Radio Adıga’dan (İsrail) David Shawgen ile Çerkeslerin Gündemi ve Geleceği Üzerine Bir Sohbet

Gürcistan’ın Çerkes soykırımını tanıması, Rus-Çerkes Savaşları’nın sona ermesinden bu yana Çerkes tarihinin en önemli olaylarından biridir ve bunun için
Gürciastan’a teşekkür etmeliyiz...Çerkesler aptal değiller, her ülkenin kendi çıkarları olduğunu çok iyi biliyoruz. Yani herkesin kendi çıkarlarını gözetmesi çok doğaldır, ama bu, mutlaka diğeri için bir olumsuzluk anlamına gelmez. Çerkesler de kendi çıkarlarını gözetmek için ellerinden geleni yapmalılar.
Jinal: Merhaba David, bana seninle bu röportajı yapma izni verdiğin için teşekkür ediyor ve önce seni okuyucularımıza biraz tanıtmak; mesleğin ve Çerkes sorunları ile ilgili yoğunlaştığın alanlar hakkında bilgi vermek istiyorum. Bu konularda bize neler söylemek istersin? David: Ben de öncelikle benimle böyle bir röportaj yapmak istediğiniz için sizlere teşekkür etmek istiyor ve ulusumuz için çok önemli bilgileri bizlere ulaştıran-yayan tüm "
Cherkessia.net" ailesine çalışmalarının devamında başarılar diliyorum.
İsmim David Shawgen ve bugünlerde Sosyoloji Bölümü'nde yüksek lisans eğitimimi tamamlamak üzereyim.
İsrail'de doğdum, büyüdüm ve bütün hayatım boyunca cemiyetimizin aktif bir üyesi olmaya çalıştım. Ancak, anavatanımızı ziyaret ettikten ve diasporadaki kimi
Çerkes topluluklarını tanıdıktan sonra, o zamana kadar üzerinde yoğunlaştığım çalışma alanının bütünüyle yanlış olduğunu gördüm. Eğer kendim ve halkım için iyi bir gelecek istiyorsam, yerel değil; uluslararası düzeyde bir faaliyet göstermem gerektiğini anladım.
Çünkü yerel düzeyde karşılaştığımız sorunların hepsi, aslında, genel olarak hepimiz için ortak ve daha büyük çaplı bir sorunun izdüşümüydüler. Bu sorun, anavatanımızda yaşama ve bağımsız olarak kendi kendimizi yönetme hakkından mahrum olmamızdı. Radyo-Adiga ekibinin bir parçası olmak, bana ve arkadaşlarıma bu düzeyde bir değişimi gerçekleştirme ve bu büyük sorun üzerine uluslararası düzeyde bir farkındalık yaratabilme fırsatı verdi.
Jinal: İsrail’de yaşayan Çerkes diasporasının durumu hakkında bize neler söyleyebilirsin? Orada nasıl yaşıyorsunuz? İsrail’de yaşayan Çerkeslerin ulaşmak istedikleri ana hedefler neler? David: İsrail’de yaklaşık olarak
4000 Çerkes, ağırlıklı olarak İsrail’in kuzeyindeki iki köyde;
3000 kadarı Kfar Kama’da, geri kalanı da Reyhaniye’de yaşıyorlar. Benim de yaşadığım Kfar Kama’da, yakın komşularımız Araplar ve Yahudiler için de çekici olan onlarca küçük işletme ve atölye var. Son zamanlarda turizm de canlandı ve eşsiz Çerkes Müzesini veya Çerkes kültürünü tanıtan diğer işletmeleri gezip, kültürümüzden ve tarihimizden etkilenen birçok insan geliyor köyümüze..
İsrail’deki Çerkes toplumu olarak, bir yandan, dünyaya dağılmış bir şekilde yaşayan diğer topluluklar gibi, Çerkes ve Müslüman kimliklerimizi yaşatabilmek için elimizden geleni yapıyoruz; ama diğer yandan da içerisinde yaşadığımız topluma entegre olarak sosyo ekonomik durumumuzu iyileştirmeye çalışıyoruz.
Köyümüzdeki okullarda, Çerkes dili ve tarihi ile birlikte İbranice, İngilizce ve Arapça eğitimi de veriliyor. Ve okullarda resmi dil İbranice olmasına rağmen, öğretmenleri Çerkes olan sınıfların çoğunda dersler Adigece yapılmakta.
Kafkaslardan ve diğer diaspora Çerkes topluluklarından gelen ziyaretçiler, sık sık İsrail Çerkeslerinin anavatanlarından bu kadar uzun zamandır ayrı olmalarına rağmen, dillerini ve gelenek göreneklerini çok iyi koruduklarından sözederler. Ancak, bu toplumda yaşayan biri olarak, asimilasyon sürecinin bizi her yıl nasıl etkilediğini de görüyorum ve tamamen yokolacağımız gün sanırım o kadar uzak değil.
