Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Cmt Åžub 11, 2012 12:58 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 876 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82 ... 88  Sonraki
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Cum AÄŸu 20, 2010 11:10 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Necm suresi ayet 51
Semûd'u da. Böylelikle (o halklardan kimseyi) bırakmadı.

Semûd'u da helak etti de hiç bırakmadı. Yani ne Âd ve ne de Semûd kavminden iman etmeyenlerin hiç birini bırakmadı, günahlarını cezasız yanlarına komadı.

Necm suresi ayet 52
Daha önce Nuh kavmini de. Çünkü onlar, daha zalim ve daha azgındılar.

Daha önce de Nuh kavmi ni helak etmişti. Çünkü onlar daha zalim ve daha azgın idiler, Nuh kavmi diğerlerinden daha zalim idi. Hz. Nûh'a pek fazla eziyet veriyorlardı. Yahut diğer bir mânâ ile Âd, Semûd ve daha önce Nuh kavmi hep o helâk edilen kavimler, Kureyş'ten daha zali m ve daha azgın idiler.

Necm suresi ayet 53
Altı üstüne gelen (Lût kavminin) şehirlerini de O yerin dibine geçirdi.

Mü'tefike'yi de haviyeye attı, havaya kaldırıp hâviyeye, yani yerin altına geçirdi. "Mü'tefike" Lût kavminin altı üstüne gelen şehirleri, Sedûm ve saire diye açıklanmıştır ki, "Münkalibe" de üstü altına gelmiş demektir. "Üstünü altına getirdik..." (Hûd, 11/82) âyeti de bu mânâdadır. Ebu Hayyân der ki: "Herhangi bir değişim ile evleri ve yerleri alt üst olan her memleketin kasdedilme ihtimalinin bulunduğu söylenmiştir."

Necm suresi ayet 54
Böylece ona (o topluma) sardırdığını sardırdı

Onları neler kapladı ise kapladı. Bu ifade, onlara inen azabın dehşetini göstermektedir. Bunlardan, insanın yaptıklarıyla hiç ilgisi olmayan soyut semavî (göksel) musibetler anlaşılmamalı, insanların kendi fiil ve günahlarına ait olan felaketler anlaşılmalıdır

Necm suresi ayet 55
Öyleyse, Rabbinin hangi nimetlerinden kuşkuya düşmektesin?

Bazı müfessirlere göre bu ifadeler Hz. İbrahim ile Hz. Musa'nın sahifelerinin bir bölümüdür. Bazı müfessirler ise 54. ayetle birlikte söz konusu sayfalar hakkındaki açıklamaların sona erdiği ve yeni bir konunun başladığı görüşündedir.
Ancak siyak ve sibak dikkate alındığında ilk görüşün daha doğru olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü sonraki ibareden (Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır) anlaşıldığına göre, Hz. İbrahim'in ve Hz. Musa'nın sayfaları önceki uyarıcılar olarak zikredilmiştir.

"tetemaru" münakaşa etmek, tartışmak ve şüphelenmek anlamlarına gelir. Bu ayet Kur'an'ı okuyan herkese hitap etmektedir. Şöyle denilmektedir:
"Önceki peygamberleri yalanlayan toplumların kötü sonlarını bilmenize rağmen, onların izlerini takip ediyorsunuz. Önceden helâk olan toplumlar da Allah'ın nimetleri hakkında şüpheye düştüler ve "bu nimetleri sadece Alah vermiyor, O'nun ortakları da var" diyerek peygamberlerle tartışmaya başladılar. Sonuçta peygamberlerin kendilerine getirdiği tevhid akidesini yalanladılar. Sizler o toplumların bu şüphe ve tartışmalar dolayısıyla helâk olduklarını ve sizlerin de akibetinizin aynı olacağını düşünemiyor musunuz?"
Burada Ad, Semud ve Nuh kavimlerinin Hz. İbrahim'den (a.s) önce yaşadıklarına ve Hz. Lût'un (a.s) onun çağdaşı olduğuna dikkat edilmelidir. Dolayısıyla bu tartışma, Hz. İbrahim'in sayfalarının bir bölümü olamaz.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Cmt AÄŸu 21, 2010 10:10 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Necm suresi ayet 56
Bu önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

