 |
| Acemi Üye |
 |
Kayıt: Çar Arl 23, 2009 12:59 am İleti: 180
|
tahsin33 yazdı: iisgor,
Hanifliğin , ALLAH'ın emri olduğunu / farz olduğunu yazabilmiş olmana rağmen , hala hadis külliyatına rücu edebiliyor olmana hayret ediyorum. Nihayetinde sahih hadis dediğini de Kur'an ı Kerim'e uyumluluk açısından değerlendirebilecek bilgi birikiminiz varsa , hala neden o hadis inadı , anlamak mümkün değil! Acaba sizde kendinize hiç sordunuzmu neden hadis reddiyatcılığı diye ????
Haniflik anlayışınızda peygamberin hiçbir uygulaması yokmu sadece ayetleri okudu ve herkes ne anladıysa anladı sizin bu konudaki inadınızıda anlamak mümkün değil. Her neyse siz öyle inanıyorsunuz ben böyle inanıyorum birbirimizi üzmenin bir manası yok ben Hadisleri delil kabul ediyorum kendime göre doğru tespitlerim var siz hadisleri delil kabul etmiyorsunuz kendinize göre tespitleriniz var
sevgi ve muhabetlerimle saygıalar sunarım Allah yar ve yardımcınız olsun.
Tabii ki amaç , birbirimizi üzmek olmamalı.. Tabii ki kendime hiç sormaz olur muyum , neden hadis reddiyatçılığı diye?? Bulduğum yanıt şöyle ; “Hadis mi, Kur’an mı?”
Furkan Suresi, 30: Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş halde tuttular."
Bu ayetin anlamı çok derindir. Çünkü Hz. Muhammed'in, Kıyamet'te Allah karşısında, ümmetinden tek şikayetine bu ayette yer verilmiştir. Ayette kullanılan "ittihaz" kelimesi, elle sarılıp tutma, görünüşte benimseme anlamına gelmektedir, ancak bu tutmanın "mehcur", yani uzaklaştırılan, devre dışı bırakılan, terk edilen bir tutma olduğu söylenmektedir. Kısaca Hz. Muhammed, ümmetinin görünüşte Kur'an'a sarıldığını, ancak gerçekte Kur'an'ı dışladığını, Allah'a açıkça şikayet etmektedir.
Yüzbinlerce hadis, Allah'ın Kur'an'daki değimiyle "iftira edilmiş hadis"ler (Yusuf 111) bulunmaktadır. Hadisleri toplayanlar bazı hadislerin sahih olduklarını kabul etmişlerdir. Bu seçimin nasıl yapıldığı hakkında biraz bilgi verelim:
İbn Hambel (ölm. 855): "Müsned"i, 750,000 hadisten yazmıştır. İmam Malik (ölm 795): "Muvatta"yı, 100,000 hadisten yazmıştır. Buhari (ölm. 870): "Sahih"i, 600,000 hadisten yazmıştır. Ebu Davud (ölm. 888): "Sünen"i, 500,000 hadisten yazmıştır.
Hadislerin "sahih" oldukları hakkındaki karar, "senet" dedikleri "kişiler zincirini" esas alarak verilmiştir. Örneğin rivayet edilen bir hadisi ele almışlar, onun kimden rivayet olduğuna bakmışlar, eğer o güvenilir bir kişiyse, o kişinin o hadisi kimden öğrendiğine bakmışlar, eğer o da güvenilirse, onun kimden öğrendiği, onun kimden öğrendiği araştırıla araştırıla, bu kulaktan kulağa oyununda, hadisin doğruluğuna karar vermişlerdir. Allah'ın Kur'an'daki değişiyle bu "hadis eğlencesi"nde (Lukman 6) hadisin metninin bir önemi kesinlikle yoktur. Yüzlerce hadiste olduğu gibi bunlar, Kur'an ile çelişebilir, örneğin Hz. Muhammed'i, işkenceci, zalim, cinsi sapık, kibirli, sahtekar, kabileci ve kadın düşmanı olarak gösterebilmektedir. İşte iftira hadislerden örnekler:
"Namaz kılan bir adamın önünden eşek, kara köpek ve kadın geçerse namazı bozulur" (Buhari 8/102; Hanbel 4/86).
