Kayıt: Pzr Ağu 19, 2007 8:54 pm İleti: 3520 Konum: Çürüksu-TIW
|
Millet şayet bir vücutsa; dil onun ruhu, xabze ise kıyafetidir. “Millet” derken kastettiğimiz şey bir vücuttur, dilin can ve hayat verdiği… Xabze onun güzel kıyafetidir. Şayet ruhu yoksa artık, vücudun hayatı durur; vücut, varlığını yitirir.
Tanrıya şükür, milletimizin ruhu hala bedeninde. Fakat o bahsedilen vücut hasta ve bu nedenle de giydiği kıyafetin üzerine büyük gelmesini artık umursamıyor. Bu tavrımızın birçok gerekçesi, bahanesi var elbet. Bunların başlangıç noktasıysa ne dün, ne de bugün. Milletimizin şu anda içine düştüğü bu durum geçene kadar yok olmaksızın, bugünün önde giden haklarını geçebilecek seviyeye gelebilmemiz için çareler aramalıyız. Ve unutmamalıyız ki milletimiz, bugün içinde bulunduğu durumdan çok daha zorlarını aşmayı başarmıştır. Zira atalarımız, milletimizin fertlerini öz kardeşmiş gibi omuz omuza durdurabilmiş zeki insanlardı. Ve o birlik-beraberliğin sayesinde koruyabildiler milletimizin güzel geleneklerini ve dilimizi; o beraberliğin sayesinde bugün millet olarak varız. Birliktelik olmaz ise hiçbir iş düzgün yürümeyecek ve tamamına ermeyecektir, alınan kararlar yerine getirilemeyecek, fiiliyata dökülemeyecektir. Ancak her ne kadar birlik olursak olalım, şayet alınan kararlar doğru değilse işimiz yine iyiye gitmeyecektir elbet. Eğer akıllı isen; düşmanların sana yanlış yaptıramaz, yabancılar dahi sana saygı duyar, gençlere örnek, yaşlılara gurur kaynağı olursun. Aklı ermiş, gücü yeten ve kendini Adıge kabul eden herkesin görevi bugün, vücudunun bir parçası olduğumuz milletimizin daha çok yaşaması için hayat şartlarının ve yaşadığımız coğrafyaların bize verdiği her türlü imkanı değerlendirmektir. Bu imkanlar oldukça çok ve herkesin yapabileceği bir çok şey mutlaka var. Bir tek aileden başlayıp ülkenin geneline kadar, en küçükten en büyüğe; bununla ilgili emek vermek isteyen herkes ipin bir ucundan tutabilir. Yalana ne gerek, sadece kendine faydalı olmayı halkına faydalı olmaktan evla tutanlarımız da var, halkının adıyla övünen ancak ona hizmet etmeyi aklından dahi geçirmeyen… Burada kastettiğim kendine hizmet etmenin ayıp olduğu değildir; ayıp olan, bununla beraber milletine hizmet etmeye gayret göstermemektir. Kazancını midenden ve dış görünüşünden uzağa taşımıyorsan ve milli sorunlara sadece eğlence gözüyle bakıyor ve o nedenle ilgini çekiyorlarsa, istediğini yiyip çitlerin arasında pinekleyen hayvandan pek bir farkın kalmamış demektir. Adıge Dili’nin o kendine has tatlılığı gittikçe eriyor, dili konuşanların sayısı azalıyor, anadilini beğenmeyen insanlar fazlalaşıyor içimizde. Onlar ne kadar bahane sunarlarsa sunsunlar, bu yaklaşımlarını doğru gösteren hiçbir gerekçeleri yok! Dikkat edilmelidir ki tüm dünya halkları, gelişimin yolunda bir şekilde ilerliyor. Eskiden suyun iki kıyısında oturan insanların bile birbiriyle görüşmesi zor idiyse de, suyun önünü kesebilenlere ya da suyu geçebilenlere büyük saygı duyuluyor ve onun çok cesur olduğu düşünülüyor idiyse de; bugün artık bahsedilen bu şeyler hiç kimse için ilginç değil. Bu devirde, herkesle ve anında bağlantı kurabiliyorsun bilgisayar sayesinde; dünyanın neresinde olursa olsun. Ancak bu bağlantıyı kurabilmen için hem bilgisayarın, hem de karşındaki insanın dilini bilmelisin tabii ki. Bu bağlamda, başkaca dilleri de iyi derecede bilmemiz şart. Fakat olaya başka pencereden bakarsak, anadilimize olan özen ve dikkatimiz, başka dillere yoğunlaşmamız oranında elimizde olmadan azalıyor. Anadilimizin o derin ve tertemiz halini fark edemiyor, hatırlayamıyoruz ve bu nedenle de başka başka dillerden alınan kelimelerle kısırlaştırılmış, önü kapatılmış ve günlük hayatımızda kullandığımız o sadece bir düzlemden ibaret dili yeterli zannediyoruz. Aile içerisinde duymaksızın çocuk anadilini kendiliğinden öğrenemeyecektir; fakat insanın, aile içinde öğrenmiş olsa dahi Adıgece’yi zamanla unutması mümkündür. Açıkçası her ailede temiz Adıgece duymak da mümkün değildir. Anne-baba ekmek parası kazanmak ve çocuğunu giydirip kuşatmak derdinde olduğu için çocukları onların yerine televizyon eğitiyor artık. İşte bu “aile içi eğitim” şeklini değiştirdikten sonra ancak okuldaki eğitim-öğretim sistemindeki yanlışlıkları ve bunların sebeplerini konuşabiliriz. Bu konu, ayrıca dikkat edilmesi ve değerlendirilmesi gereken konulardan birisidir. Ancak hepsinden önemlisi, Adıge Alfabesi’nin durumudur. Tuzağa sokulmuş kurt gibi, Adıgece’deki 57 sesin tamamını 31 harfli Rus Alfabesi’ne zorla “soktular”, fakat seslerimiz bu alfabeye “sığmıyor”. Ve bu nedenle de bildiğiniz üzere çift harfle (sembolle) yazılan toplam 19, üç harfle yazılan 5 ve dört harfle yazılan da bir adet ses bulunuyor alfabemizde. Ve böylece biz dilimizi yerlere atıyoruz, eziyoruz, parçalıyoruz; Adıgece eğitim alacakları da, bu dili okumak isteyenleri de sıkıntıya atıyoruz. Dilin ve edebiyatın okunması için kullanılabilecek kitapların az olması da bizi çaresizliğe sokmuyor değil. İşte bu çaresizliği yaratanların en başında geliyor kullandığımız alfabenin yeterli ve düzgün olmayışı. Aynı zamanda, okullarda Adıgece eğitim için ayrılan ders saati de çok kısıtlı. Bunun için ev ödevlerinin ve sınıf dışı çalışmaların çözüm olduğu zannediliyor bazen, ancak sınıf dışı çalışmalar biraz daha faydalı oluyor. Bu bağlamda, ev ödevleri pek bir fayda sağlamıyor zamanımızda. Eskiden televizyon, video, bilgisayar gibi şeylerin olmadığı dönemlerde öğrenciler ev ödevleri olduğunda zaman geçirmek için keyifle yapıyordu ödevini, hatta daha da fazla okuyordu mecbur tutulmasa dahi. Zorla hiçbir şeyi, hiç kimseye sevdiremezsiniz; dayak atmakla attığınız dayağın sebebini ona anlatamazsınız, inanmak istemediği hiçbir şeye onu inandıramazsınız. Geriye kalan tek yol var: sevdirmek, benimsetmek lazım. Bizden sonraki nesle anadilini sevdireceksek, onu düzgün ve yeterli konuşmaları gerektiğini anlatmak niyetinde isek, çocuklarımızı iki şeyden ürkütmeden anadili benimsetmeliyiz: En az okuyabilen gence bile fazlasıyla sevdirebiliriz Adıgece’yi; bu hususta yapmacıklıktan uzak bir yaklaşımımız olduğunu anlatabilirsek, kendi çocukluğumuza dönerek kendimizi karşımızdakinin yerine koyabilirsek… Ve de güzel ve temiz bir Adıgece konuşmanın büyük saygı gerektiren bir meziyet olduğuna kendimiz inanıyorsak öncelikle… Elimizdeki kitapların çok da nitelikli olmadıklarını ve dilleri ellerinden aceleyle ve özenle alınan küçük milletlerin anadillerini okuyabilmeleri için ayrı programlar bulunmadığını göz önüne alırsak, bu birçok eksikliğin telaşa düşürmediği, ürkütmediği, kalbiyle ve ruhuyla Adıgece öğretmeye çalışan eğitmenlerimizin hak ettikleri saygının ve minnetin ölçüsü yoktur!
Th’aghapsew Uvjıqua / Çerkessk Çev.: Ştım Münteha Jan Gülsu http://muntehajan.blogspot.com/
_________________

cerkez çerkes kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz adiga abaza kuzey müzik music mp3 wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim ad köyleri düğün mahalli video kitap savaş haber güncel yeni dil sözlük çeviri kiril dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok bkd imam şeyh şamil adigey abhazya oset çeçen karaçay rusya siteleri indir dinle tarih türk
|
|