24 yaşındayım ve 7 yıldır aktif siyasetin içindeyim. Tercihim nedeniyle partili bir özgürlük anlayışı yerine her zaman hiyerarşinin bulunmadığı topluluk veya inisiyatif gibi mücadelelere katıldım. Yine görüşüm açısından ki, militarist bir örgütlenmede bulunmadım ve bulunmamda. Kendime çok tepeden bakmıyorum, çok alçaktan da görmüyorum kendimi benden daha eski ve hayatlarını neredeyse davalarına adamış, işkenceler görmüş bir dönemin bütün çilesini çekmiş büyüklerim var, şimdi onların karşısında böyle böbürlenerek kendimi yüceltmek benim anlayışıma sığmaz fakat gerçekleri konuşmak gerektiğinde kimin kalbinin kırılacağını pek umursamadım genelde.
Bu halim, her zaman aynıdır. Evin içinden, evin dışına veya hayatın çok değişik noktalarında dahi gerçekleri (bildiğim gerçekleri diyeyim) konuşmanın pahası ne olursa olsun konuştum. Yine konuşurum.
Bildiğimiz üzere Türkiye’de bugünlerde demokrasileşme adına yaşanan ve vahim davranışlar gösteren bir takım hareketlenmeler var. Bu hareketleri dikkatle izliyoruz, ben, yoldaşlarım ve birçok insan; kimisi batıya dayandırırken konuyu, kimisi samimi bulmamakta ve az talep diye homurdanarak, tatmin olmayan, sert çıkışanlar göstermekte.
Bende sabit bir düşünceyle ne destek vermekte sonuna kadar ısrarcıyım ne de kınamakta, bana göre hareketlenme (uyanış) hiçbir şey yapmadan durmaktan daha iyidir. Dinamikleri canlandırır ve doğru işleve doğru yol almak için çabalar, daha beter-de edebilir fakat öylece kalmaktansa, boyun eğip verilene şükür etmektense dimdik mücadele edilip daha kötü sonuç alma riskine karşı bile devrimci ve özgürlükçü mücadeleye girişmek iyidir.
Şimdi daha beter olacak diye bulunduğumuz bu noktayı kabullenmek gerekmiyor, öyle düşünenlere ise hayret ediyorum! Biz bu betere alışmaya mahkum değiliz, öyle olmamızı talepte edemezsiniz. Biz inandığımız davamızı, özgürlüğü hedef edinip her ihtimale karşı düşünerek bir mücadelede bulunmalıyız. Biz tatmin olmamalıyız! Daha fazla özgürlük, daha fazla eşitlik istemeliyiz. Ama bugün ki mücadeleyi yetersiz görüp bize yüz çevirenlere-de hayret ediyorum!
Bir anda, büyük bir değişim bekleyenlere hayret ediyorum… Bir mücadele verirken, küçükten büyüğe doğru gitmek gerekir çünkü, en büyüğü hedef edinip, küçük değişimleri yok sayarak sırt çevirdikçe yerimizde saydığımız günlerin sayısına sayı ekleniyor… mücadeleyi tatmin olmaz bir özgürlük anlayışı ile fakat küçük kazanımları da başarı olarak kabullenen bir anlayış ile gerçekleştirmeliyiz.
Biliyorsunuz ki tarihi bir değişim olarak Çerkesler ilk defa toplu halde meydanlara inip özgürlük, eşitlik arayışına girdiler, anayasa için taleplerde bulundular. Bu hem Çerkes milletinin içinde, hem de Çerkesleri tanıyan dışarıdaki kesimde bir şok etkisi yarattı. Bu şok öylesine belirgindi ki, Çerkeslerin içinde bazıları bunu hazmetmesi mümkün olmayan bir davranış olarak değerlendirip, kendi kültürel varlıklarının üstüne Türk kimliğini geçirip Çerkeslerin uyanmadaki haklılıklarını ispatlamaya yetti.
Çünkü, vatan bilincini Türk kimliğine giydirmiş ve Türk’leşmeyi normal olarak algılayan Çerkesler, kendi hakları için mücadele veren Çerkesleri hainlik yapmaya yeltenmekle suçladı neredeyse. Kendi içlerinde bir kesim ise tatmin olmayıp neredeyse yüz çevirmeye varabilecek kadar darıldı bu tatminsizliğe, buda normal değil.
