istanbuln böyle çarpık yapılaşmasında
----------------------------------------------
Feth yapıldı ve üzerinden yüz yıllar geçti.Şartlar,devlet olma,işgal etme,sürekli toprak kazanımlılığı muzafferiyeti anlayışı tarihin o yüzyıllarda insanların, komutanların,devlet yöneticilerinin anlayışıydı,zihniyetiydi her neyse.
Bizans Bizanslılardada hakikatten muhteşem bir şehirmiş,Osmanlıda ayrı bir Şehirlileşme mimari estetiği anlayışıyla İstanbulu inşa etti.Sanırım her iki İstanbulda çağının en muhteşem yerleşkesiydi o yüzyıllarda.
çarpık yapılaşma....da Cumhuriyetin estetiği

Ki son yıllarda,özellikle Tayyip Erdoğan beldiyeciliği sonrası İstanbul hakikatten müthiş atak yaptı,bu inkar edilemez.Doğma büyüme İstanbullu olan biri olarak kendi gözlemlemeliğimdir bu.
çarpık yapılaşma,devletin hizmet olarak halkın her konudaki ihtiyaçlarının gerisinde kalması diye düşünüyorum.Sanayileşmenin Haliç ve İstanbulun çeşitli semtlerine yığan devlet yöneticileri,çekim kuvveti haline gelen bu şehrin yapılanma sorununu akıl etmeliydi.
İstanbulun o yıllarını hatırlıyorumda,köylerini terk eden insanlar,köylerindeki yaşam şeklinden daha maşakatli şartlarla karşılaştılar aslında.
Eee birde bozulan toplumsal ahlak,hemşericilik,adam kayırma,mafyalaşma ve bencilliklerin ön plana geçmesiylede yatırım için ayrılan bir çok paraların birilerinin cebine akmasına veya yandaşlarının cebine akıtılmasına sebep oldu.
Bakın ufak bir anımı geçeyim nedemek istediğim bir nebze anlaşılsın.
Ayrıca geçim derdinden ek iş yaptığım yıllar.Tayyipten öncesi belediyenin olduğu yıllar.
Sarıyerdeyim bir kahvanede mola verdik arkadaşlarla.Sık sık işimiz icabı semtler değiştirdiğimiz bir iş durumu.O gün Sarıyerde iş almıştık.Herneyse arkadaşın birinin tanıdığının kahvehanesine gittik.Aylardan kış.İçeri girdik hınca hınç dolu.Kahvehanenin bir tarafı o zaman çok görülen belediye hizmetlilerinin çalı süpürgeleriyle ve çöp faraşlarıyla dolu.İçerde soba yanıyor sıcacık.Fayans taşları (okey) sesinden geçilmiyor.Gülüşmeler,takılmalardan keyifler iyi anlaşılan o ki.Oturduk çaylarımız geldi.Yorgun bedenlerimiz bir rehavete kapıldı.Benim dikkatimi onlarca veya yüzlerce süpürge ve farşlara takıldı.Merak ediyordum ve arkadaşın tanıdığından öğrendim.
Mevzu şu, aynen bize açıklama yapan kişinin ağzıyla anlatıyorum.''Gardaş bu gördüğün müşterilerin çoğu belediye başkanın hemşerisi.Sabah gelirler bu küreklerle süpürgeleri buraya koyarlar.Hatta bazıları akşam götürmeye bile tenezzül etmez.Akşama kadar burada böyleler.Sadece aybaşında maaşlarını almaya giderler''
O yıllar hakikatten her kırathanede saatlerce oturan bir kaç hizmetliye denk gelinirdi.İstanbulun halide malumdu hatırlayanlar bilir.Günlerce toplanmayan çöpler,Şehrin en göze çarpan meydanlarında yığınlar halindeki çöpler,boşa akan iskinin suları ve yazın akmayan sular.(Geceleri bir saat akan incecik su vermeler).O yıllar Fikirtepede oturur,gece saat 10-11'lerde eve gelip camilerden bir iki bidon su almak zorunda kalışlarımı hatırlarım.Hatta E5'in kenarında bir hayrat çeşme vardı,bu gün kurudu herhal,kendi kendine akardı,pazar çantasına yüklediğim 2-3 bidon suyu oradan taşırdım geceleri.Çocuk küçük,evin sultanı şehre yabancı

dolaysıyla biçare,ne yapacaksın görev bana düşerdi.
Sonra ne oldu,yatırım yoktu ama personel şişikliğine giden paralar,yolsuzluklar bir aşk hikayesinin gün yüzüne çıkışıyla ayan beyan oldu.
O yıllar gazeteler çok yazdı belediyelerdeki personal azaltmalarına gitmeleri veya kısım değişikliğinden rahatı bozulup protesto edenleri (?)...
Yani benim bahsettiğim ülkemizin,belediyelerimizin hizmette geri kalmalarının ufak bir kendi tespitim.
Yiğidi öldür hakkını yeme derler ya, bu adam ekol getirdi belediyeciliğe.Hatırlayanlar hafızalarını tazelesin.Çevre yollarının kenarları,parklar tozdan topraktan,mukava ve lastik,poşet,pet şişe atıklarından geçilmezdi.Şimdi şehir dışına kadar bu saydığım yerler orman oldu,bahçelendirme düzenleme anlayışlarıyla manzaralaştı.Hayran hayran TV'lerde,filimlerde seyrettiğimiz Medeni Avrupa ülkelerine benzeme sürecine o yıllar (Tayyip Sonrası) girildi.Kimse beni ondan sonrakilere (Partilere) döndüremez,yeni kurulanları incelerim,ikna olurum o başka.Göbeğimde Tayyiple kesilmedi tabi.Bence demokrasimize,demokrasi anlayışımızada yenilik,hoş görü,modernlik,değişimcili,sorunlara üretkenlikgetirdi.Bu kadar açık konuştum ama altarnatifi yok bana göre.Kusura bakmayın,daha çok demokrasi vadenlerinde yanında olabilirim, o başka bir şey.Değişmek ve gelişmek bizler için değilmi ?
İfadelerimizde özgür olmalıyız,bu özgürlüğümü kullandım,yannış yaptıysam affola.Sohbetlerdede renkliliklerimizi fark ettirmeliyiz,en azından düşünsel,tercihsel farklılıklarımızı belli etme özgürlüklerimiz olmalı....