|
Prof. Nadia Camukova (d. 1976, Moskova), dünyanın bilinen en zeki insanı. Dağıstan Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi, tarihçi, edebiyatçı Camukova, 3 buçuk yaşında ilköğretime başlamış, 11 yıllık okulu yedi yılda altın madalyayla tamamlamıştır. Ortaokul ve lise yıllarında Rus dili ve edebiyatı, matematik, tarih ve coğrafya konularında Sovyetler Birliği birincilikleri almıştır. 1985′te lise eğitiminin yanı sıra tıp kolejine başlamıştır. İki yılda hem lise hem tıp eğitimini üstün başarıyla tamamlamış, Moskova Devlet Üniversitesi ve Dağıstan Devlet Üniversitesi’nde eş zamanlı olarak eğitimini üstün başarıyla sürdürmüştür.
Cumukova, 25 yaşında tarih ve edebiyat dallarında iki ayrı profesörlük unvanına sahip olmuştur.ZEKA ÖDÜLLERİ VARDIR.[1] Picasso ölçüm standartlarına göre 360 üzerinden 357, Einstein ölçüm standartlarına göre 200 üzerinden 199.37 puan alan, bilim dünyası tarafından dünyanın en zeki insanı kabul edilen Dağıstan kökenli profesör. Ayrıca 25 yaşında dünyanın en genç profesörü olma ünvanına sahiptir.[2]
Moskova Beyin Araştırmaları Enstitüsü tarafından dünyanın en zeki insanı ilan edilen Prof. Dr. Nadia Camukova Rusça, İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça, Türkçe ve Farsça'nın yanında, Türkçe’nin Türkiye, Azeri, Tatar, Gagavuz, Kumuk, Nogay, Karaçay ve Kazak lehçelerini de aksansız olarak konuşabilmektedir.
23 yaşında geçirdiği beyin kanamasından dolayı okuduğu miktarı azaltmaya karar vermiştir.[2] Camukova, 300 sayfalık bir kitabı normal insanlara göre göz gezdirmek şeklinde 45 dakikada okumaktadır ve diğer insanlara göre daha iyi anlayabilmektedir
Zekâ mı, mutluluk mu? Her 'ortalama' insan daha zeki, hatta çok zeki olmayı hayal eder. Ne var ki fazla zekâ, insanı mutlusuz edebiliyor. Örnek mi? Gelin Yeni Aktüel dergisinin son sayısında yer alan bir habere birlikte göz atalım: Dağıstanlı Nahide Camukova, 1976'da Moskova'da dünyaya geldi... İki yaşında okuma yazmayı öğrendi... Üç buçuk yaşında ilkokula başladı... Dört yaşında Kuran'ı ezberledi, Marx'ın Kapital'ini okudu... Testlerde Einstein'ın zekâsına sahip olduğu ortaya çıktı... Liseden 11 yaşında mezun oldu... İki üniversite bölümünü bitirdiğinde sadece 14 yaşındaydı... Gördüğü, duyduğu, okuduğu hiçbir şeyi unutmuyordu... 25 yaşında hem tarih, hem de edebiyat profesörü oldu... Rusça, Türkçe, Arapça, İngilizce, Farsça, Almanca ve Fransızca konuşabiliyor... Müthiş bir yaşam, değil mi? Peki Camukova mutlu mu? Değil! Nedenini kendisinden dinleyelim: "Yaşıtlarımla hiç arkadaşlık yapamadım; çünkü okulda herkes benden büyüktü... Normal insanların yaptığı şeylerden zevk almıyorum: Bir kere dahi diskoya gitmedim. Bugüne dek sadece iki film izledim çünkü daha baştan hikâyenin nereye varacağını anlıyorum... Günde ancak dört saat uyuyabiliyorum, fazlası başımın ağrımasına yol açıyor... Hiç erkek arkadaşım olmadı; aşk nedir bilmem... Bugüne dek hiç ağlamadım, bağırmadım. Hiçbir şey beni heyecanlandırmaz..." Şimdi söyleyin bakalım, Camukova kadar zeki olmayı ister miydiniz?
