|
“Cin” kelimesi meallerin büyük çoğunluğunda tercüme edilmez. Bu kelime her zaman bir isim olarak ele alınmıştır aynı “insan” kelimesi gibi. Bu doğru bir bakış açısı mıdır? Cin, melek, şeytan kelimelerinin anlamları Kuran’ın her yerinde aynı mıdır? Bu kelimelerin değişmeyen tek bir anlamı mı vardır?
Bu kelimeleri ne anlama geldiğine bakmaya çalışalım. Bu kelimeler acaba değişik ayetlerde değişik anlamlarda kullanılmış mıdır? Cinler gerçekten ateşten yaratılmış mitolojik varlıklar mıdır? Cinlerin bizler gibi çocuları var mı? Bizleri aldatırlar mı?
İlk önce kelimelerin asıl anlamlarına bakacağız. Daha sonra Kuran’da Kullanılış şekillerine bakacağız. Kuran’ın nasıl kendi kendini açıkladığını göreceğiz.
“Cin” Arapça’da görünmeyen-saklı-örtülü-az görünen nesneler ve varlıklar için kullanılır. Yürüyen varlıklar dediğimizde sadece insanlar kastedilmiş olmaz. Her yürüyen varlık kastedilir bu terimle. İnsan kelimesi bir tek türe verilen addır. Yeryüzündeki diğer varlıklar için kullanılmaz. Cin kelimesi aynı “yürüyen varlıklar” terimi gibi bir tek tür değil de birden çok tür için kullanılan bir kelimedir. Bir çok şey saklı olabilir. Cin kelimesinin bu gün bilinen anlamı yılların zorlaması olarak kabul ettirilmiş bir anlamdır. Sunniler tarafından kendisinden en çok alıntı yapılan İbn Kesir’in “Cin birden çok varlık türüne verilen bir isimdir” sözü bile kale alınmamıştır. Cin = gizlenmiş = karankığın örttüğü = koyu karanlık = İnsanın beş duyusuna gizli olan = az görünen = saklı gizli nesneler ve varlıklar.
İblis = (be-lam-sin) be-le-se kökünden gelir. = mahrumiyet – umutsuzluk – hüsran - hayal kırıklığı - ümitsiz kişi –çaresiz kişi – hevesi kırılmış kişi – şaşırıp yolunu bulamayan kişi – arzu ettiğine varması engellenmiş kişi – Arzuladığını uygulayamayan kişi Şeytan = (şin ta nun) kökünden gelir = uzak olmak – sıkıca içe girmek – içerde sabit hale gelmek – içine girip saklanıp karşıt hale gelmek – fazla mağrur kişi – bayağı – inanmayan – asi – küstah – ip – derin ve eğimli kuyu – yaktı – yanmış hale geldi – yılan – insanoğlunun azarı hak eden herhangi bir yetisi – uzun ip – muhalif – suçlayan kişi - hasım
Melek = control/denetleme eden – denetleme verilen – yetki sahibi – güç sahibi
Cennet = gizlenmiş bahçe = Ağaçlarla örtülü bahçe = Ağaçlar insanın amellerini, insanın şuurunu, ve bu dünyadaki ve öbür dünyadaki mükemmel toplumu simgeler. Adem’in yaklaşması yasaklanan ağacı da yasak olan amellerdir. Yasak olan bu amel insanlığın gruplara bölünmesi ayrı hedefler saptamasıdır. Cehennem = Hennem vadisi = Kudüs yakınlarında bir vadi, bu vadide insanlar kurban edilirdi, idam cezaları infaz edilirdi, hastalıklı kimselerin cesetleri yakılırdı. Bu dünyada ve öteki dünyada mantık, barış ve hakikati kaybetmenin, izdıraba sebep olmanın, doğruyu bırakıp kötü yola sapmanın mecazi anlamı. = Kişinin ve toplumun nefsinin kişiliğinin kesatlığı tembelliği = Savaşta veya Allahın kanunlarına uymadığı için bir toplumun felakete ve helake düşmesi durumu.
Şeytan ve İblis
Hicr Suresi Ayetler:26-33 26: Yemin olsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık. 27: Cini/İblis'i de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık. 28: Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım." demişti. 29: "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın." 30: Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler. 31: İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı. 32: Allah dedi: "Ey İblis! sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?" 33: Dedi: "Kuru bir çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattığın bir insana secde etmek için var olmadım."
15:27 Görülmeyeni (cini) de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.
İblis ve şeytanın geçtiği tüm ayetlerin hemen hepsi insanın yaratılması ile ilgilidir. Böylece bunlar insanın içerisinde olan bir şeyle çakışırlar. Bu şey önce yaratılmıştı. Yani insanların asi, isyankar, gözü dönmüş yönü Allah, insanın kendisini yaratmasından önce stilize etti, yaptı.
