|
Yeryüzünde İsa(a.s.)’ın ilah (tanrı) olduğuna inanan 1.000.000.000 dan fazla insanoğlu ki, bir bukadar da 2000 yıldan beri yaşamış vardır; acaba bu inanışla tam olarak neyi kastederek buna bağlanmaktadırlar?
Bu toplumun liderlik ettiği neredeyse tüm teknolojik gelişmeleri bulan, uzaya seyahatler yapan, aya çıkan, dünyadaki finansal güçün çoğunluğunu elinde tutan modern, önder ülkeler acaba neden ancak eski Afrika kabilelerinde görüldüğü gibi kendileri gibi bir insana tanrı (ilah) olarak tapmaktadırlar?
Bu kadar modernleşmiş, kültürü gelişmiş, dünyanın sırlarını çözmeye vakıf olacak kadar eğitimli insanlar yanılıyor olabilir mi?
İnsani bir tanrısallığı ortaya koyabilmek için öncelikle bir insanın tanrı olup olamayacağını ortaya koyabilmemiz gerekmektedir ki tanrı özellikleri taşıyan bir insan görünce ona tanrı deyip tapınabilelim. Zira belirli zamanlarda bazı insanlar bazı fikirlerine göre bazı çılgınca işler yapmışlar ve peşlerinde de kitleleri sürüklemişlerdir. Hitler, Wiesling, vsss gibi. Bu insanları tam bir teslimiyetle izleyip onlara itaat edenler, onların Mesih olduklarını ve hali ile de ilah olduklarını iddia etmişler ve onları izlemişlerdir. Fakat acaba bu liderler kendilerinin Mesih veya ilah olduklarını gerçekten iddia etmişler midir. Çevresindeki insanlar Hittler’e mesihtir, ilahtır derken kendileri “ben mesihim” “ben tanrıyım” demişler midir?
Tanrı dendiği zaman en cahil insanın dahi fıtraten aklına, yerlerin ve göklerin yaratıcısı, üstün bir güç gelmekteyken bu neden böyle olmuştur?
İsa(a.s.) da “Tanrı bir ruhtur” demekte değil midir? Yani literatür anlamı ile etten ve kemikten değildir demektedir. Zaten bir Tanrının kalitesi de üstün ve kusursuz olması ve yaratılmışlar gibi basit ve hatalı olmamasından belli olmaktadır. İsa(a.s.) kendisi hakkında ise bakınız ne demekte:
[Luka 24:39] Ellerime, ayaklarıma bakın; işte benim. Dokunun da görün. Ruh’un eti ve kemiği olmaz, ama görüyorsunuz benim var.”
Hristiyan inancındaki gerçek ve doğru tanrı olgusunu anlamak için en kesin ve kestirme yöntem ilahi kitapları olduğuna inandıkları İncil’in ayetlerine bakmakla ortaya çıkabilecektir. Zira günümüz hristiyanlarının pek çoğu İsa(a.s.) ın , tanrının insan formuna bürünmüş hali veya tanrının oğlu olarak tanrının ta kendisi olduğuna inanmaktadırlar. Fakat acaba Yeryüzünde var olan İncillerden herhangi birisinin, herhangi bir ayetinde İsa(a.s.) ın kendisi “
“Ben Tanrıyım” veya “Bana ibadet edin” demişmidir? Sizi temenni ederim ki yeryüzündeki hiçbir incilde İsa(a.s.)’ın kendisinin böyle bir iddiada bulunduğuna dair bir ayet bulunmamaktadır. Yahova, Roman Katolik, Evangelist, Kral James vs… hiç ama hiçbir İncil versiyonunda böyle bir ayet bulunmamaktadır. Bulunduğunu kanıtlamak için bir tek ayet ortaya koymak yeterli olacaktır fakat böyle bir ayet kesinlikle yoktur. Eğer herhangi bir kimse böyle bir ayetin olduğunu kanıtlayabilirse bu iddianın doğruluğuna şahitlik edeceğimdir!!
İsa(a.s.) ın böyle bir iddiası olmadığı gibi zaten İncilleri samimiyetle incelediğimizde kendisinin son derece Mütevazi ve Alçak gönüllü olduğu açıkça görülmektedir.
Eğer İsa(a.s.) İlah(tanrı) diyecek isek; ki bu ilah’ın doğumu İncilde bulunmaktadır. Eğer bahsedilen doğum bir insanın doğumu ise buna söylenecek bir söz yoktur, zira biz zaten İsa(a.s.) ın mucizevi doğumunu bilmekte ve inanmaktayız. Fakat bu doğan eğer bir ilah (tanrı) ise bu konuda bazı kanıtlar gerekmektedir.
Şimdi İncil’deki İsa(a.s.)ı inceleyelim.
