Türkiye’nin ilk Dünya güzeli olan Keriman Halis, 99 yaşında İstanbul’da vefat etti. Atatürk’ün Türk ırkının güzelliğini temsil ettiğini söylediği Halis, maalesef Türk ırkından değil bir Çerkes’ti.Çerkes ırkından olan Keriman Halis, baba tarafından Çerkeslerin Bıjnou sülalesine mensuptu.
Türk adının bir ırkı temsil etmediği palavrasına inananların ve bunu savunanların halet-i ruhuyelerini tasvir etmeye kelime bulmak oldukça güç olmasının yanında mantıklı bir gerekçe bulamıyoruz.Çünkü sürekli ırka/Türk ırkına atfen kelimeler eden zamanın temsilcileri ve çarpık anlayışı; normalde Türk ırkından olmayanları dikkate değer bulmamalıydı.En azından Türk ırkını öven birinin, buna örnek olarak gösterdiği kişinin Türk ırkından olması gerekirdi.
Oysa Atatürk ve Yahudi kırması tetikçilerin türkçülüğü günümüzde dahi hiçbir şekilde anlaşılamayan bir türkçülük ola gelmiştir.
Kan ve ırk üzerinden Türkçülük tasviri yapacak kadar Milliyetçi olan Atatürk’ün acaba Keriman Halis’in Çerkesliğinden haberi yokmuydu? Haberi olmadığını varsaysak bile, yanındaki 5 kişiden 4 ‘ünün başka ırktan olması yanında, dönemin ırken çok çeşitli olduğu bir ortamda böyle bir ihtimalin olmasına aldırmadan nasıl oluyorda şu sözleri söyleyebilmiştir?
“Türk ırkının necip (soylu) güzelliğinin daima korunduğunu gösteren dünya hakemlerinin bu Türk çocuğu üzerindeki hükümlerinden memnunuz. Fakat Keriman Ece, hepimiz işittiğimiz gibi söylemiştir ki, o, bütün Türk kızlarının en güzeli olduğu iddiasında değildir. Bu güzel Türk kızımız, ırkının kendi mevcudiyetinde tabii olarak tecelli ettirdiği güzelliğini dünyaya, dünya hakemlerinin tasdikiyle tanıttırmış olmakla elbette kendini memnun ve bahtiyar addetmekte haklıdır. Türk milleti, bu güzel çocuğunu şüphesiz samimiyetle tebrik eder. Cumhuriyet gazetesi bu meselede Türk ırkının diğer dünya milletleri içinde seçkin olan asil güzelliğini göstermek teşebbüsünü takip etmiş ve bunu dünya nazarında başarıyla sonuçlandırmıştır.”
Bu bildiride Türk adını Çerkes yapın ve bir daha okuyun.Türk ırkçılığının duvara tosladığı bir sahnedir ve bizzat Atatürk imzalıdır!
Atatürk konu hakkında böyle bir izahat yapma cürretini gösterirken, Cumhuriyet Gazetesi’de nedense ilginç bir başlık atarak olayı kamuoyu ile paylaşmıştır. “Türkiye Güzeli Keriman Halis Dünya Kraliçesi Oldu.” Ne kadar ilginç değil mi?
