Çerkeslerin Anasayfası

Çerkeslerin Anasayfası

Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum
Sistem saati: Pzr Şub 12, 2012 2:45 am


Anasayfa  |   Kayit Ol  |   Sohbet  |   Cerkes Muzik  |   CerkesBuL  |   Sozluk  |   Linkler  |   Kiril  |   Basinda Cerkesler  |   Sitene Ekle  |   iletisim  |  

Tüm zamanlar UTC




Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 85 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 5, 6, 7, 8, 9
Yazar Mesaj
 İleti başlığı: Re: 3000 SEÇME FETVAA-MEHMED EMRE
İletiTarih: Per Tem 15, 2010 7:11 pm 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye
kabardeyoguz

Kayıt: Cmt Mar 27, 2010 10:26 am
İleti: 649
Bahse Konu Sebe Suresi Ayet 13 ün tefsiri.....

13. "Yüksek ve görkemli binalar" şeklinde çevirdiğimiz "mehârîb" kelimesi"korunaklı yüksek mekanlar, kaleler, ihtişamlı yüksek binalar, saraylar, mabetler" gibi mânalarla açıklanmıştır. [47] Mealde "mabetler" anlamını vermeyi tercih eden Esed bunu "yeni inşa edilen mabedin çeşitli salonları" şeklinde açıklamıştır. [48] Hz. Süleyman zamanında inşa edilen saray, kale, sarnıç, hamam vb. yapıların kalıntıları araştırmacılar tarafından Filistin, Arabistan ve başka yerlerde gösterilmektedir. [49]

"Heykeller" diye tercüme edilen "temâsîl" kelimesi ile ilgili olarak tefsirlerde genellikle, bunların bakır, cam, mermer gibi maddelerden yapılmış melek, peygamber ve salih kişilerin heykelleri olduğu, insanların bu sembolleri görüp onlar gibi kulluk etmelerinin sağlanmasının amaçlandığı belirtilmekte; heykel yapmanın zulüm ve yalan söyleme gibi Özündeki kötülük sebebiyle yasak bir fiil olmadığı hatırlatılıp bu konuda şeriatler arasında farklılıkların bulunabileceği, Hz. Süleyman zamanında dinen yasak sayılmayan bu fiilin belirli şartlar altında ve belirli gerekçelerle İslam'da yasaklandığı üzerinde durulmaktadır; bazı müfessirler ise o dönemdeki heykellerin de insan heykeli olmayabileceğinden söz ederler. [50]

Âyette "şükredin" denmeyip "şükür İçin çaba gösterin" şeklinde çevrilebilecek bir ifade kullanılmış olması, İslâmî anlayışta şükrün davranışlara yansıtılmasının esas olduğuna işaret eder[51] Gramer açısından yapılan izahlar dikkate alınarak[52] âyet metnindeki İlgili cümleyi "Size verdiklerinden ötürü O'na şükür olmak üzere Allah'a itaat kapsamında ameller yapın", "Şükür mahiyetinde ameller yapın" veya "Hakkıyla şükredin" şeklinde de çevirmek mümkündür. Hz. Peygamber'in minbere çıkıp bu âyeti okuduktan sonra şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Şu üç haslet kime verilmişse -âyetteki ifadesiyle- 'şükür davranışı göstermek' de kendisine nasip olmuş demektir: Kızgınlık ve sükûnet halinde adaletli davranmak, yoksulluk ve zenginlikte itidalli harcama yapmak, gizli ve açık durumlarda Allah korkusunu korumak"[53]