* [Romalılar 1:3] “Efendimiz İsa Mesih soy olarak Davud’un tohumundandır.” Yani literatür olarak Davud(a.s.)’ın çocugunun, çocugunun, çocugu ……ndandır)
Tanrı dendiği zaman Yerlerin ve göklerin sahibi, tüm varlığın efendisi ve gücünün sınırsız olduğu bir güç akla gelmektedir. Tanrının tanrısallığı da zaten bu sınırsız gücü ve hepimizin daha doğrusu her şeyin sahibi olmasından ileri gelmektedir.
* [Küfür 1:50] “İsa’nın krallığı sonsuza dek Yakub’un evi üzerinde hükmedecektir.”
Ayette İsa(a.s.)’ın krallığının Yakup(a.s.)’ın evi üzerinde sonsuza dek hükmedeceğini belirtirken şu anda Yakub(a.s.)’ın evinin üzerinde Yahudilerin krallıklarının hükmediyor olduğu herkesce aşikardır.
Tanrı dendiği zaman her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan, kendisinden gizli hiçbirşeyin bulunmadığı, bulunamayacağı bir güç akla gelmektedir. Fakat İsa(a.s.)’ın kendisi İncil’de bakın ne demektedir.
* [Markos 13:32] “Fakat o günün ne zaman olduğunu Tanrıdan başka hiç kimse; ne bir melek, ne bir insan ne de BEN bilmekteyim.”
Tanrı her şeyi bilmektedir. İsa(a.s.) kendisinin bir şeyi bilmediğini, onun bilgisinin kendisinde olmadığını, Sadece Tanrı’nın bildiğini belirtmektedir. Eğer kendisi Tanrı ise nasıl oldu da tanrı olarak bilmesi gereken bir şeyi bilmediğini açıkça söylemektedir?
Ayrıca İncilde bakınız İsa(a.s.) ın bilmesi ne şekildedir.
[Luka 2:40] “Çocuk(İsa) büyüyor, güçleniyor ve bilgileniyordu.
[Luka 2:52] “İsa bilgice ve boyca gelişiyordu.
Görüldüğü üzere İsa (a.s.) İncile göre her şeyi bir tanrı olarak bilmiyor, bir insan gibi öğrenerek büyüyordu. Halbuki tanrı(ilah) herşeyi kendisinden bilir. Zira her şeyi yaratan zaten kendisidir. Neyin ne zaman olacağını da İsa(a.s.) gibi biz insanlar da bilmeyiz fakat ancak (Allah) bilir.
* [Markos 11:12-13 ] “ Ve ertesi gün geldiklerinde O(İsa) acıkmıştı.
Her şeyin sahibi olan, Yarattıklarına ihtiyaçlarını dağıtan, rızık veren, yaşatan Tanrının aç olduğunu düşünebilirmiyiz? Bu son derece inanılması absürt bir durum değil midir? Aç bir Tanrı?!! Bakın ayetin devamında ne diyor;
“Ve bir İncir ağacı ğördü ve orada incir bulabileceğini düşünerek mutlu oldu. Fakat yaklaşıp baktığında yapraklardan başka bir şey yoktu. Çünki henüz meyve vermemişti(mevsimi gelmemişti)”
Bir tanrı düşünün ki azıcık ileride duran bir ağaçta meyve olup olmadığını bilmiyor. Ki bir insan, bir ağaçta meyve olup olmama ihtimalini bilemeyebilir fakat pek çok insan hangi ağacın hangi mevsimde ürün vereceğini de bilir. Fakat bu nasıl bir tanrı ki bunu dahi bilemiyor ve hatta bilemediği gibi bakın ayete göre ne yapıyor?
“ Meyve bulamayınca sinirlendi ve ağacı lanetledi. Ertesi gün gelip dediler ki “efendimiz o ağaç ölmüş.”
Yani bir tanrı düşünün ki; Bir şeyler yaratıyor, bazı doğa kanunları belirleyip yarattıklarını o kanunlara göre yaşatıyor. Sonra aynı tanrı bir tanrı olarak her şeyi biliyor olması gerekirken , hem ağaçta meyve olup olmadığını önceden bilemiyor, hatta hangi mevsimde meyve verip vermeyeceğini de bilmiyor. Bilemediği ve açlığını giderecek meyveyi elde edemediği içinde kendi kanunlarına göre yaşayan bir ağacı lanetliyor ve ağaç da ölüyor.
Bu şuna benzer; Siz bir insan olarak; ektikten 6 ay sonra meyve alacağınızı bilerek ektiğiniz bir ağaçtan, ektikten 1 ay sonra meyve beklemeniz ve vermeyince de sinirlenip onu öldürmeniz gibidir. Bu insan olarak dahi saçma bir durum iken biz bu durumun kusursuz bir tanrı için olabileceğini düşünelim!
