Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Per May 24, 2012 4:26 pm


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 16 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1, 2
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: BU YAZIYI HEM BAŞÖRTÜLÜLER, HEM AÇIKLAR OKUSUN
İletiTarih: Cmt Şub 13, 2010 1:31 am 
Çevrimiçi
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Çar Mar 25, 2009 10:05 am
İleti: 2393
mukakohakan sol değerler zaten Kuranda var.....

_________________
Çerkes İsimleri Çerkes Kimdir

Çerkez Müzikleri - Kafkasya - Çerkez - Google - Çerkez İsimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Çerkes Sitesi - Circassain - Cerkes.Net - Çerkez Tavuğu - Adigece Sözlük - Sohbet


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: BU YAZIYI HEM BAŞÖRTÜLÜLER, HEM AÇIKLAR OKUSUN
İletiTarih: Cmt Şub 13, 2010 2:10 pm 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye

Kayıt: Çar Eyl 24, 2008 7:23 pm
İleti: 1579
şimdi benim dediğim sosoyalizim sizin bildiğiniz anlamda değil yeniden uyarlıyoruz sosyalizmi saden sosoyalizim dünyevi bir olay müslümanlıksa bütünü kapsıyor bizim anlayışımız yeniden yorumlanmış her milletin yapısına uygun sosyal adetin çok ön planda olduğu sosyal devlet sosyal dünya sosyal insan Mr. Green Mr. Green olamazmı yani avrupara hıristiyan demokratlar olabiliyorda müslümanlarda müslüman sosyalistler neden olmasın ama neden olmuyor biliyormusunuz kapital sahipleri çok akıllılar kendi sermayelerini dini öne sürerek sömürdükleri halka korumalık yaptırıyorlar en fakiirine bile gitsenin sosylist kelimesini duyunca küfrederler sanki onları soyalistler sömürüyor işte bu yüzden bende diyorumki sosyalistler dinle barışsın bakalım kapital sömürücülerin elinende kullanacakları koz ne kalacak . tüsiat bunlar dine uzak kapital. müsiat bunlarda dini kullanan kapiatal sömürücü aslında hepsi aynı


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: BU YAZIYI HEM BAŞÖRTÜLÜLER, HEM AÇIKLAR OKUSUN
İletiTarih: Cmt Şub 13, 2010 2:17 pm 
Çevrimdışı
Site Admin
Site Admin
PauKaF

Kayıt: Sal May 08, 2007 4:27 am
İleti: 20076
Konum: MUDAREY-Гъубжь
sosyalizm ekonomik bir sistem olarak dine uygun olabilir ama diğer değerler için hiç bir ilgisi yok : )

_________________
Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: BU YAZIYI HEM BAŞÖRTÜLÜLER, HEM AÇIKLAR OKUSUN
İletiTarih: Cmt Şub 13, 2010 2:42 pm 
Çevrimdışı
Kıdemli Üye
Kıdemli Üye

Kayıt: Çar Eyl 24, 2008 7:23 pm
İleti: 1579
sosyaliizim ve müslümanlık birbirine zıt ise kapitalizim ilede müslümanlık bir birine zıttır ama kpital bir dünyada yaşıyoruz ozman hepimiz günahkarız ama kapital akıllıı müslüman iş adamları olarakta karşımızdslar tüsiat olarakta karşımızdalar. dünyada hiçbir toplum ağanmasın artık herkes haline razı


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: BU YAZIYI HEM BAŞÖRTÜLÜLER, HEM AÇIKLAR OKUSUN
İletiTarih: Pzr Şub 14, 2010 1:21 am 
Çevrimiçi
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Çar Mar 25, 2009 10:05 am
İleti: 2393
Sosyalist değerler Kuran ile örtüşüyor'a bir alıntı olsun isterseniz.

Böyle kuruldu Medine

Medine’nin kaynaklarda 80’e yakın ismi geçiyor.

