PauKaF yazdı:
Hayatıma yön veren felsefelerden biri ; Başıma gelen -büyük küçük hiç fark etmez- her belanın öncesinde yaptığım bir kötülükten kaynaklandığına inanır ve buna göre yaşamaya çalışırım. Ne zaman başıma birşey gelse hemen sorgularım acaba bu neyin karşılığıydı diye ve öyle görmek istediğimden midir bilmem ama mutlaka bir karşılık bulurum
Kainatta ne varsa etki tepki (neden sonuç) prensibine göre hareket eder. Tabiattaki aynılık/değişmezlik prensibi ilede bu sebep sonuç ilkesi kainattaki her şeye aynı biçimde uygulanır. Bu demektir ki her hangi bir SEBEP nerede olursa olsun aynı şartlar altındaysa aynı SONUCU doğurur. Sosyal hayatta buna karşılık kanunu/prensibi diyebiliriz.
İnsanın yaşamını iki düzeyde sürdürür. Birincisi FİZİKSEL yaşam olup aynı diğer fiziksel nesnelerin tabii olduğu kanunlara tabidir. Mesela insanlar da diğer hayvanlar gibi çoğalırlar. Yeme, sindirme, boşaltma, uyuma, uyanma, hastalık sıhatlilik, üreme, ölüm, vs. konularında etkili olan elemanlar hemen hemen aynıdır. Hatta insanda anı hayvanlarda olduğu gibi kendini-koruma, saldırı, ve üreme içgüdüleri vardır.
Daha yüksek olan ikinci yaşam düzeyi ise fiziksel olmayan İNSAN KİŞİLĞİ yani şahsiyeti ile ilgili yaşam biçimidir. İnsanın şahsiyeti fiziksel kanunlara tabii değildir. Fakat KALICI DEĞERLER denilen yasalara tabiidir. Bunlar dürüstlük, doğru sözlülük, iyi ve kötünün ölçütü, doğru ve yanlış gibi değerlerledir. İşte bu değerler İNSAN KİŞİLİĞİNDE yansır. Hayvanların DAVRANIŞ TARZLARI vardır ama insanların buna ek olarak KAREKTERLERİ de yani kişilikleri de vardır.
Evrendeki fiziksel kanunlar gözlem ve deney vasıtası ilekeşfedilebilirler. Ancak kalıcı değerler insana vahiy yolu ile gelir ve bu değerler şu an Kuran’da muhafaza edilmiş olan değerlerdir. Bu değerlerin aynı fiziksel hayatttaki sebep sonuç ilişkisi gibi kendilerine has bir takım kanunları vardır. Bunu AMEL-CEZA’ diye isimlendirebiliriz. (Not: Ceza’ Arapçada KARŞILIK demektir. Türkçedeki “ceza” amlamında değildir). Bu evrensel bir yasadır.
İnsana has olan “isteğe bağlı seçim” aslında insan KAREKTERİnin bir özelliğidir. Bu seçim sırasında KALICI DEĞERLERE bağlı kalmak insanı yüceltir, bu değerlerden uzaklaşmak ise insanı alçaltır. Gelişmiş bir karettere sahip bir kişi çok azimli olur. “Gelişmiş” olan karekter insanın fiziksel ölümümden sonra bile yaşar. Fiziksel kanunların insane cismine etkisi gibi kalıçı değerlerin de insan karaekterine etkisi vardır. SEBEP-SONUÇ ilişkisi der iki yaşam düzeyinde doğal ve ilahidir.
İnsan yaşamını şu kanunlar kontol eder ve yönetir:
1. İnsan cismi fiziksel/doğal (fizik, biyoloji, kimya vs.) yasalara tabidir.
2. Toplum hükümetlerin koyduğu yasalara/sosyal yasalara tabidir.
3. İnsan karekteri KALICI DEĞERLER-e tabidir.
Her üç alan insanı yaptkılarından ve yaptıklarının sonuçlarından sorumlu tutar. Birinci ve ikinci alanlarda insan başkalarının yaptıklarının sonuçlarına katlanmak zorunda kalabilir. (Mesela bir kimse diğer bir kimse tarafından bir köprüden atılması sonucu boğulabilir. Veya doğru bir tarzda inşa edilmediği için köprü yıkılır ve kişinin ölümüne sebep olabilir. Kötü yönetim sonucu açlık başgösterebilir. Su baslıknları bir alanı tahrip edebilir. Savaşlar tahribata sebep verebilir. Vs.) Ama üçüncü alanda her kişi kendi amellerinin sonuçlarınına katlanır. İşte ameller bu kişinin “amel defteri” ni oluşturur.
