Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Cmt Åžub 11, 2012 12:44 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 876 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5 ... 88  Sonraki
Yazar Mesaj
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Pts Oca 26, 2009 1:23 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Alak suresi ayet 5
İnsana bilmediğini öğretti.

Yani insan aslında ilimsizdir. Ancak Allah'ın ihsanı sayesinde onda ilim hasıl olmuştur. Allah'ın lütfuyla insana her merhalede ilim verilmiştir. Ve ilim kapıları da birbiri ardına açılmıştır. Aynı durum Ayet el-Kursi'de de gözükmektedir."O'nun ilminden ancak kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kazanamazlar." (Bakara 255)
İnsanın ilmi gelişme zannettiği, aslında kendisinde ilim yokken Allah'ın, istediği zaman ve ona hissettirmeden ilim vermesidir.
Buraya kadar açıklananlar, Rasulullah'a ilk defa nazil olan ayetlerdir. Hz. Aişe'nin rivayetine göre, bu ilk tecrübe Rasulullah için o kadar ağırdı ki, ona tahammül edememişti. Onun için bu seferlik inandığı Rabb ile doğrudan muhatap olduğu belirtilmekle yetinilmiştir. Böylece vahyin sık sık gelmesi de başlamış oldu. Rasulullah artık Nebi olarak tayin olmuştu. Bundan bir süre sonra Müddessir suresinin başlangıç ayetlerinde nübüvvet verildikten sonra vazifesinin ne olduğu açıklanmıştır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Sal Oca 27, 2009 11:24 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

Müddessir suresi ayet 1
Ey bürünüp örtünen,

Yukarıdaki girişte açıklandığı gibi bu ayetlerin arka planları düşünüldüğünde burada Allah Rasulü'ne niye "Ey Rasul" ya da "Ey Nebi!" şeklinde değil de "Ey örtünen!" şeklinde hitap edildiği kolayca anlaşılacaktır. Allah Rasulü aniden Cebrail'i yer ve gök arasında bir kürsü üzerinde görünce korkmuş ve bu korku içinde eve gelerek "Beni örtün!" diye bağırmıştı. Bunun üzerine Allah (c.c) , Peygamberine "Ey örtülere bürünen" gibi bir üslûp ile ona hitap etmişti. Bundan şu mana çıkmaktadır: "Ey benim sevgili kulum! Üzerine örtü çekerek yatıyorsun? Sana büyük bir vazife verilmiştir. Onu yerine getireceksin. Onun için tam bir karar ile kalk!"


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Çar Oca 28, 2009 12:42 pm 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Müddessir suresi ayet 2
Kalk (ve) bundan böyle uyarıp korkut.

Bu, Nuh'a (a.s) nübüvvetin verildiği zaman verilen emir ile aynı yapıdadır. Nasıl ki ona "Kendilerine dayanılmaz bir azap gelmeden evvel kavmini korkutup uyar." (Nuh, 1) denilmişti. Burada da "Ey üstüne örtü çekerek yatan, kalk! Çevrende gaflet içerisinde bulunan insanları uyar, onları o muhakkak karşılaşacakları korkunç son hakkında korkut. Eğer aynı yol üzerinde devam ederlerse bu korkunç akibetle karşılaşacaklar. Onlara de ki: "Siz sağır ve kör bir sultanın saltanatında yaşamıyorsunuz ki ne yaparsanız yapın, size hiçbir hesap sorulmayacaktır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Per Oca 29, 2009 8:42 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Müddessir suresi ayet 3
Rabbini tekbir et (yücelt)