Ayetin başında da belirtildiği gibi bir başka ayette;
[Matta 4:3 - Matta 21: 18 - Mark 11:12 ] “Ve sabah şehre döndüğünde acıkmıştı”
[Luka 24:42] “ Kendisine bir parça kızarmış tavuk verdiler. Ve İsa onu alıp gözlerinin önünde yedi.”
Aç bir tanrı!!! Böyle bir şey olabilir mi?
İncil’deki Acıkan, Sinirlenen, yarattığını bilmeyen, Kıyamet gününü bilmeyen, Meyvenin ne zaman olup olmayacağını bilmeyen bu tanrı konsepti hakkında Kur-an’da bakınız nasıl bir tarif yer almaktadır!!?
[Maide 75] “Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun Annesi(Meryem)’de dosdoğru bir kadındır. İkisi de yemek yerlerdi. (Nasıl ilah olabilirler?) İşte bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Tekrar bak, (Hristiyanlar) nasıl da (haktan) çevriliyorlar. “
Ki biz Hristiyanların; ikisinin de bizim gibi birer insan olmalarına rağmen hem İsa(a.s.) ‘a hem de annesi Meryem(a.s.) ‘a nasıl tapındıklarını bilmekteyiz. Meryeme Tanrı’nın annesi olarak bir tanrıça, kendisine de Tanrı’nın ta kendisi olarak tanrıymış gibi tapınmaktalar. Halbuki Kur-an ayetinde Allah hristiyanlara açıkça diyor ki:
[Maide 75] “Baksanıza ikisi de yemek yediler”
Yani iyice bir dönüp duruma bakın.Yemek yiyen, acıkan bir tanrı olur mu hiç? Zira İsa(a.s.) da Annesi Meryem(a.s.) da; ikisi de yemek yerdi. Sonra yemenin bir gereği olarak tuvalete de gittiler, uyudular. İkisinin de insani ihtiyaçları vardı!!. Acıkan, tuvalete giden, uyuyan bir tanrı olabilir mi? Yani insan olarak; nasıl oluyor da acıkıp yiyen, tuvalete giden uyuyan bir tanrıya ibadet edilebilir? Tanrı olgusu bu kadar basit midir? Bir tanrının özellikleri bunlar mı olmalıdır? İnanılıp tapınılacak bir tanrının kalitesi bu mudur?
Günümüzde kime sorarsanız sorun “İbadet ettiğiniz ilah’ınızı kandırabilir, aldatabilir veya ondan gizli, onun haberi olmayacak bir şeyler yapabilir misiniz?” diye. Hiç kimse yoktur ki evet olabilir desin.
İncil de zaten bunun olamayacağını belirtiyor.
[James 1:13 ] “Tanrı , bir insan veya şeytan tarafından aldatılamaz(kandırılamaz), ve o kimseyi de aldatmaz (kandırmaz).
Fakat isa(a.s.) dan haberler verirken İncil’in kendisi İsa(a.s.) ın kandırıldığını da belirtiyor.
[İbraniler 4:15] “İsa aynı bizim gibi kandırılmıştı. Fakat hiç günah işlemedi”
[Markos 1: 13] “İsa 40 gün boyunca çölde Şeytan tarafından kandırıldı(aldatıldı).
Yani eğer İsa(a.s.) Tanrının ta kendisi ise nasıl oluyor da cennetinden kovup lanetlediği şeytan tarafından hem de 40 gün boyunca kandırılıp, aldatılabiliyor? Böyle bir tanrı olabilir mi hiç?
İncilde geçen en kısa ayete bakalım. Size İncil’deki en kısa ayet sorulursa bu hatırlaması çok basittir.
[Yuhanna 11:35] “İsa ağladı!”
Neden ağladı? Kendisinin şehre gelmesinden 3 gün önce arkadaşı Lazaruz vefat etmişti. Bunu şehre geldiğinde öğrendi ve öğrendiğinde etrafında ağlayanlarla birlikte ağladı. Kendisi Her şeyi yaratan, hayatı ve ölümü tüm kullarına belli bir süre ile takdir eden tanrının ta kendisi olduğu halde mi arkadaşının ölmüş olduğunu bilmiyordu. Ve ölümü her canlıya kendisi yazdığı halde mi öldüğüne ağladı Bu nasıl olur?
Daha sonra İnsanlar körü iyi eden birisi Lazarus’u da diriltemez mi diye söylenmeye başladılar ve İsa (a.s.) mezarın bulunduğu mağaranın girişine kadar yürüdü ve yürürken de mırıldanıyordu ve diyordu ki: “Ey Rabbim beni her zaman işittiğini biliyorum, bunun için şükrediyorum, beni senin gönderdiğine iman etsinler diye istiyorum” dedi ve “Lazarus dışarı çık” dedi ve lazarus çıkageldi.