"Zina yapan evlilerin taşlanarak öldürülmesini emreden ayet, Ayşe'nin döşeğinin altındaki sahifede yazılı bulunuyordu. Peygamber ölünce Ayşe onun defin işlemleriyle meşgul iken, evin açık kapısından içeri giren bir keçi o sahifeyi yedi ve böylece taşlama cezası Kuran'dan çıktı; ama hükmü devam ediyor" (İbni Mace 36/1944; Hanbel 3/61; 5/131,132,183; 6/269).
"Keçinin yemesi sonucu Kuran'dan çıkan taşlama ayetini Ömer Kuran'a tekrar sokmak istedi; ancak halkın dedikodusundan korktuğu için cesaret edemedi" (Buhari 53/5; 54/9; 83/3; 93/21; Muslim, Hudud 8/1431; Ebu Davut 41/1; Itkan 2/34).
"Bir grup maymun zina yapan bir maymunu yakalamış ve taşlama cezasını uyguluyorlardı. Onları bu haklı işte desteklemek için ben de taş atarak yardım ettim" (Buhari 63/27).
"Peygamber hiç bir vakit ayak üstünde işemedi" (Hanbel 4/196; 6/136,192,213).
"Peygamberin ayak üstünde işediğini gördüm" (Buhari 4/60,62; Hanbel 4/246; 5/382,394).
"Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine'ye gelerek Müslüman oldular. Medine'nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve sidiği içmelerini öğütledi. Adamlar develeri dağıttılar ve çobanı da öldürdüler. Peygamber onları yakalattı. Ellerini ve ayaklarını kesti. Gözlerini oydu. Çölde susuz ölüme terketti. Biz onlara su vermek isteyince Peygamber bizi engelledi" (Buhari 56/152, Tıb 5/1; Hanbel 3/107,163).
"Musa ölüm meleğinden çok korkuyordu. Bir gün ölüm meleği canını almaya gelince meleğin yüzüne tokat atıp bir gözünü çıkardı" (Buhari 65/4,5; Hanbel 1/205,242,440; 2/405,468).
"Uğursuzluk üç şeydedir, at, ev ve kadın" (Buhari 76/53).
"Peygamber, savaşta kadınların ve çocukların öldürülmesinin bir sakıncası olmadığını söyledi" (Buhari, Cihad/146; Ebu Davud 113).
"Dünya balığın üzerindedir. Balık başını sallayınca dünyada depremler olur" (İbni Kesir, 2/29; 50/1).
"Liderler mutlaka Kureyş kabilesinden seçilmelidir" (Buhari 3/129,183; 4/121; 86/31).
"Tüm kara köpekleri öldürünüz. Çünkü onlar şeytandır" (Hanbel 4/85; 5/54).
"Karga fasıktır" (Buhari 59/16; Hanbel 2/52).
"Allah, ahirette peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir" (Buhari 97/24, 10/129 ve 68. surenin tefsiri).
"Peygamber 30 erkeğin cinsel gücüne sahipti" (Buhari).
"Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar Zeynep'le yatardı" (Buhari, Hibe/8).
"Peygamberin izniyle ihramdan çıkıp Mina'da bulunan kadınlarımıza yöneldik. Zekerlerimizden meni damlıyordu " (Buhari, Hac/81; Müslim Hacc/141).
"Peygamber öldüğünde, zırhı birkaç kilo arpa karşılığında bir Yahudi'nin yanında rehin duruyordu" (Buhari 34/14,33,88; Hanbel 1/300; 6/42,160,230).