Onun için buyuruluyor ki, bu beyan yani (Necm, 53/36)'den beri haber verilenler önceki uyarılardan bir uyarıdır. Yani önceki peygamberlerin uyarıları cümlesinden veya onlar kabilinden bir uyarıdır. Bu mânâda nezir, (uyarıcı) inzar (uyarmak) anlamında ma s dardır. Eğer münzir (uyanan) mânâsında sıfat olursa Peygamber (s.a.v)'i göstermiş olur. Yani bu Kur'ân'ı getiren Muhammed (s.a.v) o Musa ve İbrahim gibi önceki peygamberler cümlesinden bir peygamberdir. Verdiği haberler muhakkak vuku bulacaktır. Bu iş a retinin Kur'ân'ı işaret ettiği düşünüldüğü gibi özellikle şu habere işaret olduğu ihtimâli de vardır.

Necm suresi ayet 57
O yaklaşmakta olan yaklaştı

âzife yaklaştı. Âzife, yaklaşan, yaklaşacak olan, yaklaşmakta bulunan demek olup, kıyametin isimlerindendir. Yani "Kıyamet saati yaklaştı." (Kamer, 54/1) diye yaklaşmak sıfatı ile vasıflanan vakit ve saat günden güne yaklaşmaktadır.

Necm suresi ayet 58
Onu Allah'ın dışında ortaya çıkaracak başka (hiç bir güç yoktur.

Onu, Allah'tan başka açacak bir kudret yoktur. Yani onun ızdıraplarını, acılarını Allah'tan başka açacak veya kaldıracak hiçbir kuvvet ve kudret yoktur. Yahut onun ne zaman ve nasıl olacağını Allah'tan başka keşfederek bilecek kimse yoktur.

Necm suresi ayet 59
Şimdi siz, bu sözden mi şaşkınlığa düşüyorsunuz?

Şimdi siz bu sözden mi hayret ediyorsunuz? İnanılmayacak gibi acaip görüyorsunuz?

Necm suresi ayet 60
(Alaylı) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.

Ve gülüyorsunuz? Eğlenceye alıyorsunuz. Ve ağlamıyorsunuz? Uyarılarının dehşetinden ve halinizin korkunçluğundan dolayı ağlamıyorsunuz?


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Pzr AÄŸu 22, 2010 4:52 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Necm suresi ayet 61
Ve şuursuzca baş kaldırıyorsunuz

"samidûn" lugat alimlerine göre iki anlama gelir. İbn Abbas, İkrime ve Ebu Ubeyde Nahvi'nin görüşüne göre, Yemen dilinde "Semud" şarkı türkü için kullanılır. Kafirler, Kur'an'ı başkaları duymasın diye yüksek sesle şarkı söylerlerdi. Diğer anlamı ise İbn Abbas ve Mücahid'e göre kibir ve gururla başı dik tutmak demektir. Mekkeli müşrikler, Rasûlullah'ın (s.a) yanından geçerken, ondan nefret ederek başlarını dik tutarlarmış. Nitekim Ragıb el-İsfehani de aynı görüşü kabul eder. Katade'ye göre, "gafilun" Said b. Cübeyr'e göre ise "Muarizun" anlamına gelir.

Necm suresi ayet 62
Hemen, Allah'a secde edin ve (yalnızca O'na) kulluk edin.