Şimdi burada İsa(a.s.)’ın kendisinin her şeyi yaptığını söylemek mümkün müdür? Zira Allah’tan yardım istemekte ve Allah’ın izni ve yardımı ile bazı mucizeler gerçekleştirdiğini göstermekte. Zira bakın başka bir ayette:
[Yuhanna 10:25] “Size söyledim ama iman etmiyorsunuz. Babamın(Allah’ın) adıyla yaptığım işler bana(benim Peygamber olduğuma) tanıklık ediyor ama inanmıyorsunuz”
[Yuhanna 5:30] “Ben kendiliğimden hiçbirşey yapamam( kendime ait bir gücüm yoktur).”
Fakat başka bir ayette İsa(a.s.) açıkça “Tanrı’nın yapamayacağı bir şey yoktur. O her şeye kadirdir” buyurmaktadır.
Allah’a değil de kendisine ibadet etmesini isteyen şeytana, bakın İsa(a.s.) kendisi ne diyor.!!
[Matta 4:10] “Çekil git Şeytan. Rab olan Allah’a(tanrıya) tapacak. Yalnız ona kulluk edeceksin diye yazılmıştır.” Yani ben sana değil ancak Allah’a (Tanrı’ya) taparım, ve ancak ona kulluk ederim demektir. İncilde böyle açık bir ayet varken şimdi nasıl oluyor da bu aynı şeytan Hristiyanların Allah’ı bırakıp da Meryemden olma bir insan olan İsa(a.s.)’a ibadet etmelerini sağlıyabiliyor.? Bunu bir düşünmek lazım.
İncil’in yaratılış bölümüne baktığımızda çok ilginç bir durumla karşı karşıya kalmaktayız.
[Yaratılış 5:5] “İsa Yahudi kabilesindendi. Juda kabilesinin aslanıydı”
Yani eğer İsa(a.s.) Tanrının ta kendisi ise Yahudi bir tanrıdır, Ki bu Yahudi tanrı, demektedir ki;
[Matta 15:24] “Ben yalnızca İsrail’in kayıp koyunları için gönderildim.”
Şimdi Hristiyan olan tüm toplumları alıp onlara sorsak, Çinlilerden, Japonlardan, Hindistanlılardan, Afrikalılardan, Türklerden, Zencilerden Hristiyan olmuşlara “Siz İsrail’in kayıp koyunlarımısınız?” diye alacağımız cevap son derece aşikardır.!!! Bu durumda Eğer İsa(a.s.) tanrının ta kendisi ise biraz ırkçı bir tanrı olmakta değil midir? Bu olacak bir şey değildir.
[Matta 2:2] “İsa Yahudilerin Kralıdır.”
[Yuhanna 1:49] “ Sen(İsa) İsrail’in Kralısın”
Eğer İsa(a.s.) tanrının ta kendisi ise Krallığı İsrail ile sınırlı olan bir tanrıdır ki bugün krallığı kendisine iman etmeyen Yahudilerin elinde bulunmaktadır.
Tüm bu değerlendirmeleri toparlayacak olur isek; bu işin aslı, en kısa ve en güzel özeti şu şekildedir.
[Ali İmran 45] Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryemoğlu İsa Mesih'dir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'a çok yakın olanlardandır."
[Ali İmran 59] Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Ona "ol" dedi. O da hemen oluverdi.
[Nisa 171] “Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryemoğlu İsa Mesih, ancak Allah'ın bir peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve peygamberlerine iman edin, O çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur.
[Maide 46] O peygamberlerin izleri üzere Meryemoğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil'i verdik.
[Bakara 87] Meryemoğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs le (Cebraille) de destekledik.
[Zuhruf 59] İsa, sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğulları'na örnek kıldığımız bir kuldur.
[Hadid 27] Ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar.
[Maide 110] O gün Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de diriltiyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkar edenler, "Bu ancak açık bir büyüdür" demişlerdi.
[Maide 116] "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin dedin?" İsa’da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin." SERDAR ENES
_________________
 cerkez çerkes kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz adiga abaza kuzey müzik music mp3 wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim ad köyleri düğün mahalli video kitap savaş haber güncel yeni dil sözlük çeviri kiril dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok bkd imam şeyh şamil adigey abhazya oset çeçen karaçay rusya siteleri indir dinle tarih türk makale link sohbet chat izle uzunyayla download kimdir nedir nasıl kabardey besleney şağsığ abzeh abzex hatukoy ubıh elbruz mit
|