize ulaşan peygamberin tercihleri, tavırları ve kararları; düşünce ve davranışlarımızı kaynak ve referans olarak şekil verir Söz gelişi, müşriklerle bir sözleşme yapacaksak ve bunun da daha önce peygamberce bir uygulaması varsa; Peygamberce yapılmış bu uygulama bizim için örneklik teşkil eder Bu boyutu ile peygamberin Kur'an'ın kapsamı dışındaki uygulamaları da mü'minleri bağlayıcı bir esastır


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: İSLAM DÜNYASINDA HADİS İNKARCILARI VE GÖRÜŞLERİ
İletiTarih: Çar Nis 28, 2010 10:46 am 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2234
abrek80 (Erhan Aktaş) yazdı:
Yukarıdaki tanımların geçerli ve doğru olduğunu kabullenirsek, o zaman sünneti de hadisi de yok saymak, inkar veya reddetmek demek Peygamberi devre dışı bırakmak demektir


Yukarıdaki yazının sahibi Erhan Aktaş kendine göre bir tanım yapıyor ve bu tanımın doğru olduğunu kabulleniyor. Ama bu tanımın doğru olduğuna dair Dinin kaynağı, Kuran'ı Kerim'den hiç bir delil getirme gereği duymuyor.

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: İSLAM DÜNYASINDA HADİS İNKARCILARI VE GÖRÜŞLERİ
İletiTarih: Çar Nis 28, 2010 10:52 am 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye

Kayıt: Sal Oca 26, 2010 1:52 pm
İleti: 566
Allah Elçisi

Hz.Muhammed (s.a.), Yüce Allah’ın peygamber olarak seçtiği ve doğru yol üzere olan elçilerden biridir: “Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini, doğruluk rehberi Kuran ve hak din ile gönderen Allah’tır. Şahit olarak Allah yeter. Muhammed, Allah’ın elçisidir. Onun beraberinde bulunanlar, inkârcılara karşı sert, birbirlerine ise merhametlidirler.” (Fetih, 48/29); “Yâ, Sîn. Kuran-ı Hakim’e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin. Bu, babaları uyarılmadığından gâfil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah’ın indirdiği Kuran’dır.” (Yâsîn, 36/1-4)
Son Peygamber

Hz.Muhammed’in (s.a.) Kur’an-ı Kerim’de belirtilen ikinci önemli özelliği, son peygamber oluşudur: “Muhammed, içinizden herhangi bir adamın babası değildir. O, Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi bilendir.” (Ahzâb, 33/40) Bu hususu, Hz.Peygamber (s.a.) kendisi de belirtmiştir: “Benden sonra artık gelecek olan peygamber yoktur.” (Müslim, fedâilü’s-sahâbe, 30)
Evrensel Peygamber

Önceki peygamberler, kendi kavimlerine veya belirli bölgelere gönderilmiştir. Hz.Muhammed’in (s.a.) peygamberliği ise, bütün insanlık içindir: “Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir; fakat insanların çoğu bilmez.” (Sebe,34/28)
Bütün insanlar için peygamber olduğunu ve buna inanmak gerektiğini duyurmak, onun Yüce Allah tarafından verilmiş görevidir: “De ki: Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O’ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah’a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah’a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” (A’raf, 7/158);”Öyleyse Allah’a, Peygamberine ve indirdiğimiz nûra, Kuran’a inanın; Allah işlediklerinizden haberdardır.” (Tegabün, 64/8); “Allah’a ve Peygamberine kim inanmamışsa bilsin ki, şüphesiz Biz, inkârcılar için çılgın alevli cehennemi hazırlamışızdır.” (Fetih, 48/13)
Alemlere Rahmet

Son ve evrensel peygamber olan Hz.Muhammed (s.a.), âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir: “Doğrusu bu Kuran’da, kulluk eden kimselere bildiri vardır. Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya, 21/106-7) Bu niteliklerinin bir gereği olarak, insanlara Yüce Allah’ın buyruklarını ve yasaklarını iletti, hak dini öğretti, ebedî kurtuluş yolunu gösterdi.
Yüce Ahlâk Sahibi ve Güzel Örnek