HZ. MUHAMMED EN ZEKİ İNSANDIR
Dünyanın en zeki insanı ünvanına sahip olan Prof.Dr. Nadia Camukova, “Hz. Muhammed bana göre en zeki insandır. Çünkü dünyanın yönünü değiştirmiştir” dedi. Dağıstan Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi olan ve dünyanın en zeki insanı olarak bilinen Prof.Dr. Nadia Camukova (31), Ereğli Yıldırım Koleji’nde öğretmen, öğrenci ve velilere yönelik verdiği konferansta, Kur’an-ı Kerimin cazibesinin son kitap olmasından kaynaklandığını söyledi. Naida Camukova, bir romandan ilmi olarak alınabilecek şey olmadığını ancak Kur’an-ı Kerimden öğrenilecek çok şey olduğunu ifade ederek “Kur’an-ı Kerimde, insanın yaradılışına aykırı gelebilecek hiçbir şey görmedim” diye konuştu. Hazreti Muhammed’in dünyanın en zeki insanı olduğunu belirten Camukova, şöyle konuştu: “Zeka dünyanın yönünü iyiye doğru yürütmek için vardır. Kötüye kullanılan zeka yok edebilir, iyiye kullanılan zeka dünyanın varlığını daha iyi konuma getirebilir. Hazreti Muhammed dünyanın en zeki insanıdır. Çünkü dünyanın yönünü değiştirmiştir.” HATIRASINI ANLATTI Camukova, Kur’an-ı Kerimi Moskova’da öğrendiğini belirterek bir hatırasını anlattı. Bir Tatar’ın evine misafirliğe gittiklerini belirten Camukova, şöyle konuştu: “O zaman dini konuları açıktan anlatmak yasaktı. Oradaki beyefendi, Sinbat’ın maceralarını Arapça’dan Rusça’ya çeviriyordu. Sesli çeviri yaptığı için biz de dinliyorduk. Ben orada farklı bir yazı gördüm. Dikkatimi çekti. O ne okuduysa ben de onu okudum. Sonra çeviri yapan çay içmeye geçti. Ben de kitabı aldım okumaya başladım. Benim okuduğumu gören çeviri yapan kişi, babama bu Arapça biliyor mu diye sordu. Babam ona benim özel durumumu anlattı. Sonra çevirici bana bir kaç ayet öğretti. Daha sonra aynı kişinin yanına birkaç kez gittim. Sonraları da gitme ihtiyacı hissetmedim. Okuduğum için ezbere öğrendim. Kalın kitaplar hoşuma gidiyordu. O zamanlar 3,5 - 4 yaşındaydım. Kur’an-ı Kerim’in anlamını veren kitapları okumaya başladığım zaman 16 yaşındaydım” Camukova, konuşmasında “Bir zekayı kötüye kullandığımız zaman yok edebilir. Bir zekayı iyiye kullandığımız zaman dünyanın varlığını daha iyi bir konuma getirebiliriz” ifadelerini kullandı. Nitekim bilgi ve zekayla varlığı ortaya konmuş bir örnek Eınsteın’da bilgili ve zeki bir insan olduğunu anlatan Camukova, şöyle konuştu: “Hitler de bilgili ve zeki bir insandı. Birinin emelleri dünyadaki insanlığı yok etmeye sürüklüyordu. Ötekinin yaptığıyla dünyanın işleri son derece kolaylaştı.” “İnsanlığı var etmekle en başarılı olan kimler?” diye soran Camukova, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsanlığı kötülerden koruyup, iyiliğe yönelik toparlamasını, duygularına inerek ifade edip kendi temsilini yaşatmış olanlardır. Bunlar peygamberlerdir. Hz. Muhammed bana göre en zeki insandır. Dünyada yaradılışın felsefesini ortaya koyan birkaç kitaptan biri Kur’an-ı Kerimdir. Son olarak indirilmiş kitap olan Kur’an-ı Kerimdir. Bunun asıl cazibesi bana göre bundan kaynaklanıyor. Kur-an’ı Kerim de söylenip, yazılıp da bana veya insanın yaradılışına aykırı