Anlamak, sorgulamak ve bulmak lazım. Doğruyu, nedeni ve sonuçla ilişkiyi bulmak lazım, sonuca odaklanıp ayrıntıyı pas geçerek varacağımız bilgi ve düşünce tehlikelidir. Çerkesler, mitingde 1.500 kişi civarındalardı, bu mükemmel bir sonuç olmasa bile bugüne kadar (1864'ten) uyumuş ve susmuş bir topluma göre ayakta alkışlanası bir durumdu.
Henüz yeni dirilmeye başlayan Çerkes gençliğinin, Kaffed’e karşı inisiyatifler, örgütlenmeler içine girmesi ve aynı zamanda “Kaffed kimsenin babasının malı değildir, Kaffed bizim, Birkaf bizim; Biz kurumla değil, yönetimle anlaşamıyoruz” demesi olgunca bir davranıştı. Kentleşme sonucunda düştükleri durumların tespiti, kültürel varlıklarını korumak için üniversitelerde değil, ilk öğretimde ve hatta anaokulunda seçmeli olarak Çerkesçe eğitiminden bahsedilmesi, bugünün kapitalist dünyasında insanların televizyonla ilişkilerini çözümleyerek 7/24 yayın yapan Çerkesçe televizyon istemeleri ve bunları özellikle istemekteki düşüncelerin açılımı, Çerkes toplumunun devrimci mücadele içinde kitlesel olarak olmasa dahi, bireysel olarak olgunlaşmış kişilerin çok olduğunu gösteren şeylerdi.
Şimdi Çerkes toplumu 2'nci sınavıyla baş başa kalmıştır ve bende bir Çerkes olarak inanıyorum ki bu sorunu aşacaktır. Bu sınav, 1,5 asırdır sessiz kalan bir milletin bir anda parlaması ile ilgili kendi içinde doğan sorunlara karşı verdiği siyasileşme sınavıdır. Kendi içinde tartışarak doğruyu bulacakları, mücadeleye daha güçlü girişecekleri bir sınavıdır. Fakat şöyle bir sıkıntı var ki, nasıl halledileceği konusunda bir fikir çıkaramıyoruz. Özgürlük mücadelesi yalnızca Çerkeslerin, yalnızca Kürtlerin, Yalnızca Alevilerin değildir bu mücadele bu topraklar üstünde yaşayan her kesimin, her toplumun mücadelesidir ve birleşme ihtiyacı vardır. Çerkes toplumu bu gereksinimi nasıl anlayacaktır ve değerlendirecektir biraz kuşkulu. Zira Çerkesler geldiklerinden bu yana sessizliklerini korumakla kalmamış; Türk kimliğine üstün hizmetler ederek, devletin bir çok kritik yerinde üst düzey görevler almıştır ve bu durum Çerkes milletinin eşitlik, özgürlük, anadil gibi sıkıntılarında diğer mücadelelerle birleşmesini zorlaştırıyor.
Şimdi halk bir karar vermelidir! Devrim bütün müdür? Yoksa parçalanmış mıdır? Şimdi halklar kendilerine sormalıdır! Kürtler isteklerine kavuşunca Çerkesler için konuşacaklar mı, susacaklar mı? Çerkesler isteklerine kavuşunca Kürtler için konuşacaklar mı? Susacaklar mı? Siyasi yapılanma süreci sadece kendi kutbunda ve ekseninde, başka hak ve özgürlüklere kapalı kalarak isteğine erişince tekrar eriyecek mi?…
Canberk Apiş
CERKES.net








Yorumlar
Bence hızlandırılmış bir Çerkeslik kursuna alınması faydalı olur.
Hemşehrisi Hatko Schamis in yazılarını okuyup anlamaya çalışsaydı eminimki ayakları yere basan yazılar yazabilirdi.
Ancak yine de yazmaya yeni başlayan bir kardeşimiz ve bu isteğini köreltmek yanlış olur.
Kendisine başarılar diliyorum. Çerkes(Adıge) halkını iyi tanımasınıda.
Sen devrimci mücadelene bak kardeşim, kurtar bütün dünyayı sonra gel buralara.
Enternasyonel kardeşim sizden şu halinizle bir halt olmaz bu millete.
Bunu maskelemek için o kadar uzun yazıyorsun ki, kendini göstermek için bu kadar çırpındın ama bak ben göreceğimi gördüm yine.