İmam Ebu Hanife ve İmam Şafiî ve çoğu alimlere göre, bu ayet üzerinde secde vaciptir. İmam Malik bu ayet okunduğunda secde ederdi. (Kadı Ebu Bekir, İbnu'l Arabi, Ahkamu'l-Kur'an) Fakat o, bu ayet üzerinde secde etmenin vacip olmadığı kanaatindedir. İmam Malik'in, kanaati şu rivayete dayanır. Zeyd b. Sabit'ten rivayet edildiğine göre O, Hz. Peygamber'e (s.a.) Necm Suresi'ni okumuş ve Hz. Peygamber (s.a) secdeye gitmemiştir. (Buhari, Müslim, İmam Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud, Nesei) Fakat bu rivayet sözkonusu ayeti okuduğumuzda secde etmemize mani teşkil etmez. Çünkü -muhtemelen-Rasûlullah (s.a) o anda herhangi bir neden dolayısıyla secde etmeyip daha sonra secde etmiş olabilir. Başka bir rivayette, Rasûlullah'ın (s.a) bu ayet üzerinde secde ettiği açıkça ortadadır. İbn Mes'ud, İbn Abbas, Muttalib b. Ebi Vedea'nın ittifakla rivayet ettiklerine göre Hz. Peygamber, Harem-i Şerif'de ilk olarak bu sureyi okumuş ve müşriklerde dahil herkes onunla birlikte secde etmiştir. (Buhari, İmam Ahmed, Nesei) İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre, "Rasûlullah (s.a) namazda Necm Suresi'ni okumuş ve bu ayet üzerine secde ederek secdede bir süre beklemiştir" (Beyhaki, İbn Merduye) Sabburatu'l-Cüheyni'den rivayet edildiğine göre, Hz. Ömer, sabah namazında Necm Suresi'ni okuyup secde etti, sonra kalkıp Zilzal Suresi'ni okuyup ruku etti. (Said b. Mensur) İmam Malik'in "Muvatta" adlı eserinde, "Kur'an'da Secde" bölümünde, Hz. Ömer'le ilgili bu rivayet kayıtlıdır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Pts AÄŸu 23, 2010 2:06 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Karia suresi ayet 1
'Başa çarpıp patlak verecek olan'

Bu mübarek süre, meydana gelecek olan kıyamet gününün pek müthiş vasıflarını bildiriyor. O günde kimlerin selâmet ve saadete ereceklerini, kimlerin de felâketlere uğrayarak cehenneme atılacaklarını haber vermektedir. Şöyle ki: (O çarpacak olan felâket..) O pek büyük hâdise, yâni Kalpleri parçalayacak derecede şiddetli olan kıyamet günü, onun belirtileri ne kadar müthiştir.

"Karia": Kâri demektir ki: Şiddetli çapmak manasınadır. Ondan şiddetli bir ses meydana gelir, bu, kıyametten ibarettir. Çünkü, kıyametin başlangıcı bir ilk sûra üfürme ile vuku bulacaktır. Bunun tesiriyle bütün mahlükat, hayattan mahrum kalırlar, bütün gök ve yer cisimleri parçalanır, darmadağın olur, işte bu âyet-i kerîme: O müthiş güne işaret ederek insanlığı harekete ve uyanmaya davet ediyor.

Karia suresi ayet 2
Nedir o 'çarpıp patlak verecek olan?

(O çarpacak olan felâket nedir?.) O hâdise, ne kadar şiddetlidir. Onun yüceliği, büyük tesirleri ne kadar enteresandır, ne kadar korkunçtur!. Bu ilâhî beyan, bir beyan üslûbudur ki: Bildirilen şeyin ne kadar mühim, ne kadar hayret feza olduğuna dikkatleri çeker.

Karia suresi ayet 3
Sana o 'çarpıp patlak verecek olan'ı bildiren nedir?

Evet.. (O çarpacak olan felâketin) büyük musibetin (ne olduğunu sana ne bildirdi?.) elbette ki: Bildirilen şeyin ne kadar mühim, ne kadar hayret edici olduğuna dikkatleri çeker.

Karia suresi ayet 4
İnsanların, 'her yana dağılmış' pervaneler gibi olacakları gün,

O hâdise, o kıyamet felâketi (bir günde) meydana gelecektir, (ki) o gün, bütün (insanlar çırpınıp dağılacak, pervaneler gibi) geceleri ateş etrafında uçuşarak kendilerini alevlerin içine atan kelebekler gibi bir hâle gelmiş (olacaktır.) öyle çokça dağılmış, ıstıraba uğramış bir vaziyette bulunacaktır.
"F.i.r a s" geceleri kendilerini kandillerin ışığına atan pervane gibi haşarat demektir ki: Bunlar sonra kanatlarını yayıp döşedikleri için kendilerine böyle "Fıraş" denilmiştir. "Mebsüs" da yayılmış, ayrılığa uğramış demektir.
Böyle "Fıraşi mebsüs" ibaresi, akıbetlerini bilemeyenler hakkında darb-ı mesel olarak zikredilir.

Karia suresi ayet 5
Ve dağların da 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacakları (gün) .

