Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Per May 24, 2012 4:55 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 876 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 84, 85, 86, 87, 88
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Pts Kas 15, 2010 6:30 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
26/63
1. fe : o zaman
2. evhaynâ : vahyettik
3. ilâ mûsâ : Musa'ya
4. en ıdrib : vurması
5. bi asâke : (senin) asan ile
6. el bahra : deniz
7. fenfeleka (fe infeleka) : hemen (infilâk etti) yarıldı, ayrıldı
8. fe : o zaman, böylece, bundan sonra
9. kâne : oldu
10. kullu : hepsi
11. firkın : fırka, parça
12. ke : gibi
13. et tavdi : yüksek dağ
14. el azîmi : büyük

Asanın halk manasına geldiğini de öğrenmiş olduk böylece


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Sal Kas 16, 2010 7:34 am 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2234
tahsin33 yazdı:
Asanın halk manasına geldiğini de öğrenmiş olduk böylece


لسان العرب - (ج 15 / ص 63)
قال الأزهري ويقال للعصا عَصاةٌ بالهاء يقال أَخذْتُ عَصاتَه قال ومنهم مَن كرِهَ هذه اللغة روى الأصمعي عن بعض البصريين قال سُمِّيت العَصا عَصاً لأن اليَدَ والأَصابعَ تَجْتَمعُ عليها مأْخوذٌ من قول العرب عَصَوْتُ القومَ أَعْصُوهم إذا جَمَعْتهم على خير أَو شرٍّ

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Sal Kas 23, 2010 9:16 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Dil bilgisi için teşekkür ederim


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Sal Kas 23, 2010 9:20 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Şuara suresi ayet 71
Dediler ki: Putlara ibadet ediyoruz. Onlara -ibadete- devam edip duruyoruz.

O müşrikler de cevaben (dediler ki) Biz (putlara ibadet ediyoruz) onları mabut tânıyorız ve (onlara) o putlara gündüzleri ibadete (devam edip duruyoruz.) Onların ibadetleriyle meşgul bulunuyoruz. Müşrikler, cevaplarını uzunca vermiş, âdeta o putlara tapınmakla iftihar etmiş olduklarını göstermiş bulunuyorlardı.

"Zaile"
kellimesi bir işi gündüzün işlemek hakkında kullanılır. "Ukûf" da bir şeye devam, etmek ve başğanmak demektir. "Akif" de bir şeye devamlı olarak yönelmiş olan, nefsini bir yerde hapsedip ikamet eden kimse demektir.

Şuara suresi ayet 72
Dedi ki: Onlara dua ettiğinizi zaman sizi işitiyorlar mı?

İbrahim Aleyhisselâm da onların o bozuk görüşlerine, zararlı hareketlerine tenbih için (dedi ki: Onlara) o putlara (dua ettiğiniz) ibadette butunup yalvardığınız 'zaman) onlar (sizi işitiyorlar mı?..) Duanızı duyup niyazından haberdar olabiliyorlar mı?.

Şuara suresi ayet 73
Yahut size bir menfaat veya bir zarar verebiliyorlar mı?

(Yahut) o putlar (size bir menfaat veya bir zarar verbiliyorlar mı?) ki, onlara ibadet ediyorsunuz, tâki o ibadet sayesinde onların menfaatlerine ulaşasınız veya onların zararlarından emin bulunasınız. Halbuki, onlar ne menfaat ve ne de zarar vermeğe kadir değildirler

Şuara suresi ayet 74
Dediler ki: yok, biz babalarımızı böyle yapar bulduk.

O müşrikler de, o putların öyle işitmeğe, menfaat ve zarar vermeğe kadir olmadıklarını adeta itiraf edercesine bir vaziyet alarak (dediler ki: yok) biz onlardan öyle bir şey görmüş, bilmiş değiliz. (Biz babalarımızı böyle) o putlara dua ve ibadet (yapar bulduk) biz de onlara uymuş bulunduk.. Demek ki: O müşrikler, bir delile, bir hikmete dayanmaksızın sırf körü-körüne bir taklit yoluyla öyle cahilce bir harekette bulunup durduklarını itiraf etmiş bulundular. İşte şimdi müşrikler de bu kabilden kimselerdir. Artık Resûl-i Ekrem üzülmesin, o kâfirler, kendi pek korkunç istikballerini düşünsünler!..