Bunlardan birisi de “Dâru’s-Selam”…

“Barış, Esenlik ve Adalet Yurdu” anlamına gelen bu isim, çağlar önce Hz. Süleyman tarafından şimdiki Küdüs hakkında da kullanılmıştı: Jarusalem…

Bunlar, aynı zamanda, Müslümanların yeryüzündeki ezeli hedefini gerçekleştirme teşebbüsü oluyor: “Allah Dâru’s-Selam’a çağırıyor.” (Yunus; 25).

Peygamberimiz Medine’ye gelince şehrin “Yesrib” olan ismini “O Medine’dir” diyerek değiştirdi. Medine, ‘din’ kökünden geliyor ve “dinin zamanda ve mekanda ete kemiğe bürünüşü” demek oluyor.

Bakın, bir din zamanda ve mekanda nasıl ete kemiğe bürünüyor ve bu bürünüşün temelinde neler yatıyor. Yani “Medine” nasıl kuruluyor. Sahneler halinde sıralıyorum, her bir sahnede nice mesajlar var…

***

Hz. Ali ve Suheyb hicrette Medine’ye en son gelenlerdi. Ali Mekke’de kalmıştı çünkü müşriklerin peygambere bıraktıkları emanetleri sahiplerine iade edip öyle gelecekti… Öte yandan bu müşrikler Mekke’de mahzur kalan Suheyb’i ancak “mal” karşılığı serbest bırakmaya razı oldular… Peygamberimiz Ali’yi Medine’ye gelince yanına aldı, Suheyb’in çöl sıcağından pişmiş ayaklarını elleriyle ovdu ve her şeyini geride bırakıp gelmiş birisi için “Büyük kazanç işte budur! dedi…

Böylece “kuruluş” başladı…

***

Kuba denilen yerde ilk Cuma namazını kıldırdı. Verdiği hutbede şunları söyledi; “Ey insanlar! Ne bir aracı ne de bir tercümana ihtiyacı olmayan Rabbiniz ile karşılaştığınızda size “Resulüm size gelmedi mi? Size onca mal mülk verdim, bana ne getirdiniz?” diye soracak. Kişi sağına soluna bakacak ve kimseyi göremeyecek, önünde ateşi görecek. Ey insanlar! Kendinizi bir hurma vererek de olsa bu ateşten koruyun. Verecek bir şeyi olmayanlar kardeşine tabessüm etsin zira tebessüm de sadakadır. Allah bire yüz verecektir. Allah’ın selamı üzerinize olsun…!

Medine’yi kuran “hutbe” işte buydu.

***

Medine’de “bahçe sahipleri”, bahçelerinin etrafına duvar çevirmişti. Onlara şöyle dedi: “Ey Ensar! Mallarınızı saklamak ve yetim ve yoksullardan esirgemek için mi böyle yapıyorsunuz? Halbuki bahçeleriniz ve oradaki mallarınızdan yerdeki Ademoğullarının ve gökteki kuşların hakkı vardır. Sevap kazanmak istiyorsanız duvarları yıkın!” Böylece Medine’de bahçe duvarını yıkmayan kimse kalmadı.

Medine’yi kuran “yıkım” işte buydu.

***

Şehrin içlerine doğru devesi Kusva ile ilerledi. Kabile zenginleri önünü keserek “Ey Allah’ın Resülü bizde mal çoktur. Evimiz çardaklı ve geniştir. Servetimiz boldur, bize buyur” diyorlardı. Böyle böyle her kabilenin mahallesinden geçerken önünü kesip kendilerine buyur ettiler. Her defasında “Malınız, servetiniz sizin olsun, hayrını görün. Devenin yularını bırakınız, o gideceği yere gidecektir” dedi. Deve nihayet Sehl ve Süheyl adında iki öksüz ve evsizin durduğu yere çöktü. Burası bir hurma kurutma yeriydi. Buraya en yakın ev de Ebu Eyyub el-Ensari’nin eviydi ve Medine’nin en yoksul eviydi. “Burada konaklıyoruz” dedi. Ve oraya mescid yapıldı. Mescidin yapımında bizzat çalıştı, oraya Mescid-i Nebi dendi.