Buraya kadar olan bölüm, kıyametin birinci merhalesini zikirdir. Yani dünya nizamının altüst olacağı o büyük olay vuku bulduğu zaman, insanlar, ışık geldiğinde pervanelerin her tarafa dağılması gibi korku içinde sağa sola koşacaklardır. Dağlar rengarenk yün gibi atılacaktır. Dağlar çeşitli renkte oldukları için "renkli yün"e benzetilmiştir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Sal AÄŸu 24, 2010 2:53 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Karia suresi ayet 6
İşte, kimin tartıları ağır basarsa,

Burada kıyametin ikinci safhasını zikir başlamaktadır. İnsan tekrar Allah'ın huzuruna çıkacaktır.

Karia suresi ayet 7
Artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir.

Öyle güzel amelleri ağırca bulunan mümîn (Hoşnut) razı olacağı (bir yaşayıştadır.) artık o, pek mutlu ve mes'ut bir hâlde yaşayıp duracaktır. Cennete nail bulunacaktır

Karia suresi ayet 8
Kimin de tartıları hafif kalırsa,

Burada "mevazin" kelimesi kullanılmıştır. Bu kelime, "mevzun" ve "mizan" kelimelerinin çoğuludur. Eğer bunu "mevzun"un çoğulu olarak kabul edersek "mevazin", Allah (c.c.) huzurunda ağırlık taşıyan ve mükafaata müstehak olan ameller anlamına gelir. Eğer "mizan"ın çoğulu olarak değerlendirirsek, o zaman terazinin kefesi kast edilmiş olur. Birinci şekilde "mevazin"in ağır ve hafif olmasının anlamı, iyi amellerin kötü amellere karşı ağır ya da hafif olmasıdır. Çünkü Allah'ın indinde yalnız iyi ameller ağırlık taşır ve onların bir değeri vardır. İkinci şekilde "mevazin"in ağır olmasının anlamı, Allah'ın adaletli mizanında iyilik tarafının kötülüğe göre daha ağır olmasıdır. Amellerin hafif olmasının anlamı ise, iyilik kefesinin, kötülük kefesine göre hafif olmasıdır. Bunun yanısıra Arapça'da ıstılah olarak "mizan", ağırlık manasında da kullanılmaktadır. Bu mana bakımından ağır ve hafif olmaktan murad, iyiliğin ağır veya hafif olmasıdır. Her halükârda "mevazin", "mevzun", "mizan" ya da "vizin" olarak kabul edilse de anlamı pek değişmez. Allah'ın adaleti, insanların sermayesi olan amellerin taşıdığı vezne, iyiliğin hafif ya da ağır olmasına göre karar verecektir. Bu konuya Kur'an-ı Kerim'in pek çok yerinde değinilmiştir. Bunları göz önüne alırsak konu daha iyi anlaşılır. Mesela A'raf suresinde şöyle denmiştir: "O gün tartı tam doğrudur. Kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır. Kimin tartıları hafif gelirse, işten onlar da ayetlerimize haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini ziyana sokanlardır." (A'raf 8-9) Kehf suresinde ise şöyle buyurulmuştur: "Dünya hayatında bütün çabaları boşa gitmiş olan ve kendileri de iyi iş yaptıklarını sanan kimseler, işte onlar Rabb'lerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr eden, bu yüzden amelleri boşa çıkan kimselerdir. Kıyamet günü onlar için bir terazi kurmayız." (Kehf, 104-105) Enbiya suresinde de şöyle buyurulmuştur: "Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Hiç kimseye bir haksızlık edilmez. Bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa onu getiririz.
Hesab gören olarak biz yeteriz." (Enbiya, 47) Bu ayetlerden anlaşılıyor ki, küfür hali ve bunun yanısıra hakkı inkâr, kötülük kefesini ağır bastıracak kadar büyük bir kötülüktür. Kafirlerin hiçbir iyiliği kötülük kefesini kaldıramayacaktır. Fakat mü'minin terazi kefesinde öncelikle imanın ağırlığı olacak, bunun yanısıra dünyada yaptığı iyilikler de ağırlık yapacaktır. Diğer taraftan, yaptığı kötülükler öbür kefeye konarak iyilik yönünün mü, kötülük yönünün mü ağır bastığı görülecektir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Sal AÄŸu 24, 2010 4:22 pm 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 19670
Konum: MUDAREY-Гъубжь
Allah razı olsun tahsin33

_________________
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Sal AÄŸu 24, 2010 7:53 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
PauKaF,
Allah CC sizden de razı olsun


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Çar AÄŸu 25, 2010 10:22 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Karia suresi ayet 9
Artık onun da anası (son durağı) "hâveyi"dir (uçurum) .