Şu ışıkla kalın muhabbetide bu sol jargon ayağıdır. Bilmiyor değilsiniz herhalde.
Bu enternasyonel kardeşlerin şifre sözüdür. IŞIKLA KAL.
Neyse artık bu kelamın kerameti.
Çerkesin Adıge olduğu ile ilgili karşı tezlerin o kadar ezbereki o konuya hiç girmiyorum bile.
Canberk kardeş anladık İNSAN sında birazda ÇERKES olmayı dene istersen.
İkisi inan birbiriyle çelişmez. Yinede keyfin bilir, takıl sen öyle İNSAN..İNSAN.. iyidir öyle
Neden, Mesela İrani bir halk Çerkes olabilirken Türki bir halk olamıyor.
Neden, Çeçenler Çerkes 1 500 000 kadar Çeçen içerisinde kaç tane Çeçen Çerkesim der, var mı böyle bir şey..
Bilmiyorum, bu milletlere OOOnlarda Çerkestir demek saygılılıkkmıdı r.
Sosyalizm, ulusların kader tayini, ulusların eşitliği veya insanlık, adıgelik, Çeçenlik, Asetinlik midir ki?
Tamam, tamam...
Siz istediğinizi söylemeye devam edin....
Yani ben anladım sizi, yukarıdaki yazıda Çerkes denilen yerlerde Türkçe Konuşmayan Halklar anlatılıyor.
Olağan üstü bir yaklaşım. Sizin 'timden' başka bir yerde bu söylenceye inanan var mı ki.
Ay, ağzımı tutayım.
Dünya üzerinde liberal hareketlenme dolaylı bir takım hareketlerin gözlemini yapıyoruz. Bu inisiyatif başlığı altında bunların söyleminin pek anlamlı olmadığının bilincindeyiz fakat etkileşim sonucu bu liberal hareket ile birbirine karşı saldırganlaşan toplumların gelişimi ve güç dengesi oluşumları şuan Çerkes toplumlarını da etkilediğinden bunlara değinmekte fayda görüyoruz. Bugüne kadar (90lı yıllar) kardeşçe yaşayan ve dış dünyaya tanınan Çerkes isimlerinden rahatsız olmayan bizler, sosyal devlet anlayışının, özellikle Sovyetlerin yıkılmasıyla belirginleşen bir ayrımlaşmacılık içerisine düştük; çünkü sosyalist aydınlara göre Kapitalizm, dengeleri oluştururken insanların gözlerini köreltmek için Faşizm ruhunu diriltir ve toplumsal sürtüşmeyle derin bir alışverişe giren toplum değişimi göremeden içine düşer. Hatta ki ünlü bir “kurbağa deneyi” teorisi vardır. Bu teoriye göre, suyu kaynatıp kurbağayı direk kaynayan suya atarsanız suya değer değmez hemen içinden fırlar. Fakat su soğuk iken kurbağayı suya atarsanız orada durur ve yavaşça ısıtırsanız su kaynayana (kurbağa ölene) kadar kurbağa dışarı çıkmaz. Türkiye-de ayrıştırılabile cek tüm kesimler bir bölünmüşlüğün içine sürüklenmiştir ve Çerkesler dahi, ortak kaderi paylaşarak buraya sürülmüş olan o haklar topluluğu içerisinde böyle bir bölünmeye girişiyorlarsa, biliniz ki önümüzdeki günlerde kapitalizmin dozunu yüsekten hissedeceğiz.
•Adige olmayan Kuzeykafkasya yerlileri Çerkes ismini devretmeli mi?
Biz buna sıcak bakmıyoruz çünkü Çerkes ismi ile yapılmış bir çok şeyde onlarında emeği olduğunu biliyoruz ve aynı zamanda onları kendimizden ayırmamakta ısrarcıyız. Bizim için bize en yakın kardeşimizler. Emeklerini yükledikleri Çerkes kimliğini terk ederek, bu istem ardında plan yapan birilerinin ekmeğine yağ sürmeleri ne onlar için nede bizler için faydalı değildir. Biz birlikte olduğumuzda daha güçlü olacağımıza inanmalı, inatla kenetlenmeliyiz .
•Adigeler ne yapmalı?
