Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Per May 24, 2012 4:54 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: HANİFCİLİK SAFSATASI
İletiTarih: Cum Şub 12, 2010 9:07 am 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye

Kayıt: Sal Oca 26, 2010 1:52 pm
İleti: 566
Sual: Yabancı bir yazar, “Müslümanlıktan daha kıymetli olan hanif dinidir. Hanif dinine uymak gerekir” diyor. Hanif ne demektir?
CEVAP
Hanif, doğru inanan, hak yolda olan, İslamiyet’e sarılan, Allah’ı bir bilen demektir. Ebu Hanife de kelime olarak hanif babası, doğrunun babası demektir. Baba kelimesi Türkçede maksadı tam anlatamıyor, yerine konacak tam bir kelime de yok. Fakat para babası, fakir babası ifadelerinde baba kelimesi daha iyi anlaşılıyor. O halde hanif babası, hakiki Müslümanların babası, hak yolda söz sahibi kimse demektir. Kur’an-ı kerimde de aşağıda bildirildiği gibi, Hz İbrahim, hanif bir Müslümandı. Yoksa onun dini İslamiyet’ten ayrı bir din değildi. Zaten bütün Peygamberler, itikad olarak aynı şeyi bildirmişlerdir. İnsanlar sonradan bozmuşlardır. İtikadda ayrılık olmaz.
Bir âyet meali şöyledir:
(Allah, Nuh, İbrahim, Musa ve İsa’ya emrettiklerini size de din olarak emretmiştir.) [Şura 13]

Dinlerdeki imanı farklı gibi göstermek yanlıştır; fakat, dinleri, yani kalb ile, beden ile yapılması ve sakınılması lazım olan şeyleri farklı olduğundan, Müslümanlıkları da ayrıdır. Mesela Musa aleyhisselamın dininde iç yağı yemek haram idi.

Adamın biri, Kur’an uydurma söz değildir anlamındaki âyetteki söz kelimesinin Arapça’sını almış, Kur’an uydurma hadis değildir diye tercüme etmiş. Başka biri de hanif kelimesini din olarak almış, herkes hanif dinine girmelidir diyor. Âyetlere de istediği gibi yanlış anlamlar vermiş. Verdiği anlamlar şöyle:

“De ki: Hayır, biz Hanif olan İbrahim'in dinindeniz.”
Âyetin tam ve doğru meali şöyledir:
(Yahudiler ve Hıristiyanlar Müslümanlara “Yahudi veya Hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız” dediler. Onlara de ki: “Biz, doğru olan İbrahim’in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi.) [Bekara 135] Görüldüğü gibi hanif kelimesinin Türkçesi kasten yazılmamıştır.

Yine yazmış ki: “İbrahim, ne Yahudi, ne Hıristiyan'dı; o Hanif dinindendi.”
Âyetin tam ve doğru meali şöyledir: (İbrahim, ne Yahudi, ne de Hıristiyandı; o, doğru [Allah'ı bir tanıyan] bir Müslümandı, müşriklerden de değildi.) [Al-i İmran 67] (Dikkat edilmişse, o Müslümandı ifadesini çıkarıp yerine “o hanif dininden idi” demiş.

Yine yazmış ki: “De ki Allah gerçekçidir. O halde, İbrahim'in dini olan Hanif'liğe uyun.”
Âyetin tam ve doğru meali şöyledir:
(De ki: "Allah doğru söyledi. O halde doğru olan, [Allah'ı bir bilen] İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi.) [Al-i İmran 95] (Dikkat edilirse burada da âyet saptırılıyor, İbrahim’in dini olan haniflik deniyor. Doğru olan İbrahim ifadesi değiştirilmiş.)