Şuara suresi ayet 75
Dediki: Şimdi neye ibadet ettiğinizi görmüş oldunuz mu?

Bu mübarek âyetler de İbrahim Aleyhisselâm'ın kavmine olan ihtarıni ve Alemlerin Rabbinden başka o mabûd edinilen şeylerin kendisince birer düşman olduklarını söylemiş olduğunu bildiriyor ve Hz. İbrahim'in kendi hakkında tecelli eden Alemlerin Rabbinın ihsanını, tasarruflarını bir hürmet ve şükür lisanı ile ifade etmiş bulunduğunu beyan buyuruyor. Şöyle ki: İbrahim Aleyhisselâm, o kendilerine hitab ettiği putperestlerin cahilce cevaplarına karşı (dedi ki: şimdi neye ibadet ettiğinizi) ne gibi faideye ve zarara güç yetiremeyen âciz taşlara, heykellere tapıp durduğunuzu (görmüş) bakıp anlamış (oldunuz mu?.)

Şuara suresi ayet 76
Sizin ve eski atalarınızın?.

Evet.. 0 (sizin ve eski atalarınızın) tapmakta bulunmuş olduğunuz o faidesiz putları. Onları görüp mahiyetlerini düşündünüz mü?. Hiç onlar mabutluk vasfına sahip olabilirler mi?. 0 eski atalarımızın onlara tapınmış olmaları, sizin böyle cahilce hareketinizin doğruluğu için, bir delil olabilir mi?. Bâtıl bir şey eskiden beri işlenmiş olmakla hakka dönmüş olur mu?. Binaenaleyh siz bu taklit hususunda asla mazur değilsinizdir. Kendinizi pek büyük bir mesuliyetten kurtaramazsınız.

Şuara suresi ayet 77
İşte onlar, benim için şüphe yok bir düşmandır, âlemlerin Rabbi ise müstesna.

(İşte onlar) 0 kendilerine cahillerin tapmakta bulundukları bâtıl şeyler (benim için şüphe yok ki, bir düşmandır) yani: Onlar kendilerine tapanlar için birer düşmandır, bunların felâketlerine sebep olmuş olurtar. Artık onlara tapılır mı? Hz. İbrahim, bir hikmeti üslup ile o putlara tapanlara taşlamada bulunmuş, onları ikaza, irşada çalışmıştır. Adeta buyurulmuş oluyor ki: Her kim o putlara tapınırsa sanki düşmanlarına tapınmış gibi olur. Çünkü o yüzden bir ebedî felâkete maruz kalacaktır. Bu bir hakikattir ki, güzelce tefekkür edilince pek güzel anlaşılır. (Alemlerin Rabi ise müstesna.) 0 benim mabûdumdur, 0 benim dünyada da, ahirette de nimet sahibimdir, ona ibadet, mutluluk sebebidir. İşte ey gafil insanlar!.. Siz de uyanınız da o hakiki mabuda ibadette bulunun, öyle faidesiz şeylere tapmak cehaletinde bulunmayın.

Şuara suresi ayet 78
0 Alemlerin Rabi - ki, beni yarattı, elbette beni hidayete iletecek olan O'dur.

Evet.. (0) Alemlerin Rabbi olan Kerem sahibi mabud (ki, beni yarattı) kudretiyle vücude getirdi. (İşte beni hidayete iletecek olan O'dur) benim dünyevî ve uhrevî selâmet ve sadetimi temin edecek zad ondan başka değildir. Yoksa kendisine tapanın duasını işitemeyen, onun hakkında bir faide ve zarar vermeğe kadir olmayan bir şey, nasıl mabûd olabilir?. Bu apaçık bir hakikat değil midir?.