Aslında önemli olan şudur ki; o dönemde bile Çerkeslerin ırki, milli duygularının zayıf olma ihtimali bulunduğudur.Keriman Halis için bunu sölemek sanırım pek zor olmaz.Günümüzde de bu tipik bilinç erozyonuna uğramış nesillerin varlığı bize örnektir.Keriman Halis, kendi Çerkes ırkının kadına bakışı ve verdiği değer,özgürlük ölçüsünde yaşadığının farkında olmadan, Atatürk’ün Türk kadınları adına bir takım faaliyetlere girişmesi, ona saygı duymasına neden olmuştur.Çünkü, Keriman Halis bir Çerkes kadınıdır ve zamanın Türk kadını profili onun kültürel yaşantısına, milletinden aldığı modern yaşamın getirilerine ters gelmektedir.Türk kadınının da Atatürk eliyle Çerkes yaşantısına yakın bir hizaya gelmesine çalışılması, haliyle kendisinde ırken bir farklılık olduğu gerçeğini görmesine vesile olabilirdi.Fakat o, Çerkes olduğu için değil – zengin bir tüccar babanın kızı olduğu için modern ve rahat bir yaşam sürdüğünü zannetmektedir.Güzelliğinin ise Çerkesliğinden kaynaklandığını bilemeyecek kadar da dünyalı bir hayat sürmüştür.Bu nedenle milli bir şuura sahip olması beklenemezdi.Atatürk’ün Türk ırkına atfen söylediği sözlere rağmen kendisine şu sözleri söyleyebilmiş olmasının başka hiçbir mantıklı nedeni yoktur.Çerkes olarak değil de, bir Anadolu Türk kadını olarak doğsa idi aşağıdaki bu sözleri etmekte sonuna kadar haklı ve mantıklı olabilecekti!
“Bugün Paris sefaretimizde büyükelçiliğinde layık olmadığım kıymettar iltifatınızı gazetelerde gördüm.Meserretimden ağladım. Bu muvaffakıyyetim(başarım) sizin memleket kadınlığına telkin ettiğiniz fikirlerin eseridir. Tanrının sizi üzerimizden eksik etmemesi temenniyetini yad etmekteyim. İhtiramatımın kabulünü rica ederim efendim. Keriman Halis.”
Dönemin Türkçülerinin de bulunmaz nimet olarak gördükleri kesimde bunlardı.İlk zamanlar ırken Türklüğe atıfta bulunan zamanın fikir babaları ve Atatürk, yumuşamış bir türklük, yani türkleştirilen halkların Türklüğünü savunur hale geldiler.Sonraları çıkartılan soyadı kanunu gibi kanunlar ve yer,köy isimleri değişiklikleri bu anlayışın bir ürünüydü.İnsanları özünden koparmak, atalarından kalan milli değerlerin yok edilmesi ve ırken olmasa da ismen ve kültürel olarak Türkleştirmek siyaseti güdülüyor ve bunun olması için her türlü baskıya başvuruluyordu.
-Göçler ve sürgünler ile çoğunluğu Türklerin olduğu bölgeler oluşturmanın yanında köylere kadar inen okulları ile birlikte türkleştirme politikası gütme aynı amacın,anlayışın bir tezahürü idi.
Çerkeslerin bu konuda diğer halklara nazaran Türkleştirme politikasına çok fazla direnmedikleri söylenebilir olsa da, bu pek gerçekçi değildir.Çünkü Çerkesler kültürel olarak birçok dünya halkının henüz yeni yeni tanımaya başladığı modern ve demokratik dünya düzenine çok erken dönemlerde ve kendiliğinden ulaşabildiği için, bu onlar için bir avantaj değil dezavantaj olmuştur.
Rusya’da bağımsız bir halk olarak yaşadıkları dönemde, yönetildikleri Feodal düzene veya kendilerine has derebeyliğe başkaldırarak Fransız devriminin bir küçük örneğini aynı dönemde gerçekleştirmiş oldular(1790′lar).18.yüzyıl boyunca, özellikle 2.yarısında, Doğu-Orta Çerkesya topraklarında ayaklanmalar sürüp gitti. Halktan insanlar kaçıp pşı/Prens olmayan yerlere gidiyorlardı. Kısaca aristokrasiden kaçıp demokrasiye gidiyorlardı.Buda başsız devlet, otoritesi eksik ve haliyle erken bir demokratik toplum düzenine geçişe neden olmuştur.Bu durum dönemin Rus Çarlığı tarafından da yeri geldiğinde destekleniyordu.Bu nedenledir ki, feodal düzeni devam ettiren toplumların birlik olup güçlenmeleri,bir önder etrafında birleşmeleri yanında, Çerkesler ferdiyetçi anlayışın getirdiği sosyal yaşam nedeniyle hiçbir otoriteye boyun eğmeyen, bu nedenle tam anlamıyla birlik olamayan, milli şuuru gelişemeden çözülmeye uğramış bir halk durumuna gelmişlerdir.Tek bilinç altında yatan savunma refleksleri VATAN,TOPRAK,KÜLTÜR SAVUNMASIdır.