Medine’yi kuran “bina” işte buydu.

***

Beş ay kadar sonra “Kardeşlik” antlaşması yapıldı. 186 aile birbiriyle kardeş oldu. Malda mülkte ortak oldular. Birbirlerine mirasçı bile oluyorlardı. Onar onar evlere yerleştiler. Bir ineğin sütünden on aile içiyordu. Arazisi olan olmayanla bölüşüyor, tarlalarda nöbetleşe çalışıyorlardı. Tam bir kardeşlik devrimi gerçekleşmişti. “Yar yanağından gayrı her şey ortak” oldu. Öyle ki kardeş yapılan Medine’li, Mekke’liye “İşte mallarım, yarısını sana veriyorum. İki eşim var, senin seçtiğin birini hemen boşayayım, sen evlen!” bile diyebilmekteydi. Bölüşmüşlerdi ne varsa ekmeği aşı, harç yapmışlardı şehre sevgiyi, barışı…

Medine’yi kuran “aşk” işte buydu.

***

Medine’de pazar ve panayırlar vardı. Satın alınan bir yerde pazar kurdurdu. Panayır mafyasının itirazına rağmen “Burada kim erken gelirse yer onun olacak, yer kondu parası alınmayacak” dedi. Böylece yoksul satıcıların bu pazara rağbet etmesini sağlayarak, ötekilere alternatif alış veriş alanları açtı. Gençlik yıllarında Arabistan’ın çeşitli yelerinde kurulan panayırlara katıldığından neyin yapılması gerektiğini çok iyi biliyordu. Ticaret yaparak zenginleşen arkadaşlarını gördüğünde “Cennete zor girer” veya “Elinden tutmasam ateşe düşüyordu” gibi imalarla fazla mallarını infak ettiriyordu. Mal ve mülkün belli ellerde toplanmasını ve sınıflaşma meydana gelmesine asla göz yummuyordu. Böyle böyle örneğin Abdurrahman b. Avf’ın ticaret kervanlarından elde ettiği malları beş kez infak ettirerek sıfırlatmıştı. Sürekli olarak ihtiyaçtan fazla malın infak edilmesini emrediyordu. Büyük mülkiyetlere ortaklaşa, küçük mülkiyetlere de şahsi olarak sahip olunabilirdi. Bundan fazlasına izin vermiyordu. Tarlada çalışanlara buranın sahibi nerede diye sorunca, tarlayı kiraladık dediklerinde, “Böyle olmaz, ya kendisi de gelecek, ortaklaşa üretip paylaşacaksınız, ya da burayı size infak edecek” diyordu. Emeksiz kazanca asla izin vermiyordu. Medine’de alternatif üretim (halk) ve paylaşım (kerem) düzeni böyle kuruldu.

Medine’yi kuran “emek” işte buydu.

***

18 kabileyi bir araya getirerek 47 maddelik “Medine Sözleşmesi”ni imzaladı. İçlerinde gayr-ı muslimlerin de bulunduğu bu sözleşme şöyle başlamaktaydı: “… İşte bunlar diğer insanlardan ayrı tek bir ümmettir.” Sözleşme metninde en çok geçen kelime adalet ve ma’ruf (ortak iyi) idi. Sürekli olarak yeni kurulan topluluğun (komün/cemaat) karşılıklı yardımlaşması ve dayanışması vurgulanmaktaydı.

Medine’yi kuran “anayasa” işte buydu.

