SESLERİN PRENSİ: BER HİKMET22.08.2009 Mefewud Nartan BER Hikmet Adigece üzerine on yılık çalışmasının ürünlerini tek tek yayınlamaya başladı.
“Filler Kitabı” ve “Adıgece -Çerkezce- Anlamak ve Düşünmek” kitaplarının yazarı BER Hikmet Kafkasyalı dil bilimciler dışında diğer dillerin uzmanları tarafından da tartışılmaya başlandı.
BER Hikmet dil üzerine farklı olarak kitaplarında ne demişti?
İdealı duruşu ile hangi şaşırtıcı teorilerden bahsediyordu?
Hangi mantıktan hareketle filologlara meydan okuyordu?
Bütün bunların cevabını aramak üzere, dil bilim gibi derin bir derya içerisinden en sade, en anlaşılır şekli ile BER Hikmet’le yaptığım söyleşiyi aktarmanın çok kolay olmayacağını düşünüyorum.
BER Hikmet filoloji üzerine çalışmalarına, genelde dile, özelde ise Adigece'ye bir itiraz ile başlıyor.
Dünyadaki filologlar tarafından kabul görmüş olan
“anlamsız seslerin bir araya gelmesi ile kök kelimeler oluşur ve bu kök kelimelerin kendi mantık silsilesi içerisinde işlemesi dili oluşturur” mantığına kocaman bir “Hayır” diyor.
Ve ekliyor:
“Sesler anlamlıdır.”
Kök kelime üzerine kurulmuş dil teorisinin karşısına kendi tezini koyuyor ve anlamlı sesleri hâlâ ve bozulmadan koruyan dillere ise “Ses anlamsal” dil diyor. Bahsettiği dil formunu anlamada ve araştırmada başlangıç noktası olarak Adigece'yi alıyor ve ses anlamsal dillere örnek olarak Adigece'yi gösteriyor. Ses anlamsal yapının ancak kadim ve bu yapısını koruyan dillerde gözlenebileceğini söylüyor. BER Hikmet’in “ses anlamsal” yapısını koruyan Adigece'yi bilmesi dil konusunda böyle bir çalışma yapmasına olanak sağlıyor.
Batı'nın kök kelime üzerinden yaptığı çalışmaların, Doğu'da da aynı yöntemler takip edilerek tekrar edilmesinin gerçek anlamda dilin çözülmesine engel olduğunu ifade ediyor. Batı dillerinin kaybetmiş olduğu ses anlamsal yapısı dışında, kendi işleyişine dair kök kelime anlayışının “ses anlamsal” bir dile hakim olmadıklarından kaynaklandığını söylüyor.
BER Hikmet; “Ses anlamsızdır. Dil, seslerin bir araya gelerek kelimelerin oluşması, ön ek ve son ek alarak işlemesiyle yaşar” mantığı ile yapılan çalışmaların eksik kaldığını, tüm dil bilim camiasına cesaretle haykırıyor.
Çalışmalarında seslerden yola çıkıyor, sesleri anlamaya çalışıyor ve seslerin anlamlı olduğunu söylüyor ve biraz daha ilerletiyor dilin mantığının çözülerek, dilin felsefesinin yapılabileceğini söylüyor. Dillerin ses anlamsal mantık ile doğduğunu ve geliştiğini ancak diğer dillerde
ses anlamsal kalıntılar olmakla beraber, büyük oranda dillerin bu yapılarını zamanla kaybettiklerini, çok az dilde bu özelliğin hâlâ yaşıyor olduğunu söylüyor. Dil bilim camiasının bu konuda çalışma yapamamasının başlıca sebebinin ise çalışma alanı olarak kullandıkları dillerin bu özellikten yoksun olmasından kaynaklandığını söylüyor. Adigece'nin “ses anlamsal” bir çalışma yapmak için son derece uygun bir dil olduğunu, çalışmanın Hititçeye kadar uzanabileceğini ifade ediyor.
BER Hikmet’in dil konusunda Adigece üzerinden yaptığı çalışmalar doğulu ve batılı dil bilimcilerin dikkatini çekmeye başladı bile.
Dili çözmenin onun felsefesini anlamaktan geçtiğini söyleyen Ber Hikmet seslerin dünyasında çalışmalarını heyecanla sürdürüyor.