ÇERKES GİBİ YAŞAYAN TÜRKLER
Çerkesler bir imparatorluk, göçebe kültür taşıyıcısı değil- yerleşik kültür ve yönetim sistemine yüzyıllardır alışkın bir halk olduğundan bazı yönleri(kadına bakış,aile içi demokrasi,mütevazilik,ferdiyetçilik,üretkenlik,sanat,asalet anlayışı,soylu vahşilik ve aşırı gurur,kibir v.s.) Anadolu,Orta doğu halklarına nazaran üst seviyede olmasına rağmen, bir çok yönleride eksik kalmıştır.Sürgün edildikleri coğrafyalar da sahip oldukları daha çok insani,bireysel olan bu üst düzey özellikleri milli anlamda kendilerine pek fayda getirmediğinden, tam tersi eksik ve alışkın olmadıkları sistemler ve baskın,otoriter dini ve milli rejimler karşısında kişisel anlamda direnmenin artık çözüm olmadığına , Rus Yenilgisi ve vatanlarından sürülmelerine neden olan olaylar sayesinde kanaat getirmiş oldular.Bu nedenledir ki, o güne dek uğruna savaştıkları VATAN SAVUNMASI psikolojisi daha çok ağır basmaya başladı ve gittikleri topraklar da mevcut sistemin devamlılığı için cansiperane bir savaş verdiler.Başlarda Osmanlı Devleti’nin devamlılığı için , sonraları da yeni kurulan Türkiye Devleti’nin devamlılığı için savaştılar.(Diğer diaspora ülkelerinde devletin yanında oldukları gibi- Ürdün,İsrail,Suriye v.s.)
Evet, sonuçta hepsinin uğrunda savaşarak kurulmasına ön ayak oldukları bir devletleri olmuştu.Ancak kuruluşunda büyük fedakarlıklar gösterdikleri devletlerin rejimleri arasında ki farklılıklar nedeniyle ödün verdikleri şeyler birbirinden çok farklı idi.
Türkiye dışında ki diaspora ülkelerinde Çerkesler gözle görülür bir milli kimliğe ve karaktere sahipken; Türkiye’de yok olmaya yüz tutan dilleri ve farklılaşmaya başlamış karakteristik özellikleri ile dikkat çekiyorlar.
Ne acıdır ki, en büyük Çerkes nüfusuna sahip diaspora ülkesi de Türkiye’dir.(en az 3 milyon-Dünya Çerkes nüfusunun %’60)
Irken Türklüğe vurgu yapan siyasal rejimin , ırken Türk olmayan Türkleştirilmiş Çerkesleri Türklüğe hizmet ediyorlar.En Büyük Hizmetleri de , Çerkes olduklarını söylemeden Çerkes gibi Türk yaşamalarıdır.Aslında Çerkes gibi yaşarlar ama onlara Türk denir.
Çerkes gibi savaşırlar- Türkleri kahraman ederler.
Çerkes gibi sanatçıdırlar – Türkleri Dünyada temsil ederler
Çerkes gibi güreşirler – Türkleri Dünyada şampiyon yaparlar
Çerkes gibi yazarlar – Onlarca ünlü yazar,yönetmen,senarist,sanatçı çıkartırlar
Çerkes gibi güzellerdir – Dünyada Türk kadınının imajını güzelleştirirler
Sadece Çerkes gibidirler evet- Türklüğe hizmetleri bundan ibarettir.
Çerkesler başkalarına benzemeye başladığında/Tamamen Türkleştiklerinde , hizmet süreleri de dolmuş olacaktır inşallah!