"Peygamber, Medine'de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı." (Buhari 59/11; 76/47; Hanbel 6/57; 4/367).
"Sol elinizle yemeyiniz, içmeyiniz; çünkü şeytan sol eliyle yer içer" (Hanbel 2/8,33).
"Ressamlar, ahirette en kötü duruma düşenler olacaklar. Çünkü Allah'ın yaratıklarını taklid ederek dolayısıyla ilahlık iddiasına kalkmış oluyorlar. Ahiret günü, Allah ressamları ve heykeltıraşları toplayacak ve çizdikleri nesnelere can vermelerini kendilerinden isteyecektir. Can veremeyince de onları cehennemin en dibine yollayacaktır." (Buhari, libas 88/1,2; 89/2; 90/1)
"İçinde köpek ve resim olan eve melek girmez" (Buhari, libas 87:1)
"Kadının dini ve aklı yarımdır", "Kadınların arasından iyi bir kadını bulmak, kargaların arasından alaca bir karga bulmaya benzer", "Namaz kılan birinin önünden eşek, kara köpek ve kadın geçerse namazı bozulur", "Evlilik, kadın için bir çeşit köleliktir", "Allah'tan başkasına secde edilmesi helal olsaydı, ilk önce kadının kocasına secde etmesi gerekirdi", "Cehennem halkı bana gösterildi; çoğunluğu kadın idi", "Kocanın vucudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalasa yine de kocasının hakkını yerine getiremez", "Kadın hayızlı iken namaz kılamaz, oruç tutamaz, Kur'an okuyamaz." (Buhari ve Müslim)
"Namaza çağrıldığında, şeytan geri geri gidip uzaklaşır ve zart diye sesli yellenerek gider. Ezan sesini işitemeyeceği yere değin uzaklaşır. (Buhari, e's- Sahih, Ezan/4;Tecrid, hadis no: 360; Müslim, e's-Sahih, Kitabu's-SElat/16-19 hadis no:389)
"Her kim istinca için taş istimal ederse adedini tek yapsın". (Buhari)
"Hanesinde Resullulah, bir kürek etinden yedikten sonra abdest almadan namaza durmuştur". (Buhari)
"Resullulah'ın şöyle dediğini işittim: Ey Mümin! Evine girmesine izin vermediğin bir kişi senin evine bakar ve mahremine mutalli olup sende bir çakıl taşı atarak gözünü çıkarırsan artık sana bir günah terettüb etmez". (Buhari)
"Hani şu gümüş kaptan bir şey içen kişi yok mu... Muhakkak o kişi karnına Cehennem ateşini içerek gönderir". (Buhari)
"Horozların öttüğünü işttiğinizde Allah'ın falzül kereminden isteyiniz. Zira horozlar melekleri görmüşlerdir. Merkebin anırmasını işittiğinizde de şeytandan Allah'a sığınınız çünkü merkep şeytan görmüştür". (Buhari)
"Kişi kadınını yatağına davet eder de kadın isteksiz davranarak zevc asabi bir halde gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lanet eder". (Buhari)
"Eğer şu çocuk yaşarsa henüz ihtiyar olmadan Kıyamet kopar". (Buhari)
"Her kim av köpeği olmayan köpek edinirse o kimsenin her gün işlediği hayrın sevabından iki kırat kesilir". (Buhari)
Biz Resulullah ile beraber savaşa giderdik. Bizim yanımızda kadınlar bulunmazdı. Bunun üzerine, "Ya Resulullah, erkekliklerimizi çıkarıp hadım olalım mı?", diye sorduk. Resulullah bizi iydişlenmekten nehyetti. Bundan sonra, ücret karşılığı eş almamıza izin verdi. (Buhari)
"Sizden birinizin kabına sinek düştüğü zaman o kişi onun her tarafını batırsın, sonra çıkarıp atsın. Çünkü sineğin iki kanadının birisinde şifa vardır, öbürkünde de hastalık vardır". (Buhari)
Hz. Muhammed'in 10,000'lerce kişinin önünde verdiği "Veda Hutbesi"nden bir bölüm:
1. "Size izleyeceğiniz iki şey bırakıyorum: Kuran ve benim Sünnetim." (Muvatta 46/3) 2. "Size Kuran'ı ve aile halkımı (ehli beyt) bırakıyorum." (Müslim 44/4 Nu, 2408; Hanbel 4/366; Darimi 23/1 Nu, 3319). 3. "Size Kuran'ı bırakıyorum; onu izlemelisiniz." (Müslim 15/19 Nu, 1218; İbn Mace 25/84 Nu, 3074; Ebu Davud 11/56, Nu 1905).
