Saturday, Aug 30th

Son Güncelleme:11:37:28 PM GMT

BuradasIn: Özel

Özel

Kuban Kural’ı Selamlıyorum

E-posta Yazdır PDF

kuban-kuralKuban Kural ile Kafkasyalıların kimlik mücadelesi içinde tanıştım; tanıdım. Basına yansıyan haberler ve sosyal medyadaki iletişimlerden öğrendiğime göre, kendisi ölüm tehditleri alıyormuş. 

Bu tehditleri yapanlar kimlerdir? Ne amaçla bunu yapıyorlar? Neyi hedefliyorlar? Bilemiyoruz. Bütün bunları ortaya çıkarmak bizim görevimiz dışında. Ancak bir aydın duyarlılığıyla, Kafkasya davasına ve Kafkasyalıların kimlik mücadelesine sevdalı bu arkadaşımızın yanındayız.

Bu makaleyi de Kuban Kural’ın mücadelesini desteklemek ve dayanışma içinde olduğumu belirtmek amacıyla kaleme alıyorum. Kuban Kural, ait olduğu kimliğinin inançlı ve yılmaz bir savunucusudur. Kendisi 2014 yılında Soçi’de yapılacak olan Kış Olimpiyatları’na karşı çalışmalar yürüten bir Şapsığ, bir Çerkes aydını. “NoSochi2014” adlı inisiyatifin üyelerinden. 

Kafkasya Forumu üyesi ve “Yeni Anayasa Platformu”nda görev yapıyor. Kuban Kural, Duygu Ardıç ile beraber İMÇ TV’de “Marje” adlı programı da sunuyor.

Şu an itibarıyla 30 program hazırladılar ve İMC TV’de sundular. Çerkes Coğrafyası, Çerkes tarihi, Çerkes örgütlenmeleri, Çerkes dilleri, Çerkes kimliği, kimlik mücadelesi vb. önemli konularda bilgi edinmek isteyenler “Marje” programının kayıtlarını internet üzerinden de izleyebilirler. Mert Selek ve Özgür Aktekin’in de katkılarıyla hazırlanan “Marje” adlı programın 30 kaydına, youtube’ta “marjeimc” yazarak ulaşabilirsiniz.

Türkiyeli Çerkeslerin dergi yayıncılığı tecrübesi yüzyıl öncesine dayanıyor. Kuban Kural ve arkadaşları İMC TV’deki bu programlarıyla Türkiye’deki çok önemli bir ilke imza attılar. Çerkeslerle ilgili her konuyu daha geniş kitlelere taşıma imkanı buldular ve ciddiyetle yayınlarını sürdürüyorlar. “Marje”de sunulan programlarla bildiklerimizi hatırladık, bilmediklerimizi öğrendik. Bu sebeple başta Kuban Kural olmak üzere katkısı bulunanlara müteşekkiriz. Türkiye’nin kimlikleri konusunda duyarlı davranan ve destek sunan İMÇ TV’nin de yardımlarını unutmak mümkün değil.

Çerkeslerin haklarını ve kimlik mücadelesini yürüttüğü için Kuban Kural’ın böyle muamelelere uğraması bir ilk değil. Hatırlanacağı üzere; Erol Bilbilik Haftalık Haber-Yorum Dergisi Aydınlık’ın 2 Haziran 2002 / 776. sayısına “Menhus Bir Plan” başlığıyla bir makale yazmıştı. Erol Bilbilik makalesinde, “sürgün”ün 138. Yıldönümünü anma çalışmalarını yürüten “Demokratik Çerkes Platformu”nu suçluyordu. Bu “sürgün”ü anma gününün ilerde Çerkes soykırımını anma gününe dönüştürülmesinden korkuyor ve Rusya adına kaygı duyuyordu!

Oysa Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Boris Yeltsin, “Sürgün”ün 130. Yıldönümü olan 21 Mayıs 1994 tarihinde şöyle diyordu: “Geçtiğimiz asırda Kafkasya topraklarının paylaşımı için Rusya İmparatorluğu, İngiltere, Fransa, İran ve Osmanlı imparatorluğu arasındaki çekişmeler bize uzun yıllar önceki acı olayları anımsatıyor. Tüm bu devletler, Dağlı halkların çektikleri acılardan dolayı manevî sorumluluk altındadır.

Kafkas Savaşlarındaki büyük can ve mal kaybından dolayı bugün Rusya insanları derin üzüntü duymaktadır. Bu savaşlar esnasında veya savaşın yol açtığı kötü koşullar nedeniyle veya anayurtlarından sürülürken yabancı ülke topraklarında yaşamını kaybeden tüm insanları saygı ile anıyor, topraklarının bol olmasını diliyorum. Uzun yıllar önce meydana gelen bu olayların yeni nesiller tarafından unutulmamasını ve bizlerin bu tür felâketlerle bir daha karşılaşmamamızı diliyorum.