Bu, bir peygamberin bu dünyada yerine getireceği ilk ve en baş vazifesidir. Bu vazife gereğince Allah'ın dışında bütün büyüklük taslayanları bir kenara iterek, cahil insanlara bu kainatın yüceliğinin ancak ve ancak Allah için olduğunu, O'nun dışında kimsenin buna layık olmadığını bildirirler. Onun içindir ki İslâm'da Allah-u Ekber (Allah en büyüktür) en önemli kelimedir. Ezana başlarken bunu ilan ederiz. Namaza da bununla başlarız. Otururken kalkarken Allah en büyüktür deriz. Bir hayvanı keseceğimiz zaman "Allah'ın adıyla, Allah en büyüktür" deriz. Tekbir narası bütün müslümanlar için en bariz bir nişandır. Çünkü bu ümmetin peygamberi de ilk vazifesine Allah-u Ekber diyerek başlamıştı.
Burada lâtif bir tenkid vardır ki onu anlamak gerek. Bu ayetin nüzul zamanı anlatılırken de denildiği gibi bu, Allah Rasulü'ne peygamberlik vazifesini yerine getirmesi için verilen ilk emirdi. Şurası açıktır ki, böyle bir vazifeyle emir öyle bir toplum ve öyle bir şehirde verilmişti ki o sadece şirkin merkezi değil oradaki herkes müşrikti. Daha önemlisi Mekke, bütün Arap yarımadasının müşriklerinin en büyük tapınağı idi. Kureyşliler de bu mabedin bekçileri idiler. İşte böyle bir yerde yapayalnız tek başına Tevhid'in bayrağını yükseltmek çok tehlikeli bir işti. Onun için "Kalk ve uyar!" emrinden hemen sonra "Rabbinin yüceliğini ilan et" buyurulmuştur. Yani şu anlam çıkıyor: "Sana karşı çıkan o korkunç ve büyük güçlere hiç aldırış etmeden açık açık benim Rabbim hepsinden daha büyüktür, de. Bu çağrıya karşı koyanların Allah'a karşı hiçbir ehemmiyeti yoktur. Allah yoluna girenler için en büyük cesaret verici şey, Allah'ın büyüklüğü bir kimsenin kalbine girdikten sonra o kimsenin Allah'ın rızası için bütün bir dünyayı karşısına almaktan çekinmeyeceği gerçeğidir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Cum Oca 30, 2009 8:23 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Müddessir suresi ayet 4
Elbiseni de temizle.

Bunlar çok kapsamlı kelimelerdir ve anlamları çok geniştir. Bir anlamı şudur: "Elbiselerini pislikten temiz tut." Çünkü beden ve elbisenin temizliği ile ruhun temizliği birbirlerinin gerekleridir. Temiz bir ruh, pis bir beden ve pis bir elbise içerisinde kalamaz. Allah Rasulü insanoğluna, beden ve giysi temizliği talimlerini tafsilatlı olarak vermiştir. Öyle ki değil sadece o zamanki cahiliyye Arapları, bugünkü en uygar toplumlar bile bu seviyede sayılamaz. Hatta dünyadaki bazı dillerde taharet kelimesi bile bulunmamaktadır. Halbuki İslâm'da hadis ve fıkıh kitapları "Taharet Bahsi" ile başlarlar. Bu kitaplarda temizlik ve necislik arasındaki farklar anlatılır ve nasıl temiz olunur, nasıl taharet alınır, detaylarıyla izah edilir.
Bu kelimelerin ikinci anlamı da şöyledir: "Kendi giysilerinizi temiz tutun." Ruhbaniyette dinî kutsallığın ölçütü bir kimsenin temizlenmeden kirli olarak kalmasıdır. Eğer birisi temiz ve düzgün giyinirse onu dünyaperest olarak nitelerler.
Oysa ki insan fıtratı pislikten nefret eder. Az buçuk bir duygu sahibi insan temiz ve intizamlı insanları sever. Aynı şekilde Allah yolunda davet eyleminde bulunan bir kimse görünüşte de nazif ve pâk olmalıdır ki insanlar ondan iğrenmesin. Böyle insanlarda hiç bir kirlilik olmamalıdır ki diğer insanlara ağır gelmesin, onları nefret ettirmesin.
Üçüncü anlam da şudur: Yani, "Giysilerinizi ahlâki ayıplardan da temiz tutunuz." Bu demektir ki giysileriniz temiz ve düzgün olmalıdır, ama bir kibirlenme, bir gösteriş ve bir şan-şöhret vesilesi olmamalıdır. Elbise; bir insana diğer bir insanı tanıtan ilk şeydir. Karşıdaki insan bir kimsenin elbisesini görerek bu kişinin nasıl birisi olduğunu tahmin edebilir. Reislerin elbiseleri, ağaların elbiseleri, dinî liderlerin elbiseleri, kibirli insanların elbiseleri, berduşların ve hafif meşreplilerin elbiseleri vs. bütün bu elbiseler sahiplerinin mizaçlarını ortaya koyar. Allah'a davet eden kimseler bu yukarıda saydıklarımız gibilerinden fıtraten farklıdırlar. Bu yüzden de giysileri de farklı olmalıdır. Bu kişiler öyle bir giysiye bürünmelidir ki onu gören herkes bu kişinin şerefli bir insan olduğunu ve bu kişinin kalbinde hiç bir kötülük bulunmadığını farketsin.
Dördüncü anlam da şudur: Yani "uçkurunu temiz tut, ona sahip ol." Bu deyim, Urduca da aynen Arapça'da olduğu gibi kendini ahlâki kötülüklerden uzak tutmak ve en güzel ahlakla donatmak için kullanılır. İbn Abbas, İbrahim Nehai, Şa'bi, Ata, Mücahid, Katade, Said Bin Cübeyr, Hasanü'l-Basri ve diğer büyük müfessirler bu ayetin anlamında aynı yorumu yapmışlar yani "Ahlakınızı temiz tutun ve her türlü kötülükten ve çirkin işlerden kendinizi arındırın" manasını vermişlerdir. Arapça deyimlerde, bir kişi diğer birisi için "elbisesi temizdir" ve "görünüşü temizdir" dediğinde bundan güzel ahlak sahibi bir insan kastedilir. Bunun tersine "elbisesi kirlidir" denildiğinde de o kimsenin ilişkilerde iyi bir insan olmadığı ve sözüne itibar edilmeyen biri olduğu kastedilir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Cmt Oca 31, 2009 11:28 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Müddessir suresi ayet 5
Pislikten kaçınıp uzaklaş.