Cehennemin ateşidir. Bir çocuk, anasının kucağına sığındığı gibi öyle pek günahkâr bir şahıs için için de ateşten başka sığınacak bir şey yoktur. "Hâviye" Cehennem ateşinin isimlerinin biridir. Gayet derin bulunduğu için kendisine bu ad verilmiştir.

Karia suresi ayet 10
Onun ne olduÄŸunu (mahiyetini) sana bildiren nedir?

(Hâviyenin ne olduğunu) Onun ne müthiş bir azap mahalli bulunduğunu (sana ne şey bildirdi?.) o ne kadar düşüncelerin üstünde bir azap yurdudur.

Karia suresi ayet 11
O, kızgın bir ateştir.

O hâviye denilen şey (Çok kızgın bir ateştir.) onun yanında diğer ateşler pek hafif kalmaktadır.
"Hamiye" harareti pek şiddetli olup parlayan, duran ateş demektir, işte küfür ve tuğyanın neticesi, böyle pek şiddetli bir azaptır. Deniliyor ki: İlâhî adaletin bütün yaratıklara karşı tecellîsi için yarın âhirette kulların amelleri birer şekil kazanarak veya amel defterlerinde yazılı bulunarak tartıya vurulacaktır. Kimlerin güzel, amelleri galip ise sahipleri için mükâfat vesilesi olacaktır. Bil'akis kimlerin çirkin amelleri galip ise onlar da bu yüzden azaba uğrayacaklardır. Bütün bunlar, birer hikmet ve fayda gereğidir, ve Allah'ın kudretine göre asla imkânsız görülemez


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Per AÄŸu 26, 2010 11:59 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Saffat suresi ayet 1
Saflar bağlayanlar hakkı için.

Bu mübarek âyetler, Yüce Allah'ın birliğini, bütün kâinatın Yaratıcısı olduğunu kat'i bir surette bildiriyor. Üstümüzdeki gök kubbesinin yıldızlar ile nasıl bezetilmiş olduğunu ve bazı sırları öğrenmek için göklere yükselmek isteyen şeytanların birer ateş parçalariyle nasıl defedildiklerini ve cezalandırıldıklarını haber veriyor ve onların daimi bir azaba uğrayacaklarını da ihtar buyurmaktadır. Şöyle ki: Allah Teâlâ kendi birliğini ve yaratıcılığını beyan için muhterem bir vasıfta yaratmış olduğu bir kısım mahluklarına yemin ediyor, bu suretle de en mühim bir itikadi meseleyi kuvvetlendiriyor, hem de o mahlûklarını Allah katındaki kıymetlerine işaret ederek onlar gibi üstün vasıflar ile vasıflanmanın ehemmiyetini bildirmiş oluyor. İşte bu gibi hikmetlerden dolayı buyuruyor ki: İbadetler için (Saflar bağlayanların hakkı için) onların yüksek zâtlarına andolsun ki, beyan olunacak bir itikadi mesele, aynen hakikattir.
Bu saf bağlayanlardan maksat, Melâike-i kiram'dır. Onlar birer büyük mertebeye sahiptirler. Ve onlar kısım kısım cemaat halinde toplanırlar, saf bağlamış olarak Cenab-ı Hak'ka kullukta bulunurlar. Mamafih bu saf saf olan zâtlardan maksat, namazlarda saf bağlayan, Yüce Mâbud için secdelere kapanan müslüman gurupları da olabilir. Bunların da Allah katında büyük mertebeleri vardır. Bir de bu zâtlardan maksat, Allah yolunda cihada atılan; din düşmanlarına karşı tertip olan İslâm mücahitleri de olabilir.

Saf;
Bir cemaatin bir çizgi üzerine tertip alması demektir. Belirli bir mertebeyi, bir şeref ve fazileti veya bunun aksine sahip olanlar da birer mânevi, ahlâki saf teşkil
etmiÅŸ olurlar.
Çoğulu Sufûf ve Saffât'dır.



Saffat suresi ayet 2.
Fenalıklardan- Nehy ve men edenler hakkı için.

