Thursday, May 24th

Son Güncelleme:01:40:59 PM GMT

BuradasIn: Özel HABER Çerkes Ethem Olmasaydı Milli Mücadele Başlamazdı

Çerkes Ethem Olmasaydı Milli Mücadele Başlamazdı

E-posta Yazdır PDF

cerkesethemOkullarda andımız kaldırılsın diyerek tepkileri üzerine çeken Zaman yazarı Mümtazer Türköne'den yeni bir tartışmayı alevlendirecek sözler geldi: Çerkes Ethem olmasaydı Milli Mücadele başlamazdı. 

Türköne'nin iddiası şöyle:

- "Damat Ferit'in izinden gidenler"in karşısına "Mustafa Kemâl'in izinden gidenleri" yerleştirdiğiniz zaman her mesele zahmetsizce çözülüyor mu? 

Saflar net. Semboller berrak. Devlet Bahçeli'nin kurduğu bu karşıtlıkta, Damat Feritçi olmayı kimsenin midesi kaldıramayacağı için bir tercihte bulunmaya bile gerek yok. Siyaset yapmanıza, herhangi bir sorunu enine boyuna tartışmanın bile anlamı kalmıyor. 

Bu söylem sadece Bahçeli'ye özgü değil. 19 Mayıs günü Samsun'a ayak basıp, Millî Mücadele'yi başlatmanın, sonra da Cumhuriyet'i yeniden kurmanın telaşında olanlar çok. 19 Mayıs 1919'da başlayıp 29 Ekim 1923'te noktalanan tarih kesitine dalıp, bugün karşılaştığımız her zorluğun üstesinden gelebilir miyiz? Bizim gibi düşünmeyenleri, o günün düşmanları ile aynı safa yerleştirip siyaset yapabilir miyiz? 

Bu işte bir ezber ve kolaycılık var. Murad edilenle, kullanılan semboller çakışmıyor. Sadece bütün Cumhuriyet tarihi boyunca, eğitim aracılığıyla beynimize kazınan kalıplarla düşünmüş ve politika yapmış oluyoruz. Ya gerçekler? Galiba sembollerin gerçekliği değil, tahrip gücü çok önemli. 

Birincisi, Millî Mücadele halkın canını dişine takarak verdiği bir var olma, yok olma savaşı. O mücadeleyi verenlere çok şey borçluyuz. Ama... Evet koskoca bir "ama" var. Çünkü bu mücadeleyi verenlerin çoğu, 1923'ten sonra bu ülkede nefes bile alamadılar.

Ethem Bey (Çerkes Ethem) olmasaydı, bırakın Millî Mücadele'yi yürütmeyi, başlatmayı bile başaramazdık. Atatürk'ün 1927'de Nutuk'ta yerden yere vurduğu komutanlar özellikle Kâzım Karabekir olmasaydı, acaba aynı başarıyı kazanabilir miydik? Hikâyeyi aslında hepimiz biliyoruz: Millet yekvücut oldu ve müstevliler kovuldu. Sonra, bir iktidar mücadelesi başladı. Kazananlar, bugün ezberden tekrarladığımız tarihi yazdılar. "Zararı yok" diyebilirsiniz. Ama bu sahtelik, bugünümüze ve geleceğimize zarar veriyor. Bu zarar, gündelik siyaseti Millî Mücadele'nin sembolleri ile sınırlamaktan ibaret değil. 

Ankara Hükümeti ve Millî Mücadele'ye karşı Damat Ferit'in yanında yer alanlar, önce 150 kişilik bir liste halinde vatan haini ilan edilerek ülkeden kovuldular. Daha sonra iktidar mücadelesini kazananlar, onları geri getirerek sadık kadrolar halinde istihdam ettiler. Tek parti döneminde devletin tepesine yerleşen ceberut bürokratlar bunların arasından çıktı. Damat Feritçileri, başka yerde değil Cumhuriyet'in bürokrat aileleri arasında aramak gerekir. 