Adigeler kesinlikle kardeşleriyle ayrışmanın kendilerine bir katkı sağlamayacağını unutmamalı ve bugüne kadar yaşadıkları ortak kader, ortak tarih gibi anılarını hatırlamalılar. Ayrışmanın katkısının olmayacağı bariz olarak ortada dururken, Çerkes adını tek isim altına toplamak isteyenlerin amaçları iyice araştırılmalıdı r. Çünkü, talepler noktasına geldiğinde Adigelere katkı sağlayıcı somut adımlar atmayan insanlar veya gruplar içerisinde bu bilgiyi deklere edenlerin amacı iyi ve gerçekten tarihin gerçekliği olsaydı sadece dışlamaya yönelmiş ve sahiplenmeye gayret eden bir çaba olmaz, pozitif ayrımcılık denilen anlayışla tarihin gerçeklerini deklere ederken birlikteliğimiz e zarar vermeyecek yeni kuramlar geliştirmeyi denerlerdi fakat onlar ki; Adige olmayanlara karşı keskin bıçak gibi kesme girişiminde bulunarak birlikteliğimiz in gücünü umursamadan ayrışmamız gerektiğini zırvalıyorlar.
•Nasıl biz oluruz?
En başta insanlık faydasına görüşleri savunmayı öğrenmemiz ve ulusal üstünlük gibi ayrıştırmacı düşüncelerden arınmamız gerekmektedir. Biz olmak için, üstünlük çabalarını yıkmalı ve çabalayanların çabalarını hiçe çıkarmalıyız. Biz olmak için sadece Çerkes olmaya gerekte yoktur. Biz olmak için; ortak taleplerde yeterlidir aslında fakat bugüne kadar biz olmaya adadığımız Çerkes ismini-de art niyetli urlara teslim etmemeliyiz. Çerkes ismi, bizim birlikteliğimiz in gelenekselleşmi ş ismi olarak kalmalıdır. Birbirimize karşı saygıda kusur etmeyen halklar olarak, birbirimizin yanında durmaya gayret etmeli ve kurum, kuruluş, inisiyatifimiz ne olursa olsun bize güzel şeyler getirmeyi amaçlayan her organizasyona gönlümüzle katılmalıyız."
Eğer gerçekten okuyorsanız umarım anlamaya gayret edersiniz.Ayrıca, çeşitli paradokslarla; hedef şaşırma niyeti içindeyseniz ve bir sonraki muhtemel yorumunuzda, bundan önceki diğer yorumlarınıza benzer şekilde gerçekleşecek ise şimdi şuradan size yorumunuza cevap vermeye bile tenezzül etmeyeceğimi bildiririm. Akıl, mantık ve konu içinde; kişiliklerimize karşı terbiyesizlik boyutuna ulaşacak hareketler yapmadan her türlü tartışmaya açığım. Ben, en gerçeği, en iyiyi bilecek değilim, bu yüzden samimi yorumunuz beni gerçeğe kavuşturmaya yönelik olursa, size de minnettar kalırım.
Işıkla kalın :)
"İçimizde Faşist var.
Bu bildiri, aynı zamanda Osmanlı devletine göç ettiğinden beri Çerkes kimliği ile yaşayarak kendini Çerkes kimliğine adayan tüm Abhaz, Oset, İnguş ve Çeçenler için yazılmıştır. Bölünmenin ve bölücülüğün çabalarının amaçları doğrultusunda ilerleyen dünya halklarını “Böl, Parçala ve yok et” sloganlarıyla el altına alan emperyalistleri n oyuncağı olan faşistlere karşı önlem amacıyla şekillendirilmi ştir.
Kendi tarihinden yoksun olarak, ikinci tarihlere başvurarak tarihi deklere eden insanlar tarafından bugün, kendini Çerkes kimliğine adayan ve Adige olmayan tüm Kuzeykafkasya yerlilerinin asırlık çabaları tek halk olarak ele gasp edilmek isteniyor. Oysa gerçekte Adige halkı kendine bugüne kadar hep Adige demiş olmakla birlikte, Çerkes kimliğiyle emeklerini bu kimliğe veren ve Adige olmayan insanların emeklerini, bu söylemi kabul ettirme girişimleriyle kendi adına almaları-da doğal olarak bir faşist çabaya dönüşüyor! Biz konuyu anlaşılabilir kılmak için parçalara bölerek konuyu iyice açacağız.
•Çerkes ismi neden önemlidir?