Hz.Muhammed’in (s.a.) başlıca özelliklerinden bir başkası, onun üstün ahlâk sahibi oluşudur: “Şüphesiz sen, büyük bir ahlâka sahipsindir.” (Kalem, 68/4) Böyle yüce ahlâk sahibi bir peygamber, bütün insanlığın bağlanacağı güzel bir örnektir: “Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlara ve Allah’ı çok anan kimselere Rasûlullah (Allah’ın Elçisi) en güzel örnektir.”(Ahzâb, 33/21)

İnsanlığın büyük ahlâk örneğine, binlerce salât, selâm ve rahmet olsun.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: İSLAM DÜNYASINDA HADİS İNKARCILARI VE GÖRÜŞLERİ
İletiTarih: Çar Nis 28, 2010 10:53 am 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2234
Erhan Aktaş yazdı:
Şu da bir gerçektir ki hiçbir hadisin Peygamber(sav)'e ait olduğu konusunda kesinlik yoktur Bütün sözler rivayete dayanmaktadır Rivayete dayanan bir şeyde de zann(sanı) vardır

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: İSLAM DÜNYASINDA HADİS İNKARCILARI VE GÖRÜŞLERİ
İletiTarih: Çar Nis 28, 2010 10:54 am 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye

Kayıt: Sal Oca 26, 2010 1:52 pm
İleti: 566
Bakara suresi ayet 8'de "Insanlardan öyleleri de vardir ki, inanmadiklari halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandik." derler." buyuruyor yüce rabbimiz. Onlar inanmazlar. Ama kurana göre yorum yapiyoruz derler. Hadisleri inkar ederler. Islam düsmanliklarini kinleri, tarih boyunca bir türlü dindiremedikleri kuyruk acilarini düsmanliklarini kusarak dindirmeye calisirlar.

Onlara: "Insanlarin (müslümanlarin) inandigi gibi inanin." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandigi gibi mi inanacagiz?" derler. Iyi bilin ki, asil beyinsiz kendileridir fakat bilmezler. (Bakara 13)

Beyinsiz diye kime denir? Sen akil edemiyor. düsünmüyorsun. Taklitcisin. Akil yok sende. Beyin olsa akil ederdin. Sen beyinsizsin diye feryad ederler. Onlara; Gel ehli sünnet vel cemaat itikadina dendiginde, ben siz beyinsizlerin (akil edemeyinlerin) inandigi gibi inanmam derler. Onlar münafiklarin ta kendileridir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: İSLAM DÜNYASINDA HADİS İNKARCILARI VE GÖRÜŞLERİ
İletiTarih: Çar Nis 28, 2010 11:24 am 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2234
abrek80 yazdı:
Onlara: "Insanlarin (müslümanlarin) inandigi gibi inanin." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandigi gibi mi inanacagiz?" derler. Iyi bilin ki, asil beyinsiz kendileridir fakat bilmezler. (Bakara 13)

Beyinsiz diye kime denir? Sen akil edemiyor. düsünmüyorsun. Taklitcisin. Akil yok sende. Beyin olsa akil ederdin. Sen beyinsizsin diye feryad ederler. Onlara; Gel ehli sünnet vel cemaat itikadina dendiginde, ben siz beyinsizlerin (akil edemeyinlerin) inandigi gibi inanmam derler. Onlar münafiklarin ta kendileridir.


Bakara suresi ayetler 2-20

2-4. İşte bu kitap; kendisinde hiç kuşku yoktur, gaybda iman eden, salâtı ikâme eden, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak eden, sana indirilene ve senden önce indirilene iman eden muttakiler –ki bunlar, âhirete de kesinlikle inanırlar– için bir kılavuzdur.

5. İşte bunlar, Rabb'lerinden bir kılavuz üzerindedirler. Yine işte bunlar, felâha erenlerin [kurtulanların-kazançlı çıkanların] ta kendileridir.

6. Şüphesiz şu, inkâr etmiş kimseler; onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.

7. Allah, onların kalpleri ve kulakları üzerine mühür vurmuştur; onların gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azap onlar içindir.

