Thursday, May 24th

Son Güncelleme:01:40:59 PM GMT

BuradasIn: Özel HABER Tiflis Toplantısı Hakkında Kaffed'in Görüşü

Tiflis Toplantısı Hakkında Kaffed'in Görüşü

E-posta Yazdır PDF

 

20-21 Mart tarihleride Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te Amerikan “The Jamestown Foundation” ile Gürcistan’ın Ilia Devlet Üniversitesine bağlı “ International School of Caucasus Studies” işbirliğinde bir konferans düzenlenmiştir. Bu konferansın konusu ise “Gizli Halklar, Devam Eden Suçlar: Geçmiş ve Gelecek Arasında Çerkesler ve Kuzey Kafkasya Halkları’ (Hidden Nations, Enduring Crimes: The Circassians and the Peoples of the North Caucasus Between Past and Future)” olmuştur. Aldığımız bilgilere göre, konferans sonunda Gürcistan parlamentosuna bir önerge verilerek parlamentodan aşağıdaki kararların alınması istenmiştir:

1. Çerkesya’nın bağımsızlığının kaybedilmesi ile sonuçlanan 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başında gerçekleşen Rus İmparatorluğu’nun eylemlerinin kınanması ve bu eylemlerin Çerkes halkının soykırımı olarak tanınması.

2. 1864’de Rusya’nın Kuzeybatı Kafkasya’yı fethetmesinin zafer günü olarak kutlanan 21 Mayıs’ın, Çerkes soykırımının kurbanlarını anma günü olarak ve Soçi’nin Çerkes soykırımı ve etnik temizliğinin mahali ve sembolü olarak ilan edilmesi.”

Konferansın öncesi ve sonrası doğal olarak Federasyonumuzca yakından izlenmiştir. 27-28 Mart tarihinde toplanan yönetim kurulumuz toplantıdaki gelişmeleri ve yayınlanan bildiriyi değerlendirmiştir. Toplantıya ilişkin Federasyonumuzun görüşü şu şekildedir:

1864 olayları Federasyonumuzun kuruluş ilkeleri içinde “Kaffed’in misyonu” bölümünde açık şekilde tarif edilmiştir ve denilmiştir ki:

“Tarihin en eski dönemlerinden beri yaşadıkları anayurtları Kafkasya’da eşsiz bir dil ve kültür geliştiren, yüzyıllarca süren onurlu bir direnişe rağmen, büyük devletlerin ve Çarlık Rusyası’nın kolonyalist politikaları, stratejik hedefleri doğrultusunda soykırıma uğrayan ve 1860’lı yıllarda acımasız bir sürgün ile anayurtlarından koparılmak istenilen, her türlü olumsuz koşullara ve engellemelere karşın atalarından aldıkları dil ve kültürlerini yaşatan, dünyanın dört bir yanına dağıtılmış olsalar da her zaman anayurtları ve birbirleriyle ilişkilerine sürdüren Çerkesler, kültürlerinin korunması, yaşatılması ve geliştirilmesine katkıda bulunmak, Çerkes kültürünün Türkiye ve tüm dünyada tanınmasına çalışmak, Çerkes toplumu ile diğer toplumlar arasında dostluğu ve işbirliğini yaygınlaştırmak, sorunlarına barışçı çözüm önerileri üretmek, Kafkasya ile diyasporada yaşanan ülkeler arasındaki dostluk ve işbirliğinin geliştirilmesine çalışmak, insan haklarının ulusal ve uluslararası düzeyde gelişmesine katkıda bulunmak, böylece üyelerine, topluma, yaşadıkları ülkeye ve insanlığa çok yönlü hizmetler sunmak ortak paydasında bir araya gelerek Türkiye’de Kafkas Derneklerini, ve bu derneklerin bir araya gelmesiyle Kafkas Dernekleri Federasyonu’nu (Kaffed) kurmuşlardır.”

Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun misyonunu bir kez daha hatırlattıktan sonra, 1864 olaylarının gündeme getiriliş zamanlaması, yeri ve taraflarına baktığımız zaman, yaptığımız tespitler ana hatlarıyla şunlardır:

1- Amerika ve Gürcistan işbirliği ile yıllardır gündeme getirilmeyen bir konu ısıtılarak, yeni soğuk savaş sürecinde Rusya Federasyonuna karşı siyasi bir hamle yapılmak istenmektir. Bu siyasi hamlenin aracı ise “Çerkes soykırımı” temasıdır. Çerkes halkı 1864 olaylarının gelişim sürecinde İngiliz, Osmanlı ve Çarlık Rusya’sı arasındaki savaşın esas kurbanları olduklarını unutmamışlardır. Şimdi de Çerkes Halkı üzerinden benzer oyunlar sergilenmek istenmektedir. Bundan amaçlanan Çerkes Halkının çıkarları değil, konferansı düzenleyen kurumların ait olduğu ülkelerin siyasi çıkarlarıdır.

2- Çerkes Soykırımı konusunda en son söz söyleme hakkı olan devlet Gürcistan’dır. 1864 öncesi, Çarlık Rusyasına gönüllü teslim olarak, Kafkasya’nın güneyden ablukaya alınmasını sağlayan Gürcistan aslında 1864 olaylarının suç ortağıdır. Gürcistan’ın Çerkes halkına yönelik suç dosyası bu kadarla bitmemiştir. Sovyet dönemi öncesi ve sonrası, Osetya ve Abhazya’da işlediği suçlar da soykırım olarak ele alınması gereken konulardır. En son 1992 tarihinde Abhazya saldırısında, 2008 Güney Osetya saldırısında halkımıza karşı işlenen suçlar belleklerimizden silinmemiştir. Gürcistan yönetimi öncelikle kendi suçlarının hesabını vermek durumundadır.

3- Konferans, Kuzey Kafkasya’yı yeniden istikrarsızlaştırarak, etnik bir çatışmaya sahne yapmak amacıyla sergilenen girişimlerden sadece birisidir. Konferans sonucunda Gürcistan’ın en büyük amaçlarından birisinin, Rusya’dan rövanş almak yanında, diyasporadaki Abhaz-Adige kardeşliğini ve dayanışmasını parçalamak olduğu açıktır.

Gürcistan parlamentosu’nun ne tür bir karar alacağını bilemiyoruz. Ancak, Kafkas Dernekleri Federasyonu olarak oynanmak istenen oyunların farkındayız. Tarihten aldığımız derslerle, yeni “filler savaşında” Çerkes Halkının Kafkasya’da yeni bir çatışmanın öznesi olmasını kesinlikle istemiyoruz.


kafkasfederasyonu