1919 Mayıs'ından 1922 Eylül'üne kadar Batı Anadolu Yunanlıların işgali altında kaldı. Maraş dışında Fransız, İtalyan ve İngiliz işgalleri anlaşmalarla sona erdi. Yunan işgalinde kalan yerlerde kurtuluş günleri tertiplemek, Cumhuriyet yönetimine başlangıçta bir anlam kazandırdı. Bir asır önce terk ettiğiniz eski bir eyaletinizin halkı gelip anavatanınızın bir kısmını işgal etse ve siz bir asırdır onları kovduğunuz günü kurtuluş günü olarak kutlamaya devam ederseniz, kendi toplumunuza özgüven kazandırabilir misiniz? 

1980'lere kadar bu dar ideolojik kalıplar ve sembollerle resmen aşağılık kompleksleri içinde yaşadık. Özal, ilk defa bize kendimize güven duymayı öğretti. Bugün özgüvenin çok ötesinde, birçok şeyi başarabileceğimizi gördük. Türkiye'nin dünyanın her yerinde okulları var. Teşebbüs gücü, aslan sofrasında mutlaka dişini geçirecek piyasalar buluyor. Diplomasideki tartışmalar bile, yaptıklarımız üzerinden değil, elimizden kaçırdıklarımızla yürütülüyor. 

Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi ile, hele Millî Mücadele'nin idealleri ile kimsenin problemi olamaz. Ama artık 1919 yılında değiliz. Samsun'a çıkmaktan bahsetmek yerine neden tam karşıdaki Kırım'dan dem vurmuyoruz? Millî Mücadele'de üç beş Yunanlı ile uğraştık; bugün sesimizi yükseltmek bile dünyayı hizaya getirmeye yetiyor. 

Şu sığ, kompleksli ve tarih dışı sembollerle siyaset üretmekten artık vazgeçmemiz gerekmiyor mu?

habera

Yorumlar  

 
-6 #5 Türko 12-02-2012 06:49
Ey türköne, bu asil millet zor durumlardan kurtulmasını bilir, bir adım önde olan çerkez etem olur, kazımkarabekir olur veya başkası olur ama işin aslı ve özü asil millettir. milli mücadeleyi çerkez etem başlatmadı asil türk milletinin özgür ruhu başlattı,
Alıntı
 
 
+1 #4 Soner Daur 11-02-2012 20:40
Neden Cemil Bey ? Soyadı gibi Türk olan birinin bunları söylemesi gücünüzemi gitti? Allah böle Türkleri çoğaltsın, çünkü kolay değildir adam gibi Çerkes,Türk olmak.sorumluluk ister, onur ister, vicdan ister!!
Alıntı
 
 
+2 #3 decenqua 11-02-2012 20:18
Meclis tutanaklarına,b elge olarak İftiralarda iddealar olarak girer.Bugünkü meclisimizde de bu tür tartışmalar söz konusu değilmi.Çerkes Ethemin er meydanında işi bitince diskalfiye edileceği zaten yıllar önceden birilerinin kafasında plandı....Her başarısını bir şekilde suçlayıcı iftiralar ile kirletildiğini ve bunun meclis tutanaklarına geçmiş olabileceğini bende düşünüyorum.Çünkü bir Hain Kurtuluş savaşından sonra veya sonralarına doğru çıkarılacaktı.Çünkü bütün Kahramanların Türk olmasını yazmalıydı tarih.Bu kadar büyük başarıların Etnik mensubiyeti Milliyetcilikle bağdaşmayacaktı tarih yazılırken..Dolaysiyle Türk kökenlilerin dışındakiler ya hain,ya İsyancı olmalıydı.Çerkes Ethem Üzerinden tüm Çerkesler hainlikle,Kürt Said Üzerindende tüm Kürtler İsyancılıkla ezikleştirilmel ydi...
Alıntı
 
 
+2 #2 Rahmetli Çerkes 11-02-2012 13:20
Sayın Türköne, Kürtlerin tc den açılım kılıfı ile aldığı hakların, asimile edip yok ettiğiniz çerkesler ve diğer halklar içinde gerçekleşmesi için mücadele etmenizi beklerim. saygılarımla
Alıntı
 
 
-1 #1 Cemil 10-02-2012 19:59
Mümtazer Türköne çerkezmi yoksa?
Alıntı