Ülkedeki politik havaya uygun olarak, tarihin çeşitli dönemlerine ve 1820-1860'lı yıllarda meydana gelen Kafkas Savaşları’na ilişkin değişik bakış açıları vardır. Demokratik hukuk devleti prensiplerinin ve insanî değerlerin bugünkü Rusya’da Kafkas Savaşları’nın objektif olarak değerlendirme zamanı gelmiştir. Bu savaşlarda Kafkas halkları yaşamlarını, özgürlüklerini ve ulusal varlıklarını korumak için kahramanca mücadele etmişlerdir...”

Genç kuşakların, kendilerini bugüne taşıyan maddi ve manevi değerlerini sahiplenmek, geliştirmek ve kurumsallaştırarak gelecek kuşaklara aktarmak gibi bir hak ve görevleri vardır. Bu meşrudur. Herkesin geçmişiyle yüzleşmesi ve hesaplaşması gerekiyor. İşte bu noktada Kuban Kural’ın duruşu ve mücadelesi anlamlıdır.

Kuban Kural’ın yanında durmak haklı mücadelesinde ona destek vermek oldukça önemlidir. Ahmet Özkan Melaşvili, Gürcü ve Laz kimliğine ilişkin ilk yazılarını Çerkes dergilerinde yazmıştı. 1968’de Ahmet Özkan Melaşvili “Gürcüstan” adlı kitabı yayınlarken kimi Çerkes, Abhaz ve Laz aydınlarından da destek almıştı. Bunları biliyoruz. Çerkesler, Gürcüler, Abhazlar, Lazlar, Çeçenler 1960’lı yıllarda el yordamıyla bir şeyler öğrenmeye ve yayınlamaya başladıklarında birbirlerinden yardım görüyorlardı.

Yakın tarihte de Çerkeslerin, Gürcülerin, Çeçenlerin, Abhazların, Lazların dayanışmalarına da tanık olduk. Bunun en güzel örneği isim babası olduğum “Kafkasya Yazıları”dır. Laz dili, tarihi ve kimliği üzerinde yazmaya başladığımda dayanışma gösterip bana sayfalarını açan “Özgür Gündem”, “Alaşara”, “Yeni Kafkasya”, Çveneburi” ve “Jineps” adlı yayın organlarını unutmak mümkün değil. Aynı dayanışmayı yeni anayasa çalışmaları sırasında da gördük. 1 Mayıs 2012’de Taksim’de Gürcüler, Çerkesler, Lazlar yine birlikteydik. Bu yıl 21 Mayıs 2012 anmalarında yine birlikte Taksim’deydik. Aynı duyarlılığı 5 Temmuz 1980’de katledilen Ahmet Özkan Melaşvili’yi anmada da gösterebilmeliyiz.

Türkiye’deki Kafkasyalıların ve aydınların ihtiyaç duydukları en önemli şey dayanışma ve kardeşleşmedir. Bu kardeşleşmeyi Kuban Kural’ın yanında durarak gösterelim. 11 Haziran 2012 Pazartesi günü saat 13:00’de İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde Kuban Kural’a destek olmak için yapılacak basın açıklamasına katılalım.

Ali İhsan Aksamaz
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
demokrathaber


Perşembe, 07 Haziran 2012 19:55 tarihinde güncellendi

Duyduk Ki Bir İnsanımız Tehdit Edilmiş

E-posta Yazdır PDF

yckmBiz Çerkesler, son yıllarda “biz”i yeniden keşfettik. “Biz“ olmak için giyinip kuşandık. En güzel giysilerimizle ve güzelliklerimizle sokaklara çıktık… Dünyayı bir de Çerkesya’dan güzelleştirmek için!

Gücümüzün yettiğince, dilimizin döndüğünce „Biz“i anlatmaya çalışıyoruz. Ve dünya bizi; yani „Çerkes“i daha sık duyar ve belki de sever oldu. 

Karanlıklar ülkesi“nin zebanileri önce kendi gözlerini ve kulaklarını kapattılar. Görmemek ve duymamak için… Şimdi de göstermemeye ve duyurmamaya çalışıyorlar. Susturmaya yani!

Aslan Jukov’lar, Tsipine’ler… İbrahim Yağan; Çeş Ruslan; Hatko Schamis’ler…Qalmık Yura, Stanislav Derev… Şimdi de Kuban!