Dili çözmede felsefe temelli okumalar olmadan ve dile dair filoloji-felsefe eksenli çalışmalar yapılmadan sonuca ulaşmanın zor olduğunu söylüyor.
BER Hikmet dilin felsefesine hakim olmanın dil bilimcilere başka kapılar açacağını savunuyor. Dile ses anlamsal mantık ile bakıldığında mitoloji gibi alanların yeniden okunması gerekeceğini, Hititlerin yeniden ele alınması gibi zorunluluklar doğacağını söylüyor.
Sesler üzerine uzun konuştuğumuz BER Hikmet’ten bir sesin peşinde koşma macerasını keyifle dinledim.
Hikmet: “Adigece'nin –vu- sesinde
“şimdi” ve
“müteakip şimdi”nin mukayesesinde kendimi buldum” diyor.
-Vu- sesinin “wozırmec”e ve enerji anlamına uzanan yolculuğunu keyifle dinledim.
Seslerin ışığında Adigece isimlere baktığınızda ses anlamsal yapılarını görebileceğimizi, Fiiller Kitabı’nın bu anlamda yapılacak çalışmalar bir çağrı olduğunu söylüyor.
“Adigecede isimler büyük ölçüde orijinal Adige ismidir. Ses anlamsal mantık çerçevesinde cinsiyet gözetilerek takılmıştır.
“Tı” sesinin eril oluşu nedeni ile erkeklere,
“Gu-ku” sesinin dişil olması nedeni ile kız çocuklara takılan isimlerde rastlayabiliriz. Feminen ve maskülen bir mantığın dildeki seslerde oluşumunu görebiliriz”” diyor BER Hikmet.
Seslerin dil içerisindeki seyahatini anlatırken “ Ses kimi zaman bir refleks olarak ortaya çıkar ve organize olarak sözcükleri ve dili oluşturur.
Bir ses farklı kelimelerde, farklı derinlikler, farklı tınılarla başlı başına konuşur” diyor ve ekliyor ;
“Her ses dil denen bütün içerisinde kendi yaşamını sürdürür” Bütün bu yaklaşımlar ışığında tüm dillerin başlangıçta ses anlamsal yapısına vurgu yapıyor. Ses anlamsal yapısını yitirerek kök kelime üzerinden devam eden dillerde ise bahsedilen çalışmanın yapılmasının zor olduğunu söylüyor.
Adigece üzerine yapılan çalışmalara itirazını ise Fiiller kitabının sonuç niyetine bölümünde ekliyor :
“Dil bilimin 20. yüzyılda gelişimi ve başka bilim dallarına yaptığı katkılara rağmen, araştırma dışı kalmış alanları bakımından henüz alacağı pek çok mesafe ve edineceği yeni görme biçimleri mevcuttur ve girmiş olduğumuz yüzyılda kendisini beklemektedir. Bu meyanda Adige dili de, öznel dil bilimsel yaklaşım ile kendi dil bilimcilerini bu dili bilenler arasında beklemektedir. Bir ikincil ve tali dil durumuyla kendi mekanında, bilim-felsefe ve pazardan uzak tutulan bu dil, haksız muameleye tabidir. Şu anda kendisine giydirilmeye çalışılmış olan dil bilgisinin (gramerin) uymadığı açıktır. Uyumsuzluk nedeni, dilin kendisinden kaynaklanmamaktadır; farklılıktadır. Dil bilimi doğrultusunda grameri de kendisini gösterecektir.”
Kendisine dair söylenen:
“BER Hikmet adlı bir düşünürün üç ayrı çalışması "Adigece Fiiller Kitabı", "Adigece Magıbze", "Adigece Anlamak ve Düşünmek" adlı bu üç kitap, bugüne kadar Adigece-Çerkesce hakkında yazılmış en spekülatif ve en orijinal kitaplardır” sözlerine katılmamak elde değil.
Bir düşünür, bir felsefeci, bir dil bilimci BER Hikmet’in Adige dili üzerinden getirdiği açılımların, itirazların ve çalışmaların tüm dünya filologları tarafından izleneceğinden kuşkumuz yoktur.
Seslerin prensi BER Hikmet’i, bu alanda cesaretle ve sabırla devam ettirdiği çalışmalardan dolayı kutluyor, şükranlarımı sunuyorum.
circassiancenter