Yine yazmış ki: “Kim vardır ki, ondan daha güzeli var olsun? İyilik halinde, tam bir ihlas ile kendini Allah'a teslim etmiş (Yaratan ile barışmış) ve Allah'ın indindeki en güzel din olan İbrahim'in dini Hanif'liğe tâbi olmuştur. Allah İbrahim'i dost edinmiştir.”
Âyetin tam ve doğru meali şöyledir:
(İyilik eden bir kimse olarak kendini tam bir ihlasla Allah'a teslim eden ve İbrahim'in tevhid dinine uymuş olandan daha güzel din sahibi kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir.) [Nisa 125] Burada da haniflik dini diye bir şey yoktur.

Hanif doğru anlamındadır
Yabancı yazar yine yazmış ki:
“Ben her dinden vazgeçip, yüzümü Hanif olarak o gökleri ve yeri yaratan Allah'a döndüm.”
Âyetin tam ve doğru meali şöyledir:
(Ben, bir müvahhid olarak, yüzümü o gökleri ve yeri yaratmış olan Allah’a çevirdim. Ben müşriklerden değilim.) [Enam 79] Her dinden vazgeçip diye bir şey yok. Âyetin yukarısında aya, güneşe, yıldızlara tapmadığını bildiriyor. Ben müşriklerden değilim diyor, hâşâ ben Müslüman değilim demiyor. Allahü teâlâ, (İbrahim doğru Müslümandı) buyuruyor. (Al-İ İmran 67)

Yine yazmış ki: “De ki: Rabbim beni İbrahim'in doğru yoluna dosdoğru olan Hanif dinine iletti.”
Âyetin doğru meali şöyledir: (De ki: Beni, Rabbim, doğru yola iletti; O, öyle bir din ki, gayet sağlam ve devamlı, İbrahim'in Hakka yönelmiş tevhid dini.) [Enam 161] Burada da hanif dini diye bir şey yok. Tevhid dini, doğru din ifadesi var. Kasten hanif kelimesinin Türkçesini yazmıyor.

Yine yazmış ki: “De ki: Ayrıca yüzünü Hanif dininden ayırma ve sakın ortak koşanlardan olma”
Âyetin doğru meali şöyledir:
(Yüzünü tevhid dinine döndür, sakın müşriklerden olma.) [Yunus 105] Hanif dini diye ayrı bir din burada da yok. Dikkat edilirse hep müşriklerden değildi, tek ilaha inanırdı anlamında söyleniyor.

Yine yazmış ki: “Doğrusu İbrahim Hakk'a yönelen bir kurucuydu. O Hanif idi.”
Âyetin doğru meali şöyledir: (İbrahim Allah'a itaat eden, ona yönelen bir ümmet [önder] idi.) [Nahl 120] Burada hanif dini diye bir şey yok. Hazret-i İbrahim’in dinini tek hak din gibi göstermeye çalışıyor.

Yine yazmış ki: “Halbuki, onlar yalnızca Hanif olmak üzere, dini sadece Allah'a has (özgün kılarak, mezhep imamlarına, şeyhlere, kullara vb. has kılmayarak), Allah'ı bilmekle, salatı ikame etmekle ve zekat vermekle emrolunmuşlardı. En dosdoğru ve gerçekçi din de işte bu Haniflik'tir.”
Burada foyasını meydana çıkıyor. Mezhebe, tasavvufa düşmanlığını açıkça bildiriyor. Bir de namaz demiyor salat diyor. Mealci gruplar, namaz diye bir şey yok salat dua demektir diyorlar. Bu da aynısını mı söylemek istiyor ki? Âyetin doğru meali şöyledir: (Halbuki onlar, doğruya yönelip, dini yalnız Allah'a has kılarak Ona kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Doğru olan din budur.) [Beyyine 5] Burada da hanif dini diye bir şey yok.

Yine yazmış ki: “Sen artık yüzünü hakka yönelmiş Hanif dine dön ki, Haniflik Allah'ın mayasıdır. İnsanları o maya üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışında hiç bir değiştirme ve değişiklik bulunmaz. İşte en doğru ve en sağlam din Haniflik'tir.”
Âyetin doğru meali şöyledir: (Hakka yönelip Allah'ın insanlara yaratılışta verdiği dine [İslam’a] sarıl. Zira Allah'ın yaratışında değişme yoktur; işte doğru din [İslam] budur.) [Rum 30] Burada da, hanif dini diye bir şey yok. Bu âyette de Allah’ın gönderdiği dinlerin itikadda değişmeyeceği bildiriliyor.