İblis/şeytan; karşı taraf, muhalif, aleyhtar, düşman, rakip; ve asi, isyankar, denen insanın bu trafını Allah kendisinden uzaklaştırmıştır. İnsanın içerisindeki isyankar duygular ve isyankar düşüncenin ateşten yapıldığı söyleniyor. Aynı ateşin (ısının/enerjinin) büyük molekülleri parçalayıp küçük moleküllere ayırdığı gibi insanın içerisindeki bu isyankar taraf ta hakikati; sebep, neden, gerekçe, sağduyu, akıl, hikmet, ve mantıktan ayırır. İnsanın nefsi Allah tarafından insanın cesedi yaratılmadan önce yratılmştı. Bunu şu ayette görebiliriz:
2:30 Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım." demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz." Allah şöyle dedi: "Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim."
Bu ayetten anlaşıldığı üzere insanı isyana yöneltecek yanı, huyu, mizacı, önceden biliniyordu. Meziyetinin özellikleri önceden varedilmişti. İnsanı diğer yaratıklardan ayıran ana özellik nedir? Özgür iradeye sahip olası mıdır? Kuranda tüm yaratıkların özgür iradeye sahip oldukları söylenir. Öyleyse insanı diğer yaratıklardan ayıran özellik nedir? İnsan Allah’ın yolgöstericiliğini seçmeyi öğrenmek zorundadır. İnsanda kendi varoluşuna karşı gelen, direnen bir iç güç var. Bizler bizim için iyi olanı ve kötü olanı henüz öğrenmek zorundayız. Bu bilgiler ışığında aşağıdaki ayete tekrar bakalım:
15:27 Görülmeyeni (cini) de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.
İşte bu insanları diğer yaratıklardan ayıran şey. O bizim ana özelliğimizdir. Bizler geliştirilmeden önce yaratılmıştı o. İnsanın bu isyankar tarafı, özgür iradenin ne olduğunu anlaması için yaratıldı. Bir evin ana unsurları dört duvar ve tavanıdır. Bunlar evi oluşturan ana unsurlardır. Biz insanları insan yapan ana unsurumuz da özgür irade potansiyelimizdir. Diğer bir deyişle tabiata karşı çıkabilme yeteneğimizdir. Bizim ilk önde gelen tarfımız özelliğimiz budur. İlk önce yaratılan tarafımız da odur. İnsanın bu yönü, yeteneği insanoğluna yüklenen muazzam bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu taşımak, yüklenmek onun kaderidir.
33:72 Biz emâneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten kaçındılar, ondan ürktüler. İnsan ise çok zalim ve çok cahil olduğu halde onu yüklendi.
İnsan dışındaki diğer bütün yaratıklar görev ve amaçlarının ne olduğunu bilirler. Bizler görevimizi, işlevimizi, amacımızı sıfırdan öğrenmek durumundayız. Bu öğrenmeye karşı gelen direnen şeye iblis denir.
Adem kıssasında (ilk insanlar 2:36-38 ve 7:11)insanoğlu nefislerinde kendilerinin içerisinde olan bu düşmana, rakibe karşı uyarılırlar. Bu düşman, rakip insanı Allah’tan uzaklaştırır. Allah’la insan arasına, insanla gelişme, ilerleme, tezkiye arasına uzun bir mesafe koyar. (Şeytan=şat=uzun ip) İnsanın bu yönü insanlığa hizmet etmez.
7:11 Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da secde ettiler. Ama İblis etmedi, secde edenlerden olmadı o.
Özelliği kavurucu bir ateşten olması. Tabiatı hakikate karşı olmasıdır ve insan tabiatının bir parçasıdır . Ve cennetin bir parçası olamaz. Mantığı, anlayışı, sağ duyuyu, ve hakikati anlamayı yakar. İnsanla insanın gelişebilmesi arsına engel (cahim) koyar. İnsanın bu yönünün ne kadar tehlikeli olduğu Kuran da birçok defa tekrar edilir. Şeytan/iblis bizden öncekilerin iddia ettiği gibi insanın kendi dışında yartıklar değildir. İnsanın duyuları, iyi ve kötü, mecazi tabirlerle şahıslaştırılmışlardır.Geçmişte insanlar işte bu mecazi şahısların hakikaten var olduklarına inanırlardı. Onları ilahlaştırmışlardı. Kötülüğün kendi içlerinde bir şey olduğuna inanmaktansa insanlar onun ayrı bir yaratık hatta bir ilah olduğuna inanmayı yeğlediler. Günümüzde insanın şahıslaştırdığı kendi içerisindeki kütü tarafından başka tüm ilahlar yok olmuştur.