Bu kadar tanığı olan bir hadisi bile doğru dürüst yazamamışlar. Hz. Muhammed neyi bıraktı? Kur'an'ı ve sünnetini mi? Kur'an'ı ve Ehli Beyt'i mi? Yoksa sadece Kur'an'ı mı? 10,000'lerce kişinin önünde yapılan konuşmanın bile ne olduğu belli değilken, 3 tanıklı, 5 tanıklı hadisler nasıl "sahih" olabilir?
En büyük hadis kaynağı olan Buhari'ye göre peygamber, işkenceci, zalim, cinsi sapık, kibirli, sahtekar, kabileci ve kadın düşmanıdır ama aynı zamanda bunların tam tersi de olabilen, çift kişilikli bir insandır. Hangisi doğru?
Hadis-severler için daha önce en büyük kitapları olan Buhari'nin "Es- Sahih"inden sizlere birkaç hadis seçtim. Nedense bu hadislere burun kıvrılıp, beğenilmiyor? Oysa bu hadisleri de diğerleri gibi Buhari titizlikle seçmiş ve sahih olarak nitelendirmiş, sonra İslam alimleri, hadis ilimcileri de onaylamış. Eğer bu hadisler zayıf ya da çürükse diğerlerinin zayıf ya da çürük olmadıkları ne malum? O hadisler de aynı şekilde "senet" aranarak sahih olup olmadığına karar verilmiştir ve sonunda doğruluğu kabul edilmiştir.
Sahih olan hadislerin sayısı belli değildir ve asla da belli olmayacaktır. Bizzat hadis alimleri olarak nitelendirililen kişiler Hz. Muhammed'e ait olan sözlerin sayısını 30'dan yukarı çıkarmamaktadırlar. Rivayete göre İmamı Azam bu sayının 17 olduğunu söylemiştir. Bazı alimler göre ise bu nitelikte tek bir hadis vardır ve o da şudur: "Kim bana yalandan bir söz isnat ederse, Cehennem'deki yerine hazırlansın".
Hadisler, Hz. Muhammed'in ölümünden, en erken 200 yıl sonra yazılmaya başlanmıştır. Hz. Muhammed unutulmaması için Kur'an ayetlerini ezberletip devamlı kontrol ederken her nedense kendi sözleri için bunu yapmayı unutmuştur(!)
Eğer Hz. Muhammed kendi sözlerinin yazılmasını istemiş olsaydı, kendisiyle beraber olanlar, onun ölümünden sonra herhalde bu isteğini yerine getirirlerdi ama her nedense bunu yapmayı unutmuşlardı(!)
Eğer Allah bu sözlerin korunmuş olmasını isteseydi, Kur'an gibi koruyabilirdi ama her nedense unutmuştu(!)
Allah'ın ve Hz. Muhammed'in unutup(!), yapamadığını Buhari, Müslim, Tirmizi, İbni Mace, Nesai, Ebu Davud, İbni Hanbel, İbni Mace, İbni Kesir, Mecmüatül Abbasi, Nehcül Belağa, Muvatta, Darimi yapmışlar ve İslam'ı büyük bir yanlıştan kurtarmışlardır!!!