Şuara suresi ayet 79
Ve O'dur ki, bana o yiyecek ihsan eder ve beni suya kavuşturur.

(Ve O'dur ki) o Kerem sahibi yaratıcıdır (bana o yiyecek ihsan eder ve beni suya kavuşturur) yani: Beni çeşitli nimetleriyle rızıklandırır. Eğer onun lütfü, müsaadesi olmasa hiçbir kimse bir nimete kavuşturamaz.

Şuara suresi ayet 80
Ve hasta olduğum zaman bana ancak o şifa verir.

(Ve hasta olduğum zaman bana ancak o) merhamet sahibi yaratıcı (şifa verir) ondan başka şifa verecek yoktur. Hz. İbrahim, hastalığı nefsine, şifa vermeğe de Allah Teâlâ'ya izafe etmek suretiyle bir ahlâk güzelliğine riayette bulunmuştur. Yoksa haddizatında hastalığı veren de yine Cenab-ı Hak'tır. Bununla beraber yemek, içmek vesaire hususunda koruyucu hekimlik usulüne riayet etmeyen insanlar, kendi hastalıklarına sebebiyet vermiş olurlar. Bu cihetle de hastalık kendilerine nisbet edilir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Cmt Kas 27, 2010 10:21 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Şuara suresi ayet 81
Ve O'dur ki, beni öldürür, sonrada beni diriltir.

O âlemlerin Rabbi'dir ki (beni öldürür) dünyada ruhumu alır, beni dünyanın musibetlerinden kurtarmış olur. (Sonra da beni diriltir.) Ah i ret nimetlerine kavuşturur. Bir yüce Peygamber hakkındaki ölüm, onun ebedî bir hayata kavuşmasına, pek yüce nimetlere, tecellilere ulaşmasına sebep olacağı için İbrahim Aleyhisselâm, öldürmeyi de, diriltmeyi de Cenab-ı Hak'ka isnad etmiştir, bunların birer büyük nimet olduğuna işaret buyurmuştur.

Şuara suresi ayet 82
Ve O'dur ki, ceza gününde benim için kusurumu affetmesini ve bağışlamasını umarım -niyaz edersem-

İbrahim Aleyhisselâm, âlemlerin Rabbi'nin kutsî vasıflarını şöylece de beyan ediyor: (Ve O'dur ki,) O Yüce Yaratıcıdır ki, (ceza gününde benim için kusurumu)
insanlık icabı meydana gelmiş olan hatalarımı (affetmesi ve bağışlamasını) onun lütuf ve keriminden (umarım) niyaz ederim çünkü o kerem sahibi mabud, gafurdur, rahîmdir. Hz. İbrahim yüce bir Peygamber olduğu için masumdur. Fakat tevazusundaki mükemmellik ve nefsinin hazmetsinden dolayı böyle bir niyazda bulunmuştur. Ve bu vesile ile de ümmetler için bir fazilet dersi vermiş, günahlardan kaçınma ve ilâhi mağfirete sığınılması lüzumunu ümmetlere öğretmiştir.

Şuara suresi ayet 83
Yarabbi. Bana bir hikmet bahşet ve beni iyilerin arasına kat.

Bu mübarek âyetler de Ibrahmm Aleyhisselâm'ın dua ederek Kerem sahibi yaratıcıdın neler temenni ettiğini bildiriyor ve kıyamet gününde insanlara temiz kalpten başka bir şeyin faideli olamıyacağını ihtar buyurmaktadır. Şöyle ki: Hz. İbrahim niyazda bulunarak dedi ki: (Yarabbü) Ey bana ihsanı pek çok olan mabudum!, (bana bir hikmet bahşet) yani; Beni ibadet ve itaat hususunda en mükemmel dereceye eriştir veya ilâhi hükümleri hakkıyla bilmeyi nasib eyle, veya beni kulların, arasında, adilce hükme muvaffak kıl (ve beni iyilere kat) yani: Günahların büyüklerinden de, küçüklerinden de kaçınan, insani faziletlere tam anlamıyle sahip bulunan, dünyada da, ahirette de takva sahiplerine rehber olan yüce Peygamberler zümresine dahil buyur veya onlar ile benim aramı cennette cem et. Cenab-ı Hak, İbrahim Aleyhisselâm'ın bu duasını kabul etmiş "şüphe yok ki, ahirette elbette salihlerdendir" buyurmuştur.