***

Toplumda tartışmasız liderlik rolü üstlenmesine rağmen benzerleri arasında birinci (primus inter pares) kuralına göre hareket ediyordu. Ne tantana ve ne de debdebeli törenlere tenezzül ediyordu. Giydiği elbiseler, oturduğu ev ve konuşma tarzı vs. bakımından diğer insanlardan hiçbir farka sahip değildi. Onunla konuşulurken “Ey Allah’ın elçisi!” veya “Ya Muhammed!” ya da künye adıyla “Ya Ebe’l-Kasım!” şeklinde hitap edilirdi. Asla onun kapısında bir düşman saldırısı hariç bir muhafız nöbet beklememiştir. Bu durum Medine’deki evi için olduğu kadar yolculuk sırasında karargah kurduğu sırada da sözkonusudur. Halk yığınları arasına girip karışırdı. Halk arasında en sıradan kişiler bile onunla rahatlıkla görüşebilirdi. Şehrin cadde, mahalle ve çarşılarında herhangi bir insan gibi yürürdü. Elbiselerini kendi yamar, ayakkabılarını kendi tamir ederdi. Hasta olan Yahudi bir çocuğu ziyarete gider, cenaze geçtiğini görünce gayr-i Müslim de olsa ayağa kalkardı. Bir gurup arkadaşı ile piknikte koyun kesildiğinde birisi yüzme, diğeri etleri doğrama işiyle meşgül olurken o da çalı çırpı toplamaya çıkardı. “Hayır biz yaparız, siz oturun” demelerine rağmen kabul etmezdi. Yolda birisine arkadan yaklaşarak kolunu tutup kaldırır “Bunu kim satın almak ister” diye çağırarak veya arkadaşının yüzüne ağzından su püskürterek şakalaşırdı. Eşiyle koşu yarışı yapardı. Pazarda satıcının torbasına eline daldırır, altı yaş çıkınca “Bunu alıcıya haber ver yoksa aldatmış olursun” derdi. Savaşta mübarezeye (düello) çıkmış, yaralanınca arkadaşlarının omuzlarına yaslanarak çadıra taşınmıştı…

Medine’yi kuran “önder” işte böyleydi.

***

Bir gün namaz kıldırırken aniden namazı kısa keserek bitirdi. Hızla evine gitti ve bir müddet sonra döndü. “Ne oldu ey Ebe’l-Kasım!” diye sordular. “Eve bir kesede altın ve gümüş (para) getirmişlerdi. Namazda aklıma geldi, gidip yoksullara verdim. Aksi halde helak olacaktım.” dedi…

Medine’yi kuran “korku” işte buydu.

***

Ve son sahne…

Son nefesini verirken eşi Aişe’ye sordu; “7 dirhemimiz vardı, o ne oldu? Duruyorsa hemen infak et.” Aişe infak edip gelince “Rabbimin huzuruna üzerimde mülkiyet olduğu halde çıkmaktan haya ederim” dedi…

Medine’yi kuran “haya” işte buydu.

***

Ne zaman onun adını duysam bu sahneler aklıma gelir.

Yerden ve gökten kaçar, yerin dibine geçerim.

Bu “haya” olmazsa Medine kuramazsınız.

Böyle kuruldu Medine, böyle…

(Tavsiye kitap: Muhammed Hamidullah; İslam Peygamberi; “İktisadi Sistem” ve “Devrin Sosyal Yapısı” bölümleri, c.2, M. Asım Köksal; İslam Tarihi; “Peygamberimizin Medine’ye Gelişi” bölümü, Medine Dönemi; c.1-2, Kütüb-i Sitte; “Mudâraba” ve “Müzârea” bölümleri).

recepihsan@gmail.com

http://ihsaneliacik.wordpress.com

_________________
Çerkes İsimleri Çerkes Kimdir

Çerkez Müzikleri - Kafkasya - Çerkez - Google - Çerkez İsimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Çerkes Sitesi - Circassain - Cerkes.Net - Çerkez Tavuğu - Adigece Sözlük - Sohbet


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: BU YAZIYI HEM BAŞÖRTÜLÜLER, HEM AÇIKLAR OKUSUN
İletiTarih: Pzr Şub 14, 2010 1:29 pm 
Çevrimiçi
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Çar Mar 25, 2009 10:05 am
İleti: 2393
Ve aynı yazar ile devam edersek....

Solun değerleri Kuran'da var...