"Hakkıyla şükredenler" diye çevirdiğimiz "şekûr" için "şükrü edâ edebilen; sağlam bir inançla, aczini ve kusurluluğunu itiraf ederek bütün kalbini, dilini, bedenini ve vakitlerinin çoğunu şükrün ifasına veren ve bunun için azami çabayı sar-feden kişi; içinde bulunduğu şartlar ne olursa olsun bütün durumlarda şükretme tavrını koruyabilen kişi" gibi açıklamalar yapılmıştır. Bazı müfessirlerin "Bundan maksat, şükretmekten âciz olduğunu anlayan kişidir"[54] şeklindeki yorumu, bu gibi kişilerin" "pek az" olduğu bilgisinin izahını da kolaylaştırmaktadır, nitekim bir âyette[55] belirtildiği üzere insanlar Allah'ın nimetlerini adet değil tür olarak bile saymaya kalksalar başaramazlar; dolayısıyla belirtilen âyet ışığında burada şükürden âciz olduğunu idrak edebilenlerin çok az olduğuna işaret edildiği söylenebilir. Bu temayı destekleyen bir rivayete göre Hz. Dâvûd şöyle münâcatta bulunmuştu: Ya Rabbi! Sana şükretmemi sağlayan ilham ve güç de senin nimetlerin olduğuna göre ben senin nimetlerine şükre nasıl güç yetirebilirim! Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurdu: Ey Dâvûd! İşte şimdi beni hakkıyla tanıma mertebesine erişmiş bulunuyorsun[56]



[47] Zemahşerî, III, 253; İbn Atıyye, IV, 409

[48] II, 873. Mehârîb kelimesinin tekili olan '*mih-rab"ın anlamlan ve İslam kültüründe camilerde imamın namaz kıldırdığı yere ad oluşu hakkında bilgi için bk. İbn Âşûr, XXII, 160-161

[49] bk. J. Walker, "Süleyman [Sulaymân b. Dâvûd]",/A, XI, 173

[50] meselâ bk. Zemahşerî, m, 253-254; İbn Atıyye, IV, 409; Kitâb-ı Mukaddes'te konuya ışık tutan bazı bilgiler için bk. II. Tarihler 3/10-13,4/1-22

[51] bu hususta bilgi için bk. İbrahim 14/7'nin tefsiri

[52] meselâ bk. Şevkânî, IV, 363

[53] İbn Atıyye, IV, 410

[54] Zemahşerî, III, 253-254

[55] İbrahim 14/34

[56] İbn Atıyye, IV, 410

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu: IV/378-380.


Diyanet Tefsiri

_________________
Resim
Resim cc buyuruyor:
"Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Resim, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.” (Fetih, 18)
Rasûlullah (sav) buyuruyor:
"Cihad amellerin zirvesidir; kubbesidir" (Tirmizî, Fezâilu'l-cihâd 22)


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 3000 SEÇME FETVAA-MEHMED EMRE
İletiTarih: Per Tem 15, 2010 7:31 pm 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2231
kabardeyoguz yazdı:
bu konuda şeriatler arasında farklılıkların bulunabileceği, Hz. Süleyman zamanında dinen yasak sayılmayan bu fiilin belirli şartlar altında ve belirli gerekçelerle İslam'da yasaklandığı üzerinde durulmaktadır; bazı müfessirler ise o dönemdeki heykellerin de insan heykeli olmayabileceğinden söz ederler.


4:163 Biz, tıpkı Nûh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyûb'e, Yûnus'a, Hârun'a, Süleyman'a da vahyettik. Dâvud'a da Zebur'u verdik.



42:13 O: «Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin» diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğmizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı) . Senin kendilerini çağırmakta olduğu şey, müşrikler üzerine ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete eriştirir.

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 3000 SEÇME FETVAA-MEHMED EMRE
İletiTarih: Cum Tem 16, 2010 6:19 pm 
Çevrimdışı
Usta Üye
Usta Üye
kabardeyoguz

Kayıt: Cmt Mar 27, 2010 10:26 am
İleti: 649
163. Biz Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da variyettik. Ve İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Ya'kub'a, torunlara, îsâ'ya, Eyyûb'a, Yûnus'a, Harun'a ve Süley­man'a variyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.

164. Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah, Mûsâ ile gerçekten konuştu.

165. Müjdeleyen ve uyaran peygamberler gönderdik ki, insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı tutunacak bir delilleri obua­sın! Allah izzet ve hikmet sahibidir.

Diğer gayri miislimler ve inkarcılar yanında Ehl-i kitabın da hem birbirine hem de İslâm'a olumsuz bakışları, Allah nezdinde geçerli bulunan ima­na nispetle yanlış veya eksik bir inanç içinde bulundukları, bunlardan bir grubun, Hz. Peygamber'e gökten bir kitap İndirilmesini istedikleri yukarıda geçen âyetler­de zikredilmişti. Özellikle Ehl-i kitap'tan olanların bu taleplerinde ne kadar hak­sız ve çelişkili olduklarını açıklamak üzere bu âyetlerin geldiği anlaşılmaktadır.

Hz. Peygamber'in şahsında Ehl-İ kitaba şu gerçekler hatırlatılıyor: Din, Al­lah'ın peygamberlerine vahyederek bildirdiği bilgi ve öğretiler bütünüdür. Ellerin­de bulunan kitaplarda hem vahiyden hem de peygamberlerden söz edilmiş, kendi­leri de bunlara inanmışlardır. Muhammed Mustafa da diğerleri gibi bir peygam­berdir. Ona gelen Kur'an da, diğer peygamberlere gelen Tevrat, Zebur, İncil gibi bir ilâhî kitaptır. Aslında kendileri kitaplarında bunların çoğunun isimlerini bul­dukları ve bildikleri halde daha önce okuma-yazma öğrenmemiş bulunan son pey­gamberin bunlardan haberi yoktur. Ona peygamberleri de, kitapları da bildiren, öğreten Allah'tır. Diğer peygamberler nasıl ümmetlerine hem müjdeler hem de uyanlarla gelmişlerse son peygamber de öyle gelmiştir. Bu arada kendilerini de uyarmış, iman etmedikleri takdirde uğrayacakları akıbeti, "bilmiyorduk, haberi­miz olmadı" deme imkânlarının da bulunmayacağını bildirmiştir.

Allah Teâlâ insanlara gerektiği kadar peygamber göndermiştir, ayrıca her İn­san topluluğunda onlara yol gösteren rehber kullan vardır[304] Ancak pey­gamberlerin tamamının İsimlerini Kur'an'da saymamış, müslümanlann bilmele­rinde fayda gördüğü peygamberleri yeteri kadar zikretmiş ve faaliyetleri hakkında bilgi vermiştir. Burada isimleri sayılan peygamberlerden başka (bu âyetin vahye-dîlmesinden önce) Hûd, Sâlİh, Şuayb, Zekeriyyâ, Yahya, İlyas, Elyesa', Lût gibi peygamberlerden söz etmiştir. Hadislerde peygamber olduklan zikredilen Hâlid b. Sinan el-Absî gibi isimler de vardır[305]

Allah Teâlâ'nrn Hz. Mûsâ ile konuşması, Şûra sûresinde (42/51) açıklanan "konuşma yollan"ndan birisiyle; yani "perde arkasından konuşma" yoluyla ger­çekleşmektedir. Bu konuşmada melek aracılığı yoktur, doğrudan kalbe ve zihne iletilme de yoktur, konuşan gözükmeksizin "bir söyleme ve anlama" vardır. Söy­leyen, konuşan Allah olduğuna göre elbette burada, insanlar arasındaki konuşma­da olduğu gibi araçlar, sesler ve harfler mevcut değildir. Allah Teâlâ'nın kelâm (konuşma) sıfatının eseri ve tecellisi olan, bu sıfatın, açıklama iradesini yerine ge­tirmek üzere muhatabıyla keyfiyetsİz olarak ilişki kurması (taalluk) sonucunda -Allah bakımından değil, kul bakımından yeni oluşan- bu olay, melek aracılığı ile olduğunda Cebrâire nasıl ulaşıyorsa, onun aracılığı olmadan peygambere de öyle ulaşmaktadır; çünkü yaratılmış olmak, Allah'ın bir sıfatı olmamak bakımından bu ikisi arasında bir fark yoktur. [306]