Göz dikmişler en yiğitlerimize… Gözleri çıkasıcalar!

El kaldırmışlar… elleri kırılasıcalar!

Ama biz çoktan „Biz“ olmaya karar verdik ve yola koyulduk… „Ölmek var dönmek yok“ şiarıyla! Çünkü dünya bizimle daha güzel olacak… 

„Karanlıklar Ülkesi“nin Zebanileri! Boşuna uğraşıyorsunuz. Bu kez oyuna gelmeyeceğiz… Oyunlarınızı boşa çıkaracağız!

Çerkesya Yurtseverleri olarak, „Zebaniler“in baskısına, tehtidine veya saldırısına uğrayan her insanımızın yanındayız. Böylesi her saldırıyı „Biz“e yapılmış bir saldırı olarak kabul ediyor; „Zebanileri“in bilmelerini istiyoruz: 

Sizden Korkmuyoruz! 

Yaşasın Çerkes Kalma Mücadelemiz!

Yaşasın Çerkesya!

Çerkesya Yurtseverleri

Tehdit Sadece Kuban Kural'a Değil Tüm Kafkas Halklarınadır

E-posta Yazdır PDF

kafkasyali-yazarlar-birligiÇerkes aktivist Kuban Kural'a yönelik ölüm tehditlerine Kafkasyalı Yazarlar Birliği'nden tepki geldi. Birlik, "Hangi gizli servis veya karanlık güç tarafından yapılmış olursa olsun, tehdidin sadece Kuban Kural'a değil, onun şahsında tüm Kafkas halklarına ve aydınlarına yönelik bir korkutma yıldırma politikasının bir parçası olarak gördüklerini" açıkladı.

Kafkasyalı Yazarlar Birliği'nden yapılan yazılı açıklamada, Kafkasya Formu yazarlarından Kuban Kural'ın ölümle tehdit edildiğini bir gazete haberini üzüntüyle karşıladıkları belirtilirken, "Bu kabul edilemez eylemin haberde iddia edildiği gibi bir devletin gizli servis elemanları tarafından mı yoksa bulanık suda balık avlamaya çalışan başka karanlık odaklar tarafından mı yapıldığını henüz bilmiyoruz" denildi. Açıklamada tehdidin sadece Kuban Kural'a yönelik olmadığına vurgu yapılarak şu ifadelere yer verildi:

"Ancak hangi gizli servis ya da karanlık güç tarafından yapılmış olursa olsun, böyle bir tehdidin sadece Kuban Kural'a değil, onun şahsında tüm Kafkas halklarına ve aydınlarına yönelik bir korkutma, yıldırma politikasının bir parçası olarak görüyor ve şiddetle protesto ediyoruz. Aynı zamanda emniyet güçlerini de göreve davet ederek ve bir an önce faillerin bulunmasını talep ediyor ve failleri aydınlanana kadar bu vahim konunun her platformda takipçisi olacağımızı açıklıyoruz. 

Kafkasyalı Yazarlar Birliği olarak kuruluş açıklamamızda da deklere ettiğimiz üzere, bütün sorunların ancak barış ortamında ve sadece halkların kardeşliği ve demokratik ilkeler çerçevesinde çözülebileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle farklı düşüncelere, görüşlere, şiddet içermeyen her türlü eyleme tahammülü sağlıklı bir iletişimin gereği olduğunu kabul ediyor ve kadim kültürlerin ülkesi Kafkasya ve Kafkas halklarına barışın ve huzurun ancak bu şekilde geleceğine inanıyoruz."

Açıklamada ayrıca "Kafkas Halklarının tarihsel acılarından nemalanmaya çalışan ve insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşamış olan Çerkes halkının acılarını, kendi aralarındaki güç kavgalarında bir koz ya da pazarlık malzemesi olarak kullanan emperyal güçlerin de ellerini Çerkes halkın üzerinden çekmesini istiyoruz" denildi.

ANKA-haberx


Çerkeslere Tehdit!

E-posta Yazdır PDF

jineps2Çarlık Rusyasının soykırım uygulamaları sonucu, kadim halkı oldukları Kafkasya’dan sürgün edilen Çerkesler, soykırım ve sürgünün yıldönümü 21 mayıslarda adalet istemini Dünya kamuoyunun gündemine getiriyor. 