Pislikten kasıt, her türlü pisliktir. Akidedeki pislik, düşüncedeki pislik, ahlâkî pislik, ameldeki pislik, beden ve elbisedeki pislik ve yaşantıdaki pislik vs. Yani çevrende, toplumda her türlü pislik yaygın haldedir, işte bundan kendini temiz tut. Kimse; "Bu, başkalarına bir şeyler anlatıyor ama kendisi bile yaşantısında bu pisliklerden arınmış değil" dememelidir. Bu yüzden senin yaşantında bütün bunlardan hiç bir iz bile olmamalıdır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Pzr Åžub 01, 2009 9:36 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Müddessir suresi ayet 6
Daha çok istekte bulunmak için iyilik yapma.

Metinde "Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma" diye geçen cümlenin anlamı çok geniştir. Bir kelime ile tam olarak tercüme edemeyiz.
Bir anlamı şudur: "İhsanda bulun, bağış yap, cömert ol, iyi muamelede bulun. Bunların hepsini sadece ve sadece Allah rızası için yap. Bunları yaparken hiçbir dünyevî menfaat bekleme. Diğer bir söyleyişle: "Allah için ihsan et, kendi menfaatini sağlamak için ihsanda bulunma" demektir.
İkinci anlamı şudur: "Senin peygamberliğin aslında büyük bir ihsandır ve senin aracılığın ile insanlara hidayet ulaşmaktadır. Bu yüzden başka insanlara ihsanda bulunuyoruz diyerek bir gösterişe kapılma ve bundan kişisel bir çıkar gütme" demektir.
Üçüncü anlamı da şu olabilir: "Senin yaptığın bu hizmet çok büyüktür. Ama sakın ben büyük bir iş yapıyorum gibi düşüncelere kapılma. Bu peygamberlik vazifesini yerine getirmek için canını ortaya koyarak Allah'a bir iyilikte bulunmakta olduğunu zannetme."


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Pts Åžub 02, 2009 10:08 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Müddessir suresi ayet 7
Rabbin için sabret.