Yemine devam ile buyuruluyor ki: Fenalıklardan başkalarını (Nehy ve men edenler hakkı için) bunlara da andolsun ki, o beyân olunacak mes'ele, sırf bir hakikattir. Bunlardan maksat da Meleklerdir ki, onları, şeytanları defe çalışırlar, müminleri ruhani ilhamlariyle hayra, iyiliklere teşvik ederler. Mamafih bu zâtlardan maksat, insanları irşada çalışarak onları yasaklardan men'e gayret eden samimi din âlimleri de olabilir. "Zecr" Birşeyden başkasını korkunç bir ses ile veya şâire ile de men ve defetmektedir. Birşeye zorla sevketmek manâsında da kullanılmaktadır. Zacir, zacire öyle çağırıp men'e çalışandır, çoğulu: Zâcirün ve zacirâttır.



Saffat suresi ayet 3
Kur'an'ı okuyanlar hakkı için

Ve yine yemin ediliyor ki: (Kur'an'ı okuyanlar hakkı için) 0 beyan olunacak mesele hakikatin ta kendisidir. Bu zâtlardan maksat da Cenab-ı Hak'kı zikr ve kutsamaya devam eden ve semavi kitapları Yüce Peygamberlere getirmiş olan melâike-i kiramdır veyahut Kur'an-ı Kerim'i okumaya devameden, hükümlerine hakkıyla riayetkar olan m üsI umanlardır,



Saffat suresi ayet 4
Şüphe yok ki, sizin ilahınız birdir.

İşte kendisi için yemin edilen, öyle birçok yeminlere cevap teşkil eden mühim dinî mesele şöylece beyan buyuruluyor: (Şüphe yok ki,) Ey insanlar!. Ey bütün mahlûkatl. (sizin ilâhınız birdir) Mabudunuz, ancak kâinatın Yaratıcısı olan Yüce Allah'tır. 0 ortak ve benzerden münezzehtir. Binaenaleyh yalnız O'na ibadet ediniz, başkalarına ibadet, asla caiz olmaz. Artık bu hakikati bilip temiz bir itikada sahip bulununuz. Küfre ve şirke düşmüş olanlar, öyle cahilce, kâfirce inançlarından, hareketlerden uzaklaşmalıdırlar.



Saffat suresi ayet 5
0 Göklerin ve yerin ve bunların aralarındakilerin Rab'bidir ve doğuların Rab'bidir.

Evet.. Bütün kâinatın Yaratıcısı ve bütün mükellef kulların kendisine kullukta bulunacakları yüce zat birdir, ortak ve benzerden münezzehtir. O'nun varlığına, birliğine, kuvvet ve azametine bütün yarattığı şeyler, birer parlak şahittir. İşte insanlığı irşâd için buyuruluyor ki: 0 Yüce Yaratıcı, (Göklerin ve yerin ve bunların aralarındakilerin) geniş fezaların, havaların, birçok kudret, eşsiz varlıkların (Rab'bidir) hâkim Yaratıcısıdır, (ve doğuların Rab'bidir.) Evet.. Güneşin de, ayın da, yıldızların da muhtelif doğuları batıları vardır. Özellikle güneşin bir sene içinde üçyüz altmış doğuşu ve batışı vardır. Bütün bunları yaratmış olan, devam ettirmiş bulunan ancak Yüce Allah'tır.


En son tahsin33 tarafından, Sal Ekm 05, 2010 7:43 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 değişiklik yapıldı.

Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Cmt AÄŸu 28, 2010 8:57 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Saffat suresi ayet 6
Muhakkak ki, biz yakın olan göğü ziynet ile,yıldızlar ile bezettik.

0 Yüce ve kerim Yaratıcımız, bütün insanlığı ikaz için, aydınlatmak için bir takım kudret eserlerine şöylece işaret buyuruyor. (Muhakkak ki, bir yakın olan göğü) insanların daima seyredip durdukları gök kubbesini (ziynet ile) bir enteresan, hoş manzara ile evet., (yıldızlar ile) Onların ışıklarıyla, eşsiz şekil ve cereyanlariyle (bezettik) mehtaplı bir gecede semaya bakanlar, ne kadar süslü, ne kadar güzel, ömür artıran bir kudret levhasını seyretmeye muvaffak olurlar.
Aslında güneş, ay, yıldızlar başka başka semalarda bulunmakla beraber yeryüzünde yaşayanlar, onların hepsini de kendi başları üzerinde bulunan, kendilerine oranla en yakın olan bir gök küresinde doğar ve batar bir hâlde görmektedirler, onların o ışık saçan, gönül açan manzaralarını seyredip durmaktadırlar.