8-9. İnsanlardan bir kısmı da, –inanan kişiler olmamalarına rağmen– “Allah'a ve âhiret gününe inandık” derler. Allah'ı ve inanmış kimseleri aldatmaya çalışırlar. Hâlbuki onlar, sadece kendilerini aldatırlar da bilincine ermezler.

10. Onların kalplerinde hastalık vardır da Allah, onlara hastalığı artırdı. Yalan söylemekte olduklarından dolayı da onlar için acı bir azap vardır.

11. Onlara, “Yeryüzünde kargaşa çıkarmayın” denildiğinde de, “Biz ancak düzelten kişileriz” derler.

12. Dikkatli olun! Şüphesiz onlar, kargaşa çıkaranların ta kendileridir, fakat bilincine ermiyorlar.

13. Ve onlara, “İnsanların inandığı gibi inanın” denilince, “Biz, o aklı ermezlerin inandığı gibi mi inanacağız!” derler. Dikkatli olun! Şüphesiz onlar, aklı ermezlerin ta kendileridir. Velâkin bilmiyorlar.

14. Onlar, inanmış kimselere rastladıkları zaman da, “İnandık” dediler. Şeytânlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, “Şüphesiz biz sizinle beraberiz, biz sadece alay edenleriz” dediler.

15. Allah, onlarla alay eder ve tuğyanları içinde serserice dolaşmalarına mühlet verir.

16. İşte onlar, hidâyet karşılığında sapıklığı satın alan kimselerdir de onların ticaretleri kâr etmedi ve onlar doğru yolu bulamadılar.

17. Onların durumu, bir ateş yakmak isteyen kimsenin durumu gibidir. O [ateş], onun [ateş yakan kimsenin] kenarını aydınlatınca, Allah, onların nûrlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde görmez olarak bıraktı.

18. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler! Artık onlar dönmezler.

19. Yahut (onların durumu); içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek olan, gökten boşanan, bir yağmur gibidir. Onlar, ölüm korkusuyla yıldırımlardan parmaklarını kulaklarına tıkıyorlar. –Oysa Allah, inkârcıları çepeçevre kuşatandır.–

20. O şimşek nerdeyse gözlerini kapıverecek. O [şimşek] önlerini aydınlattı mı onun [aydınlığın] içinde yürürler, karanlık üzerlerine çöktü mü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini de, görmelerini de giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye en çok güç yetirendir.


"İnsanların inandığı gibi" inanılacak olanı Allah yine kendisi meydanı başkalarına bırakmadan açıklıyor: İşte bu kitap; kendisinde hiç kuşku olmayan, insanlar için bir kılavuz olan KURAN.

Yoksa "İnsanların inandığı gibi" inanılacak olan şunun bunun yazdığı kitaplar değildir.

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: İSLAM DÜNYASINDA HADİS İNKARCILARI VE GÖRÜŞLERİ
İletiTarih: Çar Nis 28, 2010 12:37 pm 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye

Kayıt: Sal Oca 26, 2010 1:52 pm
İleti: 566
Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)

İslamiyetin iki temel kaynağı vardır: Kuran ve sünnet. Bunlar et ve tırnak gibi birbirinden ayrılmaz iki temel unsurdur. Birini birinden ayırırsak dinin gerçek anlamını kavrayamayız.

Müminin ahiretteki gerçek mutluluğu yakalaması için İslam’ın bu iki kaynağını çok iyi anlayıp, eksiksiz olarak uygulaması gerekir. Kuran’ın ahlakı ile ahlaklanmış olan Peygamberimiz (sav)’in uygulamaları bizim için adeta Kuran’ın canlı bir yorumudur.

Resulullah (sav) bir hadisinde, "Ümmetimin fesad zamanında, unutulmuş sünnetlerimden birini ihya edene yüz şehid sevabı verilir" (İbn-i Mace) buyuruyor. Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği zaman yaklaşmış görünmektedir. Vaadedilen bu güzel karşılığa layık olabilmek için tüm Müslümanların Peygamberimiz (sav)’in sünnetine sarılması son derece önemlidir.