Zerdüşti inanca göre iyi ve kötü insanın yapısında olan ve insana yaratıcının verdiği özelliklerdi. Daha sonraları bu inanç İran kültüründe asimile olduktan sonra iyi ve kötü kişileştirilerek iki ayrı varlık haline geldiler. Zerdüşti inanca göre Logos tanrının (Mithra’nın) oğludur. Logos aynı zamanda yeryüzündeki iyi ve kütü ikilemidir. Bu iklem Ormuzd ve Ahriman’dır. Zerdüşten yüzyıllar sonra Ormuzd ve Ahriman iki ilah haline dönüştürüldüler.
Bu İranik doktrin Müslümanların arasına da girmiştir. Hz. Muhammed hakkındaki mitolojik rivayetleri araştırdığımızda insanların iyi kötü karşıtlarını kişileştirerek Muhammedin iyinin yeryüzündeki kişileştirilmesi, şeytanın ise kötünün kişileştirilmesi olduğunu görebiliriz. İnsanlar çok tanrılı dönemin bir kalıntısı olan bu ikilemle kendilerini aldatıyorlar. Hz. Muhammedin kusursuz olduğu iddiasıyla onu bu İranik doktrine uydurdular ve onda iyilik ilahını kişileştirdiler. Allah ve resulu İYİ şeytan KÖTÜ ikilemi Kuranda verilen o güzel mecazi anlamların ve bilgilerin hepsini engelledi. Aynı zamanda şeytanı kişileştirerek insanın içerisinde olan kötülük potansiyelini inkar ettiler. Kötü bir şey yaptıklarında kendilerini suçlayacaklarına kişileştirdikleri şeytanı suclar oldular. Bu durum onları kötülüklerin sorumlusu olmaktan kurtarmış oluyor. “Bunu bana şeytan yaptırdı” demek sorumluluğu kişileştirilmiş şeytana yüklemektir.
Kuranda iblis ve şeytan konuşturuluyor. Aynı “Aklım git diyor” derken konuşmayan aklımızı konuşturduğumuz gibi.
Şimdi bu bilgiler işğinda Hicr suresi 26-32 ayetlerini yeniden tercüme edelim:
26: Yemin olsun, biz insanı; koyu inorganic maddelerden / kuru çamurdan (evrimle) yarattık. 27: İnsanın görünmeyen duyularını (şehvet, ihtiras, asi, şer, başıboş ego) da daha önce kavurucu ateşten (insanın bir parçası olacak diye) yaratmıştık. 28: Hatırla o zamanı ki Rabbin kumanda güçlerine (meleklere) / (yaratma güçleri, tabiat kanunları, vucudumuzu oluşturan en küçük hücreler) "Ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan (evrim yoluyla) bir insan yaratacağım." demişti. 29: "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen (secdeye kapanın) ona iteat edin."(her şey insan için yaratılmıştır) 30: Tabiat güçlerinin tümü, toplu halde (Allahın onları yaratış sebebine uyarak) (secde ettiler) iteat ettiler. 31: İnsanın kendi kötü yünü müstesna (iblis). O, secde edenlerle (iteat edenlerle) beraber olmaya karşı çıktı. 32: Allah dedi: "Ey insanın kötü yönü! Sana ne oluyor da secde edenlerle beraber olmuyorsun?" 33: Dedi: "Kuru bir çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattığın bir insana nasıl iteat ederim ki."
Kuran’da değişik ayetlerde geçen cinlerin hepsi ateşten yaratılmış değildir. İnsanın yaratılışı ile ilişkili olan cin ateşten yaratılmıştır. Bunlar bizlerin gözlerimizle göremediğimiz şehvet, öfke, çaresizlik, nefret, gazap, hırs, aç gözlük gibi kuvvetli duygularımızdır. Bu duyguların hiç biri insana hizmet etmez ve iteat etmez. İnsanı ve etrafındakileri zarara uğratır, felakete sürükler. Aynı Adem kısasında olduğu gibi bu duygular yani iblis insana hizmet ve iteat için yaratılmadılar. İnsanı imtihan etmek için, onu eğitmek için yaratıldılar. İblis ve şeytan kelimelerinin kuranda kullanılış şekillerine iyice dikkat edersek aralarındaki farkı görebiliriz. İblis insanın kötü gözü dönmüş yanını ifade ederken kullanılır. Şeytan ise Allahtan ve haktan uzak, düşman, asi anlamında olup insanın kötü yönü iş başında olduğu anlarda kullanılır. Yani şeytan iş başındaki iblistir. İnsanın yukarıda saydığımız kötü duyguları yani iblis insanı doğruyu seçmekten ve yapmaktan uzaklaştığı anlarda bu duygular şeytana dönüşür.
"Cinn" sözcüğü Kur'an'da; melekler (güçler) için, İblis (insanın kötü yönleri) için ve kendileri görülse de kimlikleri açıkça belli olmayan kişiler için kullanılmıştır.
_________________ ... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…
|