Sünni alimler, Buhari'de Kur'an ile çelişen hadisleri Kur'an'a tercih ederler, Hanefi mezhebinin alimleri ise, hadis ile Kur'an çeliştiğinde hadisin Kur'an'ı iptal edebileceğini iddia etmişler ve bunu bir mezhep görüşü olarak verecek kadar sapıkılığın içine düşmüşlerdir.
Şimdi bazıları diyecekler ki: "Bu yazdığın hadislerin sahih olmadıkları belli ama peygamber efendimizin sahih hadisleri de vardır". Pekiyi hadislerin sahih olup olmadıklarını nasıl anlayacağız? 10,000'lerce kişinin önünde söylenen, hadislere inanan kişiler için çok önemli, yalnızca Kur'an'a inananlar içinse hiçbir önemi olmayan bir sözün bile doğru dürüst yazılamadığını görebiliyoruz.
Hadis diye tanıtılan sözler zan ve kuşkudan arınmış sözler değildir. Hadislerin tamamında kuşku, çelişme ve tutarsızlıklar mevcuttur, oysa Allah Kur'an'da: "İşte sana o Kitap! Kuşku, çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup sakınanlar için" (Bakara 2), demesine rağmen İslam alemi hala kuşku, çelişme ve tutarsızlıklarla dolu kitapları kılavuz olarak almaktadır.
Allah Kur'an'da hadisleri, "iftira edilmiş" olarak, "hadis eğlencesi" olarak nitelemiş ve Kur'an dışındaki hadislere uymamamızı emretmiştir. Allah'ın ilk indirdiği ayeti, "Oku"mayı yerine getiren Hanif Müslüman adayları için hadislerin ve bunlardan ortaya çıkan sünnet, mezhep uydurmalarının hükmü zaten açıktır. Ancak Kur'an'ı kütüphanenin en üstüne koyup kimseyi dokundurtmayan, yedi kat beze sarıp muska niyetine taşıyan ve sadece bir üfürük kitabı olduğunu zannedenler için bu durum tabii ki muallaktadır. İşte bu nedenle Hanif Müslümanlardan özür dileyerek sizlere hadislerin durumunu, hadis-severler için, yine hadislerle aktarıyorum:
"Benden Kur'an'dan başka bir şey yazmayın, kim benden Kur'an'dan başka bir şey yazmışsa, onu imha etsin." (Müslim, Zühd 72; Darimi, Mukaddime 42)
"Ben aranızda olduğum sürece bana itaat edin. Size Allah'ın kitabına sarılmanızı öneriyorum. Onun helalini helal, haramını haram bilin."
"Aranızda olduğum sürece beni dinleyin ve bana itaat edin. Ben aranızdan alındıktan sonra ise size Allah'ın kitabına sarılmanızı öneriyorum. Onun helalini helal, haramını haram bilin."
"Şu olgular Kıyamet'in yaklaştığını gösteren işaretlerdendir: Kötülük üreten kişilerin itibarlı tutulması, iyilik ve güzellik üreten kişilerin aşağılanması, sözün öne çıkması, eylemin arkaya itilmesi, toplumun bu mişnaları okur hale gelmesi ve hiç kimsenin bu mişnalara karşı çıkmaması". Sahibiler sordular: "Mişnalar nelerdir?" Resul buyurdu: "Mişnalardan maksat, Allah'ın kitabı dışındaki tüm din kitaplarıdır".
