|
Şuara suresi ayet 81 Ve O'dur ki, beni öldürür, sonrada beni diriltir.
O âlemlerin Rabbi'dir ki (beni öldürür) dünyada ruhumu alır, beni dünyanın musibetlerinden kurtarmış olur. (Sonra da beni diriltir.) Ah i ret nimetlerine kavuşturur. Bir yüce Peygamber hakkındaki ölüm, onun ebedî bir hayata kavuşmasına, pek yüce nimetlere, tecellilere ulaşmasına sebep olacağı için İbrahim Aleyhisselâm, öldürmeyi de, diriltmeyi de Cenab-ı Hak'ka isnad etmiştir, bunların birer büyük nimet olduğuna işaret buyurmuştur.
Şuara suresi ayet 82 Ve O'dur ki, ceza gününde benim için kusurumu affetmesini ve bağışlamasını umarım -niyaz edersem-
İbrahim Aleyhisselâm, âlemlerin Rabbi'nin kutsî vasıflarını şöylece de beyan ediyor: (Ve O'dur ki,) O Yüce Yaratıcıdır ki, (ceza gününde benim için kusurumu) insanlık icabı meydana gelmiş olan hatalarımı (affetmesi ve bağışlamasını) onun lütuf ve keriminden (umarım) niyaz ederim çünkü o kerem sahibi mabud, gafurdur, rahîmdir. Hz. İbrahim yüce bir Peygamber olduğu için masumdur. Fakat tevazusundaki mükemmellik ve nefsinin hazmetsinden dolayı böyle bir niyazda bulunmuştur. Ve bu vesile ile de ümmetler için bir fazilet dersi vermiş, günahlardan kaçınma ve ilâhi mağfirete sığınılması lüzumunu ümmetlere öğretmiştir.
Şuara suresi ayet 83 Yarabbi. Bana bir hikmet bahşet ve beni iyilerin arasına kat.
Bu mübarek âyetler de Ibrahmm Aleyhisselâm'ın dua ederek Kerem sahibi yaratıcıdın neler temenni ettiğini bildiriyor ve kıyamet gününde insanlara temiz kalpten başka bir şeyin faideli olamıyacağını ihtar buyurmaktadır. Şöyle ki: Hz. İbrahim niyazda bulunarak dedi ki: (Yarabbü) Ey bana ihsanı pek çok olan mabudum!, (bana bir hikmet bahşet) yani; Beni ibadet ve itaat hususunda en mükemmel dereceye eriştir veya ilâhi hükümleri hakkıyla bilmeyi nasib eyle, veya beni kulların, arasında, adilce hükme muvaffak kıl (ve beni iyilere kat) yani: Günahların büyüklerinden de, küçüklerinden de kaçınan, insani faziletlere tam anlamıyle sahip bulunan, dünyada da, ahirette de takva sahiplerine rehber olan yüce Peygamberler zümresine dahil buyur veya onlar ile benim aramı cennette cem et. Cenab-ı Hak, İbrahim Aleyhisselâm'ın bu duasını kabul etmiş "şüphe yok ki, ahirette elbette salihlerdendir" buyurmuştur.
Şuara suresi ayet 84 Ve sonrakiler arasında benim için iyilikle anılmayı nasip kıl.
Hz. İbrahim yine dua ederek dedi ki: Yarabbü. 'sonrakiler arasında) benden sonra dünyaya gelecek insanlar arasında (benim için iyilikle anılmak nasip kıl) ben herkesin kabulüne, güzelce övgüsüne daima kavuşmuş olayım. Bu dua da kabul edilmiştir. Nitekim, İbrahim Aleyhisselâm bütün milletler arasında yüceltilmektedir. Kendisine muhabbet gösterilmektedir. Özellikle onun zürriyetinde olarak Peygamberlerin sonuncusu dünyaya gelmiştir, o vasıta ile de Hz., İbrahim daima iyilikle hatırlanmaktadır, kendisinin ve ailesinin selât ve selâma mazhar oldukları (kemâ salleyte ala İbrahim) " lbrahim'e salât ettiğin gibi", cümlesiyle beyan olunmaktadır.
Şuara suresi ayet 85 Ve beni naim cennetinin vârislerinden kıl.
