Tlepsh yazdı:
BELED SÜRESİ’nin bizlere anlattıkları:
1-4: Hayır! Bu akılsızlığa –ki bu akılsızlıkta çözümsün sensin – babaya ve doğana yemin ederim ki, Biz insanı gerçekten bir sıkıntı içinde yarattık. Hayır!
5. O vahiy ile belirlenen yasaları kabul edeceği yerede kendi yanlış olan küstahlığını bırakmayıp kendisine karşı kimse asla güç yetiremez sanıyor.
6. (O kendini kandırmaya devam edip bizim sistemimize karşı harcamaya devamediyor) Sonunda planlarının boşa çıktığını görünce "Yazık! Ben, yığın yığın mal heder ettim!" diyor!
7. O, kimsenin kendisini asla görmediğini mi sanıyor? Kimsenin kendisine hesap sormayacağını mı zannediyor?
8. O yanlış algılıyor! Oysa biz ona iki göz vermedik mi?
9. Ve bir dil ve iki dudak?
10. Ve Biz ona belirgin iki yolu gösterdik.
11. Bu iki yoldan biri bencil duyguların peşinde olmaktır, her fırsatta başkalrının emeğini, gelirini, gaspederek kolay ve raha bir hayat sürdürmektir. Onun bencil aklı onu bu kolay yola adapte olmaya teşvik ediyor.
Aksine diğer yol çok çaba ve sabır gerektirmektedir. Her adımı insanın nefesini kesen sarp bir yokuşa tırmanmak gibi zor olan yol. Ama bu yol her atılan adımda insanı yükselten bir yoldur.
12. Ve 'Akabe'nin [o sarp yokuşun] ne olduğunu sana Allahtan daha iyi kim anlatabilir? O halde dinle:
13. Sarp yokuşa çıkmak demek insanın sadece kendini düşünmememsi ve köleliğe, esarete, boyun eymeğe mecbur edilen her insanı kurtarmasıdır.
Her şeyden önde gelen hiç kimsenin baskı altında olmayacağı, başkalarına boyun eğmeye maruz kalmayacağı bir system kurmaktır. Herkesin tam bir fiziksel ve zihinsel özgürlüğe sahip olduğu, başını dik tutabildiği bir sistem. (Allah’ın yasalarından başka hiçbir yasaya boyun eğmek zorunluğu olmayan bir system)
14. Ve zalim güçlerin bütün ana geçim kaynaklarını gaspedip yarattıkları genel bir kıtlık ve açlıkta kimsesizlere, sürünen miskine (yoksula, işsize) sahip çıkmaktır.
17. Sonra da iman edip de sabrı tavsiyeleşenlerden ve merhameti tavsiyeleşenlerden olmaktır.
18. İşte bunlar, meymenet [uğur-bereket] ashâbıdır. [yâranıdır]
19. Yasalarımızı inkâr edip kolay yolu seçenler de meş'emet [uğursuzluk-şomluk] ashâbının [yâranının] ta kendileridir.
20. Üzerlerinde kapıları sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır.
18. onlar, o yüksek vasıflarla nitelenmiş olan o kahramanlığı yapan, esir kurtarmak veya öyle zor bir günde bir yetime veya çaresize yemek yedirmek suretiyle can kurtaran, bunlara gücü yoksa iman edip de birbirine sabır ve merhamet tavsiye etmek suretiyle teselli ve kalp kuvveti vermeye çalışan müminler mutluluk sahipleri, kitapları sağ taraflarından verilecek kişiler, kendilerine ve başkalarına uğurlu kimselerdir.
19. Bizim âyetlerimize küfreden, inanmayarak nankörlük eden kâfirler ise -ki o mağrur kişi de bunlardandır- onlar, uğursuz kişilerdir, uğursuzluktan kurtulmayan, kitapları sol taraflarından verilecek olan, kendilerine de başkalarına da uğursuz olan kimselerdir ki
20. üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır