|
Dil, Çağın Sesidir
1853 yılında öğretmen Bersey Vımar’ın hazırladığı ilk ‘Çerkesçe Okuma Kitabı’ (щэрджэс букварь) yayınlanmıştı. Kitap 14 Mart 1853 günü basılmıştı. 11 yıl önce-2000 yılında- AC Devlet Başkanlığı kararıyla 14 Mart günü Adıge Cumhuriyeti’nde dil günü olarak kabul edildi. Sadece Adıgey’de değil, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes cumhuriyetlerinde de 14 Mart günü dil günü olarak kutlanıyor.
Adıge dili ile yazı dili günü üzerine bilimsel bir toplantı Adıge Devlet Üniversitesi’nde yapıldı.Toplantıya biliminsanları,Adıgece dersi öğretmenleri ve Adıgece öğretmenliği üzerine öğrenim gören öğrenciler katıldılar.
AC Eğitim ve Bilim Bakanı yardımcısı Alıy Maryet,bilimsel toplantıyı açtı ve katılımcıların bayramını kutladı.Toplantıda,Alıy Maryet,Adıgece’nin şu andaki durumu,kazanımları ile beliren sorunları çözme konusunun ele alınması gereği üzerinde durdu.
Bugün Adıgey’de 156 ilk ve orta dereceli okul var.Bu 156 okulun 139’unda Adıgece dersi okutuluyor.Toplam 42 700 öğrenciden 23 bini Adıgece dersine giriyor.Bu da tüm öğrencilerin yüzde 55’i demek.Kentlerdeki çocuk yuvalarında Adıgece’nin yeterince öğretilememekte olduğu bir gerçek,bunun ana nedeni,öğretmen bulma işinin bir düzene sokulamamış olmasıdır.
Devlet dillerinin -Rusça ve Adıgece’nin- korunmaları ve geliştirilmeleri amaçlı programlar Adıgey’de yürürlükte,ancak tamamlanamayan yanlar ve eksiklikler de az değil.Şu sıralar,konuya ilişkin ikinci bir programın hazırlık çalışmaları sürüyor.
Alıy’dan sonra,Adıge Cumhuriyeti Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü Müdürü,dilbilimleri uzmanı Prof. Dr.Bırsır Batırbıy konuştu.Adıgece öğretimi konusundaki kazanımlara ve başarılamayan konulara değindi:
-Adıgece’nin öğretilmesi ve kullanılması konularının geliştirilmesi işleri AC Eğitim ve Bilim Bakanlığı’nın başta gelen görevleri arasındadır.Bu konuda devlet başkanı katında oluşturulan Dil Kurulu’nun (бзэмкIэ Совет) da olumlu katkıları oluyor.Birçok uzman kişi Adıgece’yi inceliyor,okutulacak kitapları hazırlıyor.Öğretmen Koleji,Adıge Filoloji ve Kültür Fakültesi,yıllardan beri Adıge ulusunun gereksinim duyduğu kadroları yetiştirmeye çalışıyorlar.Sosyal Bilimler Enstitüsü de ulusal bilimler konusunda araştırma ve incelemeler yapıyor.Televizyon ve radyo ile cumhuriyet gazetesi “Adıge maq”,Adıgece’yi kitlelere ulaştırma konusunda etkili çalışmalar yürütüyorlar.Dış ülkelerden gelen,dönüş yapan soydaşlarımızın sayısı durmadan artıyor,bu gelenler Adıge geleneği ile dilimizi yaşatma konusunda başarılı çalışmalarda bulunuyorlar.Birkaç yıl önce,Rusya ile Ürdün arasında varılan bir anlaşma gereği,Adıgece’nin korunması konulu ilk forum Ürdün başkenti Amman’da yapıldı.Foruma değişik ülkelerden gelmiş temsilciler katıldılar.Türkiye’de yaşayan Adıgeler anadillerini öğretme hakkını elde ettiler,iki Türkiye üniversitesinde Adıgece öğretilecek.İsrail’deki Adıgeler senelerden beri dillerini öğrenme olanağına sahipler.Ürdün ve Suriye’deki yardımlaşma dernekleri de anadilini öğretme işini üstlenmiş bulunuyorlar.
Bütün bu örnekler,dilimizin yaşayacağı ve gelecekte belirecek sorunları aşabileceğimiz umudunu veriyor bize.Çok eski çağlardan beri Adıgelerin özlemini çekmekte oldukları okuma-yazma konusu,artık gündelik yaşamın bir parçası oldu.Adıgece’yi gereğince kullanacak olursak,dilimizin işlevini daha da genişletmiş ve geliştirmiş olacağız.
Sözünü ettiğimiz şeyler başarmış olduklarımız,ancak kaygılı olduğumuz durumlar da var.Dil,ulusu ulus yapan etkenlerden biridir.Bebek,doğduğu ilk günden başlayarak anadilini işitmelidir.Dil,aile içinden başlayarak yaşamını sürdürür.Bebeğe anadilini öğretenler,ana-babalar,nineler ve dedelerdir.Adıge aileleri arasında,ev içinde bebekle Adıgece değil,o yerde çoğunlukta olan ulusun diliyle konuşulduğunda ve o yabancı dil öğretildiğinde,çocuğun okul eğitiminin daha başarılı olacağını söyleyenlerle karşılaşılıyor.Bu olumsuzluğun ana sorumluları Adıge kadınlarıdır.Niçin “anadili” deniyor,çünkü anne,anasütü ile birlikte dili de çocuğuna veriyor da ondan.
Kentlerimizdeki okullarda Adıgece eğitimin yetersiz kalmakta olması,bizi kaygılandıran ana sorunlardan.Çocuk yuvalarındaki Adıge grupları sayısı da azalıyor,ilk ve orta dereceli okullarda Adıgece eğitimi kalmadı ya da zayıflıyor.Çok sayıda Adıge’nin yaşadığı Yınem poselokda (Enem kasabasında) 6 çocuk yuvası var,ama hâlâ orada tek bir Adıge grubu bile oluşturulabilmiş değil.
Yapılması gereken işlerden biri de,Türkiyeli soydaşlarımızın üniversitelerde okuyacakları kitapların hazırlanması işidir.Bakanlığımız tarafından bu iş bize verildi.İkinci bir konu da,bu tür toplantı ve oturumlara kardeş cumhuriyetler temsilcilerinin de çağırmaları gereğidir.Üçüncü sorun da,halkımızın dağılmış olması sonucu,dilimizin iki ayrı edebiyat/yazı diline ayrılmış olması.İş bununla da kalmıyor,ova Adıgeleri (кIэхэ адыгэхэp/Adıgeyliler) ile yukarı/dağ Adıgelerini (шъхьагъ адыгэхэp/Kabardeyleri) ayrı uluslar imişler gibi görenler de var.Adıgelerin tek bir ulus olduğunun kanıtı,kendimize Adıge dememiz ve aynı geleneği paylaşmakta olmamızdır.Dili ele alırsak,ana sözcük dağarcığımız (leksik) aynı,ses uyumu da (мэкъэзэпыщытхэр) eksiksiz bir biçimde örtüşüyor,dilbilgisi farklılığı da çok az.
Önümüzdeki dönemde iki edebiyat dilinin (-Kabardey ve Adıgey-) birbirine yakınlaştırılması ya da uzaklaşmalarının önlenmesi sorunu var,üç cumhuriyette de işbirliği ve eşgüdüm içinde çalışacak terminoloji komisyonlarının oluşturulmaları gerekiyor.Yazı dillerini birbirine yakınlaştırmak,alfabelerimizde bulunan birkaç farklı harf (işaretler) sorununu da çözmek gerekiyor.Bu konuda da çalışılmalıdır.
Bilmeyenlere Adıgece’yi öğretmek konulu bir video film,Adıge Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr.Yedıc Batıray tarafından izlettirildi.
Adıge Filoloji ve Kültür Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr.Haç’emız Mir de Adıgece öğretimi konulu bir konuşma yaptı:
-Adıge ulusu için önemli olan,Fakültemize bağlı bir Ulusal Eğitim ve Ulusal Kültür Merkezi'miz var,Adıge Devlet Üniversitesi’nde faaliyet halinde.Bu merkezde üç kürsü var,kürsüler dil,edebiyat ve tarih üzerine bilgileri gençlerimize genişliğince ulaştırmak için çalışıyorlar.Adıge Filolojisi Kürsüsü, öğretmenlerimizi bilimsel doğrultuda eğitiyor.Bu arada dilin değişik yönlerine ilişkin çok sayıda yardımcı kitap hazırlandı,yayınlandı ve güncellendi.Bu kitaplardan öğrenciler de yararlanıyorlar.
Şu sıralar Rusya’da yaşam biçimi büyük çapta değişmiş bulunuyor,buna bağlı olarak gençlerin yaşamında ve eğitiminde de değişiklikler gerçekleşiyor.Yaşam koşullarına uygun olarak gençlerin seçtikleri meslek dallarında daha iyi ilerlemeleri,uzmanlaşmaları için,onlara daha derinlemesine bilgiler ulaştırmanın yolları üzerinde de çalışıyoruz.
Dilbilimi uzmanı Prof.Dr.Abreg Açerdan,Adıgece sözcük yapısı konusunda konuştu,hiç bir dilin duragan olmadığını,sürekli değişim içinde olduğunu ve gelişmeler kaydettiğini açıkladı.Dillerde kadim (eski) sözcüklerle yeni sözcükler birlikte kullanılıyor,bazı sözcükler de kullanımdan kalkıyor (dilden düşüyor) ve arkaizme uğruyor.Ne olursa olsun,dil sürekli değişir ve gelişir.Biliminsanı sözlerini örneklerle doğruladı.
Ardından “Adıge maq” gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Derbe Timur konuştu.Timur, “Adıge maq” gazetesinin Adıgece’nin bir ölçü birimi (norm’u) olduğunu ve gazeteye abone olmak gerektiğini söyledi:
-Dilbilgisi kurallarına titizlikle uyan ve haftada 5 kez (-Cumartesi ve Pazar günleri dışında, haftada 5 gün-) düzenli olarak Adıgece yayınlanan tek gazetemiz “Adıge maq”dır.Ancak,şimdilerde gazetemiz kapanma tehlikesiyle karşı karşıya.Bunu saklamıyoruz.Bu sözleri söylemenin sorumluluk gerektirdiğini biliyorum,ama söylediklerimin gerçek olduğunu hepiniz biliyorsunuz.Bu bakımdan biricik gazetemizi ayakta tutmak için yapmamız gereken işlere ilişkin düşüncelerimi belirtmek istiyorum.
“Adıge maq” Genel Yayın Yönetmeni olarak işe başladım,çok geçmeden abone yenileme dönemi gelip çattı.Abone kaydı konusunda çözüm yolları aradık,eski sistemi değiştirdik,kişilerle yüzyüze görüşme ve ikna etme yöntemini denedik.İlçe (rayon) merkezlerinde toplantılar yaptık.Akşam toplantıları ile müzik programları da düzenledik.Ancak bunları yeterli bulmadık,köyleri dolaşmaya, bir bir evlere uğramaya ve o yolla abone kaydetmeye karar verdik. “Adıge maq”ın anadilimizde yayınlanan tek gazete olduğunu,ona yeni bir içerik kazandırdığımızı,Adıgelerin tarihi ve geleneği ile Adıge yazarlarının seçme yapıtlarına yer verdiğimizi,gençlere ilişkin yazılar yayınladığımızı,bütün bunlarla yetinmeyerek cumhuriyetimizde yaşanan olayları hızla okuyucuya ulaştırdığımızı,üzücü olayları, olay yerinde izleyerek hızla duyurduğumuzu,ekonomi ve politika konulu yazıları yayınladığımızı,analitik yazılara yer verdiğimizi,tek sözcükle “Adıge maq”ın kaliteli bir gazete olduğunu anlatarak dolaşmaya başladık. “Adıge maq” gazetesi eve gelmediğinde rahat uyuyamıyorum” ve “ona sürekli abone oluyorum” diyenlerle karşılaştık,ama çoğunca şöyle yanıtlar da aldık: “Ben gelen konuğa sunacak bir şişe içecek alacak parayı bulmaya çalışıyorum,sizin gazetenizden bana ne?”, “Adıgece okumayı bilmiyorum,çocuklarım isterlerse,varsın okumasınlar”, “yazdıklarınızın tümü yalan”, “Adıge maq,neyime gerek ki?”,vb. “Siz mahvoldunuz,bari çocuklarınızı düşünün,siz istemeseniz bile evinize Adıge maq gazetesi girecek olursa,çocuklarınız okur” dediğimiz durumlar da oldu.Ama beni en çok yaşlı bir dede düşündürdü.Gazetenin kalitesini anlatırken bana şunları söyledi: “Çocuk, senin söylemene gerek yok, gazete senin dediğin gibi kaliteli ise,ben kendim postaneye gider abone olurum,senin buraya gelmene ve ricada bulunmana gerek yok”.Bu söz bana çok dokundu,hemen abone yazma kampanyasını durdurduk.Yaşlının sözleri beni çok etkilemişti.
Bu olaydan önce de,gazeteyi elimizden geldiğince mükemmelleştirmeye çalışıyorduk,bundan böyle işe daha ciddi bir biçimde sarıldık. “Adıge maq” kadrosunu ele alacak olursak,kendini işine vermeyen ve candan çalışmayan tek bir elemanımız yoktu.Herkes işini elinden geldiğince en iyi yapmaya çalışıyordu.Okuyuculardan gelen soruların yanıtlarını,toplumsal yanına yoğunlaşarak vermeye başladık,Adıgece’si zayıf olanlar için Adıge ulusunun tarihi üzerine Rusça yazılı ekler de hazırlamaya ve vermeye başladık,ilginç konuları aramaya,Rusya’da olup biten taze haberleri iletmeye ve haberlere ilişkin kendi görüşlerimizi de yansıtmaya başladık,dört sayfalık televizyon yayını bölümünü,programdaki filmleri de kısa tanıtma yazıları sunarak sekiz sayfaya çıkardık.Gazeteyi mükemmelleştirdik diyemem,ama cumhuriyetteki gazeteleri bütün olarak ele aldığımızda, “Adıge maq” en iyisi değilse de en kötüsü değil.Bundan eminim.Bu son iki yıl boyunca cumhuriyetimiz gazetecileri arasında yapılan yarışmalarda,AC Başkanlık ödülü de dâhil birincilikleri almış bulunuyoruz,bu da durumu açıklamaya yeter.Geçtiğimiz yıl,Öğretmenler Yılı nedeniyle eğitim konulu yayınladığımız bir makale,genişliği ve içeriği yönünden, iletişim alanında birinciliği aldı,çalışmaya katılan gazetemiz yazar ve muhabirleri de birincilik ödüllerini aldılar.Adıge Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanlığı yetkilileri bunu bilirler.Ancak,şunu belirtmeliyim,gazetemize gereken özeni göstermiş,ilginç makaleler yayınlamış olsak da,gazetenin tirajını artırmayı bir türlü başaramadık.Şu sıralar gazetemizin tirajı 4 bini biraz aşıyor.Ancak,bu 4 bin tiraja karşılık, abone olanlar 2 bin kişi.Bu 2 binin de yarısı rica minnet abone olmuş kişi.
Okullarda görevli öğretmenler arasında, “Sizin “Adıge maq”ınızı biz ne yapalım,neyimize yarayacak ki bu gazete?” diyenler de az değil.Bu kişiler arasında Adıgece dersi öğretmenlerine de rastlanıyor.Bu bir gerçek.Çalışan ve bir geliri olan Adıge gençlerinin çoğu da abone yazdırmaktan bezmiş durumda. “Dar gelirlilere destek için abone yazdırın” diyor,onlardan başkalarını abone yazmak için para alıyoruz,ama bu destek de sonsuza değin sürebilir mi?Biz de sürekli istemekten utanır hâle geldik.İstemesek,ricada bulunmasak,tirajımız düşecek,gazeteyi ayakta tutmamız gerekmiyor mu?! “Gençler gazeteyi artık okumuyorlar” diyoruz,ama hepsini aynı sepete koyamayız.Ben Rus sınıfında okuyan ve Adıgece okumayı bilmeyen birçok kişinin evine “Adıge maq” gazetesinin girdiğini,gazete sayesinde Adıgece okumayı yeni baştan öğrendiğini biliyorum.Ancak böyle kişilerin sayısı çok fazla değil.Sovyetler Birliği döneminde yetişmiş olan yaşlı kuşağımız olmasa ya da aramızdan ayrıldığında,korkarım “Adıge maq”ın da sonu gelecektir.Şu sıralar sadece 25 ya da 36 gazete alan köylerimiz var.Bu köyler,üstelik 200’den aşağı hanesi olmayan köyler.Şimdi de bir özeleştiri yapalım:Onca eğitici,kaliteli yayın yapıyoruz,o yayınlar çocuklara ulaşamayacaksa,neye yarar ki?!Yayınları ulaştırmayanlar,buna engel olanlar da ana babalardır.
Biraz önce söylediğim gibi,köyleri, o köylerden kişilerle birlikte dolaşıyorduk.Ancak bütün evlere uğrayamıyorduk,çünkü bize şöylesine şeyler söyleniyordu: “Bu evde bir ana oğul yaşıyor,oğul uyuşturucu bağımlısı,bunların yanına uğramasak daha iyi olur”, “Bu evde sadece bir yaşlı kadın yaşıyor,kocası öldü,oğulları da trafik kazasında öldüler”, “Bu evde yaşayan beş kişiden sadece birinin bir işi var”, “Bu eve bir süre önce icra memurları geldiler,doğal gaz borcunu ödeyememişti”,vb.Yerel yöneticilerden çok kez duyuyorduk: “Biz 50 ruble (-yaklaşık 3 TL-) su parasını bile tahsil edemiyoruz,sizse onlardan abone olmalarını istiyorsunuz”.
Sorunlardan biri de düzgün bir posta hizmetimizin olmaması,posta memurları gazetemizi abonelere ulaştırmıyorlar,bu da ayrı bir sorun.
İnsanların gelir düzeyleri yetersiz,işin bir bahanesi de bu,ama en önemli neden bu değil.Sovyetler Birliği döneminde herkes çalışıyordu.Çalışanların ücretlerinden kesilerek merkezi ve yerel gazetelere abone yazılıyordu.Bu yaklaşım biçimi,kuşkusuz demokratik değildi,ama insanlara toplumsal bir bilinç götürüldüğü düşünülerek öyle yapılıyordu,yararı oluyordu.Şimdiki koşullarda televizyon,internet ve cep telefonu kullananlar çoğaldı,Adıgece gazetemizin değil,tüm gazetelerin (-Rusça olanların da-) tirajları düşüyor.Ancak anadilimizde yayınlanan biricik gazetemizi yaşatmak istiyorsak,ilkin insanlarımızın düşünce tarzında değişiklikler gerçekleştirmemiz gerekiyor.İkinci önerim de toplumsal anlamda bir abone yazılma bilinci yaratmamız olabilir.Gazete parasız dağıtılamaz,iyi gazete satın alınır ve ona abone olunur, doğrusu da budur.Ancak biz henüz o düzeye gelemedik,doğru-yanlış ayırımı yapacak ya da boş ver,iş varacağı yere varsın diyecek durumda da değiliz.Bugünkü hedef kitlemiz iyi ile kötüyü ayırdedecek düzeyde değil,çünkü yazılanları okumuyorlar,örneğin gazeteyi sırf resimleriyle değerlendirenler bile var.Bize inanan ve bilinçli olan az sayıdaki okuyucumuz elbette bizim için çok değerlidir,onları tanıyoruz,onlar bizim candan dostlarımızdır,onlarla sürekli bir iletişim,düşünce alışverişi ve duygu birliği içindeyiz.
Şimdi de, önemli bir noktanın daha altını çizmek istiyorum:Bugün önde duran ana sorunumuz sosyal abone yazma konusu olmalıdır.Bu da, Hükümetimizce, her bir ilçemizde /rayonumuzda abone yapılmaları uygun olacak ailelerin saptanmaları,onların ücretsiz abone yazılmaları ve abone bedelinin de devlet bütçesinden ödenmesi olabilir.Buna zorunluluk var,başka bir çıkış yolu yok,tek çıkış yolu olarak ben bunu görüyorum.
“Adıge maq” gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Derbe Timur’un önerdiği toplumsal abone yazımı üzerine hazırlanıp kurucular kuruluna gönderilecek olan dilekçe örneği oturuma katılanlarca uygun bulundu.
Adıge Televizyonu güncel programları düzenleme şubesi müdürü Tev Zamir de anadilimizle ilginç bir konuşma yaparak toplantıya görüşlerini sundu:
-Adıgece cumhuriyetimizin resmi dilidir,Adıgece’yi toplum yaşamının her kesiminde genişliğince kullanmamız gerekiyor.Dilimizin televizyonumuzda hangi ölçüde kullanılmakta olduğunu hepiniz biliyorsunuz.
Hergün sabah,öğle ve akşam,günde üç kez, “Rusya” kanalında Adıgece “Haberler” (Къэбархэр) veriliyor,bunun dışında haftada iki saat,Salı ve Perşembe günleri,değişik konulu Adıgece yayın yapıyoruz.Sayı olarak,ayda toplam 24 yayınımız (къэтын) var.
Rusya haber kanalında saat 10’dan 11’e kadar (-Türkiye saatiyle gece saat 21.00-22.00 arası-) ekrana giriyoruz.Bu bir saatlik süre Rusça ve Adıgece biçiminde ikiye bölünüyor.Programımıza biliminsanları,öğretmenler,değişik kuruluşlar yönetici ve temsilcileri,sıradan kişiler katılabiliyorlar.Eskisine oranlar Adıgece konuşacak daha fazla kişi buluyoruz,ama anadilinde konuşamayan ya da konuşmak istemeyen çok sayıda kişi ile de karşılaşıyoruz.Belirtmeliyim, bunlar her yaştan kişiler.Adıgece konuşmak istemeyenlerin çoğu genç ve kent doğumlu.
Bu son dil grubuna (-az Adıgece bilenlere-) yönelik yayınlarımız da var: “Eğitim ve Bilim” ve “Deh’ebın” (Дэхэбын/‘Şirin Aile’) gibi.Yaygın eğitim dersleri ve okullarda yazarlarla ilgili akşam toplantıları yapılacak olduğunda,bize haber veriliyor,biz de o konularda yayınlar ve duyurular yapıyoruz.
Ancak dilimizi korumak ve geliştirmek istiyorsak,belirtmeliyim,yapabildiğimiz şeyler yine de çok cüz’î,çok sınırlı.
2003-2005 yıllarında daha genişçe bir yayın yapma olanağımız vardı,geniş bir kitleye seslenebiliyorduk,en çok kaygılanmakta olduğumuz konuları ele alıyor ve kitlelerle görüş alışverişinde bulunuyorduk.Örneğin, “Adıgece Konuşalım” adı altında sunduğumuz programlarda,Adıgece’nin okullarda küçük Adıge çocuklarına zorunlu olarak öğretilmesi görüşünü de savunuyorduk.Bu tür yayınlarımız sonucu,Adıge Cumhuriyeti Parlamentosu/Xase,gündemindeki Adıge dilinin korunması içerikli yasa tasarısına,Adıgece’nin Adıge çocukları için zorunlu bir ders dili olarak öğretilmesi içerikli maddeyi de eklemişti.Ancak,sözkonusu ek madde daha sonra kaldırıldı,bunu (-Adıgece’nin artık zorunlu bir ders dili değil,seçmeli bir ders dili olduğunu-) belirtmem gerekir.Ulusal bilinci gelişmemiş olan ana ve babalar çocuklarının anadilinde öğretim görmelerini gereksiz buluyor ve aleyhte –Adıgece’yi istemediklerine ilişkin- dilekçeler veriyorlar.
Adıgece’yi iyi bilen ve çocuk programlarında görev alacak düzeyde Adıgece konuşacak elemanlar bulmakta güçlük çekiyoruz. “Haberler” programında görev almak üzere düzenlenen sınava katılan soydaş gençlerin yarısının yeterli düzeyde Adıgece bilmediği ortaya çıktı.Bu duruma düşmemizi ben bir gerileme/bir yıkım (тхьамыкIагъо) olarak görüyorum!Bu,günümüzün korkunç bir gerçeğidir!
Adıgece’nin seçmeli bir ders (урок) dili olarak,bazı derslerle sınırlı öğretileceği bir okul değil,Adıgece’nin tüm eğitimde/tüm derslerde (предмет) okutulacağı Adıge okullarına gereksinim duyuyoruz.Bir devlet eğitim programımızın bulunduğunu biliyorum,ama kendi özel programımızı da yaşama geçirirsek,deneme niteliğinde de olsa,özel okullar açarsak,çocuklarımız dilimizi daha iyi öğreneceklerdir.
Size gördüğüm bir örneği aktarayım.Sayıları sadece 4 bin olan İsrail Adıgeleri içinde Adıgece anadilini bilmeyen tek bir kişi bile yok (*).Çünkü onların Adıge okulları var.Henüz iki yaşında olan bebekler bile akıcı bir Adıgece ile konuşuyorlar.Kişisel olarak,bir sınıfta insanın anatomik yapısının Adıgece olarak öğretmen tarafından nasıl anlatıldığına tanık oldum.Kalbin yapısı, nasıl çalıştığı,kalbe giden kan damarları ve bu damarlar yoluyla kalbe kanın iletilmesi ve boşaltılması gibi konular Adıgece olarak anlatılıyordu.Bizse,aynı konuyu kendi öz toprağımızda –kendi dilimizle değil- Rusça üzerinden öğreniyoruz.Haftada 2 saat Adıgece dersi ile 20 saatlik başka dilde anlatılan temel derslerle (предмет) yarışabilir ve direnebilir miyiz?
Ayrıca,dil,sürekli bir gelişme içindedir.Yaşam içinde birçok yenilikler oluşuyor,sözgelişi, “devletler arası araştırmalar”ın (зэикI къэралыгъо ушэтынхэр) ve “küresel ekonomik kriz”in (дунэе экономикэр зызэтезым) yarattığı yenilikler gibi.Şu an kullandığımız sözlükler bile geçen yüzyıldan kalma.Beş altı yıl önce,bu tür sorunları televizyonda tartışıyorduk,şimdi de aynı şeyler karşımızda.
Bu arada,bakanlıklar tarafından düzenlenen yarışmalarda,Adıgece olarak getirilen yazılara ya da yayınlara gereken özen gösterilmiyor,gösterilmesi gerekir,ilgililerden bunu rica ediyoruz!O metin Adıgece yazıldığı için daha değersiz ve izlenmesi daha sıkıcı olamaz,sorun yazı ve yayınları iyileştirmek olmalı.O yazı ya da yayınları yarışmalara götürdüğümüzde,onları Rusça’ya çevirdiğimiz ve her iki işi birden yaptığımız durumlar oluyor.Ama Rusça yayınları Adıgece’ye çevirme gibi bir zahmete katlandığımız oluyor mu!? (**).Jüri, her iki resmi dili de –Rusça,Adıgece- bilmeli!Kendimize artık bir değer verelim!
En son olarak şunu da belirtmek isterim:Ürdün’deki soydaşlarımıza imreniyorum,onların 24 saat yayın yapan bir televizyon kanalları var.Ne zaman baksanız Adıgece şarkı,dans ve programlar buluyorsunuz.Yaşadıkları ülke gereği Arapça yayınlara da yer veriyorlar.Bu yolla büyük bir gelişim sağlamış oldukları kanısındayım.
Şu an,Adıge Xase (Çerkes sivil toplum örgütü) temsilcileri ve Adıge uzmanlarımız yan gelmiş yatıyorlar.Kim anadili işimize omuz verecek olursa,kendi payıma ben ona destek vermeye hazırım.24 saat yayın yapan bir televizyonumuz,Adıge okullarımız ve günümüz gereksinmelerine yanıt verecek düzeyde sözlüklerimiz olursa,anadilimizi koruyabiliriz!
Gençlerin Adıgece’yi yeterli düzeyde kullanmaları konusunda “Neptleğu” (Нэплъэгъу/ ‘Bakış Açısı’) dergisinin yararı, Adıge Devlet Üniversitesi öğretim üyesi Doç.Dr.Huaj Nuryet tarafından anlatıldı.Dergi 2007 yılı Kasım ayından beri yayınlanıyor. “Neptleğu”,ulusal fakültede hazırlanıyor,yayın çalışmasına öğrenciler,yeni mezunlar,mastır öğrencileri (аспирант), “Adıge maq” gazetesi ve Adıge Televizyonu’nun genç elemanları katılabiliyorlar.Gençlere Yedıc Memet yönetimindeki “Gufes” fonundan maddi yardımlar yapılıyor ve bu yolla “Neptleğu”nun yayın giderleri karşılanıyor.
