Not: Metnin orjinal başlığı "Bayan Chek Çiçek ile 2011 Yılındaki Gelişmeler Üzerine Söyleşi"
“...Ben, yalnızca biz Çerkeslerin ulusumuzun ihtiyaçlarını ve taleplerini doğru bir şekilde tanımlayabileceğimize inanıyorum. Çerkes sorunu, Rus ve Çerkes ulusları arasında görüşülmeli ve çözülmelidir...
Çerkes Soykırımı bir gerçektir ve sadece Gürcistan’ın değil, tüm dünyanın bunu tanıması gerekiyor... Diasporadaki
Çerkes Örgütlenmelerinin bu konuda sessiz kalmalarının kesinlikle bir bahanesi olamaz... birgün kesinlikle hedeflerimize ulaşacağımıza yürekten inanıyorum...”
Jinal Tamszuqo: Bayan Chek, sizinle bu röportajı yapma istemime olumlu yanıt verdiğiniz için teşekkür ederim. Önce okuyucularımıza nerelisiniz, bugün nerede yaşıyorsunuz, mesleğiniz vs gibi konularda biraz bilgi verebilir misiniz? Çiçek Chek: Türkiye’den geliyorum. Adıgelerin Çerkes olmayanlardan ayrı köylerde yaşadıkları
Uzunyayla’da doğdum ve büyüdüm. Dumen ailesindenim.
Adıge Xabzelerine sıkı sıkıya bağlı bir şekilde yetiştirildim. Anadolu Üniversitesi'ini bitirdikten sonra bir finansal kuruluşta 10 yıl çalıştım ve 1987 yılında California’ya taşındım. California Fullerton Devlet Üniversitesi İşletme bölümünde muhasebe üzerine lisans eğitimi aldım. Bu günlerde Pacific Coast Üniversitesi Hukuk Okulu'ndan hukuk diploması almaya çalışıyorum. Bir kurumun insan kaynakları ve kontrölü işinde çalışıyorum.
Jinal Tamszuqo: Dünya Çerkes Derneği (DÇB)nin yönetici kadrolarından birisiniz. Tam olarak göreviniz nedir DÇB’de?Çiçek Chek: Ben 2003 yılından beri Dünya Çerkes Derneği’nin Yönetim Kurulu üyesiyim. Geri Dönüş ve Uluslararası İlişkiler Komitesi’nde görevliyim. Çerkesleri "
özel bir durum" olarak ele alması için Rusya Federasyonu ile açık ve dürüst bir diyaloğun başlatılması amacıyla Geri Dönüş programları hazırlayıp DÇB’ye sundum. Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Örgütü’nün 2010 yılının Mayıs ayında Rusya Federasyonu’na sunduğu teklifi (resolution) hazırladım. Bu resolution ile Rusya Federasyonu’ndan Çerkesleri Tarihi Çerkesya’nın yerli halkı olarak resmen tanımasını; 46 maddelik “Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Hakları Beyannamesi”ni onaylamasını; yürülükteki Geri Dönüş yasalarını yeniden düzenleyerek Çerkesleri “
özel bir durum” olarak kabul etmesini ve Çerkeslerin anavatanları Çerkesya’ya mutlak ve koşulsuz geri dönüş hakkı dahil bütün haklarını tanımasını ve sorumluluğu üstlenmesini talep ettik. Ve bu yılın 16 Mayıs’ında RF Duma’sına Çerkes Ulusunun ve Kültürünün Rehabilitasyonu ve Korunması için yazılı bir
program sundum.
Jinal Tamszuqo: Moskova'ya gittiniz ve Rus Parlementerlerle görüştünüz. Moskova’ya gitme amacınız neydi? Onlara siz ve genel olarak Çerkesler hakkında ne anlatmak istediniz?Çiçek Chek: Bu, Rus hükümeti ile Çerkesler arasında bu düzeyde yapılan ilk toplantıydı. Ben, yalnızca biz Çerkeslerin ulusumuzun ihtiyaçlarını ve taleplerini doğru bir şekilde tanımlayabileceğimize inanıyorum. Çerkes sorunu, Rus ve Çerkes ulusları arasında görüşülmeli ve çözülmelidir. ( Moskova toplantısı, HS) kaygılarımızı ve isteklerimizi dile getirme; birbirine saygı göstererek ve tarafların çıkarlarını gözeterek açık ve diyalog yoluyla sorunlara çözüm arama anlamında bizim için tarihi bir fırsat oldu.
Jinal Tamszuqo: Gürcistan Parlementosu 20 Mayıs 2011 tarihinde Çarlık Rusya’sının suçlarını “Soykırım” olarak tanıdı. Bu kararın ulusumuz için anlamı nedir sizce?Çiçek Chek:
Çerkes Soykırımı bir gerçektir ve sadece Gürcistan’ın değil, tüm dünyanın bunu tanıması gerekiyor. Bu anlamda, Birleşmiş Milletler bir üyesi ülkenin Çerkes soykırımını tanıması ulusumuz için büyük bir kazanımdır. Trajedimizin uluslararası alanda tanınması yolunda atılmış çok önemli bir ilk adımdır ve Rusya Hükümeti Çerkes sorununu artık gözardı edemeyecektir.
