|
Kuran insanlara manevi ve ahlaki bir yolgösteriliciliği amaçlamaktadır. Kuran kendisini Huden Li-nnas (2:185) yani İNSANLIK REHBERİ diye nitelendirir ve bizleri Dar-is-selam’a (10:25) yani BARIŞ VE HUZUR SİSTEMİ’ne çağırır.
Barışa ve huzura yönlendiren bir rehber, dolayısıyla zülüm ve zorbalık için kullanılamaz. Kuran, insanlık ortak bir kökeni olan (4:1) tek bir ümmettir (10:19) der. Her şahıs Allah’ın nezdinde onurludur (17:70) ve tam bir fikir özgürlüğüne sahiptir. (2:256) İnsanlığın ilerlemesine gelişmesine katkıda bulunan herkes hangi inanç sistemine mensup olusa olsun onurludur ve itibarlıdır. (2:62, 5:59, 49:13) Uluslar arasında farklılıkların olması olumlu bir şeydir, (49:13) ve bu farklılıklar hiç bir zaman bazı ulusları dışlama ve uluslar arsı anlaşmazlık aracı olarak kullanılmamalıdır. Adalet tek doğru ölçüttür. Diğer birçok system gibi, İslam, topluma sosyal adaleti, barışı, güzel ahlakı yerleştirmeye çalışır. (16:90) Tüm dünyanın bir arada ve her toplumun ayrı ayrı önemli meselelerinin tarışılabildiği demokrasi islamın ana değerlerinden biridir.(42:48) Devlette, hürriyeti, barışı, ve insan haklarını koruyabilecek olan dürüst ve alçak gönüllü kişiler görevlendirilmelidir.(emanet = barış ve güvenlik, 4:58, 2:188) Devlete, eğer demokratik bir yapıya sahipse, itibar edilmelidir. (3:159)
İlk müslüman kuşaklar yukarıdaki değerler doğrultusunda hareket ediyorlardı, ama malesef sonra gelen liderler İslam toplumundaki demokratik öğeleri ortadan kaldırdılar. Bu durum devlet politikasını, orta çağlarda ortaya çıkan teolojik kanunları (Fıkh) doğrudan etkilemiştir. Böylece Kuran mesajının liberal ve esnek potansiyeli hakkında müslümanlar ve müslüman olmayanlar arasında yanlış anlaşılmalara yol açmıştır.
Değişik gruplara ve dinlere mensup kişiler arasında yapılan işbirliği, barış ve sosyal adalete giden yoldur. Bu en iyi şekilde kendini, evrensel çok partili sistemde ifade eder. Her grup insan, temsil edilir ve her grubun fikirleri ve istekleri işitilir göz önüne alınır (39:18, 42:38-43) Kuran, Müslümanları yani barışseverleri, yaşadığımız dünyanın korunması ve geliştirilmesinde birlikte çalışmaya çağırmaktadır. (3:110, 11:11, 23:61, 38:28) Eski Mısır ülkesinin gelişmesinde büyük yardımları olan Hz.Yusufun kıssası buna bir örnektir. (12:54-56) Yusufun yaşayış tarzı insanlara bir örnek olarak sunulur.(12:111)
Ahlak İslamın orta direğidir: 1. Düşünce ve eylemde doğruluk 2. Yaşlı, genç, hasta, fakir, tüm insanlara sosyal yardımda bulunmak 3. Şiddet kullanmamak, suç işlememek, topluma zarar vermemek 4. Beden ve zihin temizliğini korumak 5. İnsanlara ve çevreye karşı barışsever olmak 6. Toplumsal uyumu ve toplumsal gelişmeyi sağlamakta sorumlu olmak.
*******
16:90 Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden/edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.
39:18 Onlar ki, sözü dinler de en güzeline uyarlar. İşte bunlardır, Allah'ın kılavuzladıkları; işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.
17:70 Yemin olsun, biz, âdemoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
2:256 Dinde baskı - zorlama - tiksindirme yoktur. Doğru ve güzel olan, çirkinlik ve sapıklıktan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tâğuta sırt dönüp Allah'a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.
42:38-43 Rablerinin çağrısına cevap verirler, salatı ikame edrler. İşleri/yönetimleri, aralarında bir şûra'dır. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler. Kendilerine zulüm ve haksızlık gelip çattığında, yardımlaşırlar. Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affdeip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez. Zulme uğratılışı ardından kendini savunana gelince, böyleleri aleyhine yol aranamaz. Aleyhlerine yol aranacak olan şu kişilerdir ki, insanlara zulmederler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlıklar sergilerler/saldırılarda bulunurlar. İşte böyleleri için acıklı bir azap vardır. Sabredip bağışlayan bilsin ki bu, işlerin en zorlularındandır.
4:58 Şu bir gerçek ki, Allah size emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor. Allah Semî'dir, çok iyi duyar; Basîr'dir, çok iyi görür.
2:188 Mallarınızı aranızda haksız ve uydurma yollara baş vurarak yemeyin; bilip durduğunuz halde insanların mallarından bir kısmını günaha saparak yemek için onları yargıçlara aktarmayın.
3:159 Allah'tan bir rahmet sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba-saba, katı yürekli olsaydın senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için; iş ve yönetim korusunda da onlarla şûraya git. Bir kez azmettin mi de artık Allah'a güvenip dayan. Allah, tevekkül edenleri sever.
13:11 Her biri için onu önünden ve arkasından izleyen gözcüler vardır ki, kendisini Allah'ın emrine bağlı olarak koruyup denetlerler. Gerçek şu ki Allah, bir toplumun mâruz kaldığı şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah'ın berisinden koruyucu bir dost da olamaz.
10:19 İnsanlar bir tek ümmetten başka değilken ihtilafa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz öne geçmemiş olsaydı, tartışıp durdukları konuda aralarında hüküm verilir/iş mutlaka bitirilirdi.
49:13 Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.
10:25 Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini dosdoğru bir yola kılavuzlar.
46:19 Herbirinin, yapıp ettiklerinden dereceleri vardır. Amellerinin karşılığı eksiksiz verilecektir, hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.
13:17 Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi ölçülerince/kaderlerine göre sel oldu, ardından da sel, üste çıkan köpüğü taşır hale geldi. Bir süs eşyası veya âlet yapmak isteğiyle ateşte körükledikleri şeylerde de benzeri bir köpük vardır. Allah hakla bâtılı işte böyle örneklendiriyor: Köpük, atılır gider; insanlara yararlı olansa toprakta kalır. Allah, işte bu şekilde örnekler verir.
23:61 İşte bunlar, hayırlarda yarışırlar. Ve hayırlarda önde gidenler de onlardır.
2:62 Şu bir gerçek ki, iman edenlerden, Yahudilerden, Hıristiyanlardan, Sabîlerden Allah'a ve âhıret gününe inanıp barışa ve hayra yönelik iş yapanların, Rableri katında kendilerine has ödülleri olacaktır. Korku yoktur onlar için, tasalanmayacaklardır onlar.
_________________ ... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…
|