Kuran insanı kişisel ve toplumsal tüm amellerinden sorumlu tutar. Bu saydığımız üç alanda olan amellerin hiç birini yazgı (önceden belirlenmiş kader) olarak kabul etmez. İnsan amellerinin (yaptıklarının) karşılığını (caza’) alır. Önceden belirlenen şey insanın amellerine karşılıklarını veren yasalardır. Kader denilen, insanın kaderi denilen şey Allah’ın önceden belirlemiş olduğu yasalardır. İnsanın kaderi kişisel veya toplumsal amellerin sonuçlarından başka bir şey değildir. Bunu biraz açarsak:
1- Yaptıklarınız sizin kaderinizdir2:81-82 İş onların sandığı gibi değil. Kötülük ve
çirkinlik kazanan, suçu kendisini kuşatmış olan kişiler, ateşin dostudurlar. Sürekli kalacaklardır orada. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar ise cennetin dostudurlar. Onlar da orada sürekli kalacaklardır.
2:281 …
her benliğe kazanmış olduğu tam bir biçimde verilecektir… (3:24, 3.160, 4:17)
Yapılan amel kastedilerek yapılmış bir amel olmalıdır. Ki insan kendisine zorla yaptırılan bir amelden sorumlu tutulmaz.
2:225 Allah sizi, dil sürçmesi sonucu lağv olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz; ama O sizi kalplerinizin kazandığından hesaba çeker. Allah Gafûr'dur, çok affeder; Halîm'dir, çok yumuşak davranır.
En’am süresinde her kişinin kendi amellerinden sorumlu olduğu bildirilir:
6:165 Şunu da söyle: "Allah herşeyin Rabbi iken O'ndan başka rab mı arayayım?
Her benliğin kazandığı kendi üstünde kalır. Hiçbir günahkâra bir başka günahkârın yükünü taşımaz. Nihayet dönüşünüz Rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri O size haber verecektir."
53:39
Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur.
20:15 "Kuşku duyma ki o saat gelecektir. Onu neredeyse gizleyeceğim ki,
her benlik gayretinin karşılığını elde etsin."
Adaletin var olduğu bir toplumda kimsenin hakkı kaybolmaz:
21:94 Kim inanmış olarak hayra ve barışa yönelik işlerden bir şey yaparsa,
onun gayretine nankörlük edilmez. Biz böylesi lehine kâtiplik ederiz.
Böyle bir tolumda çabalarınızın karşılığını muhakkak alırsınız:
17:18-21 Peşin isteyene dünyada peşin veririz: Dilediğimize dilediğimiz kadar. Sonra da ona cehennemi veririz; yaslanır ona, kınanmış ve kovulmuş olarak. Kim de âhireti ister ve inanmış olarak ona yaraşır bir gayretle çalışırsa, böylelerinin gayretleri teşekkürle karşılanır. Rabbinin lütfundan nimetlerle hepsine uzanırız: Onlara da bunlara da.
Rabbinin lütfu kimse tarafından engellenemez/kısıtlanamaz.Bu yasalar kişilere olduğu gibi toplumlara kavimlere de uygulanır.
2:134 İşte bunlar bir ümmetti, gelip geçtiler.
Kazandıkları kendilerinindir. Sizin kazandıklarınız da sizin olacaktır. Siz onların yapıp ettiklerinden sorguya çekilmeyeceksiniz.
Ameller bu amellerin sahibine kendisinin sorumu olduğu sunuçları getirir:
2:286 Allah hiç bir benliğe, yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez/teklifte bulunmaz.
Her benliğin yaptığı iyilik kendi lehine, işlediği kötülük kendi aleyhinedir/kişinin hem kendisi hem başkaları için kazandığı onun lehine, yalnız kendi nefsi için kazandığı onun aleyhinedir/kişinin kendi emeği ile kazandığı lehine, başkalarının sırtından kazandığı aleyhinedir. "Ey Rabb'imiz! Unutur yahut hata edersek bizi hesaba çekme. Ey Rabb'imiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabb'imiz! Bize, güç yetiremeyeceğimiz şeyleri de yükleme. Affet bizi, bağışla bizi, acı bize. Sen bizim Mevlâ'mızsın. Küfre sapanlar topluluğuna karşı yardım et bize!"
İnsanlar kendi yaptıkları ile kendilerini mahfederler:
2:79 Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitap'ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, "İşte bu, Allah katındandır!" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!
Şunu belirtmek yeterlidir:
74:38
Her benlik öz kazancının bir karşılığıdır.