Soner DAUR
CERKES.net
Wednesday, May 23rd
Son Güncelleme:01:40:59 PM GMT
Headlines:

Duvara Toslayan Irkçılık






Yorumlar
Ailemin mezar taşlarında, Çizemua, Pşizemuğ, Çizima yazıyor. Ubih, Adige, Abhaz dillerinde. Üçü içinde ayrı isim aynı aile. Tıpkı sizler gibi.
Saygılarımla
Çizemua Levent
Colarusso, J. (1994). Proto-Northwest Caucasian (or how to crack a very hard nut). Journal of Indo-European Studies 22, 1-17.
Dumézil, G. (1961). Etudes oubykhs (Ubykh Studies). Librairie A. Maisonneuve: Paris.
Dumézil, G. (1965). Documents anatoliens sur les langues et les traditions du Caucase (Anatolian Documents on the Languages and Traditions of the Caucasus), III: Nouvelles études oubykhs (New Ubykh Studies). Librairie A. Maisonneuve: Paris.
Dumézil, G. (1968). Eating fish makes you clever. Annotated recording available via [1].
Dumézil, G. (1975). Le verbe oubykh: études descriptives et comparatives (The Ubykh Verb: Descriptive and Comparative Studies). Imprimerie Nationale: Paris.
Hewitt, B. G. (2005). North-West Caucasian. Lingua. 115, 91-145.
Mészáros, J. von. (1930). Die Päkhy-Sprache (The Ubykh Language). University of Chicago Press: Chicago.
Vogt, H. (1963). Dictionnaire de la langue oubykh (Dictionary of the Ubykh Language). Universitetsfor laget: Oslo.
Chirikba, V. A. (1986). Abxazskie leksicheskie zaimstvovanija v ubyxskom jazyke (Abkhaz Lexical Loans in Ubykh). Problemy leksiki i grammatiki jazykov narodov Karachaevo-Cherkesii: Sbornik nauchnyx trudov (Lexical and Grammatical Problems of the Karachay-Cherkessian National Languages: A Scientific Compilation). Cherkessk, 112-124.
Chirikba, V. A. (1996). Common West Caucasian. The Reconstruction of its Phonological System and Parts of its Lexicon and Morphology. CNWS Publications: Leiden.
^ Charles King, The Ghost of Freedom (2008) p 15
^ Dumézil, G. 1975 Le verbe oubykh: études descriptives et comparatives (The Ubykh Verb: Descriptive and Comparative Studies). Imprimerie Nationale: Paris.
^ Hewitt, B. G. 2005 North-West Caucasian. Lingua 115: 91-145.
^ http://lacito.vjf.cnrs.fr/archivage/tools/show_text.php?id=crdo-UBY_POISSON_SOUND
Tekrarliyorum. Wubihkca diye bir dil yoktur. Varsa goster nerdede kimler konusuyor.
2.si tarihtede ayri bir dil degildi. Adigeceden ayrilma Hakuc ve Sapsig dialektlerine yakin bir eski Adigeceydi.
3.su Wubihler bir Adige kabilesidirler. Abhazlar ise Adigelerle ayni koke dayanan fakat farkli uluslasmis bir halktirlar.
Adigeler Abhazyayi desteklemislerd ir ama bu her zaman her seye ragmen surekli devam etmek zorunda olduklari bir sey degil. Yalnizca sunu bilin ki, Abhazlar Adige fikir dunyasindan artik tamamen uzaklasmislardi r ve anlamadiklari gibi anlamak icinde bir caba sarfetmiyorlar. Buda iliskilerin giderek gerilmesine ve tamamen ayrismaya kadar gidecektir.
Tarihi Cerkesya bir gercek ve hakli bir dava. Abhazya ise yarisi Cerkesya da diger yarisi Gurcustan`da kalacak bir yola dogru girdi sayilir.