Çerkes ismi, ismi üstüne almak isteyen Adigeler için hali hazırda servet gibidir. Çünkü bu isim üstüne asırlık emekleriyle tüm Kuzeykafkasya yerlileri bir çaba sarf ederek, kendi içlerinde ulusal isimlerini kullansalar bile dışarıya karşı bu isimle yansımışlardır. Bu isim reklamı edilmiş, tanınmış ve sevilmiş bir isimdir. Asırlarca, Adige olmadan ve kendine Çerkes diyerek tanınmış Kuzeykafkasya kökenli aydınlar, sanatçılar olmuştur. Tarih yazılmıştır ve Osmanlı arşivlerinde çoğu zaman tüm Kuzeykafkasya halkları adına geçen veriler Çerkes olarak yazılmıştır. Çerkes ismi önemlidir çünkü; bu isim hazır sofradır ve her şeyin kendilerine geçmesini isteyen bazı insanlar için kaçırılmaz servettir. Bugüne kadar dış dünyada yapılmış tüm Kuzeykafkasya emekleri bir seferde yalnızca Adigelere devredilecek, her şey bir anda Adigelerin olacaktır.
•Abhazlar, Osetler, Çeçenler ve İnguşlar kendilerine neden Çerkes demiştir?
Bu topraklara sürülmüş olanlar yalnızca Adigeler değildi. Kuzeykafkasya büyük bir savaş sonrası ağır yaralanmış halklar tarafından dolup taşmış; sürgün edilmiş ve edildiği sürgünle daha da yıpranarak zor günler geçirmişti. Bir arada olmak, kader ortaklığı ve akrabalık; kültürel benzerlik ve aynı düşmana karşı savaşarak, aynı yenilgiyi ve aynı sefaleti çeken halklar bu topraklarda sürüldükleri her yerde birbirine sarılmak durumunda kalmıştı. Adigeler, kendine Adige diyor Abhazlar kendine Abhaz diyor, Osetler kendine Oset diyordu ama hepsi dışarıya, dışarıdan kendilerine söylenen şeyi, “Biz Çerkesiz” diyorlardı. Çünkü birlikte yaşamak zorundaydılar, çünkü birbirlerini en iyi anlayan yine onlardı.
•Değişen ne oldu ki insanlar uçlaştı
Ne yapalım, rüya veya düş olmadım. terfi etmedik yani.. (elbette rüya olmak düş olmak, düş kesilmekte güzel olmalı
Bana, denizi anlatın,
Bulutları anlatın,
Bulutların ardını anlatın,
Kumsalı anlatın,
Kumların içine sızmış suları anlatın,
Anlatın anlatın,
Bayılıyorum, anlatanlara, (Sizi yakından tanımak ) teklifiniz, içimi kıpırdatsamı.... Ay
Ben zor anlarım, Bir zahmet yukarıdaki yazıda 'Çerkes' diye bahsettiğiniz şeyi, şöyle açık, net, rüya gibi, düş gibi olmadan eski halinizle, terfi etmemiş halinizle İNSAN olarak cevaplasanızya;
Mesela deseniz ki Çerkes MUĞLAKTIR isteyen istediğini anlasın, ben öyle yazdım isteyen istediğini anlasın.
Veya Çerkes Adıge, Abaza, Asetin dir veya Başka bir şeydir deyin.
Çerkes kendini Çerkes hissedendir deyin (ay böyle deseniz ne hoş olur, aynı atatürk cümlesiiii).
Net olarak, anlattıklarınız dan anladığımız. İNSANLIKTAN, RÜYALIĞA
Yeni makamınız, mevkiniz hayırlı olsun, Rüya bey, düşlere garkolmuş, düş olmuş bey, bir düşseniz böylesi enteresanlıklar ın peşinden...Yeniden, şey şu terfi işinden vazgeçseniz...
şu kaçma, gelme, sığınma, yaranma gibi yorumları yapanlara cevap vermiyorum. sakın ha kendimi üstün gördüğümü düşünmeyin,onla rın yorumların benim verecek hiç cevabım yok. Tarih zamanında vermiştir, zamanı gelince bir daha verecektir onlara gereken cevabı.
Gelelim Aslı Ceren Hanım'ın kişiliğime (ironik şekilde) saldırma tarzına. Her şey bir yana sevgili Aslı, 'İNSAN'ca yaklaşım karakterimin bir parçası.