Yani, sana verilen bu görev çok zor bir iştir. Bu yüzden birçok musibet ve eziyetlerle karşı karşıya kalacaksın. Senin halkın bile sana düşman olacak. Bütün Arap Yarımadası sana karşı cephe alacak. Ama ne olursa olsun Rabbinin hatırı için bunlara sabret ve bu vazifeyi sebat ve karar ile yerine getir. Hiçbir korku, hırs, dostluk, düşmanlık ve sevgi seni bu davadan vazgeçirmek için araya girmesin. Bunlara rağmen kendi yolunda ısrarla devamını sürdür.
Bir kimse eğer Allah'ın, Peygamberine nübüvvet davasına başlar iken verdiği ilk emirleri, bu kısa cümleleri ve onun manalarını düşünecek olsa bir peygambere peygamberliğine başlarken bundan daha iyi bir tavsiyede bulunulamayacağına kalbi şahit olacaktır. Burada Nebi'nin misyonunun ne olduğu, kendi hayatında izleyeceği tavır, ahlak ve muamelatın nasıl olduğu, ayrıca bu vazifeyi ifa ederken hangi niyet ve fikirle bunu yapacağı talimatı verilerek, bu vazifeyi yerine getirirken hangi sorunlarla karşılaşacağı ve bunlara karşı nasıl bir tavır takınacağından haber verilmiştir. Bugün taassupları yüzünden gözleri körleşmiş olanlar, bu sözleri onun sara nöbeti esnasında söylediğini ileri sürüyorlar. Biraz bu ayetler üzerinde, bunlar bir saralının sözleri mi, yoksa Allah kulunu peygamberlik ile görevlendirerek bu emirleri vermiş mi, bir düşünsünler.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Sal Åžub 03, 2009 10:12 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

Asr suresi ayet 1
Andolsun asra ki;

Bu buyruğa dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:

1- "Asr" Nedir?:
Yüce Allah'ın: "Andolsun asra ki" buyruğu "zamana ki" demektir.
Bu açık­lamayı İbn Abbas ve başkaları yapmıştır. Buna gnre "asr" (anlam itibariyle) dehr (zaman) gibidir. Şairin şu beyitinde de bu anlamdadır:
"Hevânın yolu çok kötüdür, hevâ denizi pek derindir
Hevânın bir günü bir ay eder, hevânın bir ayı da bir zaman (dehr)"

Yüce Allah, herhangi bir asra yemin etmişti] (de denilmiştir.) Çünkü herbir asırda (zamanda) hallerin evirilip çevirilmesine, değişip durmasına ve bun­larda yaratıcının varlığına delalet etmesine dikknı çeken bir özellik vardır. Asrın, gece ve gündüz olduğu da söylenmiştir. Humcyd b. Sevr dedi ki:
"İki asır olan bir gece ve bir gündüz mutlaka ele geçirir Birisinin peşine takıldılar mı, istediklerini mutlaka yetişirler."
"İki asır" aynı zamanda sabah ve akşama da denilir.
Şair şöyle demiştir:
"Ben iki asır onu savsaklayıp dururum, nihayet usanır benden Ve ister istemez borcun yarısına razı olur."
Şair şunu demek istiyor; O günün başında bana geldi mi, akşama ona söz veririm.
Bunun öğleden sonra demek olduğu, bunun da güneşin zevali ile batışı arasındaki zaman olduğu da söylenmiştir. Bu görüş el-Hascn ve Katade'ye aittir.
Şairin şu beyitinde de bu anlamdadır:
"Ey Amr! Bizimle birlikte öğleden sonra yola kayul. Çünkü asr (vakti) kısalmış bulunuyor, Hiç şüphesiz ilk öğle çıkışında ganimet ve ecir vardır."
Yine Katade'den, bu gündüzün vakitlerinden son vakittir, dediği rivayet edilmiştir.

Bunun, ikindi namazına yemin olduğu da söylenmiştir. Vusta namazı da odur. Çünkü o namaz, namazların en faziletlisi dir. Bu da Mukatü'in görüşü­dür.
Nilekim "asr okundu" ikindi namazı için ezan okundu, demektir.
"Asr kılındı" denildiği zaman, ikindi namazı kılındı, demek olur.
Sahih haberde de şöyle denmiştir: "Vusta (orta) namaz ikindi namazıdır."
Bir diğer görüşe güre bu, Peygamber (sav)'ın asrına -onunla peygamber­liğin yenilenmesi suretiyle bu asrın faziletinden ötürü- yapılmış bir yemindir. Buyruğun, asrın Rabbine yemin olsun, anlamında olduğu da söylenmiştir.