Yine yazmış ki: “Allah katından geri çevrilmez gün gelmezden önce, yüzünü Hanif dinine çevir.”
Âyette hanif diye bir kelime yok. Kayyim kelimesi var. O da doğru demektir. Burada iyice açık vermiştir. Her doğru anlamındaki kelimeye hanif denirse ortada Kur’an, din diye bir şey kalmaz. Âyetin doğru meali şöyledir: (Allah'ın geri çevrilemeyecek o günü gelmeden önce, yüzünü doğru dine [İslamiyet’e] çevir.) [Rum 43]

Hak din yalnız İslam’dır
Yukarıdaki yazımızda yabancı bir yazarın, hak dinin Müslümanlıktan farklı hanif diye bir din olduğunu söylediğini bildirmiştik. Şimdi hak dinin yalnız İslam olduğunu âyet-i kerimelerle bildiriyoruz:

(Elbette Allah katında [hak] din, İslam’dır. Kendilerine kitap verilenler [Hıristiyan ve Yahudiler] gerçeği bildikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden, [İslamiyet hakkında] ihtilafa düştüler. Allah, âyetlerini inkâr edenin cezasını vermekte çok çabuk hesap görücüdür.) [Al-i İmran 19] Bu âyette Allah katında gerçek dinin Müslümanlık olduğu tevil edilemeyecek kadar açıktır.

(Kim, İslamiyet’ten başka bir din ararsa, iyi bilsin ki, o din asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette en büyük zarara uğrayacaktır.) [Al-i İmran 85] İslam’dan başka hanif manif diye bir din uyduranlar büyük zarara uğrayacaktır.

(Eğer seninle tartışmaya girişirlerse, “Ben bana uyanlarla birlikte kendimi Allah’a verdim” de. Kendilerine Kitap verilenlere ve müşriklere, “Siz İslam’ı kabul ettiniz mi?” de, şayet İslam’ı kabul ederlerse, doğru yola girmiş olurlar, yüz çevirirlerse, sana yalnız tebliğ etmek düşer. Allah kullarını [hakkıyla] görür.) [Al-i İmran 20] Bu âyette de doğru olan dinin İslam olduğu bildiriliyor.

(İbrahim de bu dini kendi oğullarına vasiyet ettiği gibi Yakub da, ”Oğullarım, Allah [razı olduğu] dini [İslam’ı] sizin için seçti. O halde [ölüm gelmeden önce Müslüman olun ve] ancak Müslüman olarak ölün” dedi) [Bekara 132]

Dikkat edilirse, falanca din mensubu olarak değil, Müslüman olarak ölün buyuruluyor. Müslümanın eğrisi de, doğrusu da olur. Doğru Müslüman elbette iyisidir. Hanif doğru demektir. Hanif Müslüman doğru Müslüman demektir. Türkçesi ne ise onu söylemek gerekir. Uydurma söz yerine uydurma hadis demek gibi kasten hanif kelimesinin Türkçesini yazmamak art niyetli olmayı gösterir.
(İsa, küfürlerini sezince, “Allah yolunda bana kim yardımcı olacak” dedi. [imanlı] Havariler, “Biz, Allah yolunda yardımcıyız; Allah’a inandık, sen şahit ol, biz Müslümanız” dediler.) [Al-i İmran 52] Hazret-i Âdem’den beri gelen bütün hak dinlerin Müslümanlık olduğu bu âyette de görülmektedir.

