|
Hicret'en sonra 851 senesinde ANZA kabilesinin bir kolu olan Al - MASALIKH grubundan bir kac adam bugday,misir ve oteki yiyecek urunleri almak uzere bir kervan kurarak Necd'den Irak'a gitti.Bu kervanin lideri Sahmi Bin Hatlul'du.Kervan Basra'ya gelince,yiyecek almak icin durdu.Yiyecegi daha ucuza almak icin pazarlik ettikleri sirada Yahudi tuccar Murdakai Bin Ibrahim bin Mose,kervandakilere nereli olduklarini sordu.ANZA kabilesinin El Masalikh kolundan geldiklerini soyleyen kervandakilere Yahudi tuccar Murkadai buyuk bir sevincle sarilarak kendisinin de aslen o kabileden geldigini fakat babasinin aile ici ihtilaflar yuzunden kabileden ayrildigini ve bu bolgeye yerlestigini soyledi.Yaninda calisanlara donen Murkadai, kervandakilerin develerini her cesit yiyecekle doldurmalarini emretti. Bu durumdan cok duygulanan kervandakiler,Murdakai'nin anlattigi her uydurma hikayeye hic tereddut etmeden inandilar.Kervanin yukunu alip da hareket etmeye baslayacagi an, Yahudi tuccar onlarla Necd'e gelmek istedigini ve ata topraklarini gormek istedigini soyledi.Bu istek kervan uyeleri tarafindan memnuniyetle karsilandi.
Kervanla birlikte Necd'e gelen Murkadai, burada kaldigi sure icerisinde burada tanistigi insanlara cesitli propagandalar yapti ve cevresinde bir grup olusturmaya basladi.Yaptigi propagandalar Yemen,Hicaz ve Necd bolgesinde etkin olan musluman din adami Seyh Salih Salman Abdullah El Tamimi'nin tepkili muhalefetiyle karsilasmisti.Seyh, Murkadai'nin gercek niyetini cozmus ve onu bolgeden surdurmustu.
El Kasim bolgesine surulen Murkadai burada ismini degistirerek Markan Bin Ibrahim Musa ismini aldi.Bir sure sonra surgun edildigi bu bolgeden ayrilan Murkadai El-Katif yakinlarindaki Diriye kasabasina yerleserek burada yeni hikayeler uydurarak propagandalara baslar. Uydurdugu hikayeler arasinda en cok bilinenlerden birisi Hz Muham- med'in kalkaninin Uhud savasinda putperestler tarafindan ele gecirildigi ve kalkanin daha sonra Banu Kunakiya adli bir Yahudi kabilesine satildigi,onlarinda bu kalkani essiz bir hazine gibi sakladiklari hikayesiydi.Bu hikayelerle ve propagandalarla sayginlik kazanan Murkadai,bu kasabaya tamamen yerleserek burayi kafasinda tasarladigi Yahudi kralliginin merkezi olarak goruyordu.
Markan Bin Ibrahim Musa (Murkadai), kral olmak icin bolgedeki birkac Bedevi kabilesiyle yakinlasti ve onlarin guvenini kazandiktan sonra kralligini ilan etti.Bu bolgde guclu olan Ajman ve Banu Halid kabilesi birleserek gercek kimligini ve amacini desifre ettikleri Murkadai'ye karsi buyuk bir saldiri baslattilar.Saldiri aninda canini zor kurtaran Murkadai,bugun El Riyad olarak bilinen o zamanlar El Arid olarak adlanirilan bolgedeki El Mailibid Gusabiya'daki bir ciftlige sigindi.Ciftlik sahibi iyi niyetli bir adamdi ve Murkadai'ye kalmasi icin bir barinak ve yetecek kadar yiyecek verdi.Mukadai burada 1 ay kaldiktan sonra ciftlik sahibini oldurerek mallarina el koydu ve cevredekilere ciftlik sahibinin hirsizlar tarafindan olduruldugunu soyledi.
Cftlige kurulduktan sonra,hemen Madaffa adinda bir misafirhane kurarak cevresinde topladigi insanlara kendisinin bir Arap seyhi oldugunu soyleyerek Seyh Salih Salman Abdullah l Tamimiye karsi dusmanlik uyandiran propagandalara giristi ve birgun Seyh Tamimi'yi Al Zalafi kasabasindaki camide oldurttu.
Kendini iyice guvende hiseden Murkadai, birden cok kadinla evlene- rek bir suru cocuk yapti.Suudi kabilesini kuran Murkadai,gizliden kendi inanclarini tatbik etmeye basladi ve cevrede ekonomik olarak guclu olan kabilelerin tarlalarini ya parayla satin alarak ya da ayak oyunlariyla ele gecirdi ve bolgede cok buyuk bir guc oldu.Bu sekilde Suudi kabilesi ortaya cikti.Murkadai'nin ogullarindan El Mukaran'in iki oglu oldu.Bunlardan birisinin adi Muhammed otekisinin adi da Suud'du.Suudi kralliginin ismi buradan gelmektedir.
Amaclari onunde engel gorduklerini ya kadin,ya para ya da gucle susturdular.
Suudi ailesinin Araplarin en onemli kabilelerinden Rabia, Anza ve Almasalih kabileleriyle hicbir ilgisi olmadigini ve Yahudi olduklarini yaz- mak isteyen biyografi yazarlarini ya parayla ya da korkuyla vazgecirttiler.Elinde uyduruk baglantilarla yazdigi bir kitapta Suudi krallarinin soyunu Hz Muhammed'e dayandiran Krallik kutuphanesi muduru Muhammed El Tamimi'ye Suudi kralligi tarafindan Suudi Arabistan Misir Konsoloslugu araciligiyla cok buyuk para verildi.