Abhazya Wubihlere kimlik verirken milliyeti hanesine Wubikh yazinca onlar Wubihklesmismi oluyorlar. Abhazya son Suriye Cerkesleri konusunda da Sapsiglara vatandaslik vermek istemisti. Ancak bu yazinin basliginda oldugu gibi duvara tosladilar.
Wubihkler Adigedirler. Wubihkca diye de bir dil yoktur. Kabartayca, Sapsigca, Abzahkca, bjedughca olmadigi gibi. Wubihkler Hakuclara ve Sapsiglara yakin bir Adige dialektini konusmaktaydila r. Isterseniz bunu arastirip ogrenmek cok zor degil.
Gunumuzde Wubihkleri Adigelerden koparma projesi Ruslarin bu konuda tasoronlugunu yapan Abhazya ya verilmis. Proje; sonrasinda Sapsig ve Natikhuayleri, ardindan Abzakhleri, sonra da Bjedughlari Abhaz kokenli olduklari gerekcesiyle Adige birliginden koparmak yada bu birligi sarsarak Adigelerin uluslasma yolunda attiklari adimlarim onune set cekerek Adige topraklarinin ilelebet Ruslarin elinde kalmasini saglamak.
Ornegin Wubihlerin ayri bir ulus olduklari konusuda boyle. Eger Wubihkler ayri bir ulussa once bunu dunyaya kanitlamalilar. Kanitlama da once kendi farkli dilini konusma ve herkesten farkli oldugunu iddia ettigin Wubihk gelenek goreneklerini yasatma. Bunlari beceremedigin taktirde tarihi topraklar uzerinde hak talebinde bulunacak bir ulus yok demektir. Ve uluslararasi yasalara gore bu durumda topraklar su anda orayi elinde bulunduran millete kaliyor.
Kisaca bu konularda bazi Abhaz dostlarimizinda soven duygularla bilincsizce yaklasimlarida kotu sona zemin hazirlamaktadir . Abhazlarinda bilmesi gereken su. Eger ulusal birligini saglamis bir Cerkesya yeniden tarih sahnesine cikmazsa Abhazya da olmayacak. Cerkeslerin isinin bittigi gun Abhazlar zaten coktan yok olmus demektir. Bunu hic bir zaman unutmayin.
ilk kez bir türk kızı dünya güzellik yarışmasına katılacaktır. herkes yarışmanın sonucunu merak etmektedir. her ülkeden gelen katılımcılar günlerce belçika'nın spa şehrinde çeşitli kişilerle görüşür ve konuşurlar.
derken yarışma günü gelir ve ülkelerini temsil eden kızlar jürinin önüne sırayla gelip, puan toplamaya çalışırlar. bütün katılımcıları izleyen jüri üyeleri puan değerlendirmesi yapmak üzere başka bir salonda toplanırlar. başkan kürsüye gelir ve jüri üyelerine şu konuşmayı yapar;
"sayın jüri üyeleri, bugün avrupa'nın zaferini kutluyoruz. yüzyıllardır dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren osmanlı imparatorluğu artık bitmiştir. onu avrupa bitirmiştir. bir zamanlar sokağa bile, pencere arkasından seyredebilen müslüman kadınların temsilcisi olan türk güzeli keriman halis, karşımıza mayo ile çıkıp kendini bize beğendirmeye çalışmıştır. bu türk kızını kendi zaferimizin tacı kabul edeceğiz ve onu kraliçe seçeceğiz. bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. bu sene islam'ı ve türkleri yenmenin zaferini kutluyoruz. avrupa'nın zaferini kutluyoruz. bundan dolayı türk güzelini dünya güzeli olarak seçeceğiz. fakat kadehlerimizi avrupa'nın zaferi için kaldıracağız."
bu konuşmadan sonra jüri üyeleri toplandıkları salondan çıkarlar ve türkiye'yi temsilen dünya güzellik yarışmasına katılan keriman halis'i dünya güzeli olarak seçtiklerini açıklarlar.
olayın birde böyle bir ynü olduğu iddia ediliyor.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için