Yahudiler: İbrahim Yahudi'dir ve biz onun dinine bağlıyız, demeleri üzerine şu âyet nazil olmuştur:
(De ki, “Ey Ehl-i kitap, “Ancak Allah’a kulluk etmek, Ona bir şeyi eş koşmamak, Allah’ı bırakıp birbirimizi rab edinmemek üzere, bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin” Eğer yüz çevirirlerse, “Şahit olun, biz Müslümanız” deyin.) [Al-i İmran 64]

Âyette geçen ortak söz, imanın altı esasıdır. Biri noksan olursa o kimse Müslüman olamaz. Âyetin sonunda, enna müslimun = Bizler Müslümanlarız deniyor. O halde Müslüman olmayan, ortak söze gelmiş olamaz. Hazret-i İbrahim’in Yahudi veya Hıristiyan olmadığı, bütün peygamberler gibi Müslüman olduğu şu âyette de açıkça bildiriliyor:
(İbrahim, ne Yahudi, ne de Hıristiyandı; o, doğru [Allah’ı bir tanıyan] bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi.) [Al-i İmran 67]

Müslüman olarak can verin
Tek hak dinin Müslümanlık olduğunu bildiren âyetlerden bazıları:
([İbrahim ve İsmail dedi ki:] Rabbimiz, ikimizi Müslüman kıl, hem de soyumuzdan Müslüman bir ümmet meydana getir.) [Bakara 128]

(O, meleklerle peygamberleri ilah edinmenizi de size emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra, size küfrü emreder mi?) [Al-i İmran 80] Müslümanlıktan başka dinin küfür olduğunu bildiriliyor.

(Ey inananlar, ancak Müslüman olarak ölün.) [Al-i İmran 102]

([Yusuf aleyhisselam dedi ki:] Canımı Müslüman olarak al.) [Yusuf 101]

(Ey Rabbimiz, Müslüman olarak canımızı al.) [Araf 126] Bu âyetlerde, başka din üzerine değil ancak Müslüman olarak ölmek emrediliyor.

(Bugün size dininizi kemale erdirdim, size olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3] İslamiyet son dindir ve Allah ancak İslam dininden razıdır mealindedir.

(Ben Müslümanların ilkiyim.) [Enam 163] Resulullah, kavminin ilk Müslümanıdır.

(Allah doğru yola koymak istediğinin kalbini İslam’a açar.) [Enam 125] Doğru yol İslam’dır.

(Bana Müslüman olmam emrolundu.) [Yunus 72] Her Peygamber Müslümandır.

[Firavun] “İsrail oğullarının inandığı ilaha ve ondan başka ilah olmadığına iman ettim. Ben de Müslümanım” dedi.) [Yunus 90] İsrail oğullarının inandığı din de Müslümanlıktır.

(Artık Müslüman olacak mısınız?) [Enbiya 108], (Kâfirler, [Cehennemde] keşke biz de Müslüman olsaydık diyecekler.) [Hicr 2] Kurtuluş ancak Müslümanlıktadır.

(Allah, Müslüman olmanız için nimetler veriyor.) [Nahl 81] Nimetler Müslüman içindir.

(De ki: Müslüman olmakla emrolundum.) [Neml 91] Müslüman olmak emrediliyor.

(Ondan [Kur'an gelmeden] önce kendilerine kitap verilenler de [Musevi ve İseviler de] iman ederler. Onlara [Kur‘an] okunduğu zaman, “Ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelmiş bir gerçektir. Esasen biz daha önce de Müslüman idik” derler.) [Kasas 52,53] Hazret-i Musa ve Hazret-i İsa’nın o zamanki dinine mensup olanların da Peygamberimizin ümmeti gibi Müslüman olduğu bildirilmektedir.

(Müslüman erkeklere ve Müslüman kadınlara.… Allah büyük mükafat hazırlamıştır.) [Ahzab 35] Demek ki mükafat ancak Müslümanlaradır.

(Allah'a davet eden ve salih amel işleyip Ben Müslümanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?) [Fussilet 33] Gerçek Müslüman olandan daha iyisi yoktur.

(Âyetlerimize inanıp Müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Eşlerinizle Cennete girin. Orada ikram görüp sevindirileceksiniz.) [Zuhruf 69,70] Cennete ancak Müslüman girer.