Şuara suresi ayet 84
Ve sonrakiler arasında benim için iyilikle anılmayı nasip kıl.

Hz. İbrahim yine dua ederek dedi ki: Yarabbü. 'sonrakiler arasında) benden sonra dünyaya gelecek insanlar arasında (benim için iyilikle anılmak nasip kıl) ben herkesin kabulüne, güzelce övgüsüne daima kavuşmuş olayım. Bu dua da kabul edilmiştir. Nitekim, İbrahim Aleyhisselâm bütün milletler arasında yüceltilmektedir. Kendisine muhabbet gösterilmektedir. Özellikle onun zürriyetinde olarak Peygamberlerin sonuncusu dünyaya gelmiştir, o vasıta ile de Hz., İbrahim daima iyilikle hatırlanmaktadır, kendisinin ve ailesinin selât ve selâma mazhar oldukları (kemâ salleyte ala İbrahim) " lbrahim'e salât ettiğin gibi", cümlesiyle beyan olunmaktadır.

Şuara suresi ayet 85
Ve beni naim cennetinin vârislerinden kıl.

Hz. İbrahim duasına devam ederek, Ey Allah'ım!. (Ve beni) ahirette (naim cennetinin vârislerinden kıl) diye de niyazda bulunmuştur. Yani: Yarabbü. İçinde senin güzel cemaline, yüce sânına lâyık bir şekilde bakılacak olan o yüce cenneti bana lütfen nasip buyur ki, o büyük bir mutluluktan ibarettir. Böyle bir nimete kavuşmanın ancak ilâhi bir lütuf ve Allah'ın keremi ile mümkün olabileceğine işaret için burada kazanmadan elde edilen (irs) tabiri zikredilmiştir.

Şuara suresi ayet 86
Ve babam için mağfiret buyur, şüphe yok ki o sapıklardan oldu.

İbrahim Aleyhisselâm, duasına şunu da have etmiştir: Yarabbü. (Ve babam için mağfiret buyur) ona hidayet nasip et, onu îmana muvaffak kıl, o sayede onu af ve mağfirete kavuştur, (şüphe yok ki, o, sapıklardan oldu) hak yoldan çıkmış, sapıklığa düşmüş bulundu. Bir rivayete göre, Hz. İbrahim'in pederi Azer, İslâmiyeti kabul edeceğine dair muhterem oğluna vâ'dde bulunmuştu. Bu sebeple Hz. İbrahim de onun hakkında böyle dua etmişti. Bilâhara bunun tersi gerçekleşince İbrahim Aleyhisselâm da ondan uzaklaşmıştır.

Şuara suresi ayet 87
Ve -İnsanların- kabirlerden diriltilip kaldırılacakları gün beni mahcup etme.

Yine 0 muhterem Peygamber şöyle niyazda bulundu: Ey Kerem sahibi yaratıcı!. (Ve) bütün insanların (kabirlerinden diriltilip kaldırılacakları gün) kıyamet gününde, o müthiş mahşer gününde (beni zelil etme) horluğa düşürme, beni halka karşı rezil etme. İbrahim Aleyhisselâm, tevazu göstermiş nefsini sindirmiş, insanlık icabı kendisinden en iyi olan terketme kabilinden bazı şeyler meydana gelebileceğini düşünmüş, bu sebeple böyle bir istirhama lüzum görmüştür. Bununla beraber bu temennisiyle kendisine ait derecelerin pek yüksek olmasını da niyazda bulunmuş demektir.

Şuara suresi ayet 88
O gün ki, ne mal fa ide verir, ve ne de oğullar.