Hz. İbrahim duasına devam ederek, Ey Allah'ım!. (Ve beni) ahirette (naim cennetinin vârislerinden kıl) diye de niyazda bulunmuştur. Yani: Yarabbü. İçinde senin güzel cemaline, yüce sânına lâyık bir şekilde bakılacak olan o yüce cenneti bana lütfen nasip buyur ki, o büyük bir mutluluktan ibarettir. Böyle bir nimete kavuşmanın ancak ilâhi bir lütuf ve Allah'ın keremi ile mümkün olabileceğine işaret için burada kazanmadan elde edilen (irs) tabiri zikredilmiştir.
Şuara suresi ayet 86 Ve babam için mağfiret buyur, şüphe yok ki o sapıklardan oldu.
İbrahim Aleyhisselâm, duasına şunu da have etmiştir: Yarabbü. (Ve babam için mağfiret buyur) ona hidayet nasip et, onu îmana muvaffak kıl, o sayede onu af ve mağfirete kavuştur, (şüphe yok ki, o, sapıklardan oldu) hak yoldan çıkmış, sapıklığa düşmüş bulundu. Bir rivayete göre, Hz. İbrahim'in pederi Azer, İslâmiyeti kabul edeceğine dair muhterem oğluna vâ'dde bulunmuştu. Bu sebeple Hz. İbrahim de onun hakkında böyle dua etmişti. Bilâhara bunun tersi gerçekleşince İbrahim Aleyhisselâm da ondan uzaklaşmıştır.
Şuara suresi ayet 87 Ve -İnsanların- kabirlerden diriltilip kaldırılacakları gün beni mahcup etme.
Yine 0 muhterem Peygamber şöyle niyazda bulundu: Ey Kerem sahibi yaratıcı!. (Ve) bütün insanların (kabirlerinden diriltilip kaldırılacakları gün) kıyamet gününde, o müthiş mahşer gününde (beni zelil etme) horluğa düşürme, beni halka karşı rezil etme. İbrahim Aleyhisselâm, tevazu göstermiş nefsini sindirmiş, insanlık icabı kendisinden en iyi olan terketme kabilinden bazı şeyler meydana gelebileceğini düşünmüş, bu sebeple böyle bir istirhama lüzum görmüştür. Bununla beraber bu temennisiyle kendisine ait derecelerin pek yüksek olmasını da niyazda bulunmuş demektir.
Şuara suresi ayet 88 O gün ki, ne mal fa ide verir, ve ne de oğullar.
Evet.. Yarabbü. Beni horluğa uğratma (o gün ki) 0 kıyamet gününde ki, artık herhangi bir kimseye (ne mal fa ide verir ve ne de oğullar) isterse, malını dünyada iken hayır yollarına sarfetmiş olsun, oğulları da iyi kimselerden bulunmuş olsunlar. Hiçbir kimse ahirette bunlardan bir faide göremez. Ancak, îman ile ahirete gelmiş ise o başka. 0 zaman dünyada iken yapmış olduğu hayır ve iyiliklerin mükâfatını görür, hayırlı evlâdının yardımına kavuşabilir. İşte bu hakikati beyan için de şöyle buyuruyor.
Şuara suresi ayet 89 Ancak Allah'a selim bir kalp ile varan kimse müstesna.
(Ancak Allah'a temiz bir kalp ile varan kimse müstesna) yani: Kalbi şirk ve nifak hastalığından temiz bulunan kimseye gelince ona hayırlı, iyilik yoluna sarfedilmiş malları ve salih evlâdı yarın ahirette fayda verir. Binaenaleyh insanlar, daha dünyada iken kalp selâmetine, gerçek bir îmana sahip olmalıdırlar ki, istikballerinden emin olabilsinler.
Şuara suresi ayet 90 Ve cennet takva sahipleri için yaklaştırılmıştır.
Bu mübarek âyetler, müminleri cennetle müjdeliyor, müşrikleri de cehennem ile tehdit ediyor. Ahirette müşrikleri kınamak için nasıl müthiş bir sualin geleceğini ve onların da kendilerini saptırmış olan şeytanlar ile nasıl bir münakaşada bulunacaklarını bildiriyor ve o dinsizlerin ne gibi bir itirafta bulunmaya mecbur kalacaklarını ihtar buyurmaktadır. Şöyle ki: (Ve cennet muttakiler için) yani: Küfür ve isyandan sakınanlar için (yaklaştırılmıştır) öyle mutlulardan olan zatlar, bulundukları mevkiden cenneti, ondaki çeşitli nimetleri görürler, cennet gözlerinin önünde tecelli eder durur, onların sevinçlerini, şereflerini arttırmış bulunur.
|