(Havariler, “Biz iman ettik, gerçek Müslüman olduğumuza şahit ol" demişlerdi.) [Maide 111]

(Musa dedi ki: "Ey kavmim, eğer Allah'a inanıp, halis Müslüman olmuşsanız, ona güvenin.) [Yunus 84]

(Biz Kur’anı Müslümanlara hidayet, rahmet ve müjde olarak indirdik.) [Nahl 89]

(Size Müslüman adını veren Odur.) [Hac 78]

Hazret-i Süleyman dedi ki: (Bana Müslüman olarak gelin.) [Neml 31]

Melike dedi ki: (Biz daha önce Müslüman olmuştuk.) [Neml 42]

(Sen ancak âyetlerimize inanan Müslümanlara işittirebilirsin.) [Neml 81]

(Ben gerçek Müslümanlardanım.) [Ahkaf 15]

(Biz Müslümanları suçlular gibi yapar mıyız?) [Kalem 35]


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: HANİFCİLİK SAFSATASI
İletiTarih: Cum Şub 12, 2010 9:43 am 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2234
3:19 Muhakkak ki Allah'ın indinde dîn, İslâm'dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki hased sebebiyle ihtilâfa düştüler. Ve kim Allah'ın âyetlerini örterse, o taktirde, muhakkak ki Allah, hesabı çabuk görendir.

3:85 Ve kim İslâm'dan başka bir dîn ararsa, o taktirde kendisinden asla kabul edilmez ve o, ahirette "hüsranda olanlar"dan olur.

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: HANİFCİLİK SAFSATASI
İletiTarih: Cum Şub 12, 2010 10:28 am 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye

Kayıt: Sal Oca 26, 2010 1:52 pm
İleti: 566
1-Haddi Aşmak (Bağy)

29-Bağy, haddi aşmaktır. ibn Manzur şöyle demiştir: Her şeyin haddinden fazlasını yapmak, bağy’dir. Bu esasa göre alimler bağy’ı şöyle tanımlamışlardır: Bağy, Bozgunculuk istemek, zulum, haset, kibirlenme ve yalandır. Çünkü bu şeylere bulaşan istenilen sınırı aşmıştır. K.Kerim, bağy’ın ehl-i kitabın içine düştüğü kötülenen ihtilafın sebeplerinden olduğunu açıklamışdır. İster bu ihtilaf kendi aralarında olsun isterse müslümünlarla aralarında olsun farketmez. Allah c.c şöyle buyurmaktadır: "insanlar bir tek ümmet idi, Allah peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi. insanalrın ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte doğru kitaplar gönderdi. Ancak kitap verilenler kendilerine belgeler geldikten sonra aralarında ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Allah insanları ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola iletir[50]. "Allah katında yegane din, iSLAM’dır. Ancak, kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini, kim inkar ederse bilsin ki Allah, hesabı çabuk görür.[51]” İbn Kesir, tefsirinde bu ayetle ilgili olarak şöyle demiştir: Yani, bazısı bazısına karşı haddi aştı, birbirine sırt çevirmeleri, buğz ve hasetleşmelerinden dolayı doğruda ihtilaf ettiler. Bazısı, diğer bazısının kendine olan buğzunu, -yaptıkları doğru bile olsa- aralarında var olan bütün söz ve fiillerdeki ihtilafa yordu[52].