2:Ne yaparsanız onu bulursunuz (9:82)Her amel (iyi veya kötü) bir sonuç doğurur. Fiziksel alanda bunu gözlemlemek çok daha kolaydır. Ateşe dokunursanız yakar. Su sususzluğu giderir. Ama Kalıcı değerler diye adlandırdığımız değerlerin sonuçları direkt gözlenebilen sonuçlar değildir. Yemek yemenin açlığı giderdiğini gözlemlemek haram yemenin insan karetterinde douracağı zararlı sonuçları gözlemlemekten çok daha basit ve kolaydır. Materyalistler sadece toplumu yöneten sosyal yasalarıın gözle görülür elle tutulur sonuçlarını kabul ederler. Kalıcı değerler dediğimiz değerlere pek önem vermezler.
İnsanlar insan şahsiyeti olgusuna inanmaz ve hayatın sadece maddi hayattan ibaret olduğunu sanmaları sonucu cürüm oranı hergün biraz daha artmaktadır.
Oysa Kuranda insanın tüm amellerin (kişisel veya toplumsal) sonuçları vardır. İnsanın karekteri/kişiliği ana eksendir.
45:22 Ve Allah, gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Ta ki
her benlik, kazancının karşılığıyla, hiç kimse zulme uğratılmaksızın, yüz yüze getirilsin.Yerde ve gökte ne varsa insanların yaptıklarının karşılığını almaları için vardır.
53:31 Göklerde ne var yerde ne varsa Allah'ındır.
Bu, Allah'ın; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, güzel davranıp güzel düşünenleri de güzellikle ödüllendirmesi içindir.Yunus süresinde Allahın yaratma programı – yoktan var etme ve biçimlandirme - insanların kalıcı değerlere ikna olmararı için olduğu belirtilir:
10:4 Allah'tan hak bir vaat olarak hepinizin dönüşü yalnız O'nadır. Yaratılışı başlatır, sonra yarattıklarını varlık alanına ardarda çıkarır ki,
iman edip hayra ve barışa yönelik amelleri yerli yerince sergileyenleri ödüllendirsin. Küfre dalanlara gelince, onlar için, nankörlük edip gerçeği örtmeleri yüzünden, kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap öngörülmüştür.
Kuran’da kötülük yapanların sonuçlarına katlanacağını ve yapılan her şeyin bir sonucu olduğu bildirilir:
4:123 İş ne sizin kuruntularınızla/hurafelerinizle/anlamını bilmeden okuyuşlarınızla ne de Ehlikitap'ın kuruntuları/hurafeleri/anlamını bilmeden okuyuşlarıyla çözülür.
Kötülük yapan onunla cezalandırılır. Ve böyle biri, kendisi için Allah dışında ne bir dost bulur ne de bir yardımcı.
9:82 Kazanır oldukları yüzünden artık az gülsünler, çok ağlasınlar.
34:33 … Yapıp ettiklerinden başka, neyin karşılığını görüyorlar ki!...
Kuranda
mizan teşbihi olarak kullanılmıştır
21:47 Kıyamet günü için adalet terazilerini kuracağız/adaleti terazilere koyacağız. Hiç kimseye zere kadar zulüm edilmeyecek.
Hardal tanesi kadar birşey olsa onu ortaya getiririz. Hesapçılar olarak biz yeteriz!
23:102-103 Artık kimin tartıları ağır gelirse onlar kurtulmuş olacaklardır. Tartıları hafif gelenler ise kendilerini kayba uğratanlar, sürekli cehennemde kalanlar olacaklardır.
99:7-8 Artık,
kim bir zerre miktarı hayır üretmişse onu görür. Ve kim bir zerre miktarı şer üretmişse onu görür.
Ameller tartılacak ve her bir kimseye neler yatığı gösterilecek
9:94 Dönüp yanlarına geldiğinizde sizden özür dilerler. De ki: "Özür dilemeyin. Size asla inanmayacağız. Allah bize sizin hallerinizden birçoğunu haber vermiştir. Yapıp ettiğinizi Allah da resulü de görecektir. Sonra görünmeyen ve görünen âlemleri bilenin huzuruna çıkarılacaksınız da
O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.9:105 De ki: "Yapıp-edin. Allah sizin yapıp-ettiklerinizi (amellerinizi) görecektir. O'nun elçisi ve mü'minler de. Yakında gaybı ve müşahede edilebileni Bilen'e döndürüleceksiniz ve O, size yaptıklarınızı haber verecektir."
10:23 Ama Allah onları kurtarınca, hiç vakit geçirmeden yeryüzünde haksızlığa sapıp azgınlaşırlar. Ey insanlar! Şu iğreti hayatın menfaati için
yaptığınız azgınlık ve taşkınlık yalnız sizin aleyhinizedir. Bir süre sonra bize döndürüleceksiniz ve yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.