Hz. Muhammed (sav)’in üstün ahlakı ve uygulamaları, günlük hayatın düzenlenmesinde müminler için en güzel örnektir. Peygamber Efendimiz (sav)’in her davranışı Allah (cc)’ın koruması ve irşadı altındadır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: İSLAM DÜNYASINDA HADİS İNKARCILARI VE GÖRÜŞLERİ
İletiTarih: Çar Nis 28, 2010 12:39 pm 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye

Kayıt: Sal Oca 26, 2010 1:52 pm
İleti: 566
Peygamber Efendimiz (S.A.V )'in Sünnetini Doğru Anlamak
Günümüzde insanları, özellikle de gençleri, doğru olana, en güzel ahlak ve tavra özendirmek önemli bir sorumluluktur. Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişi ise, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'dir. Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden, mübarek Peygamberimiz (sav)'in güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı anlayabilir, O'nu örnek alabiliriz.

Allah (cc) bir ayette şöyle bildirmektedir:

Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)

"Cennete Güzel Ahlak Sahipleri Girecektir"

Peygamberimiz (sav)'in "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah (cc)'ın Kitabı ve Resulü'nün sünneti" hadis-i şeriflerinde de bildirdiği gibi, Müslümanların en önemli iki yol göstericisi Kuran ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetidir. Peygamber Efendimiz (sav) hem güzel ahlakı ile insanlara örnek olmuş, hem de insanları güzel ahlaklı olmaya çağırmıştır. "Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz eder" buyuran Peygamberimiz (sav), bir sözlerinde de "Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer" demişlerdir.

Peygamberimiz (sav)'in izinden giden Müslümanların da, hem tüm insanlığa güzel ahlakları ve iyi huyları ile örnek olmaları, hem de diğer insanları sözlü ve yazılı olarak güzel ahlaka davet etmeleri gerekir.

Ehl-i Sünnet İtikadının Önemi

Peygamberimiz (sav)’in sünneti, Kuran’ın bir açıklamasıdır ve daha da önemlisi, Kuran’da Resule uyulması emredilmiştir. Yüce Allah (cc), ümmeti Kuran'a itaatle yükümlü kılmış ve aynı zamanda Resulullah (sav)'e itaati de farz kılmıştır. Sünnet, Kuran’dan ayrı değildir. Sünnet; son ilahi kitap Kuran’ın Allah (cc)'ın elçisi Hz. Muhammed (sav) tarafından ortaya konmuş yorumudur. Bu dönemde Peygamberimiz (sav)'i desteklemek ise ancak Kuran'a tam tabi olmakla ve ehl-i sünnet itikadına, Kuran ahlakını onun gösterdiği çabanın bir benzeri ile tüm dünyaya yaymaya çalışmakla, ahlakça ve tavırca gücünün yettiğinin en fazlasıyla ona benzemek için gayret etmekle olacaktır. Böyle bir tavır gösterildiği takdirde Allah (cc)’ın Peygamberimiz (sav)'e yardım ettiği gibi, ona destek olanlara da yardım etmesi ve yollarını açarak, onlara başarı vermesi umulur. Rabbimiz, bu vaadini bir ayette şöyle bildirmiştir:

... Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır. (Hac Suresi, 40)

Peygamberimiz (sav)’in İslam’daki Yerini Doğru Anlamak

Peygamberimiz (sav) ticaretten sağlığa, sosyal dayanışmadan eğitime kadar birçok konuda bizi bilgilendirmiştir. Peygamberimiz (sav)'in sünnetindeki en belirgin özellik, kolay olmasıdır. "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz" (Buhari) hadisi bu gerçeği ifade etmektedir. Hz. Muhammed (sav)'in hanımı Hz. Ayşe ise onun ashabına daima kolaylıkla üstesinden gelebileceği amelleri emrettiğini ifade etmiştir. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (sav)'in sünneti her insanın uygulayabileceği kolaylıktadır.

Müminler aynı peygamberin ümmeti olmanın bilinci ile ona layık bir ümmet olmaya çalıştıkları zaman dünya üzerinde barışın ve esenliğin kaynağı olabilirler. Bu yüzden Müslümanların çıkış yolu, Allah (cc)’ın kitabına ve Peygamberimiz (sav)'in sünnet-i seniyyesine sımsıkı sarılmaktır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 12 ileti ]  Sayfaya git 1, 2  Sonraki

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.179s | 10 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.