Savunduğu görüşler nedeniyle İslami ve sol çevrelerce yakından takip edilen İhsan Eliaçık, İslam'ın politik duruşunun sol olduğunu ve adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramların Kuran'a ait tabirler olduğunu söylüyor

Türkiye kamuoyunun büyük kısmı İhsan Eliaçık ismiyle, geçtiğimiz günlerde MÜSİAD'ın eski Başkanı Erol Yarar'la yaptığı tartışmayla tanıştı. O tartışmada İslam ve kapitalizm hakkında çarpıcı görüşlerini ortaya koyan, Müslümanların kapitalizme karşı olması gerektiğini söyleyen ve zenginlikle İslam'ın yan yana gelemeyeceğini savunan Eliaçık; aslında 30 yıldır İslami çevrelerde tanınan, bilinen bir isim. Birçok dergide yazılar yazan, görüşlerini sayısı 30'u bulan kitaplarında toplayan Eliaçık, 'farklı' ve 'yeni' görüşleri nedeniyle 'yeşil komünist', 'Allahlı komünist' diye niteleniyor. Müdavimleri onu, adını taşıyan blog'undan takip ediyor, bir de yazdığını bildikleri aylık dergilerden. Gerçekten de hayli ilginç biri Eliaçık, öyle ki randevumuza o gün bütün Türkiye'de yapılan işçi eyleminden geliyor olması bile bu farklılığı anlatmaya yeter herhalde. Fatih'teki bürosunda buluştuğumuz Eliaçık'la hayli uhrevi, hayli dünyevi, hayli tarihsel ve hayli çağdaş bir sohbet yaptık..

. - İslam'ın yeniden inşasından bahsediyorsunuz, ne demek bu?

- Yazılarımı okuyanlar beni dinde reform yapmakla suçluyor. Hâlbuki dinde reform yapılmış, peygamberimizin vefatından sonra İslamiyet aşama aşama Emevi ve Abbasi imparatorluklarının dini haline getirilmiş zaten. O günlerden bu yana İslam iktidarla ve malla ilişki konusunda sinirleri alınmış, Kuran-ı Kerim zararsız bir tapınak metni haline getirilmiş ve gerçek hayatla bağları koparılmış durumda. Ben İslam'ın özündeki saflığı ortaya koyuyorum. Ama söylediklerim, klasik Müslüman zihni tarafından tedirginlikle ve endişeyle karşılanıyor.

- Açtığınız bu bir tartışma Türkiye'de destek buluyor mu?

- Buluyor tabii, biraz evvel işçilerin eylemine katıldım. Oradaki işçilerden birçoğu İslami çevrelerden birinin işçi eylemine destek vermesini çok sevindirici ve enteresan buldu. Düşüncelerime bir de dini çevreler yüzünden dinden soğumuş çevreler destek veriyor.

- Biraz çelişik bir durum...

- Ama bu saf bir dinden uzaklaşma değil, dini çevreler yüzünden dinden uzaklaşmış çevreler bunlar. Mesela bir ateist, "Ben Allah'a inanmıyorum, adalete, eşitliğe, özgürlüğe, hakka, hukuka, sevgiye, merhamete inanıyorum," diyor. Ben de ona "Sen aslında Allah'a inanıyorsun. Çünkü bu söylediklerin Allah'ın isim ve sıfatlarıdır, sen yoksulun sesi olan Allah'ı değil, mollanın Allah'ını inkâr ediyorsun," diyorum. Çünkü eşitlik, özgürlük, kardeşlik, emek, adalet Kuran kavramlarıdır ve Allah bunları sürekli ister ve talep eder.

- Görüşlerinizin şimdi tartışılmaya başlanmasının nedeni nedir?

- Bunları 15-20 senedir konuşuyorduk, sesimiz fazla duyulmuyordu. Artık içinde bulunduğumuz dini-muhafazakâr çevreler yaklaşık 15 senedir Türkiye'yi yönetiyor. Gençlik yıllarımızda 'Sınırsız ve Sınıfsız İslam Toplumuna Doğru' diye duvarlara birlikte yazı yazdığımız arkadaşlar sınıf atladı. Bizim de bir burjuvazimiz oluştu, bu yeni sınıfın ideolojisi kariyerizm ve konformizm. Birçok idealist arkadaşım gözlerimin önünde değişmeye başlayınca, feveran etmeye, ses yükseltmeye, yazılar yazmaya başladım. Ve zamanın ruhunun değiştiğini söyledim.