Mizandaki sonuç kişinin karekterinin ne derece gilişmiş veya geri kalmış olduğunun ölçüsüdür :
9:9-10 Allah'ın ayetlerini nasıl basit bir ücret karşılığı sattılar da Allah'ın yolundan alıkoydular. Gerçekten ne fena şeylerdir onların yapmakta oldukları. Bir mümin hakkında onlar ne bir yemine saygı gösterirler ne de bir antlaşma şartına. Onlar düşmanlık dolu, azmış kişilerin ta kendileridir.
Kurana göre İnsan tüm yaptıkarının sorumlusudur. Daha önce belirlenmiş bir kaderin bağımlısı değildir.
Caza ve mükafaaat zorunlu olan bir kader neticesinde değil istekli seçenekle yapılan ameller neticesidir.
3. Amel defterinizi okuyunuz (17:33)Kuran’daki “mizan” benzetmesi başka yerlerde “amel defteri” olarak geçer. “Her biri için onu önünden ve arkasından izleyen gözcüler vardır ki, kendisini Allah'ın emrine bağlı olarak koruyup denetlerler.” (13:33) der. Bu güçlere 82:11 de “Çok değerli yazıcılar,” adı verilir. Bu defter aynı 10:16 Kuran’a atfedilen açıklık ve netliktedir.
Bu amel defteri 17:13-14 ayetlerinde bildirildiği gibi her bir şahsın boynuna asılıdır. İyi ameller ve kötü ameller listesi de kişinin kendisinden başka şahide gerek duymaz:
75:14-15 Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün
insan kendi aleyhine şahittir.
Kuranda bu amel defteri hakkı söyleyen kitap (23:62) olarak nitelendirilir. İşte bu kitap suçluya çaresizlik içerisinde "Keşke toprak olsaydım!"(78:40) dedirtecektir.
Demektir ki kişinin bütün amelleri “karşılık yasası” mucibince kaydedilmektedir. Doğduğunda boş olan amel defterine insan kişiliğini/karekterini şekillendiren amellerini kendi elleriyle yazar. Kendi kaderini yazar bu deftere.
4. Yaptığınız İyilik kendi benliğiniz içindir. (17:7) (Kişinin amellerinin sonucu başka birisine devredilemez)
Kendi isteği ile yaptığı herhangi bir amelin sunucunu kişi başkalarına devredemez onlarla paylaşamaz. Mesela siz para/mal alıp verebilirsiniz ama sıhatli kalmal için yaptığınız bir eksersizin sonuçlarını başkası ile paylaşamazsınız. Ateşe dokunursanız başksının değil siszin eliniz yanar.
Aynı şekilde bir kimse karakteri ve amellerinin sonucunu başkası ile paylaşamaz.
İnsanın karekteri kişiye özgündür:
17:7 Eğer güzel davranırsanız,
kendi benlikleriniz için güzellik sergilemiş olursunuz. Ve eğer kötülük yaparsanız o da
benlikleriniz aleyhine olur. ...
41:46 Kim hayra ve barışa yönelik bir iş yaparsa
kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa
kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara asla zulmetmez.
29:6 Ve kim didinir, gayret sarfederse hiç kuşkusuz
kendi benliği lehine gayret sarfetmiş olur. Gerçek olan şu ki, Allah, âlemlere muhtaç olmaktan uzak, mutlak bir Ganî'dir.
4:111 Günah kazanan onu
kendi nefsi aleyhine kazanır. Allah Alîm ve Hakîm'dir.
Onun için Rabbimiz bize doğruyu yanlışı gösterir:
6:105 Ayetleri bu şekilde, çeşitli başlıklarla veriyoruz ki, "Sen ders aldın!" desinler, biz de ilimden nasiplenen bir toplum için onu iyice açıklayalım.
10:108 De ki: "Ey insanlar! Şu bir gerçek ki
hak size Rabbinizden gelmiştir. Artık doğruya yönelen kendi benliği için yönelir; sapan da kendi benliği aleyhine sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim."
Önemli diğer bir nokta da bir kimsenin karekterini/şahsiyetini şekillendiren amellerinin sonuçları başkaları tarfından değiştirilemez:
2.48
Ve korkun o günden ki, hiç bir benlik bir başka benliğin herhangi bir şeyi için karşılık ödemez; hiç bir benlikten şefaat kabul edilmez, hiç bir benlikten fidye alınmaz. Ve onlara yardım da edilmez.