"İnkarcıların ve itaatsizlerin bahanelerini ortadan kaldırmak" ve "Bize bilgi gelmedi, uyanlmadık" diye kendilerini savunmalarına imkân vermemek için pey­gamberlerin gönderilmiş olması, peygamberler gelmediği dönemlerde yaşayan ve­ya bulundukları yer ve durum itibariyle peygamberlerin tebliğlerini alamamış, bunlarla yeteri kadar ilgi kuramamış bulunan insanların sorumluluklarını akla ge­tirmektedir. Bu konu İslâm düşüncesinde tartışılmış, a) "Allah'ı bilme ve O'na inanma dahil hiçbir sorumluluk bulunamaz; çünkü insan aklı bunlar için yeterli de­ğildir", b) "Allah'ın varlık ve birliğini bilmek ve O'na inanmak yükümlülüğü var­dır", c) "İmana ek olarak aklın iyilik ve kötülüğünü bilebileceği birçok davranışıy­la da yükümlülük vardır" şeklinde üç görüş ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilk ikisi Ehl-i sünnet'e ait olup ikincisi orta yolu temsil etmektedir. Bu tartışma "peygam­beri görmemiş, davetini işitmemiş, onunla yeteri kadar ilgi kuramamış" insanlarla ilgilidir. Hz. Peygamber'in davetini işittikten, onunla uzun zaman yaşadıktan, İti­raz edip cevap aldıktan sonra hâlâ inkârda ısrar edenlerin, keza daha sonraki asır­larda dünyaya geldiği halde hak dini sahih bir şekilde (aslına uygun olarak) işitti­ği ve bildiği halde imana gelmeyenlerin sorumlu olacakları hem akıl hem de bu âyet ve benzeri nakil yollarıyla anlaşılmaktadır. [307]


[304] Ra'd 13/7

[305] âyette geçen Dâvûd peygamber için bk. Ba­kara 2/251, Sâd 38/17 vd.; Zebur hakkında bilgi için bk. Enbiyâ 21/105

[306] Allah'ın konuşması konusu hakkında ayrıca bk. "Tefsire Giriş" bölümünün "I. Kur'ân-ı Kerîm, A) Tanımı ve Özellikleri, 2. Va­hiy" başlığı; Nisa 4/164; A'râf 7/143-144

[307] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kâfi Dönmez, Prof. Dr. Sadrettin Gümüş, Kur’an Yolu, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: II/142-143.

Diyanet Tefsiri

_________________
Resim
Resim cc buyuruyor:
"Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Resim, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.” (Fetih, 18)
Rasûlullah (sav) buyuruyor:
"Cihad amellerin zirvesidir; kubbesidir" (Tirmizî, Fezâilu'l-cihâd 22)


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 3000 SEÇME FETVAA-MEHMED EMRE
İletiTarih: Cum Tem 16, 2010 7:30 pm 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Pts Nis 06, 2009 6:41 pm
İleti: 2231
kabardeyoguz yazdı:
164. Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah, Mûsâ ile gerçekten konuştu.


42:11 Gökleri ve yeri ortaya çıkarandır, Fâtır'dır O. Size, benliklerinizden eşler yapmıştır; davarlardan da çiftler. Bu tarz içinde üretiyor sizi. O'nun benzeri gibi bir şey yoktur. Gereğince işiten, gereğince görendir O.

42:51 Ve bir beşer için, bir vahiy ile veya perde arkasından yahut bir Elçi gönderip de izniyle dilediğini vahyetmesi dışında Allah'ın kendisiyle konuşması olmaz. Şüphesiz O, Alî'dir Hakîm'dir.