Jinal: İsrail’de Çerkesler devletten bir destek alıyorlar mı?David: İsrail Devleti'nin Çerkes vatandaşlarına yönelik resmi pozisyonu pozitif ve bu biz
İsrail devletine bu olumlu yaklaşımından dolayı
müteşekkiriz. Kfar Kama, bir yerel birim olarak köy işleri, okullar ve yönetim için direk devletten maddi destek alıyor. Reyhaniye ise bağlı olduğu bölgeden alır bu maddi desteği. İsrail Devleti, genel olarak,
Çerkeslerin kendi dillerini ve gelenek-göreneklerini yaşatmalarından rahatsız değil; hatta bizi bu konuda desteklemeye de hazır. devam edeceğini sorunları var ve o da onlara yardım etmek için hazırdır. Ancak İsrail'de yaşayan Çerkeslerin sayısı çok az, bu nedenle politik bir güç olmaları mümkün değil Çerkesler siyasi güç haline numaraları çeviremiyor küçük bir azınlık, bu yüzden kesinlikle ülkedeki Yahudilerle aynı olanaklara sahip olamayacaklarını düşünüyorum.
Ancak, örneğin 2008 yılının Nisan ayında, İçişleri Bakanlığı, 21 Mayıs’ı “
seçmeli ( özel, HS ) bir gün” olarak tanıdı [ yani, bir Çerkes isterse 21 Mayıs günü işe gitmeyip anma törenlerine katılabilir; ama sanki o gün çalışmış gibi maaşını alır ]. Ve bildiğim kadarıyla,
İsrail, 21 Mayıs’ın Çerkesler için bir Yas Günü olduğunu resmen tanıyan tek diaspora ülkesidir. Bu, bizim seçmen olarak pek bir gücümüz olmadığı halde, hala devletten Çerkeslerin yararına olabilecek birşeyler alabileceğimizi gösteriyor.
Jinal: RADİO ADIGA’da aktif olarak çalışıyorsun. Bu projenin amacı nedir? Bu çalışmayı ne zaman başlattınız? Şimdiye kadar başardıklarınız ve etkileri neler? David: RADİO ADIGA 2004 yılında bir grup gönüllü tarafından kuruldu. Çerkeslerin kendileriyle ilgili konulara yoğunlaşan uluslararası bir yayın organının olmaması bizim için çok büyük bir hayal kırıklığı olmuştu ve biz bu konuda bir şeyler yapmak gerektiğine karar verdik. Bulduğumuz çözüm, internet üzerinden yayın yapan ve dinlemek isteyen herkesin, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın rahatça ulaşabileceği bir Çerkes radyosu kurmak oldu.
RADİO ADIGA’nın iki amacı vardı ( hala da var ): ilki, Çerkeslere, aralarında hiç bir bağın-iletişimin olmadığı küçük toplulukların değil; küresel bir toplumun parçası olduklarını hissettirmek ve bu yolla Çerkes ulusal kimliğinin yeniden canlanmasını ve korunmasını sağlamak.İkincisi de, Çerkeslerin sorunlarını dünya gündemine taşımak.
Önce
Adıgabzeolarak, sonra da dillerini unutmuş soydaşlarımız için diğer dillerde yayın yapmaya başladık ve çok kısa bir sürede Çerkesçe, Türkçe, Rusça, Arapça ve İngilizce olmak üzere 5 dilde günlük haber programları yapmayı başardık. Artı, Çerkes dünyasını ilgilendiren ciddi konularda canlı radyo programları hazırladık. Tüm bunları diasporadan gönüllü Çerkesler arasından kurduğumuz iletişim ağı sayesinde başardık.
RADİO ADIGA’nın en önemli başarısı, gittikçe, bütün dünyadan birçok Çerkes aktivisti için önemli bir buluşma adresi ve Çerkeslerin sorunları üzerine küresel çapta bir duyarlılık yaratmanın aracı haline gelebilmesi oldu. RADİO ADIGA son yedi yıl içinde, Jamestown Vakfı’nın Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlediği ilk konferanstan Gürcistan’ın Çerkes soykırımını tanıma kararını aldığı güne kadar, Çerkes sorunu ile ilgili pek çok olumlu gelişmenin, hem içinde yeralmış hem de desteklemiştir.
RADİO ADIGA olmasaydı bu gelişmeler olmazdı demek istemiyorum; ama RADİO ADIGA ekibinin, bu kampanya boyunca önemli bir rol oynadığını da belirtmek gerekir.
Jinal: Gürcistan parlamentosu, 20 Mayıs 2011 tarihinde, Çarlık Rusyası’nın Çerkes ulusuna karşı işlediği insanlık dışı suçların soykırım ve etnik temizlik olduğuna karar verdi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu karar, Çerkes ulusunun geleceği için ne anlama geliyor? David: Gürcistan’ın Çerkes soykırımını tanıması, Rus-Çerkes Savaşları’nın sona ermesinden bu yana Çerkes tarihinin en önemli olaylarından biridir ve bunun için Gürciastan’a teşekkür etmeliyiz. Böylece, ilk kez “
Çerkes Sorunu” sadece Çerkes topluluklarının sorunu olmaktan çıkıyor ve yine ilk kez Çerkeslerin uzun acı tarihi bir başka ulus tarafından resmen tanınıyor.