"Sahabe, Allah Resulü'nden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi." (Darimi, Mukaddime 42)
"Allah'ın Resulü'nün sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak bize (Ata b. Yesar) izin verilmedi" (Tirmizi, İlim 11; Müslim, Zühd 72)
"Ebu Bekir, Resul'ün ölümünden sonra Müslümanları toplayarak onlara şöyle dedi: "Sizler Resul'den farklı hadisler naklediyorsunuz. Bu durumda sizden sonrakiler daha büyük anlaşmazlıklara düşeceklerdir. Allah'ın Resulü'nden hiçbir hadis nakletmeyin! Sizden bir hadis rivayet etmenizi isteyenlere deyiniz ki: İşte Allah'ın kitabı ortamızda; onun helalini helal kılın, haramını haram görün" (Zehebi, Tezkire 1/3)
Ömer Resul'den, halkın doğru yoldan sapmamaları için kendisine bir şeyler söyleyip yazmasını istediğinde; Allah'ın Resul'ü: "Allah'ın Kitab'ı bize yeter!" demiştir.
Yahya b. Ca'da dedi ki: "Ömer sünneti yazmak istedi, sonra yazılmaması gerektiğini anladı. Sonunda diğer şehirlerdeki sahabelere de mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi". (İbn Sa'd)
Abdullah b. El-Ala: "El-Kasım b. Muhammed'den bana birkaç hadis yazdırmasını istemiştim, şu karşılığı verdi: "Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan, beraberlerinde bulunan hadis nüshalarını getirmelerini istedi. Sonunda bunların yakılmasını emrederek şöyle söyledi: 'Kitap Ehli'nin Mişna'sı gibi, Müslümanların Mişna'sı da bunlardır'." (İbn Sa'd)
"Zeyd b. Sabit, Muaviye'nin yanına gitmişti. Muaviye ondan hadis rivayet etmesini isteyerek yanındakilerden birine de onu yazmasını emretti. Zeyd, Muaviye'ye şunları söyledi: 'Allah Resulü kendi sözlerini yazmamızı yasakladı, hatta yazdıklarımızı imha etti."
Abdullah b. Yesar: "Ali'yi minberden şu hutbeyi verirken duydum: Yanında hadis nüshaları bulunanlar gidip onları yok etsinler. Zira halkı helak eden, alimlerin rivayet ettikleri hadislere uyarak Allah'ın Kitab'ını terk etmeleridir."
El-Esved b. Hilal: "Abdullah b. Mesud elinde bir hadis yazmasıyla geldi. Sonra su isteyerek yazıları sildi ve sayfanın yakılmasını emretti ve şunu söyledi: Allah kime bir hadis nüshasının yerini bildirirse ve o da beni bundan haberdar ederse Allah'a yemin ederim ki, Hindistan'da dahi olsa onu arar bulur ve yok ederim. Sizden önceki Kitap Ehli Allah'ın Kitab'ına sanki bilmiyorlarmışcasına sırt çevirmelerinden dolayı helak oldular. Her ne kadar hadis yazımına müsaade eden bir takım haberler gelmişse de, yasağa dair gelen hadisler daha güçlü ve sağlıklıdır. Ayrıca Sahabe ve Tabiun döneminde görülen tatbikat da yasak yönündedir."
"Mescide uğramıştım, ne göreyim halk hadislere dalmış! Hemen Ali'ye gidip durumu bildirdim: "Ey müminlerin emiri görmüyormusun, halk hadislere dalmış. Ali sordu "Gerçekten öyle mi?" "Evet" dedim, bunun üzerine Ali şunları söyledi: "Allah elçisinden işittim ki gelecekte gercekleşecek fitneden söz ediliyordu. "O fitneden kurtuluş nasıldır?" diye sorunca, Resullulah buyurdu ki: "Kurtuluş Allah kitabındadır. Çünkü sizden öncekilerin haberleri de, sizden sonrakilerin haberleri de, aranızdakilerin hükmü de ondadır. O hakk ile batılı birbirinden ayıran hesin bir hükümdür. Şaka ve boş söz değildir. Onu terk eden her zorbanın Allah boynunu kırar. O Allah'ın en sağlam ipidir. O hikmetle dolu Kur'an'dır". (Hars)
Abdullah b. Zübeyr babasına: "Sen neden başkaları gibi hadis rivayet etmiyorsun?" diye sorar. Zübeyr: "Bana yalan isnat eden, Cehennem'deki yerine hazırlasın, hadisinin tehdidinden korkuyorum... Bakıyorum son zamanlarda bu hadise bir 'kasten' sözü eklendi. Ben bu hadisi peygamberimizden dinlediğim hiçbir seferinde yemin olsun 'kasten' diye bir kelime duymadım."