20:25-35 (Musa)Dedi ki: «Rabbim,
• benim göğsümü aç.
• Bana işimi kolaylaştır,
• Dilimden düğümü çöz, Ki söyleyeceklerimi kavrasınlar.
• Ailemden bana bir yardımcı kıl, Kardeşim Harun'u Onunla arkamı kuvvetlendir. Onu işimde ortak kıl,

Böylece seni çok tesbih edelim. Ve seni çok zikredelim. Hiç şüphesiz sen, bizi görmektesin.

20:36 (Allah) Dedi ki: «Ey Musa İstediğin sana verilmiştir.»

4:164 Ve rusülen kad kasasnahüm aleyke min kablü ve rusülel lem naksushüm aleyk ve kellemellahü musa teklima

4:164 Ve sana daha önceden gerçekten haberlerini aktarıp-verdiğimiz peygamberler ile sana haberlerini aktarıp vermediğimiz peygamberlere de (vahyettik) .Ve Allah, Musayı kelime kelime konuşturdu. (dilindeki düğümü çözdü)

_________________
... О уиІэшІагъэ пае пљэпкъ ыцІэ раІуагъэмэ, ащ нахь насыпыгъэ сэ сшІэрэп…


Sayfa başı
 Profile bak  
 
 İleti başlığı: Re: 3000 SEÇME FETVAA-MEHMED EMRE
İletiTarih: Cum Tem 16, 2010 11:27 pm 
Çevrimdışı
Emektar Üye
Emektar Üye

Kayıt: Çar Mar 25, 2009 10:05 am
İleti: 2376
164. Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah, Mûsâ ile gerçekten konuştu.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


42:51 Ve bir beşer için, bir vahiy ile veya perde arkasından yahut bir Elçi gönderip de izniyle dilediğini vahyetmesi dışında Allah'ın kendisiyle konuşması olmaz. Şüphesiz O, Alî'dir Hakîm'dir.


4:164 Ve sana daha önceden gerçekten haberlerini aktarıp-verdiğimiz peygamberler ile sana haberlerini aktarıp vermediğimiz peygamberlere de (vahyettik) .Ve Allah, Musayı kelime kelime konuşturdu. (dilindeki düğümü çözdü)
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
''Allah'ın kendisiyle konuşması olmaz. Şüphesiz O, Alî'dir Hakîm'dir.'',diyorsa rabbim,doğru olan budur''Ve Allah, Musayı kelime kelime konuşturdu. (dilindeki düğümü çözdü)''

_________________
Çerkes İsimleri Çerkes Kimdir

Çerkez Müzikleri - Kafkasya - Çerkez - Google - Çerkez İsimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Çerkes Sitesi - Circassain - Cerkes.Net - Çerkez Tavuğu - Adigece Sözlük - Sohbet


Sayfa başı
 Profile bak  
 
Önceki iletileri göster:  Sıralama  
Yeni konu gönder Konuya cevap yaz  [ 85 ileti ]  Sayfaya git Önceki  1 ... 5, 6, 7, 8, 9

Tüm zamanlar UTC


Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumda konulara cevap yazamazsınız
Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumda dosya ekleyemezsiniz

Arama:
Git:  
cron

Cerkez Muzikleri - Kafkasya - Cerkez - Google - Cerkez isimleri - Adige - Abhazya - Kafkas - Circassain - Cerkes.Net - Adigece Sozluk - Video - Sohbet - Cerkez Tavugu

Haberler Haberler Site haritası Site haritası SitemapIndex SitemapIndex RSS besleme RSS besleme Kanal listesi Kanal listesi
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group
phpBB3 Türkçe: phpBB Türkiye
[ Time : 1.667s | 12 Queries | GZIP : On ]


Sitemizin hicbir kurum ve kurulusla iliskisi bulunmamaktadir.