Bu tanımanın, Çerkeslerin geleceği için çok geniş kapsamlı etkileri olacaktır, fakat hepsinden önemlisi, bu karar, Çerkeslerin artık kendilerinden gaspedilen hakları talep etmeye başladıklarını ve bu konuda kendilerine yardım etmeye hazır halkların olduğunu göstermektedir. Çerkes soykırımı, Çerkes tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır ve bu soykırımın tanınması Çerkeslerin, Kuzey Kafkasya'nın yerli halklarından biri; soykırımın yaşandığı toprakların da tarihi Çerkesya olduğunun tanınması anlamına gelmektedir. Ki, bunlar zaten birbirinden ayrılamazlar ve özel olarak vurgulanmaları da gerekmiyor.
Burada, soykırımın tanınmasının kendi başına bir amaç değil; Çerkes halkının yokolmasını önlemenin araçlarından yalnızca biri olacağına işaret etmek istiyorum. Ancak, ulusumuzun bir kısmının- özellikle de kimi eğitimli gençlerin – Çerkes Sorunu’nun uluslararası platformlara taşınabilmiş olmasının önemini anlamamış olmalarına, hele hele Rus hükümetinin kabaca reddetmesinden sonra, gerçekten üzülüyorum.
Jinal: Sen o günlerde Tiflis'teydin. Deneyimlerini bize anlatır mısın? Gürcistan’ın, Çerkesler ve sorunları ile ilgili gerçek tutumu nedir? Gürcülerin sadece kendi politikalarını yaptıklarını ve bizi kullandıklarını söylemek mümkün mü? David: Her şeyden önce, Çerkeslerin, kendi çıkarlarını hayata geçirmelerine yardımcı olacak herhangi bir teklifi reddetme lükslerinin olmadığını görmenin önemine değinmek istiyorum, hatta bu teklif Ruslardan geliyor olsa dahi. Tedbirli olmamız gerektiği doğrudur, fakat bu, elimizde hiçbir kanıt olmadan, hep en kötü olasılıktan yola çıkıp herşeyi reddetmek demek değildir..
Çerkesler aptal değiller, her ülkenin kendi çıkarları olduğunu çok iyi biliyoruz. Yani herkesin kendi çıkarlarını gözetmesi çok doğaldır, ama bu, mutlaka diğeri için bir olumsuzluk anlamına gelmez. Çerkesler de kendi çıkarlarını gözetmek için ellerinden geleni yapmalılar.
Gürcülerin bizi kullandığını, bizim de bunun farkında bile olmadığımızı söylemek gerçekten komik. Bunun, bizimle görüşmek isteyen Rusların tekliflerini, kesin bir avantajları olacaktır diye korkup reddetmekten farkı yoktur. Gürcistan’ın bize destek vermesine muhalefet edenlere benim tavsiyem, şu soru üzerinde biraz düşünmeleri: Bu durumdan kim daha kazançlı çıkıyor? Diğer Kafkas halkları ile bağlar kurarak konumunu güçlendiren bağımsız bir Kafkas Devleti mi, yoksa bağımsız bile olmayan; ama yaşadığı soykırım ve Çerkesya’daki varlığı tarihi olarak tanınacak ulus mu?
Ayrıca orada, Gürcistan parlamentosu üyelerinin düşüncesiz insanlar olmadıklarını ve duygularıyla hareket etmediklerini gördüm. Belgeleri uzun uzun incelemiş ve Gürcistan dışından birçok akademisyenden destek almış olmaları, bize niyetlerinin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Benim için, parlamentoda soykırımın tanınmasına destek verenlerden çok, karşı çıkanları dinlemek ilginç oldu. Soykırımın tanınmasına en ciddi karşı çıkanların dahi, zamanlamanın uygun olmadığını ve Gürcistan için sonuçlarının olumsuz olacağını dile getirirken Çerkes Soykırımının geçerliliğine bir itirazlarının olmaması bize Gürcistan’da nasıl bir destek olduğunu gösterdi.
Gürcistan Parlamentosu üyeleri, Çerkeslere yardım etmek için gökten inen melekler değiller, ama belgeleri gördüler ve bu belgelerdeki gerçekleri gören birinin bu soykırımı tanıması kadar insani bir tavır olamaz. Hatta (
Çerkes soykırımını tanımasının, HS ) Gürcistan için kimi sonuçları olacaktır ve bu kararı böyle cesur kılanın da bu olduğunu unutmamak gerekir.
Devam edecek...Hazırlayan: Jinal TamszuqoÇev: Hatko Schamis
Cherkessia.net