Zamanla cok guclenen Suudi ailesi Araplarin onde gelen ailelerini ve kabilelerini yeteri kadar musluman olmamakla ya da donme olduklarini iddia ederek sucladilar ve Suudi adaleti adiyla bircogunu katlettiler."SUUDI FAMILY" adiyla yayimlanan kitabin 98-101. sayfalarinda Suudi hanedaninin ozellikle Necd bolgesinde yasayan Muslumanlari zindik olarak ilan etmisler ve buradaki Muslumanlarin kanlarinin,paralarinin,mallarinin ve karilarinin kendilerine kapatma olarak helal olduklarini deklare ettikleri yazilmaktadir.Yine kitapta yazilanlara gore Vahhabi cizgisinde olmayan Muslumanlarin Muslumanliginin gecerli olmayacagi iddia edilmektedir.(Vahhabilik Turk kokenli gizli bir Yahudi tarafindan kurulmus cok vahsi bir Islam yorumudur. Ozde gizli Yahudi olan Suudi hanedanligi kendileri gibi gizli yahudi olan Vahhab tarafindan kurulan Vahhabilik doktirini adi altinda yillardir bircok insani acimasizca katletmislerdir.Ulkede bircok insan yoksul olmasina ragmen,Suudi hanedani koskoca ulkeye kendi isimlerini vererek ulkenin herseyini kendi uzerlerine gecirmekte ve butun dogal kaynaklardan sadece kendi kabileleri yararlanmaktadir. Hanedanligin en ufak bir politikasini elestirecek olan herhangi bir insanin cezasi Vahhabilik geregi idamdir.
2o yuzyilin baslarinda Arap bolgesini zorla ele geciren Suudi ailesinden Kral Abdul Aziz Osmanli imparatorlugunun emrine girmek istemis fakat Osmanli yoneticileri tarafindan zalim,guvenilmez ve vahsi bulunarak reddedilmistir.Bunun uzerine bolgede guc olamaya basla- yan Ingilizler'e yaklasarak bolgede bir cok katliama imza atmistir.
Suudi hanedaninin Yahudi olduklarina dair tanikliklar:
1960 yilinda Kahire'de yayin yapan "Savl El Arap" radyosu ile Yemen'de yayin yapan Sana'a radyolari Suudi ailesinin gizli Yahudiler oldugunu iddia ettiler.Konuyla ilgili iddialari yalanlamayan Kral Faysal, 17 Eylul 1969'da Washington Post
gazetesine verdigi demecte "Biz Suudi hanedaninin Yahudi akrabalari vardir.Yahudilere karsi husumet besleyen Arap ve Islam otoriteleriyle ayni noktada degiliz.Bizim ulkemiz Yahudiligin ilk kaynagi olup yeryuzune dagildigi yerdir."demistir.
Not: Tam da bu haberi yayimladigimiz gun Ingiliz Times gazetesinde konuyla ilgili olarak cok ilginc bir haber yayimlandi. Haberin Turkcesi;
Times: Israil'e Musluman Muttefik:"Suudi Arabistan, İran'a olası bir saldırı halinde İsrail'e hava sahasını kullandıracak" Suudi Arabistan’ın İran’a olası bir saldırı halinde İsrail’e hava sahasını kullanması için izin verdiği ileri sürüldü. 14:26 | 12 Haziran 2010
İngiliz Times gazetesinin Körfez’deki askeri kaynaklara dayanarak verdiği haberde, ülkenin kuzeyindeki bu dar hava koridorunun kullanılmasının İran’daki hedeflere çok daha hızlı ulaşılmasına olanak sağladığı belirtilirken, Suudi Arabistan’ın savunma sistemini bu duruma uyarlamak için denemeler de yaptığı ifade edildi.
Habere göre, bir Amerikalı askeri kaynak da "Suudi Araplar, kendileri başka yere bakarken İsraillilerin ülke hava sahasından geçmesine izin verdi. Suudiler kendi savaş uçaklarının harekete geçmemesi ve kimsenin vurulmaması için denemeler yaptı bile. Bütün bunlar ABD Dışişleri Bakanlığının onayıyla yapıldı" ifadesini kullandı.
İsrail ile gergin ilişkilerine rağmen Suudi Araplar Tahran’ı bölgesel bir tehdit olarak algılıyor ve İsrailliler gibi İran’ın nükleer programında ilerleme kaydetmesinden endişe ediyor.
Times’ın haberinde, ayrıca, Suudi Arabistan’daki kaynakların da "Kraliyetteki savunma çevrelerinde herkesin, İsrail’in İran’a olası saldırıya geçmesi halinde bir düzenleme yapıldığından haberi var" dediği ve bu kaynakların "Haberimiz var. İsraillilerin geçişine izin vereceğiz ve gözlerimizi kapatacağız" ifadesini kullandığı belirtildi.
İsrail’in olası saldırısının muhtemel hedeflerinin Natanz ve Kum’ daki uranyum zenginleştirme fabrikaları, İsfahan’daki dönüşüm fabrikası ve Arak’taki ağır su reaktörü olduğu sanılıyor.
BM Güvenlik Konseyi çarşamba günü İran’a 2006’dan beri dördüncü grup yaptırımları kabul etmişti.
|