- Nasıl bir ruh değişikliği peki bu? Eskiden zamanın ruhu nasıldı, şimdi nasıl oldu?

- Bir düşünce adamı olarak dünyanın bütün devrimlerinin iktidara gelinceye kadarki sloganlarını benimsiyorum ve savunuyorum. İran devrimininin 'Azadi' sloganını, Rus devrimin 'Emek', Fransız devriminin 'Eşitlik, kardeşlik, özgürlük' ile Amerikan devriminin 'İnsan hakları' kavramlarını. Dinler ve devrimler iktidara gelinceye kadar insanlık vicdanının patlamalarıdır, saftır; ama iktidara gelince bozulurlar. Bence iktidarlar sıkı bir hukuk ve halk denetimiyle gözetim altında bulundurulmalı. Bizim ülkemizde muhafazakâr iktidarla beraber fethetme, ele geçirme, iktidara gelme dönemi bitti. Halk muhafazakâr iktidara istediği her şeyi verdi. Şimdi eleştireceğimiz kişiler kendi içimizden çıkan kişilerdir. Bundan sonra biz muhalefette olacağız ve fakat bu muhalefeti yıkıcı ve hesapçı bir tarzda yapmayacağız, yapıcı olacağız. Türkiye'deki mevcut iktidarın kendisiyle aynı iklimden gelen, aynı tarihsel bilince sahip, aynı dini ve geleneksel eserlerden beslenmiş insanların muhalefetine ihtiyacı var.

- Bu muhalif ruh güçlenmeye gebe mi?

- Şu anda kuluçka döneminde fakat göreceksiniz önümüzdeki 5-10 yıl içinde Türkiye'nin en güçlü muhalefet damarı bu olacak.

- Dine karşı din diyorsunuz ve Türkiye'nin geleceğinde de bunun olduğunu söylüyorsunuz. Ne demek dine karşı din?

- Dine karşı din, İranlı sosyolog Ali Şeriati'ye ait bir tabir. Ali Şeriati, Muhammed İkbal, Mehmet Akif, Cemalattin Afgani ve Aliya İzzetbegoviç'i üstadım olarak görüyorum. Tarihte bütün peygamberler dinsizliğe karşı değil, dine karşı mücadele etmişlerdir. Bu anlamda peygamberimiz bir ruhban değildi, onun karşısındaki müşrikler dindar kişilerdi. Hz. İsa'yı hahamlar çarmıha gerdi, Buddha Hindistan'da Brahmanlara karşı çıktı, Zerdüşt, Mani, Hz. Musa din adamlarına karşı mücadele etti. Günümüzde ise dindar zihinle yetişmiş insanlar zengin oluyor ve İslam'ın ruhuna aykırı olan durumlarını "Allah bizi zenginlikle, onları da yoksullukla imtihan ediyor. Allah kulları üzerinde nimetlerini görmek ister," diye açıklıyorlar. Bu bakış açısı, sınıflar arasındaki uçurumu dinle meşrulaştırmaktır.

- Din bu kadar hayatın içinde olursa din ve devlet işleri birbirinden nerede ayrılacak?

- Size birkaç tane din kuralı söyleyeyim: Adalet, doğruluk, dürüstlük, hak, özgürlük, eşitlik, kardeşlik... Devlet bunları esas almasın mı? Dinin kurallarını hırsızın elini kesmek, türban takmak, zina edeni cezalandırmak, mirası erkeğe iki kadına bir şekilde vermek, dört kadınla evlenmek şeklinde anlıyorsanız bunlar dinin evrensel değerleri değildir. Bunlar dinin evrensel değerlerinin Arap toplumunda nasıl hayata geçeceğine dair verilmiş örneklerdir.

- Ve bunlar değişebilir mi?