Evet.. Yarabbü. Beni horluğa uğratma (o gün ki) 0 kıyamet gününde ki, artık herhangi bir kimseye (ne mal fa ide verir ve ne de oğullar) isterse, malını dünyada iken hayır yollarına sarfetmiş olsun, oğulları da iyi kimselerden bulunmuş olsunlar. Hiçbir kimse ahirette bunlardan bir faide göremez. Ancak, îman ile ahirete gelmiş ise o başka. 0 zaman dünyada iken yapmış olduğu hayır ve iyiliklerin mükâfatını görür, hayırlı evlâdının yardımına kavuşabilir. İşte bu hakikati beyan için de şöyle buyuruyor.

Şuara suresi ayet 89
Ancak Allah'a selim bir kalp ile varan kimse müstesna.

(Ancak Allah'a temiz bir kalp ile varan kimse müstesna) yani: Kalbi şirk ve nifak hastalığından temiz bulunan kimseye gelince ona hayırlı, iyilik yoluna sarfedilmiş malları ve salih evlâdı yarın ahirette fayda verir. Binaenaleyh insanlar, daha dünyada iken kalp selâmetine, gerçek bir îmana sahip olmalıdırlar ki, istikballerinden emin olabilsinler.

Şuara suresi ayet 90
Ve cennet takva sahipleri için yaklaştırılmıştır.

Bu mübarek âyetler, müminleri cennetle müjdeliyor, müşrikleri de cehennem ile tehdit ediyor. Ahirette müşrikleri kınamak için nasıl müthiş bir sualin geleceğini ve onların da kendilerini saptırmış olan şeytanlar ile nasıl bir münakaşada bulunacaklarını bildiriyor ve o dinsizlerin ne gibi bir itirafta bulunmaya mecbur kalacaklarını ihtar buyurmaktadır. Şöyle ki: (Ve cennet muttakiler için) yani: Küfür ve isyandan sakınanlar için (yaklaştırılmıştır) öyle mutlulardan olan zatlar, bulundukları mevkiden cenneti, ondaki çeşitli nimetleri görürler, cennet gözlerinin önünde tecelli eder durur, onların sevinçlerini, şereflerini arttırmış bulunur.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Pts Kas 29, 2010 11:45 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Şuara suresi ayet 91
Cehennem de azgınlar için açılıp aşikâre kılınmıştır.

(Cehennemde azgınlar için) Hak yoldan çıkmış îmandan mahrum kalmış kimselere karşı (açılıp aşikâre kılınmıştır) onun şiddetli ateşleri daha ortaya gitmeden karşılarında görünmeğe başlamış, o cehennemin müthiş felâketleri gözleri önünde meydana gelip kalplerini pek ızdıraplı bir hale getirmiş olacaktır.

Şuara suresi ayet 92
Ve onlara denildi ki ibadet ettiğiniz şeyler nerede?.

(Ve onlara) o cehenneme sevkedilecek kâfirlere (denildi ki) yani: O kıyamet günü onları azarlamak için, küçümsemek ve kınamak için muhakkak denilecektir ki, dünyada iken kendilerine (ibadet ettiğiniz şeyler) o putlar, o size ahirette şefaat edeceklerini umduğunuz bâtıl mabutlar, (nerede) onlar ne oldular?. Hani imdadınıza koşmuyorlar?.

Şuara suresi ayet 93
Allah'tan gayrı, -onlar- size yardım ediyorlar mı?. Veya kendilerine mi yardıma çalışıyorlar?.

Evet.. (Allah'tan gayrı) olan, öyle tanrılık mertebesine asla sahip bulunmayan o âciz, fani şeyler ne oldu? Siz onlardan menfaat bekliyordunuz, şimdi onlar (size yardım ediyorlar mı?.) sizden azabı bertaraf edebilecekler mi?, (veya) hut onlar (kendilerine yardıma çalışıyorlar mı?.) kendilerine, gelecek olan bir azabı kendilerinden defe kadir olabilecekler mi?. Ne mümkün!. Bu! o müşrikler için bir azarlama ve kınama sualidir.