(Not: Abdullah'ın tüm rivayetleri 20'yi geçmemekte, fakat Hz. Muhammed'le yalnızca 1 yıl beraber olan Ebu Hureyye'nin rivayet ettiği sözler binlerle ifade edilmektedir! Ebu Hureyye durmadan hadis rivayet ettiği için Hz. Ömer tarafından tartaklanmış buna karşın Ebu Hureyye, Hz. Ömer'in ölümünden sonra hadis rivayetlerine hızla devam etmiştir).
Bazı samimi saptamalar:
Sahabi Enes b. Malik ağlayarak şöyle diyordu: "Resul'den öğrendiklerimiz içinde bozulmayan tek şey şu namaz kalmıştı; onu da tanınmaz hale soktular".
Sahabi Ebu Derda'ya sordular: "Resul, bugünkü uygulamalarımıza baksa beğenmeyeceği bir şeyimizi görür müydü?" Cevap verir: "Beğeneceği bir şeyimizi görür müydü diye sorsana!"
Hasan el-Basri: "Resul şu mescitlerinizin önünde durup baksa kıble dışında değişmeyen bir şey bulmazdı!" (Turtuşi; Kitabul-Havadis vel- Bida)
Bazı itiraflar:
Ebil Avca: "İçinde helali haram, haramı helal kıldığım dört bin hadis uydurdum". (San'ani; Tavzihul-Efkar, 2/75; Süyuti; Tazhir, 215)
Hammad b. Zeyd: "Zındıklar 12,000 hadis uydurdular". (Tahzir, 215)
Kur'an'a değil, Hz. Muhammed'in olduğu "iddia" edilen hadislere uyarız diyenlere, Sünnetullah'a değil, Hz. Muhammed'in olduğu "iddia" edilen sünnete uyarız diyenlere, madem hadis rivayetlerini çok beğeniyorsunuz, işte sizin hadisleriniz, işte sünnetiniz... Neden bu hadisleri görmezden geliyorsunuz? Yoksa yüzbinlerce hadis arasından sahih sıfatıyla seçilen hadislerden beğendiklerinizi seçip, diğerlerini dışlıyor musunuz? Bir karar verin artık...
Hadisler ve ondan türeyen "Peygamberin Sünneti" iddiaları yazılmasaydı ne olacaktı acaba? Bu din çökecek ve sapkın bir din haline mi gelecekti? İtibar gösterdiğiniz hadislerdeki Hz. Muhammed'in "hadislerin tümünün yazılmasını yasakladığı", kendinden sonra gelen halifelerin "hadislerin imha edilmesi" emrini verdiklerini neden görmezden geliyorsunuz?
Her nedense hadislerinizde Hz. Muhammed kendinden bir söz yazılmasını yasaklıyor. Her nedense sahabe bunu titizlikle uyguluyor ve ne Kur'an toplanması sırasında ne de ikinci yüzyılın ortalarına kadar yazılı tek bir hadis bile yok. Hz. Muhammed'den sonra nedense sahabe hiç hadis nakletmiyor ve başlarında bulunan halifeler de hadis yazımını yasaklıyor ve mevcut yazılmış olanları da imha ettiriyor. Her nedense Hz. Muhammed'le bütün hayatı boyunca beraber olanların rivayet ettikleri sözler elliyi-yüzü geçmezken onunla bir iki yıl, hem de İslam'ın tamamlanma devrinde beraber olmuş üç-beş kişinin rivayetleri binleri bulmaktadır.