gelecek bir şeyi ben daha görmedim” Katılımcıların dikkatle dinlediği Nadia Camukova, şöyle konuştu: “Hangimiz sadece etten veya kemikten yapılmayız. Var mı aramızda öylesi. Sayısalla sosyalı nasıl ayırıyoruz. Eğitimde ayırmamız büyük bir yanlış değil ama hayatta ayrı tutmamız büyük bir yanlış. Eğer bir insan tarihi bilmiyorsa, tarihteki olayları birbirine bağlayıp mantık yürütmeyi bilmiyorsa o insan rakamlar kalıp formülle bittiği yerde matematikte tıkanır. Devamını getiremez. Çünkü mantık yürütemez. Rakamları formüllere bağlayamayan bir insan cümle kurmakta zorlanır. Matematikte tıkanıyorsanız emin olun roman okumuyorsunuzdur, ondan tıkanıyorsunuz” Türkiye’de ÖSS sistemine de değinen Camukova, “Veli teşvik etmemiş olsaydı, ben çok hırçın, inatçı, sadece kendi dediğimi doğru bilen bir çocuktum. Dolayısıyla hiçbir duvarda yerini bulamayan, her tarafı köşeli bir taş gibiydim. Her kayadan kopan taş denize düşerse deniz dalgalarıyla yuvarlanır. Beni de hayat öyle yuvarlamıştır. Bugün ÖSS’ye girsem ben kazanırım ÖSS’yi. O psikolojik heyecan içerisinde o çocukların heyecanını taşıyor olsam, kesinlikle kazanamam. Heyecen bilgiyi unutturan bir şeydir, dengeyi kaybettiren bir şeydir. Dengeyi kaybettikten sonra doğru bir şey yapamayız. Şu an bizim bugün bu eğitim sistemini değiştirmek gibi bir niyetimiz var mı? Bugün için yok. Farklı zeka özürleri diyoruz, zeka tektir. Ona ulaşma yönleri farklı olabilir. Öğretmen öğrenciyi, öğrenci öğretmeni sevmeli. Eğer öğrencimize ve öğretmenimize her şeyiyle kabullenme ve sevme gözüyle bakarsak, onun olumsuz yönlerini sevgimizle ortadan kaldırırız” Camukova, Türkiye’ye karşı özlemini ve gördüğü ilgiyi ise şu sözlerle ifade etti: “İnsanlar evlerinden uzak olunca evlerini özler. Evlerini değil evin içerisindeki yakın akrabalarını özlerler. Ama gittiği yerlerde akrabalarını görebiliyorsa ve karşısındaki insanları gerçekten akraba olarak hissediyorsa bu özlemi kısmen olsa da gideriyor. Siz benim evimin özlemini kısmen de olsa giderdiğiniz için teşekkür ediyorum.” Hakkari ne kadar ücra ve uzak ise Dağıstan’ın da Rusya’nın Hakkarisi gibi ırak, uzak ve ücra” bir yer olduğunu anlatan Camukova, şöyle konuştu: “Dağıstan’da 2.5 milyon insan var. Bu insanların yüzde 70′i üniversite mezunu. Onun için büyük bir olay değil annemin tıp doktoru, babamın savcı olması” Hayatına dair kesitlerle öğrencileri güldüren Camukova, sözlerini şöyle tamamladı: “1. sınıftayken öğretmen benden çok dertliydi. O harflerle uğraşıyor ben kitap okuyordum. Eve geldiğimde ilk söylediğim, ‘Ben okuldan istifa ettim. Çünkü öğretmen bir şey bilmiyor’ oldu. Bu nedenle siz öğretmenlerinizi sevin, öğretmenlerin de öğrencilere çok şey vermesi gerekiyor.”
_________________

cerkez çerkes kafkasya adige çerkez çerkes kafkas abhaz adiga abaza kuzey müzik music mp3 wored tarih kültür fotoğraf foto resim bilgi isim ad köyleri düğün mahalli video kitap savaş haber güncel yeni dil sözlük çeviri kiril dernek kafder kaffed birkaf en iyi yeni çok bkd imam şeyh şamil adigey abhazya oset çeçen karaçay rusya siteleri indir dinle tarih türk
|