2014 Kış Olimpiyatlarının, Çarlık Rusyası varisi Rusya Federasyonu’nda, Çerkesya’nın son başkenti Soçi’de, soykırım toprağında, katliamlarını itiraf edercesine Rusça Kızıl Çayırlık adını verdikleri ve üstelik Unesco’nun koruma alanı ilan ettiği alanda yapılacak olması ile adalet arayışı daha da yükseltildi. Rusya Federasyonu ve Dünya kamuoyuna yapılan çağrı nettir: “Soykırımı tanıyın”, “Soykırım toprağında olimpiyat yapmayın”. 

Adalet arayışı barışçıl ve demokratik yöntemlerle, kamuoyunun gözü önünde aydınlıkta yapılırken, karanlıktaki derin güçler “kimliği belirsiz” kişilerle Çerkesleri tehdit ediyor. Yöntemleri bilindik, bir Çerkes üzerinden veriliyor mesaj. Ola ki sinerler, ola ki anlamazlar aslında herkesi tehdit ettiklerini, sahip çıkmazlar ola ki.

Dünya kamuoyu bilir bu karanlığı temsil eden gücü: Anna Politkovskaya’nın katilidir, onlarca yargısız infazın planlayıcısıdır, demokrasinin ve özgürlüğün düşmanıdır, baskı ve yıldırma onun yakın dostudur, özelde Kafkasya’yı kaynayan kazan halinde tutmak, Soçi Olimpiyatları ile Çerkes soykırımını tarihin karanlığına gömmek niyetindedir; demokrasi götürüyorum diyerek Irak’ı kana bulayan, kardeşi kardeşe kırdırandır, “Arap baharı” diyerek dış müdahalelerle halkların özgürce gelişmesine engel olup ülkeleri kendi çıkarlarına uygun biçimlendirenlerdir.

İnsan hakları temelli bir sorun ancak demokratik temeller doğrultusunda çözülebilir. Hiç bir tehdit biz Çerkesleri yıldıramayacağı gibi hiçbir yöntem de bizi demokratik ve insan haklarına dayalı, şiddeti red eden mücadele yolundan ayıramayacaktır.

Bu cüretkar tehdit biz Çerkeslerin değil, tehdit edenlerin başında Demokles’in kılıcı gibi ebediyen asılı kalacaktır!

Bilsinler ki;

Asla Vazgeçmeyeceğiz!

Bilsinler ki;

Birimiz için hepimiz olmayı becerebilecek irademiz vardır!

Bilsinler ki;

Adalet arayan hiçbir Çerkes yalnız değildir, Kuban Kural da yalnız değildir!

Jıneps Yayın Kurulu

Kuzey Kafkasya’da Dev Turizm Projesi

E-posta Yazdır PDF

turizm-kafkasyaBugün Kuzey Kafkasya’ya Kabardino-Balkarya ve Karaçay Çerkesya’da dünya düzeyinde bir turizm alanı projesiyle uğraşan “Flame Group” adlı büyük İngiliz finansman ve yatırım şirketinin heyeti geldi.

Projenin yatırım konseyine Vneşekonombank, federal “Spor” fonu, Japon NİSSAN, Güney Koreli SOLFCO ve Amerikan WIN Holdings şirketleri katıldı. Proje çerçevesinde dağ kayak merkezleri, dağ sağlık merkezleri ve dağ kayak pistlerinin inşa edilmesi planlanıyor. Kabardino Balkarya’da yeni uluslararası havalimanı, lojistik merkezin ve sanayi tesisin inşa edilmesi, su tesisleri ve atık su tesislerinin restore edilmesi ve kapasitesinin artırılması, yeni santrallerin inşa edilmesi planlanıyor.

Pilot proje olarak Tırnıauz kentinde “Prometeus Flame” adlı çok fonksiyonlu spor ve turizm tesisinin inşa edilmesi planlanıyor. Tesisin inşaatı için ayrılan arsa deniz düzeyinden 1520 metre yükseklikte Şhay-Tı platosunda bulunuyor. Bu yükseklik olimpiyat milli takımlarının hazırlıkları için en iyi yüksekliktir. 35 katlı komplekste çok sayıda spor ve eğlence merkezi bulunacak. “Prometeus Flame” Rusya’da öyle büyük ve çok fonksiyonlu ilk kompleks olacak. Rusya’nın güneyini Abhazya’ya bağlayan otoyol kurulacak. “Flame Group” şirketinin verilerine göre taşıma ve enerji altyapısı ve Abhazya’daki derin su limanın inşaatı dahil olmak üzere projenin toplam değeri 25 milyar Avro civarında, dağ kayak pistlerinin toplam uzunluğu 800 kilometreden fazla, otellerin toplam kapasitesi 40 bin kişi civarındadır. Proje, yaklaşık 15 bin yeni işyerinin açılmasını öngörüyor.

ruvr.ru

Sayfa 50 - 208