Şuara suresi ayet 94
Artık onlar -putlar- ve o azgınlar orada -ateşlere-fırlatılmışlardır.

Evet.. (Artık) şüphe yok ki (onlar) o putlar, o kendilerinden faide umulan şeytanlar, iblis tabiatlı kimseler (ve o azgınlar) o putlara tapmak şaşkınlığında bulunmuş olan müşrikler (orada) o cehennemmlerde ateşlere (fırlatılmışlardır) cehennemde defalarca yüzleri üzerine bırakılmışlardır. Evet.. Onlar öyle korkunç bir azaba maruz kalacaklardır. İstikbale ait olan bu gibi hadiseler, mutlaka gerçekleşeceğinden dolayı derhâl vâki olmuş gibi bildirilmektedir.

Şuara suresi ayet 95
Ve şeytanın bütün orduları da -o ateşe atılmışlardır-.

(Ve şeytanın bütün orduları) İblise tâbi olan, onun gibi insanları dinden, ahlâki faziletten mahrum bırakmaya çalışan ve insan ve cin topluluğunda bulunanlar da o cehennem ateşine atılmış bulunacaklardır.

Şuara suresi ayet 96
Ve onlar orada birbirleriyle düşmanlıkta bulunarak- demiş olacaklardır ki:

(Ve onlar) 0 bâtıl mabutlara tapanlar (orada) cehennemde (birbirleriyle düşmanlıkta bulunarak) kendilerinin cehenneme atılmalarına sebep olan bâtıl mabutlar ile, şeytanlar ile çekişerek (demiş olacaklardır ki) Eyvah biz ne kadar aldanmışız!.

Şuara suresi ayet 97
Allah'a and olsun ki, biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz.

(Allah'a kasem olsun ki,) biz dünyada iken ey putlar, ey şeytanlar sizlere tapınmak suretiyle (apaçık bir sapıklık içinde imişiz) bu şimdi mükemmel anlaşıldı. Biz sapıklık içinde yaşamış olduğumuzu şimdi itirafa mecburuz.

Şuara suresi ayet 98
Çünkü biz sizi -ey putlar- âlemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.

(Çünkü) biz büyük bir cehalet içinde bulunmuşuz, ey Putlar!. Bâtıl mabutlar!, (biz) dünyada iken (sizi âlemlerin Rabbine eşit tutuyorduk) siz Allah'ın en aşağı birer mahlûku olduğunuz halde sizi ibadete lâyık görme hususunda âlemlerin Rabbine eşit sanmış idik, artık şüphe yok ki pek fahiş bir sapıklık içinde bulunup durmuştuk. Ne elem verici bir itiraf!

Şuara suresi ayet 99
Ve bizi ancak o günahkarlar sapıtmış oldular.

Bu mübarek, âyetler de ahirette dinsizlerin kendi sapıklıklarını itiraf ile buna kimlerin sebebiyet verdiğini ve dosttan, şefaatçiden mahrum bulunduklarını söyleyerek dünyaya dönecek olsalar da îmana kavuşsalar temennisinde bulunacakların bildiriyor. Ve Hz. İbrahim'e ait kıssanın muazzam bir öğüt teşkil ettiğini ve yüce Allah'ın kudret ve yardımını beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: Müşrikler, kıyamet gününde kendi sapıklıklarını anlamış, pişmanlık göstermeye başlamış olacaklardır (ve) sapıklıklarına sebep olanları anlamış olarak diyeceklerdir ki: (bizi ancak o günahkârlar) o kendilerine tâbi olduğumuz reislerimiz büyüklerimiz (sapıtmış oldular) onların sözlerine baktık, izlerine düştük, o yüzden sapıklık içinde yaşamış olduk.

Şuara suresi ayet 100
Artık bize ne şefaat edicilerden var.

(Artık) O sebepledir ki, bugün (bize ne efaat edicilerden var) dir ki, bize şefaatleriyle bu felâketten kurtarabilsinler.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 876 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 84, 85, 86, 87, 88

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.190s | 10 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.