30-Bazan müslümanlar arasında bu gibi kötülenmiş,beğenilmiyen iş veya buna benzer bir şey bulunur. Bu da tefrika ve kötülenmiş ihkilafa sebep olur. Çünkü, insanların tabiatında, zulümetme kabiliyeti, haset ve bozgunculuk yolu ile de olsa yer yüzünde yücelik (hakimiyet kurma) arzusu vardır. Bunların hepsi, bağy’in alametlerindendir. Müslümanlar arasında bulunan bağy’ın şekillerinden biri de, bir grubun caiz ve meşru olan bir işi yapması diğer grubun da haddi aşarak birinciyi yadırgamasıdır. Ezan, kamet, kunut, istiftah duası, cenaze namazı, bayram namazları ve benzeri çeşitli ibadetlerde olduğu gibi... Bu ibadetlerin hepsinin şekil ve yapılış tarzı meşrudur, caizdir. Ancak bunlarla ilgili[53]görüşler efdaliyet hususunda olup meşruiyet hususunda değildir. Fakat bağy sebebiyle bazısı bu ibadet çeşitlerinde kendinin seçip yaptığını yapmayanı yadırgar. Bu yadırgamayla yetinmez, bilakis ona düşmanlık besler ve ondan uzaklaşır böylece de da kötülenen ihtilafa düşer.

Yine müslümanlar arasında bulunan bağy’in şekillerinden biri de her grubun birbirinde bulunan doğru ve yanlışı tenkit etmesidir. Bu ise tefrika ve kötülenen ihtilafa sebep olur. Çünük her topluluk, diğerini, benimsediği doğruyu iyi bilmesiyle beraber onun kabul ettiğini yadırgadığından dolayı haddi aşan kimseler olarak kabul eder. Ve bu onu kendi yanlışını yadırgamaması sonucuna götürür. Bağy’in bu şekline şu ayet-i Kerime delalet etmektedir: "Yahudiler, Hristiyanlığın bir temeli yoktur, Hristiyanlar da yahudilerin bir temeli yoktur dediler...[54]” Bu ayet bağy’in alametlerinden olan bu beğenilmeyen davranışta her iki topluluğu da kötülemektedir. Bu durum kısmen müslümanlar arasında da görülmektedir. Mesela: Mutasavvıfların, zahire aşırı düşkünlüklerinden dolayı İslam hukukçularını yadırgadıklarını görürsün. Islam hukukçuları da mutasavvıfları batına olan düşkünlüklerinden dolayı yadırgarlar. Her grup, diğer grubun benimsediği doğru ve yanlışı yadırgar böylece de diğerinin gittiği yolun bozuk olduğunu söyler bu da tarafları kötülenmiş ihtilafa sevkeder ve taraflar arasındaki buğz ve tefrikayı artırır,galeyana getirir. Bunun yegane sebebi, haddi aşmak ve her grubun diğerinin yanındaki gerçek ve doğruyu itiraf ederek, insaf göstermemesidir. Herkesin boyun eğmesi gereken doğruluk ölçüsü, şüphesiz Kur’an-ı Kerim ve sünnettir. Tarafların yanında bulunan ve Kur’an ile sünnetin doğruluğuna şahitlik ettiği şey gerçektir ve doğrudur. Kur’an ve sünnetin doğruluğuna şahitlik etmediği şey ise batıldır. Şüphesiz İslam, organlarla yapılan ve zahir amelleri getirdiği gibi kalple yapılan ve batıni(manevi) amelleri de getirmiştir.

2-Hevå

31-Heva ise, nefsin arzuladığı, isyan (masiyet/günah) ve şehvet gibi şeylerdir. Heva, Kur’an-ı Kerimde hep kötülenir tarzda zikredilmiştir. Hevanın kalbe karışması, nefsin batıl olan isteğine kalbin de uymasına sebep olur. Böylece, hevasına uyan hak ehliyle kötülenmiş olan ihtilafa girişir. Peygamberlerle yahudilerin yaptığı ihtilaf bu kabildendir. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır: "Ne zamanki, Allah katından onlara kendilerinde olanı tasdik eden kitap geldi ki, onlar bundan önceleri inkar edenlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerdi. Bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah’ın laneti inkar edenlerin üzerine olsun[55]” O yahudiler, şüphesiz gerçeği biliyor ve peygamberin ortaya çıkışını bekliyorlardı. Peygamber (s.a.v.) arzuladıkları toplumdan çıkmayınca, peygamberi kabul etmediler ve ona inanmadılar. Bu kötülenmiş durum kısmen müslümanlar arasında da bulunur. Ancak muayyen bir mezhep, muayyen bir grup ve muayyen bir şahsın görüşünü kabul etmek bunun şekillerindendir. Nitekim bazı kimseler, kendilerine emreden kişinin reisliğine ancak o kişi, belli bir gruptan ve belli bir mezhepten olduğu zaman razı olur.