Adıge gençlerinin yaşam biçimi,sorunları,düşünce yapısı/dünyası,ilgilendikleri konular,yazdıkları şiirler,kısa öyküler ve benzerleri değişik bölümler halinde dergide yer alıyorlar. “Neptleğu” dergisine yazanlar gazetecilik mesleğini öğrenmiş,Adıgece’nin tadına varmış ve o alanlarda çalışmaya hazırlanmış oluyorlar.
Bilimsel oturumda konuşan daha başkaları da oldu,ancak söylenenlerin hepsini yayınlama olanağımız yok.
Adıgece’nin öğrenilmesi ve korunması konusunda, oturuma katılanlar,çok sayıda sorunun birikmiş olduğunu belirlediler.Konuya ilişkin gerekli kararlar alındı.Alınan kararlar arasında,Adıge Cumhuriyeti’nin dil ile ilgili yasalarında değişiklikler yapılması,anadiline karşı çıkanlarla etkili bir mücadele yürütülmesi ve değişik sözlükler yayınlanması gibi konular bulunuyor.Ayrıca AC Eğitim ve Bilim Bakanlığı tarafından –Adıge dilini destekleyici ve özendirici- yarışmalar düzenlenmesi,çocuk yuvalarındaki Adıge gruplarının çoğaltılması,öğrencilerin daha iyi Adıgece öğrenmelerinin sağlanması ve benzerleri de bulunuyor.
Eş’ıne Susan
Adıge maq,21 Mart 2011
Çeviri:Hapi Cevdet Yıldız
(*)-İsrail Adıgelerinin dillerini korumuş olmaları bir istisna.Okul kuşkusuz önemli,ama daha başka nedenler de olmalı.İsrail’deki iki köy,Türk ve Arap faşizmleri ile tanışmadı,1918-1948 yılları arasında Britanya’ya bağlı olarak yaşadı,1948’den beri de İsrail’in demokratik yönetiminde,bir tür ayrıcalığa sahipler.Yani ulusal baskının ve aşağılanmanın ne demek olduğunu bilmiyor olmalılar.Rusya,Türkiye ve Arap ülkelerindeki Adıgeler ve azınlıklar,değişik düzeylerde de olsa, büyük ulus şövenizmi baskılarından nasiplendiler, aşağılandılar ve kendi kültürlerini terke zorlandılar.-hcy
(**)-Bu durum ,Adıge görevli ya da yetkililer arasında Adıgece’nin gerilediğini ve Ruslaşmanın yaygınlaştığını belli ediyor.Xase’ler bu tür devşirilmiş ve kendi halkına yabancılaştırılmış oportünist (çıkarcı) kişilere,yani ,güncel deyimle “Beyaz Çerkeslere” karşı bir mücadele,onları ekarte etme programı hazırlamalıdır.Çünkü asıl darbeyi,ihaneti kendi içimizden yiyoruz.Konunun gündeme alınması, yararlı olabilir diye düşünüyorum.-hcy
Not:Tire içindeki açıklayıcı ya da tamamlayıcı yazılar çevirmene aittir.-hcy
_________________ Ben Halkım İçin Özgürlük İstiyorum çerkez - çerkes - kafkasya - kafkas - adige - 21 Mayıs 1864 sürgün soykırım hakkında çerkeş çerkesh cherkesh 2009 2010 çerkez adige çerkes adige kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz çerkez tavuğu tavuk tarifi adiga abaza kuzey müzik music çekes çerks ahazya adge aige kafasya adiye wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim dernekleri federasyonu ad köyleri düğün mahalli video savaş haber circassian güncel dil sözlük çeviri dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok şeyh şamil com net org tr adigey abhazya oset siteleri indir dinle tarih türk link sohbet chat izle sohbet muhabbet adiye cherkessia çerkesya yurtseverleri sitesi org net com facebook google mp3 download indir kökeni nerede nedir kimdir nasıl yeni ilk büyük eski
|