- Zaman içerisinde dönüşebilir, yerlerine yenileri uygulanabilir. Değişimci ve dinamik bir din anlayışıyla bunlardan kurtulmak mümkün.

Türk yerine 'gurur', Kürt yerine 'onur' demeliyiz

- Kürt sorununa ilişkin bakış açınız da ilginç. Türk yerine 'gurur', Kürt yerine de 'onur' sözcüğünü ikame etmeyi öneriyorsunuz çözüm olarak...

- Bazen insanların dilinde sözcükler fetişleşerek normal ve asli anlamlarını kaybederler. Sosyolojinin veya siyaset bilimin konusu olmaktan çıkar, psikolojik birer fenomene dönüşürler. Türk veya Kürt sözcüklerinin başına gelen de bundan başkası değil. Türk yerine 'gurur', Kürt yerine 'onur' diyebiliriz rahatlıkla çünkü altlarında yatan psikoloji bu. Gurur, Arapça 'aldanmak' kökünden gelir. Bu nedenle ucu kaçmış, abartılı bir gurur daima aldatıcıdır. 'Türklük gururu' sizi etrafınızı göremez hale getirerek köreltebilir. Hatta çevrenize zarar verir hale gelirsiniz haberiniz bile olmaz. Onur ise Arapça haysiyet sözcüğünün Türkçesidir. 'Nerede' demek olan 'haysu' kökünden gelir. Demek ki onur yani haysiyet 'nerede duracağını bilmekle ilgilidir. Kürdün onur yani haysiyet arayışı nerede duracağını bilemezse birilerinin oyuncağı haline gelir ve haysiyetini tümden kaybeder.

- Türkiye'deki laik-dinci ayrımının, dinde zorlama meselesiyle çok ilgisi var. Nedir dinde zorlama yoktur tabirinin anlamı sizce?

- Kişi dinin içerisine girer, dini yaşar ve isterse çıkar. Din tamamen gönüllü bir şeydir.

Kimse Müslüman olmaya, dine girdikten sonra da namaz kılmaya, oruç tutmaya, örtünmeye ve dinde kalmaya zorlanamaz. Din tehdit değil, tekliftir.

- Alevilik hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Ben tarihsel anlamda Sünniliği İslam'ın klasik aklı, Aleviliği de ruhu olarak görüyor

Asgari ücretle işçi çalıştıran bir Müslüman boşuna namaz kılıyor

- İslam'ın politik duruşunun sol, metafizik duruşunun da sağ olduğunu söylüyorsunuz...

- Sağ ve sol tabirlerini aslında kullanmak biraz riskli. Ama İslam'ın çağın idraki içinde anlaşılmasını sağlamak için bu riski göze alıyorum. "Yerleri gökleri bir yaratan vardır, yaratana itaat etmeliyiz, onun gösterdiği çizgiden çıkmamalıyız," dediğiniz zaman, muhafaza etmeyi öne çıkarıyor oluyorsunuz ve bu sağ bir temadır. Fakat Allah'ın kurduğu doğal düzeni bozanlara karşı mücadele ettiğiniz, onun emrettiği gibi köleleri özgürleştirdiğiniz, malı mülkü bölüştüğünüz zaman da sol bir dille konuşmuş olursunuz.

- Bir Müslüman için ortalama bir yaşam standardı tarifiniz de var ve bunları sahih hadislerden, rivayetlerden yola çıkarak oluşturmuşsunuz.

- İslam, büyük mülkiyetlerin ortaklaşa, küçük mülkiyetlerin de şahsen sahiplenilmesine izin verir. Mesela bir fabrikayı kuracak devasa bir sermaye tek bir kişinin olamaz. Bugün için bir Müslüman'ın bir evi, bir arabası, bir ailesi, çocukları ve ailesini geçindirecek kendi çapında bir işi olabilir. Bundan fazlasına sahip olmaya kalkmak, ateştir.

- Yakar mı, diyorsunuz..