32- Sivrilme ve başkalarına galip gelme arzusu hevanın kısımlarındandır. Bu heva, bazen kişiyi yalana götürür. Ve şeytan ona fasit (bozuk/yanlış) yorumların (tevillerin) kapısını açar, o yorumları onun gözünde süsler ve yaptığını ancak dini himaye ve İslama teşvik için yaptığını onun kalbine düşürür. Gerçek şu ki,. nefsi hevadan kurtarmak zor bir iştir fakat imkansız değildir. Müslümana gereken, kendisine hevadan hiç bir şey bulaşmaması için nefsini daima kontrol altında tutmaktır. Nefsinden onu yok etmeye güç yetiremediği zaman en azından ona uymamalı ve ona karşı çıkmalıdır. Çnükü hevaya uymak, sapıklıktır. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: "Ey Davut, seni şüphesiz yer yüzünde hükümran kıldık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevaya uyma yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah’ın yolundan sapanlara, onlara hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır[56].” Hadis-i Şerifte ise "Sizden biriniz hevasını benim getirdiğime (Kur’an’a) tabi kılmadıkça gerçek mümin olamaz”[57] buyurulmuştur.

3-Cehålet

Cehalet, kötülenmiş ihtilafın sebeplerindendir. Genellikle insanın bilmedikleri bildiklerinden daha çoktur. İnsan hakikatı bazan unutur, olumsuz bulup inkar ettiği şeyi iyice araştırmaz ve zanneder ki, yanlızca kendi bildiği doğru ve gerçek başkası iseyanlıştır. Bu da onu, aralarında düşmanlık ve husumete sebep olacak şekilde muhalifini yadırgamaya yöneltir ve kötülemiş ihtilafa düşer. Belki bu durum onu Haricilerde olduğu gibi, onu mualifini kötülemeye mal ve ırzını mubah nifakları değil görmeye götürür. Müslümanlarla haricilerin kötülenmiş ihtilafa düşmelerinin sebebi, munafıklıkları değil cehaletleridir. Nitekim ilgili hadisler de bunu göstermektedir.. Hadislerin bazıları şöyledir: "...Kur’an-ı okurlar, okudukları Kur’an, onların boğazlarından aşağıya geçmez. Okun yaydan fırladığı gibi imandan fırlarlar"; “Ondan hiç bir şey bilmedikleri halde Allah’ın kitabına çağırırlar”. Onlar Kur’an’ı çok okumalarına rağmen onun manalarını ve şeriatın maksatlarını anlamazlar. Düşündükleri şeyi şeytan onlara karıştırır ve bu onları müslüman cemaate karşı gelmeye ve onlara muhalefet etmeye sevkeder. Öyle bir dereceye kadar ki, onlar gayri müslimleri öldürmekten sakınırlar ve müslümanların kanlarını mubah görürler. Cehalet, bazan basit olur ve böylesi bir cahil hakkı işitip hatırladığı zaman cehaletinden vaz geçer. Bazı haricilerin ibni Abbas kendilerine gidip onlarla mücadele ve münakaşa edip şüphelerini giderdiğinde, ibni Abbas’tan hakikatı dinledikten sonra cehaletlerinden vaz geçmeleri gibi. Bazen de cehalet katı olur-özellikle ona haddi aşma (bağy) ve heva karıştığında böyle olur-bu durumda, bütün delilleri dinletsen bile cehalet sahibini cehalettinden döndermek ve şüphesini gidermek zor olur. ibni Abbas’ın kendilerine takdim ettiği delil ve burhanları deddeden hariciler buna örnek gösterilebilir.[58]


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 3 ileti ] 

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 0.132s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.