Jinal Tamszuqo: Pek çok Çerkes örgütü bu konu hakkında açıkça konuşmak bile istemiyorlar. Sizce bunun nedeni ne olabilir?Cicek Chek: Rusya'nın izlediği siyaset ve mevcut politikaları nedeniyle, anavatanımızdaki Çerkes aktivistlerin kendilerini açık açık ifade etmede kimi tereddütlerinin olmasını anlarım. Ve tam da bu nedenle diasporada yaşayan Çerkeslerin seslerini yükseltmeleri çok önemli. Diasporadaki Çerkes Örgütlenmelerinin bu konuda sessiz kalmalarının kesinlikle bir bahanesi olamaz.
Jinal Tamszuqo: Bu durumda KAF-FED’in, Avrupa Çerkes Dernekleri Federasyonu’nun ( FDTKV ) ve diğer kimi grupların neden sessiz kaldıklarını; bırakın destek vermeyi, ( soykırımın Gürcistan tarafından tanınmasına, HS ) karşı çıkmalarını anlamak mümkün değil. Kimi “yaşlılar” Çerkes Soykırımının Adıgey ve Kabardey-Balkar Parlementolarınca 1990’lı yıllarda tanındığını dahi inkar edebiliyorlar. Hatta bazıları, Rusya’nın suçlu olduğunu dahi kabul etmeyip suçu atalarımızın üzerine atmışlardı.
Çerkesya-Yurtsever Hareketi’nin geçen yıl ciddi bir etkisi oldu. Bu hareket hakkında ne düşünüyorsunuz? Uzun vadede Çerkes halkı üzerinde ne gibi bir etkisi olabilir? Çiçek Chek: Çerkes ulusal bilincinin ve varlığımızı devam ettirebilmek için anavatanımızın olmazsa olmaz olduğu inancının yeniden doğuşuna-yükselişine şahit oluyoruz. Büyük Çerkes kurum ve kuruluşları Çerkes sorunları ile Rusya’nın izin verdiği kadar ilgileniyorlardı. Birçoklarının gözleri korkutulmuştu, sindirilmişlerdi.
Bugün ama, daha cesur; yeni bir Çerkes kuşağı yetişiyor ve bunlar, Çerkeslerin haklarının kazanımı için çalışanlara taze kan ve ilham kaynağı oluyorlar. Bu, özellikle yoğun bir Çerkes nüfusa sahip Türkiye için geçerli. Demokratikleşmenin de bir sonucu olan bu uyanış, Türkiye Çerkesleri’nin, ulusumuz için önemli bir kazanım olacak muazzam potansiyelinin açığa çıkması ile sonuçlanıyor.
Jinal Tamszuqo: Size göre, Çerkes ulusunun bundan sonraki adımları ve hedefleri neler olmalıdır?Çiçek Chek: Birincisi, herşeyden önce ortak bir gündemimizin ve hedeflerimizin olması gerekiyor. Bu nedenle Dumaya “
Çerkes Ulusunun ve Kültürünün Rehabilitasyonu ve Korunması Programı” nı sundum. Bu program üzerinde tüm dünya Çerkesleri olarak hemfikir olabilirsek çok memnun oluruz. Özellikle, diğer Çerkes örgütleri tarafından da resmen onaylanırsa.
Çerkes hareketi bireylerin değil, ilkelerin etrafında örgütlenmelidir. Bu ilkelerin geniş ve yaygın bir tabanda destek bulması, hareketin gücünün garantisi olacaktır.
İkincisi, yeni bir hava yaratmamız gerekiyor. tüm algısını değiştirmek gerekir. Çerkesler, anavatanları için ve anavatanlarında kendilerine Allah tarafından ( yaradılışlarından beri sahip oldukları, HS ) bahşedilen haklarını aramaya devam edecekler. Bu, uluslararası hukuk ve yasalar tarafından da desteklenen doğal ve takdir edilmesi gereken bir çabadır. Biz nereye gidersek gidelim, nerede yaşarsak yaşayalım orası için yararlı olabilecek bir gücüz. Rusya, bizim özlemlerimizi bir
Çerkes Sorunu olarak değil, bir fırsat; bir şans olarak görmelidir. Bu, herkes için daha iyi olurdu. Biz, amaçlarımıza Rusya ile karşıtlık içerisinde değil, Rusya ile birlikte çalışarak ulaşmak istiyoruz ve bu niyetimizi yeterince açık gösterdik. Bu nedenle, artık biz Çerkesler değil; Rusya karar verecek bundan sonra ilişkilerimizin karşılıklı işbirliği mi, yoksa düşmanlık ekseninde mi olacağına.
Üçüncü olarak, ben hedeflerimize kesinlikle ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Bu nedenle, artık ulusal kurumlarımızın geliştirilmesi için plan-program yapmaya başlamalıyız. Huzurlu-barışçıl; kültürel ve ekonomik olarak enerjik-canlı bir ulus olabilmek için neye sahip olmamız, ne yapmamız gerekir?Tüm bunları vakit geçirmeden gündemimize almamız gerekiyor. Bunu başkalarının bizler için yapmalarını isteyemeyiz, bekleyemeyiz. Bazıları bunun için henüz çok erken olduğunu düşünebilir; fakat bunları yapabileceğimizi hem kendimize hem de geleceğimiz üzerinde etkili olabilecek ( güçlere, HS )göstermek gerekiyor. Bizim haklarımızı garanti edecek herhangi bir söylemin ve istemin bölgede, Rusya Federasyonu’nda veya Avrupa’da olumsuz sonuçları olur gibi düşüncelerden kendimizi kurtarmalıyız.
Jinal Tamszuqo: Sayın Çiçek, görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.Hazırlayan: Jinal TamszuqoÇev: Hatko Schamis
Cherkessia.net