Saffat suresi ayet 7
Ve hem her isyankâr şeytandan muhafaza ettik.

(ve hem) O semaları, o parlak yıldızları, o kadar kudret eserlerini (her isyankar şeytandan muhafaza ettik.) o şeytanlar ve o şeytanlara uyanlar, o kudret eserlerine bir tecavüzde bulunamazlar. Ve onlar o kudret eserlerinin yüceliğini, güzelliklerini, intizamını takdir edemezler, o kudret eserlerini tefekkür ederek onlardan bir ibret dersi alamazlar. Onlar kendi yaratılış kabiliyetlerini zayi etmişlerdir.

Mâ.r.id; İtaatten çıkan, haddi aşan demektir.





Saffat suresi ayet 8
Onlar, en yüksek bir cemaati -sözlerine kulak vererek- dinleyemezler, ve her taraftan kovulup atılırlar.

(Onlar) 0 şeytanlar, o göklere yükselmek isteyen mel'un, Allah'ın kahrına uğramış kimseler (en yüksek bir cemaati) semalarda bulunan melekleri, öyle şerefli mahlûkları görüp onların sözlerine kulak vererek (dinleyemezler) onları buna muvaffakiyetten mahrumdurlar. Hatta onların birçokları bu yeryüzünde bile hapsedilmişlerdir. Onların gözleri öyle yüksek makamları görmeğe, kendileri de oralardaki sırları, işaretleri idrâk etmeye ve düşünmeye kabiliyetli değildir, (ve) Onlar göklere yükselip bazı hakikatlardan haberdar olmaya cür'et edince (her taraftan kovulup atılırlar) artık semalara yükselerek bâtıl gayelerini temine asla kadir olamazlar.
Melei âlâ; Aynı görüş üzerine toplanmış yüksek bir cemaat demektir.
Kazf; de recm etmek, taşlamak, sövmek, atıvermek manasınadır.



Saffat suresi ayet 9
Bir uzaklaştırılmakla uzaklaştırılmış -olurlar- ve onlar için bir daimi azap da vardır.

Evet.. 0 şeytanlar öyle bir yükselmek haraketinde bulundukları zaman (bir uzaklaştırılmakla uzaklaştırılmış) olurlar. Semaya yükselmek istedikleri zaman kendilerine müsaade edilmez. Onlar semanın ufuklarından koğulurlar (ve onlar için bir daimi azap da vardır.) onları ahirette ebedî olarak azap göreceklerdir. Ve müfessir Mukatil'in beyanına göre onlar dünyada da ilk sura üfürülünceye kadar azaptan kurtulamazlar.
Duhur;
Kovmak, uzaklaştırmak, sürmek ve zelillik manasınadır.
Vasıb;
da dâima gerekli olan demektir. Daimi bir hastalığa da "Vasab" denilir.



Saffat suresi ayet 10
Ancak bir çalıp çırpan müstesna. Ona da hemen bir parlak âteş parçası ulaşıverir.

Evet.. Şeytanlar umumiyeti itibariyle öyle kovulurlar. (Ancak) Onlardan meleklerle karşılaşıp da meleklerden her nasılsa bir sözü, bir haberi (çalıp çırpan) şeytan (müstesna) o öyle bir sözü, bir haberi öğrendi mi (ona da hemen) şihab denilen (bir parlak âteş parçası ulaşıverir.) o şeytanı yakar, öldürür veya delik deşik ediverir. Onlara isabet eden ateş parçası, bir sabit yıldız değildir. Belki yıldız gibi parlayan bir ateşli cisimdir ki, hikmet gereği şeytanların taşlanmasma, kovulmasına vasıta olur. Yüce Yaratıcının kudretine nazaran bunların hiçbirini uzak görmeğe ve başka şekilde tevile gerek yoktur.
Hatf;
Çalmak, sür'atle almak, hemen kapıp kaçınmak manasınadır.
Sâkıb
da ışık verici, kuvvetli şekilde ışıklı olan ve delik delici demektir.


En son tahsin33 tarafından, Sal Ekm 05, 2010 7:45 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 değişiklik yapıldı.

Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 876 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82 ... 88  Sonraki

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 9.207s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.