Pekiyi şimdi ne yapacağız? Yapacağımız tek şey asla ve asla değişmeyen Sünnetullah'tır ve Allah'ın hükümleridir. "Andolsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız YALNIZ ondadır. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?" (Enbiya 10), ayetinde de Allah'ın emrettiği şekilde YALNIZCA Kur'an'a bakmak ve aklımızı çalıştırmak, yani aklımızı "başkalarına kiraya vermemektir".
Ya hadisler? Hadisler ise hiçbir zaman doğruluğu kanıtlanmamış ve asla da kanıtlanamayacak olan tarihsel belgelerdir...
Hadisler konusunda Allah’ın hükümleri açık ve sabittir:
Yûsuf 111: Andolsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur'an, iftira edilecek bir hadis değildir; aksine o öncekini tastikleyici, herşeyi detaylandırıcıdır. ...
Bu ayette bir mucize olarak “iftira edilecek hadis” kavramı kullanılmakta ve Hz. Muhammed’e iftira atılmasından, hem de gelecek zamanı göstererek bahsetmektedir. Allah, ayetin devamında “öncekini tastikleyici” diyerek, kendinden sonra gelecek hiçbir şeyi de tasdik etmediğini vurguluyor ve Kur’an’ın detaylı olduğunu da belirtiyor.
Lukman 6: İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak ve o yolu oyalanma aracı yapmak için hadis eğlencesi satın alırlar. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.
Bu ayette ise yine mucizevi olarak “hadis eğlencesi satın almak” kavramı kullanılmış ve Emeviler döneminde para karşılığı yazdırılan hadisler önceden bildirilmiştir.
Câsiye 6: İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah'tan ve onun âyetlerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?
A'raf 185: … Peki, bu Kur'an'dan sonra hangi hadise iman ediyorlar?
Mürselât 50: Artık bundan sonra hangi hadise iman edecekler?
Kalem 36, 37, 38. Neniz var sizin, nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan ders mi görüyorsunuz? Onda, keyfinize uyan her şeyi rahatça buluyorsunuz.
Yukarıdaki ayetlerde de Kur’an dışında hiçbir hadise uymamamız gerekliliği Allah tarafından vurgulanmıştır.
Buyrun, Allah’tan korkmayanlar, utanmayanlar Allah'a cevap versin ve desinler ki: "Bizler Hz.Muhammed'in olduğu iddia edilen, Buhari, Müslim, Tirmizi, İbni Mace, Nesai, Ebu Davud, İbni Hanbel, İbni Mace, İbni Kesir, Mecmüatül Abbasi, Nehcül Belağa, Muvatta ve Darimi'nin aktardığı, hadislere iman ederiz. Bunlardan hüküm çıkaran İslam alimleri, mezhep imamları, tarikat şeyhleri, hoca efendilerin de hadislerine iman ederiz".
Kur'an yorumu "desteksiz atan" hadis kitaplarıyla mı desteklenecek? Resulullah'ın olduğu iddia edilen, ne olduğu belirli olmayan, Kur'an'la, hatta birbirleriyle çelişen sünnet iddiaları mı ışık tutacak? Yoksa Allah'ın Kur'an'da birçok kez sözünü ettiği "Sünnetullah" mı ışık tutacak? Evren'de değişmeyen, dosdoğru ve tek kitap olan Kur’an'ı nasıl olur da muharref ya da şaibeli yan kitaplarla açıklamaya kalkışabiliriz? ALLAH, bizzat Kur’an'ın açıklayacısıdır. "O'NU (Kur’an'ı) TOPLAMAK VE OKUTMAK BİZE DÜŞER. O HALDE SANA KUR’AN OKUDUĞUMUZ ZAMAN OKUNUŞUNU İZLE. SONRA O'NU AÇIKLAMAK BİZE DÜŞER." (Kıyamet 17-19).
|
|