2- Bir Kimse "Asr"ı Zikrederek Yemin Ederse:
Bir kimse, bir kişi ile bir asır konuşmamak üzere yemin ederse onunla bir sene konuşmamalıdır.
İbn Arabi dedi ki:
İmam Malik'in bir kimse ile bir asır boyunca konuşmamayı yemin edenin yeminini "bir sene'"ye yorumlamasının sebebi, bu husustaki görüşlerin çoğunluğunun bu doğrultuda olmasından do­layıdır. Bu görüşü kabul etmesi de; onun yorumlar i!e ilgili hususlarda ma­nayı (yorumlamayı) ağırlaştırmak (tağiiz) şeklinde benimsediği asıl kaidesi­ne binaendir.
Şafii de şöyle demişlir:
Belli bir niyeti olması hali dışında kı­sa bir süre dahi onunla konuşmasa yeminini yerine getirmiş olur. Ben de bu kanaatteyim. Ancak yemin eden kimse Arap ise ona: Neyi kastettin? diye so­rutur. Eğer muhtemel bir mana ile yorumlayacak olursa, onun bu açıklama­sı kabul edilir. En az süreyi söylemesi müstesna. Malik'in mezhebine göre onun yapacağı açıklamaya göre yorumlanması da sözkonusıı olur. Doğrusu­nu en iyi bilen Allah'tır.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 Ä°leti baÅŸlığı: Re: HER GÜN BİR AYET
İletiTarih: Çar Åžub 04, 2009 7:55 am 
Çevrimdışı
Uzman Üye
Uzman Üye

Kayıt: Per Oca 22, 2009 2:33 pm
İleti: 1217
Asr suresi ayet 2
Gerçekten İnsan ziyandadır.

Bu, yeminin cevabıdır. "İnsan" ile kastedilen kâfirdir. Bu açıklamayı Ebu Salih'in rivayetine göre İbn Abbas yapmıştır. Ebu'd-Dalıhâk de ondan şöy­le dediğini rivayet etmiştir: Bununla müşriklerden bir grubu kastetmektedir: el-Ve!id b. ei-Mıığire, el-As b. Vaü, el-Esved b. Abdu'i-Muttalib b. Esed b. Abdi'l-Uzza ve el-Esved b. Abd-i Yeğus.

"İnsan" ile insan türünün kastedildiği de söylenmiştir.
"Gerçekten... ziyandadır." Aldanış içerisindedir. el-Ahfeş helak oluş, el-Ferra ukubet ve ceza, diye açıklamışlardır. Şanı yüce Allah'ın: "İşlerinin so­nu da hüsran oldu" (et-Talak, 65/9) buyruğunda da bu anlamdadır.
İbn Zeyd,
şüphesiz bir kötülük içerisindedir, diye açıkladığı gibi, muhak­kak bir eksiliş içindedir, diye de açıklanmıştır. Anlamlar birbirine yakındır.

Sellam'dan ("asr" kelimesini) "sad" harfi kesreli olarak; diye okuduğu rivayet edilmiştir. el-A'rec, Talha ve İsa es-Sakafi "sin" harfini ötreii ola­rak; '" Ziyan" diye okumuşlardır. Bu ayrıca Harun'un, Ebu Bekir'den, onun Asım'dan rivayet ettiği okuyuştur. Her iki kelimedeki bu okuyuş itba (kendisinden önceki harfe ya da harfin harekesine göre okumak) ile açık­lanır. Nitekim; "Ziyan'1 denildiği gibi; " ile Zor­luk" dadenilir. Ali (r.a) bu sûreyi şöyle okurmus:
Asra ve zamanın musibetlerine andolsun ki! Muhakkak insan ziyandadır ve şüphesiz ki o dehrin ' sonuna kadar onun (o ziyanın) içindedir."
İbrahim dedi ki:
Şüphesiz ki insana dünyada uzunca bir ömür verilip, ko­ca yıp yaşlanacak olursa elbetteki o eksiklik, zayıflık ve gerileyip ile içice olur. Müminler müstesna. Çünkü onlara gençlik hallerindeyken işledikleri amel­lerin ecirleri yazılır.
Bunun bir benzen de yüce Allah'ın şu buyruğudur: "An­dolsun, Biz insanı gerçekten ahsen-İ takvimde yarattık. Sonra onu aşağı­ların aşağısına döndürdük." (et-Tin, 95/4-5) (İbrahim devamla) dedi ki; Bi­zim okuyuşumuz da şöyledir: "Andol­sun asra ki gerçekten insan ziyandadır ve şüphesiz o dehrin sonundadir."
Ancak sahih olan ümmetin okuduğu ve mushaflaıda yazdı olan şekildir.


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 876 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1, 2, 3, 4, 5 ... 88  Sonraki

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi deÄŸiÅŸtiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 3.709s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.