- Evet aynen öyle, yakar onu. Bir insan malı ve metayı kendine köle yapamaz, onun kölesi olur. Ne kadar az metaya sahip olursan, o kadar özgürleşirsin. Kuran der ki, "Sizler fukarasınız, Allah'tır zengin olan." Kuran'a göre bir Müslüman'ın kendisine zengin demesi bile edebe mugayirdir. Bir de Kuran-ı Kerim'de 'mesakin' kavramı vardır, geçim sıkıntısı çeken ve bunu kimseye söyleyemeyen kişiler için kullanılır. Maun Suresi'nde, öksüzü ve mesakini gözetmeyen kişilerin kıldıkları namazın boş olduğu söylenir. Bugün Türkiye toplumunun yüzde 70'i böyledir. Bu sureye göre yanında asgari ücretle işçi çalıştıran kişi, boşuna namaz kılıyordur. Maun suresi, kapitalizmin panzehiridir, orucun ve namazın bile emekle, mülkle doğrudan ilişkisi vardır.

- Bu yüzden mi abdestli kapitalizm diyorsunuz?

- Emek ilişkilerini düzeltmeden, bölüşmeden, paylaşmadan sadece dini ritüelleri yerine getirenleri kast ediyorum o tabirle. İslamiyet abdestli kapitalizm için üretmek için var olmamıştır. Yeryüzünde komünizm çöktü, İslam'ın sosyalizmle farkının ne olduğu değil, aslında kapitalizmle farkının ne olduğu önemlidir.

Ebu Zer'i herkes tanımalı

- Yazılarınızda bir Ebu Zer var. Ebu Zer kim?

- Ebu Zeri Gılfari, peygamberin ilk Müslüman olmuş sahabelerinden biridir ve onun çok yakın dostudur. Hz. Osman'ın iktidarında onun mal ve mülkle ilgili politikalarını eleştirmiştir. Peygamberimiz zamanında Medine'de bir kardeşlik iktisadı kurulmuştu, yar yanağından gayrı her şey ortaktı.

- Bir tür komün gibi...

- Komün zaten cemaat demektir. İngilizcedeki komün ile cemaatteki cem aynı kökten gelir. Ta Fenike dilinden bugüne gelmiş bir sözcüktür. Peygamberimiz de Medine'de bir tür komün kurmuştu, öyle ki kimse ayrı yemek yemezdi, herkes birbirinin sorunlarıyla ilgilenirdi ve yardımlaşma esastı. Hz. Osman döneminde Müslümanlar arasında zenginleşmeler başladı. Ebu Zer buna muhalefet edince Hz. Osman da onu susturmak için Rebeze çölüne sürgüne gönderdi ve Ebu Zer orada öldü. Ebu Zer, iktidarın bozan etkisine karşı İslam'ın vicdanını temsil eder.

- Klasik İslam anlayışı Ebu Zer'i nasıl niteliyor?

- Aşırı görüş sahibi bir sahabe olarak niteliyorlar. Halbuki Ebu Zeri Gılfari tıpkı Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali gibi peygamberimizin ideallerine çok bağlı biriydi.

İtirazım dine biçilen role

- Siz dinlerin uhrevilik bir yana, ekonomiyle, politikayla ve günlük hayatla ilgili olduğunu söylüyorsunuz yani...

- Evet, İslam bir tapınak dini değildir, gerçek hayat dinidir. Kuran mezarda ölülere okunan bir kitap değildir, hayatın atardamarı siyasi, ekonomik ve askeri olarak neredeyse orada okunması ve anlaşılması gereken bir kitaptır, bunun için gönderilmiştir. Peygamberimiz bir din adamı değildir. Ben Türkiye toplumunda dine biçilen role esastan itiraz ediyorum. Bu modern burjuvazinin, aydınlanmanın din tanımıdır.


Alıntıdır

_________________
Çerkes İsimleri Çerkes Kimdir

Çerkez Müzikleri - Kafkasya - Çerkez - Google - Çerkez İsimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Çerkes Sitesi - Circassain - Cerkes.Net - Çerkez Tavuğu - Adigece Sözlük - Sohbet


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 16 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1, 2

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 3.536s | 11 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.