Şöyle başlamışsınız;
"Lütfen gereksiz yere kendinizi yormayın.
Canberk Apiş beyi tanırmısınız bilmem.
Canberk bey, Çerkes dediğinde neyi anlatır bilmiyorsunuz."
Canberk Bey, karşılıklı tartışmaya açık ve her şeyin en iyisini bildiğini iddia eden bir insan değildir, ben 'İNSAN'ların fikirleri üzerine kendimi yorarım; doğruyu ararım. Bırakın insanlar-da kendini yorsun ve böylece bir gerçek için mücadele vermiş olalım kişiliklere asılsız ithamlarla saldırmak yerine. Hem halkım için, hem halklar için daha faydalı bir şey olur. Canberk Beyi, siz tanır mısınız? Keşke tanısanız, belki utanırdınız. Canberk Apiş, hiçbir iyi dileği sadece bir millete, selameti kavmine istemez; İnsan olarak konuşmaya başlar; İnsan olduğunu hiçbir zaman unutmamak için her zaman insan olduğunu anlatıcı şeylerden konu eder.
Canberk Beyi anlamak için, anlamaya açık bir zihinle ve önyargılardan kurtularak, konuları birbirinden saptırmadan baştan aşağı bağlayıcı bir algı ile okumak gerekiyor. Niyeti kötü olanın, karşısındakini kötü sanması çok kolaydır. Çerkes haklarıyla ilgili mücadelemin sadece Çerkesliğe dönük, kapalı, ikiyüzlü bir aidiyetleştirme sangı korkusu, içlerindeki faşistlerle baş edemeyen ve-de yaşı kaç olursa olsunn beyninin o kısmı hep çocuk kalan insanların beni, kişiliğimde sadece Çerkeslik üzerinden vurma denemesi, Canberk Apiş'in Anti Faşist Türkiye, Antalya Anarşist İnisiyatifi gönüllüsü, Kadın hakları mücadelesindeki yeri, Kaos GL ile farklılığın üzerine kurulan egemenliğin kayıtsız şartsız yok edilmesini savunan Anarşist Komünist idealleri peşinde işçi hakları, kürt hakları, kültürel varolmaya filiz açan her halkın içinde olması ve indirgenmesi gerektiğinde halkın kendi kaderini tayin etmeninde ötesinde kişinin tüm tahakküme karşı bile halkı içinde bağımsız bir şekilde kendi kaderini tayin etme hakkını savunması.. Ormandaki ağaçlar, deredeki balıklar, gökyüzündeki kuşlar, kutuptaki foklar için bile varolan mücadele anlayışı; Canberk Apiş'i tanıyan herkes içi kişiliğime yakıştırdığınız Çerkesleştirme Elçisi rolünü, ancak bir komedi şovu içindeki kişinin insanları güldürmek için söylediği ibir sözden ibaret kalır. Sizleri, Çerkeslik tanımımda (Çerkes derken bahsettiğim) beni ayık kafaya ve-de kendi içine düştüğünüz faşizmden bir an olsun kurtularak anlamaya davet ediyorum. Abzekhteam.w... 'u biliyorsunuz zaten girin okuyun. Anlamadığınız argüman ve terimler (sözler) olursa; 'İNSAN'lıktan 'RÜYA'ya transfer olan ve ince araştırdığınız sosyal paylaşım sitesindeki hesabım mesaj atıp sorabilirsiniz. Hanım Efendi, bilmemek değil, öğrenmemek ayıp. Ayrıca Canberk Apiş'in insanlık adına diğer yazılarını facebook/capisg zihinbirligi.blogcu.com adreslerinden ///4-5 yıllık çalışmalarıyla da takip edebilirsiniz.
Akıbetinde, kişiliğime yaptığı tespitlerde doğru kısımları, kendime ödev edip; bunların üzerine düşünerek kendimi düzeltmeye çalışacağımı, elimden geleni yapacağımı bilmenizi isterken; hiç tanımadığınız bu adamın karakteri hakkına yaptığınız tüm bilinçsiz ve talihsiz kısımları aynen olduğu gibi size geri iade ederim. Ne kadar ciddiye alacağınızı bilemem fakat benden size bir (İNSAN) tavsiyesi; analiz edeceğiniz kişiyi biraz daha tanıyın.. Bir analiz daha etmek isterseniz, bende sizin ile tanışmaktan memnun olurum.
Işıkla kalın.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için